Velayet kurumu, ergin olmayan çocukların korunması, bakımı ve yetiştirilmesi amacıyla ebeveynlere tanınmış hak ve yükümlülükler bütünüdür. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.04.1992 tarihli, 1992/140 E. ve 1992/248 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, velayet, çocukların bakım, koruma ve çeşitli yönlerden yetiştirilmelerini sağlamak amacıyla ana-babanın, çocukların, şahısları ve malları üzerinde haiz oldukları hak, yetki ve ödevlerdir ve nihayetinde Velayet, çocuğun menfaatine kullanılması gereken bir yetkiler yumağıdır.
Boşanma veya ayrılık sonrasında kendisine velayet tevdi edilen ebeveynin yeniden evlenmesi, velayet ilişkisinin yeniden ele alınmasını zorunlu kılan en yaygın olgulardan biridir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 349. maddesinde güncel olarak, “Velâyete sahip ana veya babanın yeniden evlenmesi, velâyetin kaldırılmasını gerektirmez. Ancak, çocuğun menfaati gerektirdiğinde velâyet sahibi değiştirilebileceği gibi, durum ve koşullara göre velâyet kaldırılarak çocuğa vasi de atanabilir.” hükmü yer almaktadır. Aynı doğrultuda Kanun’un 183. maddesi gereğince, “Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim, re’sen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır.” Yine 351. maddede, “Durumun değişmesi hâlinde, çocuğun korunmasına ilişkin önlemlerin yeni koşullara uydurulması gerekir. Velâyetin kaldırılmasını gerektiren sebep ortadan kalkmışsa hâkim, re’sen ya da ana veya babanın istemi üzerine velâyeti geri verir.” düzenlemesi mevcuttur.
Velayet Sahibi Ebeveynin Yeniden Evlenmesi Velayeti Etkiler mi?
Yargı kararları ve pozitif hukuk düzenlemeleri uyarınca, velayet hakkını haiz anne veya babanın yeniden evlenmesi, velayetin kendiliğinden düşmesine, kaldırılmasına ya da diğer ebeveyne devredilmesine yol açmaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 10.10.2011 tarihli, 2011/15764 E. ve 2011/15190 K. sayılı kararında “Velayete sahip ana veya babanın yeniden evlenmesi, velayetin kaldırılmasını gerektirmez.” kuralı hatırlatılmış, ancak çocuğun menfaati gerektirdiği takdirde velayet sahibinin değiştirilebileceği vurgulanmıştır. Benzer şekilde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 17.10.2006 tarihli, 2006/6122 E. ve 2006/14141 K. sayılı kararında, “Velayete sahip ana veya babanın yeniden evlenmesi velayetin kaldırılmasını geretirmez” ilkesi yinelenmiştir.
Yeniden evlenmenin tek başına velayet değişikliği anlamına gelmediği hususu, yüksek yargının kökleşmiş uygulamasıdır:
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 18.05.2023 tarihli, 2023/3875 E. ve 2023/2467 K. sayılı kararında: “velâyet sahibi annenin evlenmesinin tek başına velâyetin değiştirilmesini gerektirmeyeceği” ifade edilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 20.10.2015 tarihli, 2015/17872 E. ve 2015/18864 K. sayılı kararında: “Velayet sahibi babanın yeniden evlenmesi, tek başına velayetin değiştirilmesini gerektirmez.” denilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 29.11.2011 tarihli, 2011/7845 E. ve 2011/20113 K. sayılı kararında: “Yeniden evlenme tek başına velayetin değiştirilmesini gerektirmez.” kuralı kabul edilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 04.11.2013 tarihli, 2013/4764 E. ve 2013/25031 K. sayılı kararında: “Velayeti üstlenen anne veya babanın tekrar evlenmiş olması; tek başına velayetin değiştirilmesi için yeterli değildir.” tespiti yapılmıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 13.01.2014 tarihli, 2013/13402 E. ve 2014/1 K. sayılı kararında: “Velayet sahibi annenin yeniden evlenmesi, tek başına velayetin değiştirilmesini gerektirmez.” hükmü kurulmuştur.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 16.01.2008 tarihli, 2007/17245 E. ve 2008/176 K. sayılı kararında: “Velayet kendisine verilmiş olan babanın yeniden evlenmiş olması tek başına velayetin değiştirilmesini gerektirmez.” ifadesiyle kural teyit edilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 23.11.2015 tarihli, 2015/20121 E. ve 2015/22009 K. sayılı kararında: “Davalı annenin yeniden evlenmiş olması velayetin değiştirilmesi nedeni olmadığı gibi, davalının boşandığı, ailesiyle ve müşterek çocuk ile birlikte yaşadığı da toplanan delillerden anlaşılmaktadır.” denilerek velayet talebinin reddi gerektiği belirtilmiştir.
Yeni Eşin Çocukla İlişkisi Velayet Açısından Önemli midir?
Velayet davalarında temel ilke çocuğun üstün yararıdır. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi’nin 20.04.2017 tarihli, 2017/126 E. ve 2017/161 K. sayılı kararında, “4721 sayılı Türk Medeni Kanununun konuya ilişkin 183, 349 ve 351. maddeleri uyarınca değişen durum ve koşullara göre hakim tarafından her zaman velayet düzenlemesi yapılabilir” denilmiş ve “Velayet düzenlemesi yapılırken göz önünde tutulması gereken temel ilke çocuğun üstün yararıdır” tespiti kaydedilmiştir.
Yeni kurulan evlilik birliğinde üvey ebeveynin çocuğa yaklaşımı, çocuğun yeni aileye uyumu ve bu durumun çocuğun ruhsal ve fiziksel gelişimine etkileri mahkemelerce titizlikle değerlendirilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 10.10.2024 tarihli, 2024/3656 E. ve 2024/7227 K. sayılı kararında, “annenin 5,5 yıl önce yeni bir evlilik yaptığı, çocuğun annenin yeni eşini benimsediği, henüz yeni tanıştığı davacı babayı ebeveyn olarak kabullenmediği, anneden ayrılma kaygısı taşıdığı, annenin bu konuda çocuğa yeterli desteği vermediği, çocuğun yaşı gereği annenin yakın ilgi ve sevgisine ihtiyacı olduğu, velâyetinin değiştirilmesini gerektirir bir durum olmadığı” belirtilerek çocuğun yeni eşi benimsemiş olması durumunda mevcut düzenin bozulmaması gerektiğine işaret edilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 27.03.2013 tarihli, 2012/17660 E. ve 2013/8346 K. sayılı kararında, “davalının eşinin, çocuğun fiziksel ve psikolojik gelişimine olumsuz bir etki yaptığı da ispatlanmamıştır” gerekçesiyle davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
Aynı kararda (2012/17660 E., 2013/8346 K.), “velayet değişikliğinin hali hazırda sosyal çevreye, okula ve aile içi ilişkilerine başarılı bir şekilde uyum geliştirmiş olan küçüğün, yeni bir uyum sürecine girmesini zorunlu kılacağı ve çocuğun yüksek yararı göz önüne alındığında yeni bir uyum sürecini başlatacak koşulların yaratılmasının gereksiz olduğu” sonucuna varılmıştır.
Üvey Anne veya Üvey Babanın Olumsuz Davranışları Velayeti Etkileyebilir mi?
Velayet sahibi ebeveynin yeni eşinin çocuğa kötü muamelede bulunması, çocuğu dışlaması veya hırpalaması ve velayet sahibi ebeveynin bu duruma kayıtsız kalarak bakım-gözetim görevini ihmal etmesi velayetin değiştirilmesi sonucunu doğurur:
Olumsuz Davranışın Kanıtlanması Hali: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 12.10.2012 tarihli, 2012/4801 E. ve 2012/24416 K. sayılı ilamında, “davalı babanın boşanma sonrasında yeniden evlendiği ve ikinci eşinin müşterek çocuklara kötü davrandığı sosyal inceleme raporu ve bu rapora dayanak olan müşterek çocukların samimi beyanları ile anlaşıldığı” tespiti yapılmış; “davalı babanın her iki çocuk yönünden de velayet bakım ve gözetim görevini ihmal ettiği ve velayetin değiştirilmesi şartlarının (TMK. md. 183, 349) oluştuğu ispat edilmiş olup; müşterek çocukların velayetlerinin değiştirilmesi talebine ilişkin her iki davanın da kabulü gerekirken reddi doğru görülmemiştir” denilerek velayetin değiştirilmesine karar verilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 08.06.2010 tarihli, 2010/3805 E. ve 2010/11267 K. sayılı kararında, “Velayete sahip davalının yeniden evlendiği, bu tarihten sonra velayet sorumluluğunu yeterince yerine getirmediği ve çocuklarına ilgisiz davrandığı, üvey annenin çocuklar için ‘herkes doğurduğuna baksın’ diyerek çocukları kabul etmediği anlaşılmaktadır” denilerek, “Çocukların menfaatlerinin velayetlerinin anneye verilmesini gerektirdiği yaptırılan uzman incelemesiyle de belirlenmiştir” gerekçesiyle velayet anneye verilmiştir.
Kötü Muamelenin İspatlanamaması Hali: İddialar soyut veya kanıtsız kalırsa velayet değiştirilmez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 29.03.2016 tarihli, 2016/5009 E. ve 2016/6233 K. sayılı kararında, “Velayet sahibi annenin yeniden evlenmesi,ve eşinin sabıka kaydının bulunması tek başına velayetin değiştirilmesini gerektirmez.” ve “Gerek davalı annenin gerekse eşinin çocuğa kötü muamelede bulunduğuna dair somut bir iddia da mevcut değildir.” tespitiyle dava reddedilmiştir. Benzer şekilde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 20.10.2015 tarihli, 2015/17872 E. ve 2015/18864 K. kararında da “Gerek davalı babanın gerekse eşinin çocuğa kötü muamelede bulunduğuna dair bir iddia da mevcut değildir.” tespiti yapılmıştır.
Yeni Evlilik Nedeniyle Çocuğun Yaşam Düzeni Değişirse Ne Olur?
Yeniden evlenen ebeveynin şehir veya ülke değiştirmesi ya da yeni bir aile ortamı oluşturması tek başına velayetin kaybı sonucunu doğurmaz:
Başka Yere / Yurt Dışına Taşınma: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.04.1992 tarihli, 1992/140 E. ve 1992/248 K. sayılı kararında, “kendisine velayet tevdi edilmiş eşin, evlenmiş bulunması veya yeni eşinin görevi nedeniyle başka bir yere gitmiş olması MK.nun 149. maddesi uygulanarak, velayetin kendisinden alınıp diğer tarafa tevdii için başlıbaşına yeterli bir neden değildir” denilmiş, bu durumun gerçekleşebilmesi için “Bu yeni oluşumların, çocuk için maddi ve manevi zararlar vereceğini gösteren çok ciddi belirtiler bulunmalıdır” şartı aranmıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 04.07.2023 tarihli, 2023/5263 E. ve 2023/3597 K. sayılı kararında, “davalı annenin yeni bir evlilik yapması ya da yurt dışında yaşamasının kişisel ilişkinin sağlıklı kurulamayacağına delil oluşturamayacağı” ifade edilerek, “annenin çocuğa karşı ayrıca davalının yeni eşinin dava konusu çocuğa karşı iddia edildiği gibi olumsuz bir davranışlarının ispatlanmaması” ve iddiaların “varsayıma dayalı olması” karşısında talep reddedilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 09.03.2023 tarihli, 2022/11526 E. ve 2023/914 K. sayılı kararında, annenin evlenip çocukla yurt dışına taşınma planı bulunması karşısında “tanık beyanları ve sosyal inceleme raporuyla davalı annenin velâyet değişikliğini gerektirecek bir ihmalinin ispatlanamadığı ve çocukla baba arasında mevcut olan kişisel ilişkinin yargı içtihatlarına göre yeterli olduğu” belirtilerek dava reddedilmiştir.
Sosyal inceleme raporuna yönelik makalemize buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Mevcut Çevre ve Uyumun Korunması: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 08.03.2023 tarihli, 2022/10890 E. ve 2023/894 K. sayılı kararında “davalı-karşı davacı babanın ise kendisine yeni bir aile düzeni kurmuş olması ve çocukların alıştıkları çevreden ayrılmaması ilkeleri bir arada değerlendirildiğinde” tespiti yapılmış, alıştığı çevreden koparılmamanın çocuğun menfaati olduğu ortaya konulmuştur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 23.11.2015 tarihli, 2015/20121 E. ve 2015/22009 K. kararında da “Velayetin değiştirilmesini gerektirecek başkaca nedenlerin varlığı da kanıtlanamamıştır. Çocuğun yaşı dikkate alındığında; alıştığı uyum sağladığı ortamdan ayrılmasının onun yüksek yararına uygun olmadığı da ortadadır.” denilmiştir.
Yeniden Evlenme Velayet Değiştirme Davası Açmak İçin Yeterli midir?
Velayetin değiştirilmesi davası açılması hakkı saklı olmakla birlikte, mahkemenin velayeti değiştirmesi için sadece evlilik vakıası yeterli kabul edilmemektedir. Davacının, velayet sahibi ebeveynin bakım ve gözetim görevini aksattığını, çocuğu ihmal ettiğini somut olarak kanıtlaması gerekir:
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 26.09.2024 tarihli, 2024/5425 E. ve 2024/6449 K. sayılı kararında davacı babanın annenin yeniden evlenmesini ileri sürdüğü davada “velâyetin değiştirilmesini gerektirir herhangi bir hususun bulunmayışı” ve Bölge Adliye Mahkemesince “velâyetin değiştirilmesi koşullarının oluşmadığı, dosya kapsamı, delil durumu, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığının” belirlenmesi üzerine karar onanmış, “temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir” şeklinde hüküm verilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 13.01.2014 tarihli, 2013/13402 E. ve 2014/1 K. sayılı kararında, “Davalı annenin çocuğa karşı velayet görevini savsakladığına, gereken ilgiyi göstermediğine ve davacı babanın müşterek çocukla kişisel ilişkisini engellediğine ilişkin dosya kapsamında yeterli delil bulunmamaktadır. Toplanan deliller, velayetin değiştirilmesi koşullarının oluştuğunu kabule yeterlilikte değildir.” ifadelerine yer verilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 17.10.2006 tarihli, 2006/6122 E. ve 2006/14141 K. sayılı kararında, ebeveynin yeniden evlenmesi sürecinde çocuğun geçici bir süre başka bir yerde kalmasının dahi “eylemli olarak çocuğu terk anlamına gelmez ve velayet görevinin ifa edilmediğini tek başına göstermez” tespiti yapılmıştır.
Velayet Değişikliği Davasında Hangi Deliller Kullanılır?
Velayet kamu düzenine ilişkin olup davalarda resen araştırma ilkesi uygulanır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 19.09.2024 tarihli, 2023/9318 E. ve 2024/6211 K. sayılı kararında “Velâyet kamu düzenine ilişkin olup, resen araştırma ilkesi geçerlidir. Bu nedenle yargılama sırasında meydana gelen gelişmelerin dahi göz önünde tutulması gerekir. Velâyetin düzenlenmesinde asıl olan çocuğun üstün yararıdır.” ilkesi ortaya konulmuş ve “Bu kapsamda erkeğin iddialarının değerlendirilmesi, tarafların göstermesi halinde delillerinin toplanması ve yeniden velâyet hakkında uzmandan rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre karar vermek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.” denilmiştir. Yine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 09.09.2015 tarihli, 2015/14466 E. ve 2015/15164 K. kararında, “Velayet kamu düzenine ilişkin olup tahkikat süresince hakim tarafından da yeni olaylar nazara alınır.” ve “Velayetin düzenlenmesinde, çocukların üstün yararı, ana ve babanın isteklerinden önce gelir.” gerekçeleriyle sunulan iddiaların “velayet konusunda yeni düzenleme yapılmasını gerektirecek nitelikte önem” taşıyıp taşımadığının uzman vasıtasıyla araştırılması gerektiği belirtilmiştir.
Yargı kararlarında öne çıkan temel delil araçları şunlardır:
Sosyal İnceleme Raporları (SİR) ve Uzman Görüşleri: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 10.10.2011 tarihli, 2011/15764 E. ve 2011/15190 K. sayılı kararında, “velayet değişiminin çocukların menfaatine olup olmayacağı konusunda 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 5.bendinde belirtilen uzman bilirkişi veya bilirkişilerden görüş alınarak bir değerlendirme yapılıp, velayet düzenlemesi yapılması gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeyle hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.” denilerek uzmandan rapor alınmasının zorunluluğu belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesi de 31/1/2023 tarihli, B. No: 2020/21844 sayılı kararında derece mahkemelerinden “çocuğun üstün yararının ne olduğuna ilişkin tespit” yaparken “Derece mahkemelerinin takdirlerinin gerekçelerini, ilgili ebeveynin kanun yoluna müracaat imkânını da etkili şekilde kullanabilmelerini sağlayacak surette ayrıntılı olarak ortaya koymaları ve ulaşılan sonuçların yeterli açıklıktaki bilimsel görüş ve raporlar gibi yeterli ve objektif verilere dayandırılması gerekmektedir” yaklaşımını zorunlu kılmıştır.
Çocuğun üstün yararına yönelik makalemize buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Çocuğun Beyanları: Çocuğun samimi anlatımları değerlendirilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 12.10.2012 tarihli, 2012/4801 E. ve 2012/24416 K. sayılı kararında üvey annenin kötü muamelesi, SİR raporu ile birlikte “bu rapora dayanak olan müşterek çocukların samimi beyanları ile anlaşıldığı” şeklinde tespit edilmiştir. Ancak çocuğun salt evlilik nedeniyle görüşmek istememesi tek başına yeterli değildir; nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 08.06.2016 tarihli, 2016/10716 E. ve 2016/11271 K. sayılı kararında “Çocuğun annesi ile, yaptığı evlilik sebebiyle görüşmek istemediğini bildirmesi, annenin onunla görüşme isteğine karşılık vermemesi ya da çocuğun sınav başarı puanına uygun yatılı bir okula yerleştirilmesi velayetin kaldırılmasını ya da velayetin değiştirilmesini gerektirmez” ve “Velayet düzenlemesinde; çocukla ana ve baba yararının çatışması halinde, çocuğun yararına üstünlük tanınması gereklidir” denilmiştir.
Tanık Anlatımları ve İspat Belgeleri: İddiaların somut vakıalara dayanması gerekir (Yargıtay 2. HD, 2022/11526 E., 2023/914 K.).
Yargıtay Uygulamasında Yeniden Evlenme ve Velayet
Yargıtay 2. HD – 08.03.2023, 2022/10890 E. – 2023/894 K.
Babanın yeni düzen kurması tek başına yetersizdir; “sosyal inceleme raporunda, çocukların anne yanında kalmalarının fiziksel, sosyal, kültürel ve psikolojik gelişimlerini olumsuz etkileyeceği hususu ispatlanamadığı” belirlenmiştir.
Velayet değişikliği reddedildi.
Yargıtay 2. HD – 10.10.2024, 2024/3656 E. – 2024/7227 K.
Anne evlenmiş, çocuk üvey babayı benimsemiş, anne velayet yükümlülüklerini yerine getirmiştir; “velâyetinin değiştirilmesini gerektirir bir durum olmadığı” tespit edilmiştir.
Velayetin annede kalması onandı.
Yargıtay 2. HD – 18.05.2023, 2023/3875 E. – 2023/2467 K.

“velâyet sahibi annenin evlenmesinin tek başına velâyetin değiştirilmesini gerektirmeyeceği”, kötü muamele iddiasının bulunmadığı tespit edilmiştir.
Velayet değişikliği reddedildi.
Yargıtay 2. HD – 12.10.2012, 2012/4801 E. – 2012/24416 K.
Babanın yeniden evlendiği, üvey annenin çocuklara kötü davrandığı ve babanın bakım-gözetim görevini ihmal ettiği belirlenmiştir.
Velayetin değiştirilmesine karar verildi.
Yargıtay 2. HD – 08.06.2010, 2010/3805 E. – 2010/11267 K.
Üvey annenin çocukları kabul etmediği, babanın çocuklara ilgisiz davrandığı uzman raporuyla tespit edilmiştir.
Velayet anneye verildi.
Yargıtay 2. HD – 29.03.2016, 2016/5009 E. – 2016/6233 K.
Annenin yeniden evlenmesi ve yeni eşin sabıka kaydının bulunması, kötü muamele kanıtlanmadığı sürece değişikliğe gerekçe olmaz.
Velayet değişikliği reddedildi.
Yargıtay 2. HD – 26.04.2023, 2023/1169 E. – 2023/1972 K.
Annenin yeniden evlenmesiyle aldığı yeni kocasının soyadını müşterek çocuğa verme talebi reddedilmiştir.
Soyadı değişikliği talebi reddedildi.
Avukatın Gözünden Yeni Evliliğin Velayete Etkisi
Hukuki uyuşmazlıklarda davanın tarafı olan ebeveynler, yeniden evlenmeyi doğrudan velayetin el değiştirmesi için mutlak bir gerekçe olarak görme yanılgısına düşebilmektedir. Oysa yargı içtihatları açıkça ortaya koymaktadır ki, evlilik olgusu tek başına velayetin değiştirilmesi için yeterli bir yasal sebep değildir (Yargıtay 2. HD, 2011/7845 E., 2011/20113 K.; Yargıtay 2. HD, 2007/17245 E., 2008/176 K.).
Velayetin değiştirilmesi davasını yürüten bir avukat açısından temel mesele, yeniden evlenme olayının çocuk üzerindeki somut yansımalarıdır. İddiaların varsayımlara değil, çocuğun gelişimine doğrudan zarar verdiğini gösteren somut delillere dayandırılması zorunludur. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 04.07.2023 tarihli, 2023/5263 E. ve 2023/3597 K. sayılı kararında görüldüğü üzere, iddiaların “varsayıma dayalı olması” davanın reddine sebebiyet vermektedir.
Uygulamada En Sık Karşılaşılan Sorunlar
Uygulamada velayet sahibi ebeveynin yeniden evlenmesi ekseninde şu temel sorunlar öne çıkmaktadır:
Üvey Ebeveyn ile Çocuğun İletişim Krizi ve Kötü Muamele: Üvey ebeveynin müşterek çocuğu dışlaması veya kötü muamelede bulunması durumunda ebeveynin sessiz kalması ve velayet görevini ihmal etmesi (Yargıtay 2. HD, 2012/4801 E., 2012/24416 K.; Yargıtay 2. HD, 2010/3805 E., 2010/11267 K.).
Kişisel İlişkinin Engellenmesi Girişimleri: Yeniden evlenen ebeveynin, diğer tarafın çocukla görüşmesini kısıtlamaya çalışması. Oysa Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (2023/5263 E., 2023/3597 K.), “çocuğun üstün yaranının velâyet sahibi olmayan ebeveyni ile de sağlıklı bir kişisel ilişki kurmasını gerekli kıldığı” ilkesini vurgulamaktadır.
Yurt Dışına veya Şehir Dışına Taşınma Çatışmaları: Velayet sahibi eşin yeni evliliği sebebiyle ikametini değiştirmesi durumunda diğer ebeveynin velayetin değiştirilmesini talep etmesi; buna karşılık taşınmanın tek başına bir ihlal olarak kabul edilmemesi (Yargıtay HGK, 1992/140 E., 1992/248 K.; Yargıtay 2. HD, 2022/11526 E., 2023/914 K.).
Çocuğun Soyadının Değiştirilmek İstenmesi: Yeniden evlenen annenin, kendi yeni soyadını çocuğa verme girişimleri. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 26.04.2023 tarihli, 2023/1169 E. ve 2023/1972 K. sayılı kararında, “davacı kadının, evlilik ile kazandığı kişisel durumunun her zaman değişebilecek durumda olduğu da dikkate alındığında; zamana ve şarta göre bu yönde talepte bulunarak velâyet hakkına dayanılarak velâyet altına bulunan küçüğe oluşan bu duruma göre yeni soy isim verilmesi isteminin somut olayda olduğu gibi kadının yeniden evlenme ile kazandığı soy adının velâyet altında bulunan küçüğe verilmesi isteminde, küçüğün üstün yararının mevcut bu duruma göre korunamayacağı ve değişkenlik göstereceği” ve “davalı babanın, oğlu … ile irtibatını kesmediği, görüşmeye devam ettiği, babalık görevlerini yerine getirmeye çalıştığı taraf beyanları ve alınan raporlar ile sabit olduğu” gerekçesiyle bu talep hukuka uygun bulunmamıştır.
Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
Eksik İnceleme Yapılmaması: Velayetin kamu düzenine ilişkin olması sebebiyle mahkemenin uzman görüşü (psikolog, pedagog veya sosyal çalışmacı) almadan karar vermemesi gerekir (Yargıtay 2. HD, 2011/15764 E., 2011/15190 K.).
Mevcut Kurulu Düzen ve Kardeşlerin Durumu: Çocuğun alıştığı ortamdan koparılmaması ve varsa kardeşlerin bir arada yetiştirilmesi ilkesi gözetilmelidir (Yargıtay 2. HD, 2023/3875 E., 2023/2467 K.; 2012/17660 E., 2013/8346 K.).
Yeni Eşin Sabıka Kaydı: Yeni eşin adli sicil kaydının varlığı tek başına yeterli olmayıp, çocuğun fiziksel ve psikolojik gelişimine fiilen olumsuz bir etkisinin bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır (Yargıtay 2. HD, 2016/5009 E., 2016/6233 K.; 2012/17660 E., 2013/8346 K.).
Sık Sorulan Sorular
Eski eşim yeniden evlendi, velayeti alabilir miyim?
Hayır, yalnızca eski eşinizin yeniden evlenmiş olması velayetin size verilmesi için yeterli değildir. Velayetin değiştirilebilmesi için velayet sahibi ebeveynin bakım ve gözetim görevini savsaklamış veya ihmal etmiş olması, çocuğun üstün yararının tehlikeye girmesi ve bu hususların somut delillerle kanıtlanması gerekir (TMK m. 349; Yargıtay 2. HD, 2013/4764 E., 2013/25031 K.; Yargıtay 2. HD, 2013/13402 E., 2014/1 K.).
Annenin yeniden evlenmesi velayetin babaya verilmesini sağlar mı?
Annenin yeniden evlenmesi kendiliğinden velayetin babaya geçmesini sağlamaz. Dosyada annenin velayet görevini gereği gibi yerine getirmediğine dair ciddi bir olgu bulunmadıkça dava reddedilir (Yargıtay 2. HD, 2012/17660 E., 2013/8346 K.). Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 10.10.2024 tarihli, 2024/3656 E. ve 2024/7227 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, annenin evlenmesi durumunda dahi “çocuğun doğumundan itibaren davanın açılması öncesine kadar sürekli anne ile kaldığı, baba ile SİR raporu tanzim tarihinden 7 ay önce icra kanalıyla görüşmeye başladığı, annenin velayet yükümlülüklerini yerine getirdiği, bu hususta davacı tarafça ileri sürülen iddiaların ispatına elverişli delil sunulmadığı” görüldüğünde velayet annede kalmaya devam eder.
Üvey babanın çocuğa kötü davranması velayeti etkiler mi?
Evet, üvey ebeveynin çocuğa kötü davranması ve velayet sahibi ebeveynin bu duruma göz yumarak çocuğun bakım ve gözetimini ihmal etmesi velayet değişikliği sebebidir (Yargıtay 2. HD, 2012/4801 E., 2012/24416 K.). Ancak bu iddiaların soyut kalmaması, uzman incelemesi ve somut delillerle kanıtlanması şarttır (Yargıtay 2. HD, 2023/3875 E., 2023/2467 K.).
Yeni evlilik nedeniyle başka şehre taşınmak velayeti etkiler mi?
Yeni evlilik sebebiyle başka bir kente veya yurt dışına taşınmak velayetin değiştirilmesi için tek başına yeterli bir sebep değildir (Yargıtay HGK, 1992/140 E., 1992/248 K.; Yargıtay 2. HD, 2022/11526 E., 2023/914 K.). Değişiklik yapılabilmesi için bu taşınmanın çocuk için ciddi maddi ve manevi zararlar doğuracağının ispat edilmesi gerekir.
Mahkeme yeni eşin durumunu araştırır mı?
Mahkeme, velayet uyuşmazlıklarında kamu düzeni ve resen araştırma ilkesi uyarınca tarafların sunduğu iddiaları ve yeni aile ortamını sosyal inceleme raporu kanalıyla inceler (Yargıtay 2. HD, 2023/9318 E., 2024/6211 K.). Yeni eşin çocuğa yönelik olumsuz bir davranışının veya çocuk üzerinde fiziksel/psikolojik bir baskısının olup olmadığı araştırılır; ancak yeni eşin salt adli sicil kaydının bulunması dahi çocuğa yönelik fiili bir olumsuz etki ispatlanamadığı sürece velayetin değiştirilmesini gerektirmez (Yargıtay 2. HD, 2016/5009 E., 2016/6233 K.).
Sonuç olarak; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 349 ve yerleşik yüksek yargı içtihatları çerçevesinde; velayet hakkına sahip olan anne ya da babanın yeniden evlenmesi, velayetin değiştirilmesini doğrudan gerektiren bir durum değildir. Hukuk sistemimizde velayete ilişkin tüm kararlarda esas alınan yegane ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Yeniden evlenmenin velayet değişikliğine dayanak teşkil edebilmesi, ancak yeni evlilikle oluşan aile ortamında velayet yükümlülüklerinin ağır şekilde ihmal edilmesi, üvey ebeveynin kötü muamelesi ve çocuğun bedensel, ruhsal ve ahlaki gelişiminin somut bir risk altına girdiğinin sosyal inceleme raporu ve muteber delillerle ispatlanması halinde mümkündür.
Ankara Aile Hukuku Avukatı Desteği
Velayetin değiştirilmesi davaları kamu düzenini ilgilendiren, resen araştırma ilkesinin geçerli olduğu ve uzman bilirkişi raporlarının belirleyici rol oynadığı son derece teknik davalardır. . Ankara yargı çevresinde ikame edilecek velayetin değiştirilmesi süreçlerinde de bu ulusal içtihatlar ve Türk Medeni Kanunu’nun amir hükümleri çerçevesinde uzman bir aile hukuku avukatının hukuki desteği hak kayıplarının önüne geçilmesi açısından önem taşımaktadır.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her aile hukuku uyuşmazlığının kendine özgü şartları bulunduğundan somut olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Av. Akın Özbey olarak uzun yıllardır Ankara ilinde avukat olarak hizmet vermekteyiz. Boşanma davası, mal paylaşımı davası, ziynet alacağı davası, velayet davası, nafaka davası, soybağının reddi davası ve babalık davası gibi Aile Hukuku kaynaklı konularda müvekkillerimize hukuki destek sağlamaktayız.
Ankara’da aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarınız uzman ve deneyimli kadromuz ile profesyonel destek alarak dava sürecinizi alanında uzman bir avukatla yürütmek için hukuk büromuzla 0537 932 50 50 numaralı hattımız üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
Ankara boşanma davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
Ankara velayet davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
Ankara Mal Rejiminin Tasfiyesi yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
Ankara Nafaka Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
Ankara Aile Hukuku yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
Ankara Babalık Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
Ankara Soybağının Reddi Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız






