Velayet Sahibi Ebeveyn Çocukla Başka Şehre Taşınabilir mi?

Velayet, evlilik birliğinin sona ermesi durumunda çocuğun bakım, gözetim, eğitim ve temsil görevlerinin ebeveynlerden birine tevdi edilmesini ifade eden ve kamu düzenine ilişkin olan bir kurumdur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 09.09.2015 tarihli, 2015/14466 E. ve 2015/15164 K. sayılı kararında vurgulandığı üzere, velayet kamu düzenine ilişkin olup tahkikat süresince hâkim tarafından da yeni olaylar nazara alınır. Velayetin düzenlenmesinde, çocukların üstün yararı, ana ve babanın isteklerinden önce gelir.

Boşanma veya ayrılık sonrasında velayet hakkına sahip olan ebeveynin mesleki, ekonomik veya ailevi nedenlerle başka bir şehre ya da ülkeye taşınması, aile hukuku uygulamasında en sık karşılaşılan uyuşmazlıklardan biridir. Taşınma olgusu; velayet hakkının kapsamı, velayeti kendisinde bulunmayan diğer ebeveynin çocukla kişisel ilişki kurma hakkı ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 183 uyarınca koşulların değişmesi nedeniyle alınacak önlemleri doğrudan ilgilendirmektedir. 4721 sayılı Kanun m. 183 hükmüne göre: “Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim, re’sen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır.”

Velayet Sahibi Anne veya Baba Çocukla Başka Şehre Taşınabilir mi?

Velayet hakkı, çocuğun yerleşim yerini belirleme yetkisini de bünyesinde barındırır. Anayasa Mahkemesi’nin 30.04.2024 tarihli ve B. No: 2022/60016 sayılı kararında ifade edildiği üzere, “velayet hakkı kendisinde bulunan babanın müşterek çocukla gerek yurt dışı gerekse yurt içinde seyahat etmesinin ve yerleşim yerini belirlemesinin annenin muvafakatına bağlı olmadığı, babanın işi ve çocuğunun eğitimi nedeniyle Kıbrıs’a yerleştiği bunun velayet hakkının kötüye kullanılması olarak kabul edilemeyeceği belirtilmiştir.” Dolayısıyla, velayet sahibi anne veya babanın çocukla birlikte başka bir şehre taşınması kural olarak velayet hakkının olağan bir kullanımıdır.

Bununla birlikte, velayet hakkının kullanımı diğer ebeveynin çocukla kişisel ilişki hakkını tamamen ortadan kaldıracak veya felce uğratacak biçimde gerçekleştirilemez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 29.03.2022 tarihli, 2022/2315 E. ve 2022/3013 K. sayılı ilamında belirtildiği gibi: “Çocuk ile ana ve babası, düzenli kişisel ilişki elde etme ve bu ilişkiyi sürdürme hakkına sahiptir. Ana ve babası ayrı olan çocuğun ebeveyniyle düzenli kişisel ilişki kurması ve bu ilişkiyi sürdürmesi çocuk için bir hak olduğu gibi, ana ve baba için de haktır.” Benzer şekilde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 21.09.2023 tarihli, 2023/6525 E. ve 2023/4157 K. sayılı kararında da “Ana ve babası ayrı olan çocuğun ebeveynleriyle düzenli kişisel ilişki kurması ve bu ilişkiyi sürdürmesi çocuk için bir hak olduğu gibi, ana ve baba için de hak olduğunu” ifade edilerek “davacı ile çocuk arasındaki aile bağlarının korunup geliştirilmesi, çocuğun menfaati gereği olduğu” hüküm altına alınmıştır. Taşınma neticesinde tarafların hakları dengelenmeli, çocuğun yüksek yararı ekseninde bir değerlendirme yapılmalıdır.

Başka Şehre Taşınmak İçin Diğer Ebeveynin İzni Gerekir mi?

Yargı kararları uyarınca, velayet hakkı kendisinde bulunan ebeveynin çocukla birlikte yerleşim yerini değiştirmesi kural olarak diğer ebeveynin iznine veya onayına tabi değildir (Anayasa Mahkemesi, B. No: 2022/60016). Taşınma eylemi iş, eğitim, evlilik veya sosyal nedenlerle gerçekleştiğinde tek başına velayet hakkının kötüye kullanımı teşkil etmez.

Ancak şehir değişikliği, daha önce boşanma ilamıyla tesis edilen kişisel ilişki takviminin fiilen uygulanamaz hâle gelmesine yol açabilir. Bu durum, taşınmanın mevcut mahkeme ilamındaki hükümleri etkilemesi sonucunu doğurur. Ebeveynin izin alma zorunluluğu bulunmamakla birlikte, diğer tarafın kişisel ilişki hakkının engellenmemesi ve çocuğun örselenmemesi adına değişen koşullara göre mahkemeden kişisel ilişkinin uyarlanması talep edilmelidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 26.09.2024 tarihli, 2024/5791 E. ve 2024/6479 K. sayılı kararında vurgulandığı üzere, “Kişisel ilişkinin düzenlenmesine ilişkin mahkeme kararları kesin hüküm oluşturmaz. Gerek ana babanın, gerekse çocuğun koşullarının değişmesine bağlı olarak kişisel ilişki her zaman tamamen veya kısmen değiştirilebilir”.

Şehir Değişikliği Çocukla Kişisel İlişkiyi Nasıl Etkiler?

Şehir değişikliği neticesinde ortaya çıkan fiziki mesafe, mevcut kişisel ilişki düzenlemesinde yer alan ayın belirli hafta sonları veya hafta içi görüşmelerini fiilen imkânsız kılabilir ya da çocuğu aşırı derecede yorabilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 12.09.2023 tarihli, 2023/5701 E. ve 2023/3865 K. sayılı kararında, okul çağındaki çocukların seyahat zorluğuna dikkat çekilerek, “çocuğun okula devam ettiği zamanlarda, bir yerden bir yere gitme, okul sonrası yapması gereken araştırmalar yada etkinlikler için vakit ayırmak yerine eve geç saatte gelerek ertesi güne hazırlık yapma durumunun çocuğu olumsuz etkileyebileceği” tespiti yapılmıştır. Bu nedenle taraflar farklı şehirlerde ikamet ettiğinde hafta sonu gibi kısa süreli ve sık seyahat gerektiren düzenlemeler yerine; yarıyıl tatili, ara tatiller, yaz tatili ve dini bayramları kapsayan blok ve yatılı sürelerin belirlenmesi çocuğun yararına görülmektedir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 20.04.2010 tarihli, 2010/1020 E. ve 2010/7787 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere, “Gerçekleşen yeni olgular karşısında tarafların ayrı ülkelerde ikamet ettikleri de gözetilerek, davacı ile çocuğun kişisel ilişkisinin, çocuğun menfaatine uygun düşecek şekilde yeniden düzenlenmesi gerekirken, bu hususun gözetilmemesi doğru bulunmamıştır.” Yine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 26.09.2024 tarihli, 2024/5345 E. ve 2024/6448 K. sayılı kararında, taşınma sonrasında kişisel ilişki kurulurken “yabancı ülkede yaşayan çocuğun kişisel ilişki düzenlenmesine esas olmak üzere yaşanılan ülkede eğitim öğretim dönemleri, ara tatil ve yaz tatilinin başlangıç ve bitiş tarihleri araştırılıp çocukların eğitim öğretim hayatlarını aksatmayacak şekilde kişisel ilişki düzenlemesi yapılması gerektiği” açıklanmıştır.

Aynı zamanda Yargıtay, tarafların ayrı şehirlerde yaşaması halinde kişisel ilişki sürelerinin ebeveynlik duygusunu tatmin edecek düzeyde olması gerektiğini aramaktadır. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 08.04.2015 tarihli, 2014/24709 E. ve 2015/7070 K. sayılı kararında, ayrı şehirlerde oturulması halinde senede yalnızca Temmuz ayı ve dini bayramların ikinci gününü içeren kişisel ilişkinin “annelik duygularını tatmine elverişli olmadığı gibi çocukların zihinsel, bedensel ve ruhsal gelişimleri içinde yeterli bir süre değildir.” denilerek hüküm bozulmuştur.

Öte yandan, ulaşım koşullarının gelişmiş olduğu durumlarda tarafların açık bir talebi yoksa mahkemelerin aynı şehir veya ayrı şehir ayrımına gitmesine gerek bulunmadığı da içtihat edilmiştir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 14.12.2015 tarihli, 2015/6439 E., 2015/23908 K.; 07.12.2016 tarihli, 2016/16602 E., 2016/15668 K.; 22.02.2018 tarihli, 2016/11793 E., 2018/2404 K. ve 26.09.2024 tarihli, 2024/5791 E., 2024/6479 K. sayılı kararları). Yargıtay kararlarında “Taraflar ayrı şehirlerde oturmakla birlikte gelişen ulaşım şartları ve kolaylığı nazara alındığında kişisel ilişki düzenlenirken ‘aynı şehir’, ‘ayrı şehir’ ayrımı yapılması gerekli bir unsur değildir” ve “Taraflarca özellikle bir talep olmadığı taktirde, günümüz ulaşım koşulları da dikkate alınarak kişisel ilişki tesis edilirken, aynı yer-farklı yer ayrımı yapılmamalıdır” ilkeleri benimsenmiştir.

Çocuğun Okulunun ve Yaşam Çevresinin Değişmesi Velayeti Etkiler mi?

Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararlarında çocuğun eğitim düzeni, alıştığı sosyal çevre ve psikolojik dengesi velayet tespitinde belirleyici unsurlar olarak kabul edilmektedir. Velayet değiştirme davasına yönelik detaylı makalemize buradan ulaşabilirsiniz.

Anayasa Mahkemesi’nin 10.12.2024 tarihli ve B. No: 2021/17601 sayılı kararında, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye de atıfla, “küçüğün üstün yararının alıştığı eğitim ve aile çevresinde olmasını gerektirdiğini” ve “Velayetin tespitinde uzman raporu, tarafların koşulları, çocuğun maruz kaldığı olaylar/riskler gözetilerek çocuğun fiziksel ve ruhsal gelişimine en uygun çözümün tercih edilmesi ve bunun çocuğun yararına olduğunun yeterli gerekçeyle açıklanması gerekir” tespiti paylaşılmıştır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 12.09.2023 tarihli, 2023/5701 E. ve 2023/3865 K. sayılı kararında ise “çocuğun yaşı itibariyle okul çağında olduğu, çocuğun psikolojik, duygusal, fiziksel gelişiminin önemine ek olarak önceliğinin okul hayatı, okul başarısı, sosyal ilişkileri olduğu anlaşılmakta” tespiti yapılmıştır. Yine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 02.04.2024 tarihli, 2023/10193 E. ve 2024/2307 K. sayılı ilamında, “küçüğün babasıyla birlikte Bornova’da okuluna yakın yerde yaşaması, davacı annenin Güzelyalı’da oturması, küçüğün gittiği okul ile annenin yaşadığı ev arasındaki mesafe, küçüğün gittiği özel okulun tüm gün olması, okuldan geldikten sonra dinlenmesi ve ödevlerini yapması için geçirmesi gereken süre ile davalının da küçüğe karşı velâyet görevini sağlıklı yapabilmesi için ihtiyaç duyulan süre gözetildiğinde Mahkemece yazılı şekilde kişisel ilişki düzenlemesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı” belirtilmiş, çocuğun okul çevresinde yaşamasının korunması velayetin ifası bakımından korunmuştur.

Çocuğun anne yanında kurulu bir düzeni bulunması ve yaş küçüklüğü nedeniyle anneye bağımlı olması halinde de düzenin bozulmaması esastır. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 26.04.2023 tarihli, 2022/10404 E. ve 2023/1984 K. sayılı kararında, “çocuğun anneye bağımlı olduğu bir yaşta olduğu, anne yanında kurulu bir düzeni olduğu, bu düzenin değişmesinin yararına olmayacağı, başka bir ülkeye yerleşmesinin alışması zor bir sürecin başlangıcı olacağı” belirtilerek mevcut düzenin korunması gerektiği vurgulanmıştır.

Buna karşılık, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 25.09.2013 tarihli, 2013/2773 E. ve 2013/21832 K. sayılı kararında somut olaydaki eğitim düzeni ve çocuğun tercihi velayet değişikliğine esas alınmıştır: “Velayetin düzenlenmesinde aslolan çocuğun üstün yararıdır.” ilkesi hatırlatılarak, “Annenin başkasıyla evlenmiş olduğu, eşiyle birlikte Bodrum’da yaşadığı, babanın ise, çocuğun eğitim ve öğretim gördüğü İstanbul’da yerleşmiş bulunduğu, çocuğun babasının yanını tercih ettiği gözetildiğinde baba yanında kalmasının bedeni fikri ve ahlaki gelişimine engel olacağı yönünden bir delil ve sebep de bulunmadığına göre, velayetin anneden alınıp, babaya verilmesi uygun olacaktır.” sonucuna varılmıştır. Çocuğun üstün yararı ilkesine yönelik makalemize buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Başka Şehre Taşınmak Velayetin Değiştirilmesine Neden Olabilir mi?

Yargıtay yerleşik içtihatlarına göre, velayet sahibi ebeveynin yalnızca başka bir şehre taşınmış olması, tek başına ve kendiliğinden velayetin değiştirilmesi için yeterli bir sebep teşkil etmez.

Yargıtay 2. H.D., 24.10.2011, 2011/3677 E., 2011/16615 K.

“Hemşire olarak görev yapmakta olan annenin, Eskişehir’den Adana iline taşınmış olması velayetin değiştirilmesi sebebi olarak kabul edilemez.” Ebeveynin çocuğa kötü davranışı, görevi ihmali veya kötüye kullanımı ispatlanmadıkça velayet değiştirilemez.

Yargıtay 2. H.D., 26.09.2024, 2024/5345 E., 2024/6448 K.

“annenin velâyet görevini kötüye kullandığının ispatlanamadığı, fiilen velâyet görevini de yerine getirdiğinin anlaşıldığı, bu sebeple velâyetin değiştirilmesine yönelik asıl davanın reddinin isabetli olduğu”

Yargıtay 2. H.D., 09.03.2023, 2022/11526 E., 2023/914 K.

Taşınma durumunda “davalı annenin velâyet değişikliğini gerektirecek bir ihmalinin ispatlanamadığı” hallerde davanın reddine dair bölge adliye mahkemesi kararı onanmıştır.

Yargıtay 2. H.D., 19.09.2023, 2023/5976 E., 2023/4059 K.

Ebeveynin çocuğu yurt dışına götürmesi ve savaş nedeniyle ülke değiştirmesi tek başına velayetin savsaklandığı anlamına gelmez; “baba Tolga’nın çocuğu yurt dışına götürmesi ve burada çıkan savaş nedeniyle Almanya’ya yerleşmeleri bundan kaynaklı çocuğun eğitim hayatının düzenli olmadığına yönelik iddialar da davalı …’nın açık bir şekilde velâyet görevini yerine getirmemesi olarak değerlendiremeyeceği” belirtilmiştir.

Yargıtay 2. H.D., 18.05.2023, 2023/3875 E., 2023/2467 K.

“velâyet sahibi annenin evlenmesinin tek başına velâyetin değiştirilmesini gerektirmeyeceği”, somut olarak velayet görevinin savsaklandığının kanıtlanması gerektiği ifade edilmiştir.

Buna karşın, velayetin değiştirilebilmesi için koşulların esaslı ve sürekli biçimde değişmesi ve velayet sahibinin görevini ağır biçimde savsaklaması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.05.2018 tarihli, 2017/2419 E. ve 2018/1099 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, “boşanma ile düzenlenen velayetin değiştirilebilmesi için velayet kendisine verilen tarafın ya da velayete konu çocuğun durumunda boşanma hükmünden sonra esaslı değişikliğin şart olduğu ve eldeki davada olduğu gibi ayrıca esaslı değişikliğin önemli olmasının ve süreklilik arz etmesinin gerektiği” vurgulanmıştır. Aynı kararda, “velayetin düzenlenmesinde asıl olanın küçüğün yararını korumak ve geleceğini güvence altına almak olduğundan çocuğun fiziksel ve ruhsal gelişimini engelleyen ve süreklilik arz edecek nitelikte bulunan her olayın ve tehlikenin büyüklüğünün değerlendirilerek sonuca varılmasının yerinde olacağı” açıklanmıştır. Ebeveynin taşınarak çocuğu sürekli akrabaların yanında bırakması durumu ise velayetin değiştirilmesi sebebi sayılmıştır. HGK kararında, “velayeti annede olan ve sürekli olarak anneannenin yanında kalan, yalnızca tatillerde annesinin yanına giden çocuk için o annenin velayet yükümlülüğünü yerine getirdiğinden söz etmenin mümkün bulunmadığı, bu durumun açıkça TMK’nın 348. maddesinin 1. ve 2. fıkralarının ihlali niteliğinde olduğu” ve “çocuğun velayet hakkına sahip olmayan anneannesinin ve dedesinin yanında kalacağı yönündeki beyanının velayetin değiştirilmesi davasında dikkate alınmasının mümkün bulunmadığı” hüküm altına alınmıştır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun güncel m. 348 hükmü şöyledir: “Çocuğun korunmasına ilişkin diğer önlemlerden sonuç alınamaz ya da bu önlemlerin yetersiz olacağı önceden anlaşılırsa, hâkim aşağıdaki hâllerde velâyetin kaldırılmasına karar verir: Ana ve babanın deneyimsizliği, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri sebeplerden biriyle velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi. Ana ve babanın çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması. Velâyet ana ve babanın her ikisinden kaldırılırsa çocuğa bir vasi atanır. Kararda aksi belirtilmedikçe, velâyetin kaldırılması mevcut ve doğacak bütün çocukları kapsar.”

Diğer Ebeveyn Şehir Değişikliğine Karşı Ne Yapabilir?

Velayet sahibi ebeveynin çocukla başka şehre taşınması karşısında diğer ebeveynin başvurabileceği hukuki yollar şunlardır:

Kişisel İlişkinin Yeniden Düzenlenmesi (Uyarlanması) Davası:

Uzaklaşan mesafe sebebiyle eski görüşme takvimi fiilen uygulanamaz hale geldiyse, diğer ebeveyn aile mahkemesine başvurarak kişisel ilişkinin sömestr, yaz tatili, ara tatiller ve bayramlara yayılacak şekilde yeniden düzenlenmesini talep edebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 26.09.2024 tarihli, 2024/5791 E. ve 2024/6479 K. sayılı kararında ifade edildiği üzere, “Kişisel ilişkinin düzenlenmesine ilişkin mahkeme kararları kesin hüküm oluşturmaz. Gerek ana babanın, gerekse çocuğun koşullarının değişmesine bağlı olarak kişisel ilişki her zaman tamamen veya kısmen değiştirilebilir”. Benzer şekilde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 14.12.2015 tarihli, 2015/6439 E. ve 2015/23908 K. sayılı kararında da “Kaldı ki, değişen koşullara göre kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi her zaman istenebilir” denilmiştir. Kişisel ilişkiye yönelik makalemize buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Velayetin Değiştirilmesi Davası:

Şehir değişikliği salt kişisel ilişkiyi engelleme saikiyle yapılmışsa, çocuğun üstün yararı bu taşınma nedeniyle ağır risk altına girmişse, çocuğun eğitimi ve gelişimi ciddi biçimde aksamışsa veya ebeveyn çocuğu fiilen terk edip üçüncü kişilerin yanına bırakmışsa velayetin değiştirilmesi davası açılabilir. Bu tür davalarda çocuğun görüşünün kaç yaşında alınacağına dair makalemize buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Yol Masraflarına İlişkin Talepler:

Kişisel ilişkinin ifası sırasında ortaya çıkan yol giderleri bakımından Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 23.03.2023 tarihli, 2022/10991 E. ve 2023/1311 K. sayılı ilamında, “davanın eki niteliğinde olmadığı gibi infazı da kabil olmayan yol masrafları talebi hakkında karar verilmesi” hukuka aykırı bulunmuştur; dolayısıyla bu kalem kişisel ilişki davasının eki mahiyetinde karara bağlanamaz.

Yargıtay ve İstinaf Uygulamasında Çocukla Başka Şehre Taşınma

Velayet Sahibi Ebeveyn Çocukla Başka Şehre Taşınabilir mi?

Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi içtihatları şu ilkeleri belirlemiştir:

Eksik İnceleme Yasağı ve Uzman İncelemesi Zorunluluğu: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 24.03.2026 tarihli, 2025/5620 E. ve 2026/3064 K. sayılı kararında, “Velayetin düzenlenmesinde asıl olan çocuğun üstün yararıdır” ilkesi gereğince, taşınma ve ortam değişikliklerinde “Adli Destek Müdürlüğü bünyesinde görev yapan adli destek görevlisi, psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzmanlardan, her iki ebeveynin yaşadıkları yerde ve çocukla görüşmek suretiyle inceleme ve rapor istenip” hüküm kurulması gerektiği belirtilmiştir. Kararda devamla, “çocuğun fiilen yaşadığı yer ve kardeşlerin birbirinden ayrılmaması ilkesi de gözetilerek anne ve babanın bulunduğu ortamları da içerecek şekilde ve ayrıca çocuklarla da görüşme yapılarak yeniden bir rapor düzenlenmesi sağlandıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırmayla velayet yönünden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir” denilerek yerel mahkeme kararı bozulmuştur. Benzer şekilde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 09.09.2015 tarihli, 2015/14466 E. ve 2015/15164 K. sayılı ilamında, taşınma sonrası babanın ileri sürdüğü iddialar karşısında “Mahkemece iddia edilen konuların araştırılması, gerekli görülmesi halinde uzman görüşüne de başvurularak tüm delillerin birlikte değerlendirilip çocuğun üstün yararının velayetin ebeveynlerden hangisine bırakılmasında olduğunun saptanması ve hasıl olacak sonucuna göre karar verilmesi için hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir” gerekçesi sunulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi Uygulaması: Dosya verilerinde özellikle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’ne ait bağımsız bir karar künyesi bulunmamakla birlikte, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 09.03.2023 tarihli, 2022/11526 E. ve 2023/914 K. sayılı ilamında, velayet sahibinin taşınması üzerine açılan velayetin değiştirilmesi davasının reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı annenin velayeti ihmal ettiğinin kanıtlanamaması gerekçesiyle onanmıştır (“usul ve kanuna uygun olup davacı vekili temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir”). Anayasa Mahkemesi’nin 10.12.2024 tarihli ve B. No: 2021/17601 sayılı kararında da Bölge Adliye Mahkemesi’nin “küçüğün üstün yararının alıştığı eğitim ve aile çevresinde olmasını gerektirdiğini” şeklindeki gerekçesinin bireysel başvuru denetiminde incelendiği görülmektedir.

Kişisel İlişkinin İnfaz Kabiliyeti ve Dengesi: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 26.09.2024 tarihli, 2024/5791 E. ve 2024/6479 K. sayılı kararında, kişisel ilişki kurulurken “öncelikle çocuğun güvenliği gözetilmeli, bununla birlikte kurulan ilişki analık babalık duygusunu tatmin edecek nitelikte, infazda tereddüte yer vermeyecek açıklıkta, infaz kabiliyetine haiz olmalıdır” ilkesi getirilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 26.04.2023 tarihli, 2022/10404 E. ve 2023/1984 K. sayılı kararında ise “boşanma ilâmıyla kurulan kişisel ilişkinin annenin velâyet hakkını kullanmasını engelleyecek ölçüde fazla olduğu” gerekçesiyle sürelerin dengelenmesi gerektiği hükme bağlanmıştır.

Avukatın Gözünden Şehir Değişikliğinin Velayete Etkisi

Hukuki uygulamada avukatların ve mahkemelerin değerlendirmesi gereken temel unsurlar şunlardır:

İspat Yükü ve Görevin Kötüye Kullanılması: Şehir değişikliği yaşayan ebeveynin velayet görevini savsakladığı, çocuğun bakımını ihmal ettiği veya eğitimi aksattığı somut delillerle kanıtlanmadığı müddetçe sadece adres değişikliğine dayanılarak velayetin kaldırılması veya değiştirilmesi sonucuna ulaşılamaz (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2011/3677 E., 2011/16615 K.; 2024/5345 E., 2024/6448 K.).

Kişisel İlişkinin Fiilen Engellenmemesi: Velayet sahibi ebeveyn taşındığında, diğer tarafın çocukla iletişimini keyfi olarak keserse bu durum velayet görevinin kötüye kullanılması olarak değerlendirilebilir. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 02.11.2023 tarihli, 2023/8168 E. ve 2023/5191 K. sayılı kararında, “davalı erkeğin çocukla düzenli kişisel ilişki sağlaması, uzman raporlarında kişisel ilişkinin kısıtlanmasını ya da değiştirilmesini gerektirir bir durum olmadığının belirtilmesi, çocuğun mahkemedeki ifadesinde baba ile aynı şekilde görüşmek istediğini beyan etmesi” üzerine davanın reddi onanmıştır.

Çocuğun Yaşı ve İdrak Gücü: Velayet ve kişisel ilişki davalarında çocuğun bizzat dinlenmesi ve sosyal inceleme raporundaki beyanları dikkate alınır. Ancak çocuğun ebeveynler dışındaki akrabaların yanında kalma talebi tek başına velayet devrine dayanak yapılamaz (Hukuk Genel Kurulu, 2017/2419 E., 2018/1099 K.).

Uygulamada En Sık Karşılaşılan Sorunlar

Eski Kararın İnfaz Edilememesi: İki haftada bir hafta sonu görüşmesini içeren kararların, şehirler arası mesafenin uzamasıyla hem yol masrafı hem de çocuğun yorulması nedeniyle uygulanamaz hale gelmesi.

Hafta İçi Görüşmelerinin Çocuğun Derslerine Etkisi: Mesafe sebebiyle çocuğun geç saatlerde dönmesi, okul ödevlerini aksatması ve dinlenme süresinin kısıtlanması (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2023/5701 E., 2023/3865 K.).

Yol Masraflarının Uyuşmazlık Konusu Olması: Mesafenin doğurduğu ulaşım ve seyahat giderlerinin kimin tarafından karşılanacağına ilişkin tartışmalar (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2022/10991 E., 2023/1311 K.).

Çocuğun Üçüncü Kişilere Bırakılması: Taşınan ebeveynin iş veya evlilik sebebiyle çocuğu büyükanne, büyükbaba gibi akrabalara fiilen bırakması ve yükümlülüklerini devretmesi (Hukuk Genel Kurulu, 2017/2419 E., 2018/1099 K.).

Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Sosyal İnceleme Raporu (SİR) Alınması: Davada karar verilmeden önce her iki tarafın bulunduğu sosyal ve fiziki ortamlar ile çocuk bizzat incelenmeli, uzman heyetinden kapsamlı rapor temin edilmelidir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2025/5620 E., 2026/3064 K.).

Kardeşlerin Ayrılmaması İlkesi: Taşınma veya velayet değişikliği taleplerinde müşterek çocukların kardeşlik bağları gözetilmelidir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2025/5620 E., 2026/3064 K.).

İlave veya Yan Taleplerin Sınırı: Kişisel ilişkinin değiştirilmesi davasında infazı mümkün olmayan yol masrafı gibi kalemler hakkında hüküm kurulamaz (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2022/10991 E., 2023/1311 K.).

İntikam veya Engelleme Saikinin Olmaması: Taşınmanın haklı bir sebebe dayanması, sırf kişisel ilişkiyi sabote etme amacı taşımaması aranır.

Sık Sorulan Sorular

Velayeti bende olan çocuğumla başka şehre taşınabilir miyim?

Evet. Velayet hakkı sahibinin çocukla birlikte ikametgahını değiştirmesi kural olarak velayet hakkı kapsamındadır. Anayasa Mahkemesi’nin B. No: 2022/60016 sayılı kararında belirtildiği gibi yerleşim yerini belirlemek diğer ebeveynin iznine bağlı değildir.

Eski eşimin iznini almam gerekir mi?

Hayır. Velayet kendisinde olan ebeveynin şehir veya ülke değiştirmesi için diğer tarafın rızası veya muvafakati şart değildir (Anayasa Mahkemesi, B. No: 2022/60016). Ancak taşınma sonrasında diğer tarafın çocukla kişisel ilişki hakkının ihlal edilmemesi gerekir.

Eski eşim çocuğumu başka şehre götürürse ne yapabilirim?

Eski eşin taşınması sonucu mevcut görüşme günleri fiilen uygulanamaz hale gelmişse, Türk Medeni Kanunu m. 183 uyarınca aile mahkemesinde kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi davası açılabilir. Eğer taşınma çocuğun bakımını ağır biçimde savsaklamak, eğitimi engellemek veya çocuğu üçüncü kişilere bırakmak amacıyla yapılmışsa şartları varsa velayetin değiştirilmesi talep edilebilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2017/2419 E., 2018/1099 K.).

Şehir değiştirmek velayetin kaybedilmesine neden olur mu?

Kural olarak hayır. Salt başka bir şehre taşınmış olmak velayetin değiştirilmesi için yeterli bir sebep değildir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2011/3677 E., 2011/16615 K.). Velayetin değiştirilebilmesi için velayet sahibinin görevini kötüye kullandığının veya çocuğun üstün yararının ağır biçimde zedelendiğinin ispatlanması şarttır.

Taşındıktan sonra çocukla görüşme günleri değiştirilebilir mi?

Evet. Kişisel ilişkiye ilişkin mahkeme ilamları kesin hüküm teşkil etmez (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2024/5791 E., 2024/6479 K.). Yaşam koşullarının ve mesafenin değişmesi durumunda, mahkemeden tatil dönemlerini kapsayan yeni bir kişisel ilişki takvimi belirlenmesi her zaman istenebilir.

Sonuç olarak; Velayet sahibi ebeveynin çocukla birlikte başka bir şehre taşınması, kural olarak yasal velayet hakkının bir tezahürü olup diğer ebeveynin iznine tabi kılınmamıştır. Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi’nin yerleşik içtihatlarına göre, salt taşınma vakıası velayetin değiştirilmesi sonucunu doğurmaz. Velayetin değiştirilebilmesi için ebeveynin görevini ağır biçimde ihmal etmesi, velayeti savsaklaması ve çocuğun üstün yararının ciddi risk altına girmesi aranmaktadır.Şehir değişikliği karşısında asıl işletilmesi gereken hukuki mekanizma, değişen mesafe ve yaşam koşulları uyarınca çocuk ile diğer ebeveyn arasındaki kişisel ilişkinin çocuğun okul ve uyku düzenini bozmayacak biçimde (ara tatiller, yarıyıl ve yaz tatillerine yayılarak) yeniden uyarlanmasıdır.

Ankara Aile Hukuku Avukatı Desteği

Velayetin düzenlenmesi, değiştirilmesi ve kişisel ilişkinin uyarlanması davaları kamu düzenine ilişkin olup çocuğun üstün yararının belirlenmesinde uzman incelemesi ve delil değerlendirmesi kritik rol oynamaktadır. Şehir değişikliğinin velayete ve görüş günlerine etkisinin hukuki zeminde doğru tespiti, gerek velayet sahibi gerekse diğer ebeveyn açısından hak kayıplarının önüne geçilmesi için uzman bir aile hukuku avukatının profesyonel desteğiyle sürecin yürütülmesi önem arz etmektedir.

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her aile hukuku uyuşmazlığının kendine özgü şartları bulunduğundan somut olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Av. Akın Özbey olarak uzun yıllardır Ankara ilinde avukat olarak hizmet vermekteyiz. Boşanma davası, mal paylaşımı davası, ziynet alacağı davası, velayet davası, nafaka davası, soybağının reddi davası ve babalık davası gibi Aile Hukuku kaynaklı konularda müvekkillerimize hukuki destek sağlamaktayız.

Ankara’da aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarınız uzman ve deneyimli kadromuz ile profesyonel destek alarak dava sürecinizi alanında uzman bir avukatla yürütmek için hukuk büromuzla 0537 932 50 50 numaralı hattımız üzerinden iletişime geçebilirsiniz.

Ankara boşanma davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Ankara velayet davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Ankara Mal Rejiminin Tasfiyesi yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Ankara Nafaka Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Ankara Aile Hukuku yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Ankara Babalık Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Ankara Soybağının Reddi Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Benzer Yazılar

WhatsApp Telefonla Ara
WhatsApp

Av. Akın ÖZBEY sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin