Boşanma Davasında Tedbir Nafakası Nasıl Belirlenir? Tedbir Nafakasına İtiraz Edilebilir mi?

Boşanma sürecinde tarafların ve müşterek çocukların barınma, bakım ve geçim koşullarının güvence altına alınması amacıyla öngörülen tedbir nafakası, aile hukukunda koruyucu niteliği en yüksek kurumlardan biridir. Türk Medeni Kanunu’nun 169. maddesi çerçevesinde şekillenen bu kurum, evlilik birliğinin devamı süresince eşlerin birbirlerine ve çocuklarına karşı taşıdığı dayanışma ve bakım yükümlülüğünün dava sürecindeki tezahürüdür.

Bu makalemizde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili daire kararları çerçevesinde tedbir nafakasının hukuki niteliği, bağlanma şartları, takdir kriterleri, kusurun etkisi, itiraz ve kanun yolu denetimi ile sona erme koşullarını ele alcağız. Boşanma davasında bütün geçici tedbirlere ilişkin makaleye buradan ulaşabilirsiniz.

Tedbir Nafakası Nedir ve Ne Zaman Bağlanır?

Tedbir nafakası, Türk Medeni Kanunu’nun 169. maddesinde yer alan yasal dayanağa göre takdir edilen ve dava sürecinde eş ile müşterek çocuğun korunmasını amaçlayan geçici bir önlemdir. Kanun’un 169. maddesinin güncel metni şu şekildedir:

“Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re’sen alır”

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 11.10.2023 tarihli, E. 2023/1603, K. 2023/4689 sayılı kararında tedbir nafakası, “boşanma ve ayrılık davası devam ettiği sürece maddî imkânları kısıtlı olan eşin bakım ve geçimine diğer eşin katkısını sağlayan” bir önlem olarak tarif edilmiş ve “tedbir nafakasına, talebe bağlı olmaksızın takdir edileceği, geçici bir önlem olarak dava tarihinden kararın kesinleştiği tarihe kadar hüküm altına alınacağı” açıkça ortaya konulmuştur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 08.03.2023 tarihli, E. 2022/770, K. 2023/185 sayılı kararında ifade edildiği üzere, “boşanma veya ayrılık davasının açılma tarihinden, dava sonuçlanıncaya kadar devam edecek olan bu nafakaya tedbir nafakası denilmektedir”. Nafakanın başlangıç zamanına ilişkin olarak Yargıtay içtihadı yerleşiktir; nafaka kural olarak dava tarihinden itibaren hüküm altına alınır. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 02.07.2024 tarihli, E. 2024/4013, K. 2024/5164 sayılı kararında, “kadına verilmesi lazım gelen tedbir nafakası dava tarihinden, kararın kesinleşme tarihine kadar olan süreci kapsamaktadır” denilerek başlangıcın dava tarihi olduğu kesin şekilde vurgulanmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.12.2017 tarihli, E. 2017/2445, K. 2017/2027 sayılı kararında da “tedbir nafakası takdirine ilişkin kararın, davanın açıldığı tarih itibariyle tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına ilişkin araştırma sonuçlarının dosyaya gelişini takiben hemen verilmesi gerekir” tespiti yapılmıştır.

Ayrıca Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 25.12.2018 tarihli, E. 2018/7368, K. 2018/13279 sayılı kararında, bağımsız tedbir nafakası yönünden “boşanma ve ayrılık davası açılmadan önceki dönemde evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin taraflarca yerine getirilmemesi, birlikte yaşamaya ara verilmesi halinde eş ve reşit olmayan çocuklar yararına hükmedilen nafakadır” tanımına yer verilmiş; her davanın açıldığı şartlara göre değerlendirileceği hatırlatılmıştır.

Tedbir Nafakası Miktarı Nasıl Belirlenir?

Tedbir nafakasının miktarının takdirinde hâkimin kapsamlı bir ekonomik ve sosyal durum araştırması yapması zorunludur. Hukuk Genel Kurulu’nun 10.11.2022 tarihli, E. 2020/367, K. 2022/1497 sayılı ve 08.03.2023 tarihli, E. 2022/770, K. 2023/185 sayılı kararlarında hâkimin izlemesi gereken inceleme yöntemi şu şekilde açıklanmıştır:

“hâkim; eşlerin ekonomik güçlerini, gelir ve giderlerini, mal varlıkları bulunup bulunmadığını varsa bunların değer ve gelirlerini araştırıp belirleyecek, çocukların hangi eş yanında olduğunu tespit edecek, bir eşin diğer eşe nafaka verip vermeyeceğini, verecekse ne miktar vereceğini, yine eşler ergin olmayan çocukların bakım, eğitim ve gözetimine birlikte özen göstermek zorunda olduklarından, çocuklar için de, çocuk yanında olmayan eşin, diğer eşe nafaka verip vermeyeceğini, verecekse miktarını saptamak zorundadır.”

Nafaka tayininde dikkate alınan kriterler şunlardır:

Eşlerin mali güçleri ve gelirleri: Hukuk Genel Kurulu’nun 15.03.2022 tarihli, E. 2019/107, K. 2022/318 sayılı kararında, “eşlerin her birinin ‘ekonomik gücü, mal varlığı ve geliri’ diğer eşin yükümlülüğünü belirlemedeki bir ölçütten ibarettir” denilerek, tarafların gelir farkının dikkate alınacağı vurgulanmıştır.

İki tarafın da gelirinin bulunması: Hukuk Genel Kurulu’nun 05.03.2020 tarihli, E. 2017/2427, K. 2020/262 sayılı kararında belirtildiği üzere, “her iki tarafın da gelirinin bulunması tedbir nafakası verilmesini engelleyici bir hâl değildir. Ancak eşlerin ekonomik durumlarının birbirine yakın olması durumu söz konusu ise bu durumda geçici tedbir nafakası verme zorunluluğunun ortadan kalkacağı söylenebilir”. Bu ilke Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 11.10.2023 tarihli, E. 2023/1603, K. 2023/4689 sayılı kararında da aynen ifade edilmiştir: “eşlerin ekonomik durumlarının birbirine yakın olması durumu söz konusu ise bu durumda geçici tedbir nafakası verme zorunluluğunun ortadan kalkacağının söylenebileceği”.

Hakkaniyet, paranın alım gücü ve günün şartları: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 13.02.2024 tarihli, E. 2022/9239, K. 2024/782 sayılı kararında, nafaka miktarı belirlenirken “tarafların tespit edilen sosyal ve ekonomik durumları, paranın alım gücü, ihtiyaç ve gelirler, hakkaniyet ilkesi dikkate alınarak davalı kadın yararına dava tarihinden itibaren aylık 400,00 TL tedbir nafakasına” hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 28.02.2024 tarihli, E. 2022/9912, K. 2024/1282 sayılı kararında da “Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre ortak çocuk yararına takdir edilen tedbir nafakası azdır” tespiti yapılmıştır.

Yasal dayanaklar: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 05.07.2022 tarihli, E. 2022/4819, K. 2022/6758 sayılı ve 22.03.2023 tarihli, E. 2023/1402, K. 2023/1241 sayılı kararlarında, Türk Medeni Kanunu’nun 185. ve 186. maddeleri gereğince eşlerin birliğin giderlerine güçleri oranında katılmak zorunda oldukları, bu çerçevede tarafların ekonomik ve sosyal durumları gözetilerek hakkaniyete uygun nafaka takdir edilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Kusurlu Eş Tedbir Nafakası Alabilir mi?

Tedbir nafakası ile boşanmanın fer’isi niteliğindeki yoksulluk nafakası arasındaki en temel fark kusur unsurunda ortaya çıkmaktadır. Tedbir nafakası bir ceza ya da tazminat olmayıp, evlilik birliğinin devamı süresince eşlerin bakım yükümlülüğünün zorunlu bir sonucudur.

Yargıtay içtihatlarında kusurun tedbir nafakasına hiçbir şekilde etki etmeyeceği tereddütsüz kabul edilmektedir:

Hukuk Genel Kurulu’nun 10.11.2022 tarihli, E. 2020/367, K. 2022/1497 sayılı ve 08.03.2023 tarihli, E. 2022/770, K. 2023/185 sayılı kararlarında: “tarafların ‘kusur durumu’ hiçbir şekilde tedbir nafakasının takdirine etkili bir unsur değildir” tespiti yapılmıştır.

Hukuk Genel Kurulu’nun 05.03.2020 tarihli, E. 2017/2427, K. 2020/262 sayılı kararında: “boşanma ve ayrılık davalarında, tarafların kusur durumu hiçbir şekilde tedbir nafakasının takdirine etkili bir unsur değildir. Kusurlu eş yararına dahi, bu tedbirlerin alınması mümkündür” denilmektedir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 11.10.2023 tarihli, E. 2023/1603, K. 2023/4689 sayılı kararında: “boşanma ve ayrılık davalarında, tarafların kusur durumu hiçbir şekilde tedbir nafakasının takdirine etkili bir unsur olmadığı, lehine önlem alınacak olan taraf kusurlu olsa dahi, önlemi gerektirici sebebin varlığı halinde kanunda belirtilen geçici nitelikteki önlemlerin alınması gerektiği” vurgulanmıştır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 02.04.2018 tarihli, E. 2016/25599, K. 2018/4254 sayılı kararında: “Lehine tedbir nafakasına hükmedilen veya tedbir nafakası talep eden tarafın muhakeme sırasında belirlenen kusuru Türk Medeni Kanununun 169. maddesindeki nafaka tedbirinin alınmasına engel değildir” hükmü verilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu’nun 14.12.2021 tarihli, E. 2018/1084, K. 2021/1657 sayılı kararında ise: “Bu aşamada tarafların kusur durumu belirlenemeyeceğine göre verilecek kararda kusur durumu bir ölçü olarak alınamayacağı gibi, nihai kararla belirlenen kusur durumu da tedbir nafakasının kaldırılmasını ya da iadesini gerektirmez” ifadesiyle, davanın sonunda saptanan kusurun dahi geçmişe dönük tedbir nafakasının kaldırılmasını veya iadesini gerektirmeyeceği kesin biçimde hükme bağlanmıştır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 13.02.2024 tarihli, E. 2022/9239, K. 2024/782 sayılı kararında da “boşanma davası açıldığında ayrı yaşama hakkı kendiliğinden doğduğundan, tedbir nafakasına bu aşamada hükmedilebilmesi için kusurun önem arzetmediği ve tarafların ayrı yaşadıkları da anlaşıldığından davalı kadın yararına belirli bir miktar tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı belirtilerek” ilk derece kararının hatalı olduğu belirtilmiştir.

Tedbir Nafakasına İtiraz Edilebilir mi?

Tedbir nafakasına ilişkin uyuşmazlıkların ve itirazların yargılama sürecinde ve nihai kararla birlikte kanun yolu (istinaf ve temyiz) denetiminde incelenmektedir.

Yargılama Sırasında Denetim: Hâkim dava aşamasında delilleri re’sen ve tarafların talepleri doğrultusunda toplayarak değerlendirir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 23.03.2023 tarihli, E. 2022/9880, K. 2023/1299 sayılı kararında açıklandığı üzere, tarafların taleplerinin netleştirilmesi bakımından “6100 sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 31 inci maddesi uyarınca yasal gereklilik kapsamında hakimin davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde kadına nafaka talebini açıklattırıp yoksulluk nafakası talebinin bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması” gerekmektedir.

Kanun Yolu Denetimi (İstinaf ve Temyiz): Mahkemenin tedbir nafakası konusundaki kararları nihai hükümle birlikte istinaf ve temyiz incelemesine konu olmaktadır.

– Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 01.07.2024 tarihli, E. 2023/7289, K. 2024/5083 sayılı kararında, ilk derece mahkemesi hükmüne karşı tarafların istinaf kanun yoluna başvurduğu, Bölge Adliye Mahkemesi incelemesinden sonra dosyanın temyiz denetimine geldiği aktarılmıştır.

– Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 26.12.2023 tarihli, E. 2023/8973, K. 2023/6562 sayılı kararında, davalı erkeğin “kadının çalıştığını, tedbir nafakasına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, tedbir nafaka miktarının artırılmasının hatalı olduğu ileri sürerek; kararın tedbir nafakası yönünden bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir” şeklindeki itirazlarının temyiz mercii tarafından incelendiği belirtilmiştir.

– Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 07.12.2023 tarihli, E. 2023/2625, K. 2023/6013 sayılı kararında da Bölge Adliye Mahkemesi kararının taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay tarafından tedbir nafakasının hukuka uygunluk denetiminin yapıldığı kaydedilmiştir.

İnfaz Edilebilirlik: Hukuk Genel Kurulu’nun 21.06.2023 tarihli, E. 2022/657, K. 2023/672 sayılı kararında açıklandığı üzere, “Anılan kanun maddesinde tedbir nafakasının infazı ilâmın kesinleşmesine bağlı tutulmamıştır”. Dolayısıyla verilen nafaka ara kararı gereğince icra takibi yapılması mümkündür.

Tedbir Nafakası Sonradan Artırılabilir veya Azaltılabilir mi?

Tedbir nafakası yargılama süreci boyunca dinamik bir karaktere sahiptir; tarafların mali durumlarındaki değişimlere göre miktar yeniden belirlenebilir veya şartları ortadan kalkmışsa kaldırılabilir.

Nafaka Miktarının Artırılması: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 26.12.2023 tarihli, E. 2023/8973, K. 2023/6562 sayılı kararında, yargılama sürecinde meydana gelen değişiklikler karşısında mahkemenin nafakayı “kadın yararına 14.06.2023 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aylık 500,00 TL’ye çıkartılarak karar kesinleşinceye kadar devamına” şeklinde artırdığı ve bu kararın hukuka uygun bulunduğu görülmektedir. Ayrıca Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 25.12.2018 tarihli, E. 2018/7368, K. 2018/13279 sayılı kararında, takdir edilen nafakaların ilerleyen dönemler için “belirlenen bu nafakaların her yıl TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmasına” karar verilebileceği kabul edilmiştir.

Nafakanın Kaldırılması veya Azaltılmasında Gerekçe Zorunluluğu: Mahkemenin hükmettiği tedbir nafakasını keyfi biçimde ortadan kaldırması mümkün değildir. Hukuk Genel Kurulu’nun 14.12.2021 tarihli, E. 2018/1084, K. 2021/1657 sayılı kararında, tedbir nafakasının gerekçesiz kaldırılamayacağı açıkça vurgulanmıştır:

“tarafların iddia ve savunmalarının özetlerinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukukî sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi” gerekmektedir. Aynı kararda, koşulları oluşmadığı halde nafakanın kaldırılması bozma sebebi sayılmıştır.

Şartlar Oluşmadan Kaldırmanın Hukuka Aykırılığı:

– Hukuk Genel Kurulu’nun 10.11.2022 tarihli, E. 2020/367, K. 2022/1497 sayılı kararında, “Mahkemece 07/07/2015 tarihinde davacı kadın yararına hükmedilmiş olan tedbir nafakasının kaldırılması koşulları oluşmadığı halde nihai karar ile verildiği tarihten itibaren kaldırılması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir” sonucuna varılmıştır.

– Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 09.10.2025 tarihli, E. 2025/568, K. 2025/8474 sayılı kararında da “O halde dava tarihinden geçerli olmak üzere, herhangi bir işi ve geliri olmayan kadın yararına boşanma davasının kesinleştiği tarihe kadar Türk Medeni Kanununun 185/3, 186/3 maddelerine uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde, davalı davacı kadın lehine mahkemenin 06.07.2022 tarihli ara kararı ile hükmedilen 1.200,00 TL tedbir nafakasının duruşma tarihi itibariyle kaldırılmasına karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır” denilerek nafakanın yargılama bitmeden gerekçesiz kaldırılması bozulmuştur.

Tedbir Nafakası Ne Zaman Sona Erer?

Tedbir nafakasının süresi kanunda ve içtihatlarda davanın devamı ile sınırlandırılmıştır.

Kararın Kesinleşmesiyle Sona Erme: Hukuk Genel Kurulu’nun 05.03.2020 tarihli, E. 2017/2427, K. 2020/262 sayılı kararında; “TMK’nin 169. maddesi uyarınca takdir edilen tedbir nafakası, hâkim tarafından yargılama sırasında kaldırılmadığı takdirde boşanma davasında verilen kararın kesinleşmesi ile kendiliğinden sona erer” ilkesi ifade edilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 02.04.2018 tarihli, E. 2016/25599, K. 2018/4254 sayılı kararında da nafakanın karar tarihi itibarıyla değil, kararın kesinleşmesine kadar devam ettirilmesi gerektiği vurgulanarak “tedbir nafakasının, davanın esasına ilişkin kararın kesinleşme tarihine kadar devam ettirilmesi gerekirken; mahkemece yazılı şekilde tedbir nafakasının karar tarihi itibariyle kaldırılmasına karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir” kararı verilmiştir.

Diğer Nafaka Türlerine Geçiş: Boşanma kararının kesinleşmesiyle birlikte tedbir nafakası kendiliğinden son bulur ve yerini kalıcı nafaka türlerine bırakır. Hukuk Genel Kurulu’nun 15.03.2022 tarihli, E. 2019/107, K. 2022/318 sayılı kararında belirtildiği üzere, “Boşanma kararının kesinleşmesi ile bu nafakalar koşulları var ise eş için yoksulluk, çocuk için ise iştirak nafakası olarak devam eder”. Hukuk Genel Kurulu’nun 21.06.2023 tarihli, E. 2022/657, K. 2023/672 sayılı kararında da “İşte uygulama ve öğretide alınan bu önlemin geçiciliğini daha açık vurgulamak amacıyla boşanmanın kesinleşmesine kadar olan dönem için çocuk yararına ödenen nafakaya tedbir, boşanma kesinleştikten sonra iştirak nafakası denilmektedir” denilmiştir.

Yargıtay Uygulamasında Tedbir Nafakası

Yargıtay içtihatlarında tedbir nafakası uyuşmazlıklarının esası, “tedbir nafaka şartlarının oluşup oluşmadığı ile miktarlarının uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 26.12.2023, E. 2023/8973, K. 2023/6562).

Yargıtay Daireleri ve Hukuk Genel Kurulu kararlarından çıkan temel ilkeler şu şekildedir:

Boşanma Davasında Tedbir Nafakası Nasıl Belirlenir? Tedbir Nafakasına İtiraz Edilebilir mi?

Re’sen Harekete Geçme: Dava açıldığında eşlerin talepte bulunması şart değildir; hâkim Kanun gereğince “istek olmasa bile Kanun’dan doğan alınması gerekli bu önlemlerin alınması için kendiliğinden harekete geçecektir” (Hukuk Genel Kurulu, 15.03.2022, E. 2019/107, K. 2022/318; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 02.04.2018, E. 2016/25599, K. 2018/4254).

Kusurun Dikkate Alınmaması: Kusur tespiti yargılamanın başında yapılamayacağı gibi, yargılama sonunda kusurlu bulunan taraf lehine verilmiş olan tedbir nafakası da geriye dönük iptal edilemez (HGK, 14.12.2021, E. 2018/1084, K. 2021/1657).

Gelir Durumunun Dikkate Alınması ve Bozma Sebepleri: Sürekli ve düzenli geliri bulunmayan eş yararına tedbir nafakasına hükmedilmemesi hukuka aykırıdır; nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 28.05.2024 tarihli, E. 2023/5871, K. 2024/3911 sayılı kararında “boşanma davası açmakla ayrı yaşama hakkı bulunan, sürekli ve düzenli geliri bulunmayan kadın yararına dava süresince tedbir nafakası isteme koşulları gerçekleşmiş olmasına rağmen mahkemece tedbir nafakasına hükmedilmemiş olmasının hukuka aykırı olduğu” belirtilmiştir.

Hükmün Açık Olması: Mahkemenin tedbir nafakası talepleri hakkında olumlu ya da olumsuz net bir karar vermesi zorunludur; talep hakkında “karar verilmesine yer olmadığına” denilmesi ya da talep karara bağlanmamışken Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilmiş gibi gösterilmesi bozma sebebidir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 28.02.2024, E. 2022/9912, K. 2024/1282; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 02.07.2024, E. 2024/4013, K. 2024/5164).

Avukatın Gözünden Tedbir Nafakası Talepleri

Yargılama pratiğinde tedbir nafakası taleplerinin incelenmesinde yalnızca resmî maaş bordroları ile sınırlı kalınması tarafların gerçek ekonomik gücünü yansıtmayabilmektedir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında hâkime yüklenen araştırma ödevi yalnızca maaş bordrosuyla sınırlı tutulmamış; “hâkim; eşlerin ekonomik güçlerini, gelir ve giderlerini, mal varlıkları bulunup bulunmadığını varsa bunların değer ve gelirlerini araştırıp belirleyecek” yükümlülüğü getirilmiştir (HGK, 10.11.2022, E. 2020/367, K. 2022/1497).

Bu doğrultuda uygulamada vekil tarafından sunulan delillerin değerlendirilmesinde:

Tarafların fiilî yaşam standardı,

Şirket ortaklıkları, taşınır ve taşınmaz malvarlıkları,

Banka kayıtları ve kira gibi diğer pasif veya fiilî gelir kaynakları,

Çocukların gerçek eğitim, bakım ve sağlık giderleri

titizlikle dosyaya kazandırılmalıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 08.02.2024 tarihli, E. 2023/3105, K. 2024/727 sayılı kararında belirtildiği gibi “Tarafların ekonomik sosyal durumu nafakanın miktarının tayininde önem taşır.” ve bu husus gözetilmeden verilecek ret veya eksik miktar kararları kanuna aykırılık teşkil eder.

Uygulamada En Sık Karşılaşılan Sorunlar

Dosyada yer alan Yargıtay denetimlerine yansıyan ve uygulamada en sık karşılaşılan aksaklıklar şunlardır:

Nafakanın Karar veya Duruşma Tarihiyle Kaldırılması: İlk derece mahkemelerinin boşanma kararı verirken veya duruşma sırasında tedbir nafakasını dava kesinleşmeden sona erdirmeleri en yaygın hatalardan biridir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ve Hukuk Genel Kurulu, nafakanın karar tarihi itibarıyla kesilmesini bozma sebebi saymaktadır (Yargıtay 2. HD, 02.04.2018, E. 2016/25599, K. 2018/4254; Yargıtay 2. HD, 09.10.2025, E. 2025/568, K. 2025/8474).

Kusur Gerekçesiyle Nafaka Talebinin Reddedilmesi: Taraflardan birinin boşanmaya sebep olan olaylarda kusurlu bulunması sebebiyle tedbir nafakasının reddedilmesi, Yargıtay kararlarına açıkça aykırıdır (Yargıtay 2. HD, 13.02.2024, E. 2022/9239, K. 2024/782).

Ekonomik ve Sosyal Durumun Eksik Araştırılması: Tarafların malvarlığı, gelir-gider dengesi yeterince tespit edilmeden afaki miktarlar takdir edilmesi veya nafakanın az belirlenmesi Yargıtay denetiminde kararın bozulmasına yol açmaktadır (Yargıtay 2. HD, 28.02.2024, E. 2022/9912, K. 2024/1282).

Tedbir Nafakası Talebi Hakkında Hüküm Kurulmaması: Mahkemelerin talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurmaması usul ve kanuna aykırıdır (Yargıtay 2. HD, 28.02.2024, E. 2022/9912, K. 2024/1282).

Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Yargılama boyunca tedbir nafakası sürecinde dikkat edilmesi gereken temel noktalar şunlardır:

Talebin Belirtilmesi ve Aydınlatma Ödevi: Tedbir nafakası re’sen takdir edilse de yoksulluk nafakası talebinin varlığı belirsiz ise hâkim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 31. maddesi uyarınca taraflara açıklama yaptırmak zorundadır (Yargıtay 2. HD, 23.03.2023, E. 2022/9880, K. 2023/1299).

Hükmün Kesinleşme Koşuluna Bağlanmaması: Tedbir nafakası ara kararla bağlandığı andan itibaren icra edilebilir; tedbir nafakasının infazı için ilamın kesinleşmesi aranmaz (HGK, 21.06.2023, E. 2022/657, K. 2023/672).

Nafaka Türlerinin Birbirine Karıştırılmaması: Dava sonuçlanıp kesinleşmeden iştirak veya yardım nafakası hükmü kurulamaz; ara dönemdeki nafaka mutlaka tedbir nafakası olarak adlandırılmalıdır (Yargıtay 3. HD, 25.12.2018, E. 2018/7368, K. 2018/13279).

Gerekçelendirme: Nafakanın kaldırılması ya da değiştirilmesi durumunda gerekçeler denetime elverişli şekilde açıkça yazılmalıdır (HGK, 14.12.2021, E. 2018/1084, K. 2021/1657).

Sık Sorulan Sorular

Boşanma davası açılır açılmaz tedbir nafakası alınabilir mi?

Evet. Türk Medeni Kanunu’nun 169. maddesi uyarınca hâkim davanın açılmasıyla birlikte geçici önlemleri re’sen almakla yükümlüdür. Nafakaya kural olarak dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere hükmedilir. Hukuk Genel Kurulu’nun 08.03.2023 tarihli, E. 2022/770, K. 2023/185 sayılı kararında vurgulandığı üzere, “tedbir nafakası takdirine ilişkin kararın, davanın açıldığı tarih itibariyle tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına ilişkin araştırma sonuçlarının dosyaya gelişini takiben hemen verilmesi gerekir”.

Kusurlu eş tedbir nafakası alabilir mi?

Evet. Tedbir nafakasında eşlerin kusur durumu dikkate alınmaz. Hukuk Genel Kurulu’nun 05.03.2020 tarihli, E. 2017/2427, K. 2020/262 sayılı kararında açıkça, “boşanma ve ayrılık davalarında, tarafların kusur durumu hiçbir şekilde tedbir nafakasının takdirine etkili bir unsur değildir. Kusurlu eş yararına dahi, bu tedbirlerin alınması mümkündür” denilmektedir.

Tedbir nafakasına nasıl itiraz edilir?

İncelenen yargı kararlarında tedbir nafakası ara kararlarına karşı özel bir ara karar itiraz yolu düzenlenmemiştir. Uygulamada taraflar mahkemeye yeni mali deliller sunarak durumun yeniden değerlendirilmesini isteyebilmekte; nihai karara karşı ise istinaf ve temyiz kanun yollarına başvurarak nafakanın miktarını veya bağlanma şartlarını denetime taşıyabilmektedir (Yargıtay 2. HD, 26.12.2023, E. 2023/8973, K. 2023/6562; Yargıtay 2. HD, 01.07.2024, E. 2023/7289, K. 2024/5083).

Yoksulluk nafakasının kaldırılmasına ilişkin makaleye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Tedbir nafakası sonradan azaltılabilir mi?

Evet. Tarafların ekonomik ve sosyal durumlarında değişiklik olması halinde mahkemece miktar yeniden değerlendirilebilir. Ancak tedbir nafakasının azaltılması veya kaldırılması keyfi olamaz; Hukuk Genel Kurulu’nun 14.12.2021 tarihli, E. 2018/1084, K. 2021/1657 sayılı kararına göre, nafakanın kaldırılması ya da değiştirilmesi durumunda mahkemenin delilleri ve yasal sebepleri şüpheye yer bırakmayacak şekilde gerekçelendirmesi zorunludur.

Tedbir nafakası boşanma kesinleşince sona erer mi?

Evet. Hukuk Genel Kurulu’nun 05.03.2020 tarihli, E. 2017/2427, K. 2020/262 sayılı kararında belirtildiği üzere, “TMK’nin 169. maddesi uyarınca takdir edilen tedbir nafakası, hâkim tarafından yargılama sırasında kaldırılmadığı takdirde boşanma davasında verilen kararın kesinleşmesi ile kendiliğinden sona erer”. Boşanma kararının kesinleşmesiyle birlikte koşulları varsa eş yararına yoksulluk nafakasına, ortak çocuk yararına ise iştirak nafakasına geçilmektedir (HGK, 15.03.2022, E. 2019/107, K. 2022/318).

Sonuç olarak; Tedbir nafakası, boşanma davasının başlangıcından hükmün kesinleşmesine kadar geçen süreçte tarafların ve çocukların ekonomik mağduriyet yaşamasını önleyen, kamu düzenine ilişkin geçici bir koruma önlemidir. Yargıtay içtihatları doğrultusunda; tarafların kusurunun bu nafakada hiçbir rol oynamadığı, talep aranmaksızın hâkimce re’sen hükmedilmesi gerektiği, nafakanın başlangıç anının dava tarihi olduğu ve kesinleşmeyle birlikte kendiliğinden sona ererek yerini yoksulluk veya iştirak nafakasına bıraktığı istikrarlı biçimde kabul edilmektedir. Nafaka miktarının belirlenmesinde ise tarafların yalnızca resmî gelirleri değil; fiilî hayat standartları, ekonomik güçleri ve malvarlıkları bütünüyle değerlendirilmelidir.

Ankara Aile Hukuku Avukatı Desteği

Aile hukuku uyuşmazlıklarında hak kaybına uğramamak, geçici önlemlerin zamanında ve gereği gibi alınmasını sağlamak adına sürecin alanında uzman bir vekille takip edilmesi önem taşır. Ankara Aile Mahkemeleri nezdinde yürütülen boşanma yargılamalarında; ekonomik ve sosyal durum araştırmasının eksiksiz yürütülmesi, nafaka yükümlüsünün gerçek gelir ve malvarlığı unsurlarının ispatı, ara kararların icra takibine konu edilmesi ve Bölge Adliye Mahkemesi ile Yargıtay nezdindeki kanun yolu süreçlerinin etkin takibi açısından aile hukuku alanında uzman avukat desteği büyük rol oynamaktadır.

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her aile hukuku uyuşmazlığının kendine özgü şartları bulunduğundan somut olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Av. Akın Özbey olarak uzun yıllardır Ankara ilinde avukat olarak hizmet vermekteyiz. Boşanma davası, mal paylaşımı davası, ziynet alacağı davası, velayet davası, nafaka davası, soybağının reddi davası ve babalık davası gibi Aile Hukuku kaynaklı konularda müvekkillerimize hukuki destek sağlamaktayız.

Ankara’da aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarınız uzman ve deneyimli kadromuz ile profesyonel destek alarak dava sürecinizi alanında uzman bir avukatla yürütmek için hukuk büromuzla 0537 932 50 50 numaralı hattımız üzerinden iletişime geçebilirsiniz.

Ankara boşanma davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Ankara velayet davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Ankara Mal Rejiminin Tasfiyesi yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Ankara Nafaka Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Ankara Aile Hukuku yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Ankara Babalık Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Ankara Soybağının Reddi Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Benzer Yazılar

WhatsApp Telefonla Ara
WhatsApp

Av. Akın ÖZBEY sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin