Muaccel olmuş ve ödenmemiş nafaka taksitleri için koşullarına göre faiz istenebilir. Birikmiş borç hesaplanırken her taksidin vadesi ve borçlu tarafından yapılan ödemeler dikkate alınmalıdır. Nafaka borcu, dönemsel olarak doğan ve her bir vadesinde bağımsız olarak muacceliyet kazanan bir edim niteliğindedir. Bu nedenle birikmiş nafaka alacaklarının tespiti ile faiz hesaplamasında gerek taksitlerin doğduğu tarihler gerekse icra takibinden önce veya sonra yapılan ödemelerin mahsup usulü doğrudan belirleyici olmaktadır. Nafaka alacağının niteliği ve ödeme yükümlülüğünün kapsamı hakkında nafaka davalarına ilişkin açıklamalarımızı inceleyebilirsiniz.
1. Ödenmeyen Nafakaya Ne Zaman Faiz İşler?
Nafaka alacağına faiz işletilebilmesi için her şeyden önce alacağın muaccel hâle gelmiş olması gerekmektedir.
Muacceliyet Kuralı: Nafaka alacağı muaccel hale gelmedikçe faiz işlemez ilkesi Yargı kararlarında sıklıkla vurgulanmaktadır. İşlemiş ve muacel hale gelmiş nafaka olmadıkça, nafakalara faiz yürütülemez.
Karar Tarihi ve Temerrüt: Kararda faize ilişkin açık bir hükmün bulunmadığı hâllerde kesinleşmesi gerekmeyen ilamlar yönünden faiz başlangıcı karar tarihi olarak kabul edilmektedir.
Tedbir Nafakasında Ara Karar ve Sonraki Taksitler: Tedbir nafakalarında ara kararla hüküm altına alınan geçmiş taksitler için ara karar tarihinden, sonraki taksitler için ise her bir taksidin muaccel olduğu tarihten itibaren faiz yürütülebilir.
Hükmün Kesinleşmesi Esası: Nafaka alacaklarına mahkeme hükmünün kesinleşme tarihinden itibaren yasal faiz hükmedilmesi gerekmektedir yaklaşımı ortaya konulmaktadır.
2. Birikmiş Nafaka Borcu Nasıl Hesaplanır?
Birikmiş nafaka borcunun hesabı, nafaka alacağının doğduğu an, artış şartları ve her taksidin kendi vadesi üzerinden ayrı ayrı faizlendirilmesini gerektirir:
Taksitlerin Ayrı Ayrı Hesaplanması: Her ay için ve doğduğu ay nazara alınarak nafaka miktarı bakımından faiz hesabı yapılması gerekmektedir. İlgili Dairenin 15.11.2017 tarihli ve E. 2016/1427, K. 2017/15313 sayılı kararında da “nafakanın her ay için ve doğduğu ay nazara alınarak nafaka miktarı bakımından faiz hesabı yapılması gerektiğinden bilirkişi tarafından yapılan faiz hesaplaması hatalı olmuştur.” tespitiyle toptan hesaplama yapılması bozma sebebi sayılmıştır.
Vade Günü Esası: Nafakanın muaccel olduğu günün esas alınması zorunludur. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 05.06.2017 tarihli ve E. 2015/20677, K. 2017/8298 sayılı kararında, ilamın dava tarihini esas aldığı gözetilerek “nafakanın ait olduğu her ayın 26’sından itibaren o ay için nafaka borcunun muaccel olduğu gözetilerek her ayın nafaka borcuna işleyen faizin ayrı ayrı belirlenmek suretiyle toplam faiz hesaplaması yapılması gerekir” ifadesine yer verilmiştir. Dairenin 07.11.2016 tarihli ve E. 2016/8008, K. 2016/15105 sayılı kararında da “her ayın nafakasının muaccel olduğu tarihten itibaren faizi ile istenebileceği” vurgulanmıştır.
Yılın Gün Sayısı: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi (E. 2013/14027, K. 2014/4852) ve Yargıtay 12. Hukuk Dairesi (E. 2019/2740, K. 2019/6702) kararlarında faiz hesabında yılın 365 gün olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Tahakkuk ile Ödeme/Takip Tarihleri: Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 22.11.2010 tarihli ve E. 2010/14096, K. 2010/26923 sayılı kararında “Bilirkişi tarafından nafakanın tahakkuk ettiği tarih ile ödendiği tarih arasındaki dönem için faiz hesabı yapılmadığı gorülmektedir.” eleştirisi yapılmış; Dairenin 07.07.2011 tarihli ve E. 2010/32731, K. 2011/14835 sayılı kararında da “Bilirkişi tarafından nafakanın her ay tahakkuk ettiği tarih ile takip tarihi arasındaki dönem için faiz hesabı yapılmadığı görülmektedir.” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Artış Oranlarının Uygulanması: İlamda artış hükmü varsa (örneğin ÜFE/TÜFE artışı) bu oranlar geçmiş dönem nafakasına eklenerek hesaplanmalıdır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 23.12.2015 tarihli ve E. 2015/17356, K. 2015/23067 sayılı kararında ilamdaki “her ayın yedinci gününe kadar” ödeme ve “altı ayda bir TÜFE artış oranında yükseltilmesi” hükümleri uyarınca nafaka ödeme yükümlülüğünün “nafaka ödeme yükümlülüğü başlangıcının ilamda ve takip talebinde olduğu gibi, 01.07.2001 tarihinden itibaren başlatılması” gerektiği ifade edilmiştir.
3. Kısmi Ödemeler ve İcra Takibi Hesabı Nasıl Etkiler?
Borçlu tarafından yapılan ödemelerin icra takibi ve birikmiş alacak hesabına nasıl yansıtılacağı konusunda temel ilkeler şu şekildedir:
Öncelikle Faiz ve Masraflardan Mahsup Kuralı: Temerrüt hâlinde yapılan kısmi ödemeler, Borçlar Kanunu hükümlerine göre öncelikle işlemiş faiz ve masraflara mahsup edilmelidir.
Banka ve Talimat Kayıtlarının İncelenmesi Zorunluluğu: Mahsup işlemleri yapılırken ödemelerin net bir biçimde dosyaya yansıtılması gerekir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 05.06.2017 tarihli kararında (E. 2015/20677, K. 2017/8298) “mahsup edilen miktarların hangi takip dosyasına, hangi tarihte, hangi miktarda yapılan ödemeler nedeniyle olduğunun Yargıtay denetimine açık şekilde ortaya konulması gerekir” denilmiştir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 11.02.2016 tarihli ve E. 2015/26523, K. 2016/3486 sayılı kararında ise “icra müdürlüğünün banka kayıtları getirtilmeli” ve “borçlunun yaptığı tüm ödemeler Uyaptaki kayıtlar da incelenerek tespit edildikten sonra bilirkişi incelemesi yaptırılıp” denilerek ödeme tarihlerinin denetime elverişli şekilde saptanması istenmiştir.
Takip Tarihinden Sonraki Ödemeler: Takip açıldıktan sonra yapılan ödemeler takip tarihindeki borç aslından düşülmeyip infaz aşamasında nazara alınmalıdır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 18.06.2015 tarihli ve E. 2014/13648, K. 2015/13430 sayılı kararında “takipten sonraki 7.200 TL ödemenin de infaz sırasında dikkate alınmasına” karar verilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Cezai Sorumluluk Yönü: Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 31.10.2023 tarihli ve E. 2023/7745, K. 2023/6862 sayılı kararında (Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ihbarnamesine dayalı kanun yararına bozma kararında), icra takibinde “yalnızca birikmiş nafaka alacağı ile birikmiş olan nafaka alacağı için işleyen faizin ödenmesi yönünde düzenlenen ödeme emrinin adi alacak niteliğindeki geçmiş dönem nafaka borçlarının tahsili için düzenlenmiş olması” nedeniyle İİK kapsamındaki nafaka hükümlerine uymamak suçunun yasal unsurlarının oluşmayacağı kabul edilmiş ve “Sanık …’nun, üzerine atılı nafaka hükümlerine uymamak suçunun yasal unsurlarının oluşmaması nedeniyle CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince beraatine,” hükmedilmiştir.
Avukatın Gözünden: Tüm Nafaka Taksitlerine Tek Başlangıç Tarihinden Faiz İşletilmesinin Doğurabileceği Hesaplama Hataları
Uygulamada yapılan en büyük usul ve hesaplama hatası, birikmiş tüm nafaka taksitlerinin toplamı üzerinden sanki borcun tamamı en baştan (örneğin dava veya ilk taksit tarihinden itibaren) muaccel olmuş gibi tek bir tarihten topluca faiz yürütülmesidir.
Nafaka borcu her ay doğan ve vadesinde muacceliyet kazanan bir borçtur. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin E. 2013/14027, K. 2014/4852 sayılı kararında ve E. 2016/1427, K. 2017/15313 sayılı kararında açıkça belirtildiği üzere, faiz hesabı her nafaka taksidinin vadesi ve doğduğu ay esas alınarak ayrı ayrı yapılmalıdır.
Bütün taksitlere en eski tarihten faiz yürütülmesi, henüz doğmamış veya muaccel olmamış dönem taksitlerine haksız ve fahiş faiz işletilmesi sonucunu doğurur.

Ayrıca talep sınırının aşılması tehlikesi mevcuttur. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 19.09.2018 tarihli ve E. 2016/20657, K. 2018/8707 sayılı kararında, takipten sonraki dönemlerin de hesaba katılması “takip dosyasındaki talep aşılarak 28.01.2011 tarihinden sonraki dönem için de tespit yapılmış olması usul ve yasaya uygun bulunmamış bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesiyle bozma sebebi sayılmıştır.
Uygulamada En Sık Karşılaşılan Sorunlar
İcra mahkemeleri ve bilirkişi incelemelerinde öne çıkan başlıca ihtilaflar şunlardır:
Eksik Banka Açıklamaları ve Mahsup Şartları: Banka havalelerinde nafaka açıklaması yazılmaması kural olarak ödemenin ispatında sorun yaratır. Ancak yerleşik içtihatlarda belirli koşullarda hakkaniyet indirimi kabul edilmektedir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 16.12.2021 tarihli (E. 2021/10258, K. 2021/11523) ve 05.02.2019 tarihli (E. 2018/5301, K. 2019/1351) kararlarında:
“nafaka borçları yönünden yapılan ödemelerin, aylık nafaka miktarına ve bu miktarın katlarına denk gelecek şekilde düzenli olarak yapılması durumunda, ödeme belgelerinde nafaka borcuna ilişkin olduğuna dair atıf olmasa dahi, bu ödemelerin, nafaka borcundan mahsubunun hakkaniyet kurallarına uygun düşeceği” kabul edilmektedir.
Buna karşılık ödemenin aylık tutara denk gelmemesi ve düzenli olmaması hâlinde mahsup yapılamaz. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 21.04.2015 tarihli ve E. 2014/8904, K. 2015/9025 sayılı kararında “aylık nafaka miktarına uygun olmayan ve düzenli olarak yapılmayan ödemelerin nafaka borcundan mahsubu mümkün değildir” denilmiştir.
Başka Amaçlı Yapılan Ödemelerin Durumu:
Nafaka yükümlüsü tarafından yapılan her ödeme nafaka borcunu kapatmaz. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi (E. 2021/10258, K. 2021/11523) “okul ücreti vs gibi açıklamalar ile” yapılan ödemelerin nafaka borcundan mahsup edilemeyeceğini hüküm altına almıştır. İlamda açıkça bir banka hesabı belirtilmişse o hesaba yapılan ödemeler nafaka borcuna mahsup edilir (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2014/9692, K. 2015/12262; E. 2015/17356, K. 2015/23067).
Yanlış Faiz Başlangıç Tarihlerinin Seçilmesi:
Mahkeme kararında açıkça faiz hükmü bulunmadığı hâlde dava tarihinden itibaren faiz talep edilmesi (Yargıtay 12. HD, E. 2023/5314, K. 2024/2697) veya henüz kesinleşmemiş/muaccel olmamış nafaka taksitleri için geriye dönük toptan faiz başlatılması icra mahkemelerince kararların bozulmasına sebebiyet vermektedir.
Sık Sorulan Sorular
Her taksit için ayrı faiz hesabı yapılır mı?
Evet. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin E. 2013/14027, K. 2014/4852 ve E. 2016/1427, K. 2017/15313 sayılı kararları doğrultusunda, nafaka taksitlerinin her ay doğduğu kabul edilerek her taksidin muaccel olduğu tarihten itibaren ayrı ayrı faiz hesabı yapılması ve toplam faize bu yolla ulaşılması zorunludur.
Bankadan yapılan ödemeler nafaka borcundan düşülür mü?
Bankadan yapılan ödemeler dekontta açıkça nafaka açıklaması taşıyorsa doğrudan mahsup edilir. Nafaka açıklaması bulunmasa dahi, yapılan ödemelerin aylık nafaka tutarına veya katlarına denk gelmesi ve düzenli yapılması hâlinde hakkaniyet gereği nafaka borcundan mahsup edilir (Yargıtay 12. HD, E. 2018/5301, K. 2019/1351; E. 2021/10258, K. 2021/11523). Düzenli olmayan veya okul ücreti gibi özel amaçlarla yatırılan ödemeler ise nafaka borcundan düşülemez.
Birikmiş nafakada zamanaşımı var mı?
Borçlunun zamanaşımı def’inde bulunmadığı durumlarda bilirkişi veya mahkemece zamanaşımı kendiliğinden dikkate alınamaz. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 02.06.2015 tarihli ve E. 2014/9692, K. 2015/12262 sayılı kararında “zamanaşımı defi taraflarca ileri sürülebilecek bir husus olmasına rağmen ve borçlu tarafça bu yönde bir talep bulunmamasına rağmen, yaptığı hesaplamada zamanaşımını dikkate alan hatalı bilirkişi raporuna itibar edilerek karar verilmesi isabetsiz” bulunmuş; Dairenin 23.12.2015 tarihli (E. 2015/17356, K. 2015/23067) kararında da borçlunun talebi olmadan zamanaşımının hesaba katılamayacağı tekrarlanmıştır.
Sonuç olarak; Ödenmeyen nafaka alacakları için faiz talep edilmesi ve birikmiş nafaka borcunun hesaplanması, taksitlerin muacceliyet tarihleri ile borçlu tarafından yapılan ödeme kayıtlarının bir bütün hâlinde ve teknik usullere göre incelenmesini gerektirir. Yargıtay yerleşik içtihatları uyarınca nafaka muaccel olmadan faiz işlemeyeceğinden, her taksidin tahakkuk ettiği vade günü ve doğduğu ay esas alınarak ayrı ayrı faiz hesabı yapılmalı; tüm taksitler için tek bir tarihten geriye dönük toptan faiz işletilmemelidir. Yapılan kısmi ödemeler temerrüt hâlinde öncelikle işlemiş faiz ve masraflardan mahsup edilmeli; banka kayıtlarında açık açıklama bulunmasa dahi düzenli ve nafaka tutarına denk yapılan ödemelerin hakkaniyet gereği borçtan düşüleceği gözetilmelidir. Taraflarca ileri sürülmüş bir zamanaşımı def’i bulunmadıkça mahkeme veya bilirkişice resen zamanaşımı indirimi yapılamayacağı hususu da hesaplamalarda titizlikle dikkate alınmalıdır.
Ankara Aile Hukuku Avukatı – Hukuki Bilgilendirme
Bu makalede yer alan açıklamalar, genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda olayların özellikleri, tarafların hukuki durumları, mevcut deliller ve yürürlükteki mevzuat farklılık gösterebileceğinden her somut olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Av. Akın Özbey, Ankara’da aile hukuku kapsamında boşanma, velayet, nafaka, mal rejiminin tasfiyesi, ziynet alacağı, soybağının reddi ve babalık davaları gibi konularda avukatlık faaliyetini yürütmektedir.
Hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin görüşme ve iletişim için 0537 932 50 50 numaralı telefondan hukuk büromuza ulaşabilirsiniz.
İlgili Hukuki Bilgilendirme Yazıları
Bu makalenin konusuyla bağlantılı diğer hukuki bilgilendirme yazılarına aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz:






