Medeni usul hukukunda yargılamanın temel prensipleri; adil yargılanma, savunma ve hukuki dinlenilme hakları üzerine kuruludur. Boşanma davalarında tarafların duruşmalara bizzat veya vekilleri aracılığıyla katılımı, davanın türüne (çekişmeli veya anlaşmalı) ve yargılamanın bulunduğu aşamaya (ön inceleme, tahkikat veya sözlü yargılama) göre farklı hukuki neticeler doğurur. İşbu makalemizde boşanma davalarında taraflardan birinin duruşmaya gelmemesi durumunda ortaya çıkan usuli süreçler, savunma hakkının sınırları, anlaşmalı boşanmadaki özel zorunluluklar ve hak kayıpları Yargıtay içtihatları ile güncel mevzuat hükümleri ışığında incelenmiştir.
Boşanma Davasında Duruşmaya Katılmak Zorunlu mudur?
Hukuk muhakemesinde kural olarak tarafların duruşmalara bizzat katılma zorunluluğu bulunmamaktadır; ancak taraflar duruşmaya katılmadıklarında doğacak usuli neticeleri üstlenmek durumundadır. Bu kapsamda avukatla takip edilen ve avukatsız yürütülen dosyalar arasında usul hukuku yönünden temel ayrımlar bulunmaktadır.
Avukatla Takip Edilen ve Avukatsız Takip Edilen Dosyalar Bakımından Temel Ayrım
Çekişmeli boşanma davalarında davanın vekille takip edilmesi durumunda, vekilin duruşmaya katılması asilin katılımı yerine geçer. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 01.04.2024 tarihli, E. 2024/476, K. 2024/2242 sayılı kararında yabancı mahkeme kararının tanınması sürecine atıfla ifade edildiği üzere, “kaldı ki avukat tarafından temsil edilen kadının yasal haklarının ihlal edilmesinin söz konusu olamayacağı değerlendirilmekle” tespiti yapılarak avukatla temsil halinde tarafın haklarının kural olarak korunduğu kabul edilmektedir. Buna karşın davanın avukatsız takip edildiği hallerde asilin, duruşma gün ve saatinde mahkemede hazır bulunmaması doğrudan usuli işlemlerin yokluğunda yapılmasına veya davanın takipsiz kalmasına yol açabilmektedir.
Davacı Duruşmaya Gelmezse Ne Olur?
Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca davacı, açmış olduğu davayı takip etmekle yükümlüdür. Davacı duruşmaya gelmez ve kendisini bir vekille de temsil ettirmezse, davalının duruşmadaki tutumu davanın seyrini belirler:
Davalının davayı takip etmek istememesi: Duruşmada hazır bulunan davalı davayı takip etmeyeceğini bildirirse veya davalı da duruşmaya katılmamışsa dosya işlemden kaldırılır.
Davalının davaya devam etmek istemesi: Davalı duruşmaya gelir ve yargılamaya devam edilmesini talep ederse, dava davacının yokluğunda görülmeye devam eder. Ancak bu durumda dahi mahkemenin usul kurallarına titizlikle uyması emredicidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 19.10.2012 tarihli, E. 2012/21760, K. 2012/25300 sayılı kararında belirtildiği üzere; “davacı kadına duruşma gününün usulünce tebliğ edilmesi, gösterdiği delillerinin toplanması için kendisine imkan tanınması, delil bildirmesi halinde diğer tüm delillerle birlikte değerlendirilip, gerçekleşecek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olmuş, bozmayı gerektirmiştir”. Duruşmaya katılmayan tarafın yokluğunda karşı tarafın beyanıyla yetinilip usul güvenceleri sağlanmadan hüküm kurulamaz.
Davalı Duruşmaya Gelmezse Boşanma Kararı Verilebilir mi?
Usulüne uygun davetiye tebliğ edilen davalının duruşmaya katılmaması, davanın kendiliğinden durmasına veya reddedilmesine yol açmaz. Mahkemece çıkarılan usulüne uygun davetiyeye rağmen gelmeyen davalının yokluğunda yargılamaya devam edilir ve toplanan delillere göre boşanma kararı verilebilir.
Buradaki en kritik husus, duruşma davetiyesinin ve ihtaratların kanuna uygun tebliğ edilmiş olmasıdır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 28.06.2012 tarihli, E. 2012/342, K. 2012/6434 sayılı kararında; “HUMK.nun 73.maddesinde ( HMK.nun 27. maddesi) kanunun gösterdiği istisnalar haricinde, hakimin tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden karar veremeyeceği hükme bağlanmıştır” ve “hakim, iddia ve savunma haklarını kullanabilmeleri için tarafları duruşmaya çağırmak zorundadır.” ilkelerine yer verilmiştir. Yine aynı kararda “Davalı, usulüne uygun şekilde duruşmaya çağrılmayarak savunma hakkını kullanmaktan yoksun bırakılmıştır” ve “Savunma hakkı Anayasanın 36. maddesiyle düzenlenmiş olup davalının duruşma gün ve saatinden haberdar edilmeden yargılama yapılarak hüküm verilmiş olması olması doğru değildir” denilerek, davalının yokluğunda karar verilebilmesinin ön koşulunun usulüne uygun çağrı olduğu hükme bağlanmıştır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 22.05.2012 tarihli, E. 2012/8878, K. 2012/12986 sayılı kararında da benzer şekilde: “HUMK.nun 73.maddesi hükmüne göre; mahkeme, tarafları dinlemeden, onları, iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez”,
“Asıl olan, tarafların huzurunda yargılamanın yürütülmesi olmakla birlikte, hukuk mahkemelerinde, taraflar yargılamaya katılmasalar bile mutlaka duruşmadan haberdar edilmelidirler”,
“Duruşmaya gelinmese dahi ilgilinin yokluğunda davaya devam edilip karar verilmesine usulün olanak tanıdığı hallerde; açıklamayı ve uyarıyı taşıyan davetiyenin tebliğ edilmesinden sonra işin esasına girilmesi, deliller toplanarak bir sonuca ulaşılması gereklidir”,
“Mahkemece, savunma hakkının kısıtlanmasına yol açacak şekilde, davalı taraf duruşmaya çağrılmadan, yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne ilişkin karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir” ilkeleri vurgulanmıştır.
Avukat Varsa Tarafın Duruşmaya Gelmesi Gerekir mi?
Çekişmeli boşanma davalarında taraf kendisini bir vekil ile temsil ettiriyorsa genel kural duruşmalara tarafın bizzat gelmesinin gerekmediğidir. Avukat duruşmalara katılarak müvekkili adına tüm usul işlemlerini yürütür. Ancak bu kuralın istisnaları mevcuttur:
İstistinap ve Bizzat İsticvap: Mahkemenin tarafın bizzat beyanını dinlemek istediği (taraf isticvabı veya sulhe teşvik) durumlarda mahkemece asilin bizzat hazır bulunması istenebilir.
Anlaşmalı Boşanma: Çekişmeli davalardan tamamen farklı olarak, anlaşmalı boşanmada özel vekâletname bulunsa dahi vekilin duruşmaya katılması asilin yerine geçmez.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 19.03.2015 tarihli, E. 2014/20562, K. 2015/4949 sayılı kararında açıkça belirtildiği üzere: “davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş, bizzat mahkeme huzurunda hazır bulunarak boşanma ve sonuçları hakkında bir irade açıklamasında bulunmamıştır” denilmiş ve devamla “Vekaletnamesinde özel yetki bulunsa bile vekilin beyanı sonuç doğurmaz. Hal böyle olunca anlaşmalı boşanma koşullarının oluştuğundan söz edilemez” tespiti yapılmıştır.
Anlaşmalı Boşanmada Taraflardan Biri Duruşmaya Gelmezse Ne Olur?
Türk Medeni Kanunu m. 166/3 uyarınca anlaşmalı boşanma kararı verilebilmesi için hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi şarttır. Bu kural emredici nitelikte olup taraflar duruşmaya katılmak zorundadır.
Anlaşmalı boşanmada taraflardan biri veya her ikisi duruşmaya gelmezse:
Çekişmeli Boşanmaya Dönüşme: Birlikte açılan veya protokol sunulan davada davalının duruşmaya katılmaması halinde dava çekişmeli boşanmaya dönüşür. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 07.11.2014 tarihli, E. 2014/9614, K. 2014/22009 sayılı kararında açıklandığı üzere: “Dava dilekçesi tarafların her ikisi tarafından birlikte imzalanmış ve Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi uyarınca anlaşmalı boşanma talep edilmiştir. Bu hususu dikkate alan mahkeme duruşma günü belirleyerek 12.09.2013 tarihli duruşmaya tarafları davet etmiştir. Davalı, davet edildiği bu duruşmaya katılmamıştır. Bu halde dava anlaşmalı boşanma olmaktan çıkmış, kendiliğinden çekişmeli boşanmaya (TMK md. 166/1) dönüşmüştür.” Mahkeme bu aşamadan sonra “Öyleyse sonraki duruşma gününün tahkikata dönük olduğu kabul edilerek Hukuk Muhakemeleri Kanununun 147. maddesi uyarınca davalı davet edilmelidir.” kuralına uymak zorundadır. Aksi halde “Davalı tahkikat duruşmasına çağrılmadan yokluğunda hüküm kurulması hukuki dinlenilme hakkını zedeleyen önemli bir usul hatasıdır (HMK md. 27).”
Sonraki Oturumlara Katılma İstisnası: Taraflar duruşmaya gelip iradelerini bizzat açıklamış ve protokolü imzalamışlarsa, kararın o gün verilemeyip ertelenmesi durumunda sonraki celselere katılma zorunluluğu ortadan kalkar. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 19.07.2011 tarihli, E. 2010/9743, K. 2011/12657 sayılı ilamında belirtildiği gibi: “Anlaşmalı boşanma koşullarının oluştuğu ve karar vermeye bir engelin bulunmadığı oturumda herhangi bir nedenle karar verilememiş ve duruşma başka bir güne bırakılmışsa tarafların (asılların) bizzat sonraki oturumlarda da hazır bulunma zorunluluğu bulunmamaktadır.” ve “Tarafların, Türk Medeni Kanununun 166/3.maddesi kapsamında oluşan ve taraflarca bizzat hakime bildirdikleri, iradelerinin serbest iradeleri olmadığına ilişkin kanaatin dayanağı ve gerekçesi gösterilmeden, hata, hile, tehdit altında alındığı da iddia ve ileri sürülmemiş ve bu konuda herhangi bir kanıt da gösterilmemiş olduğundan; bu beyanlarının hakimi bağlayacağı gözetilmeden, Türk Medeni Kanununun 166/3.maddesi gereğince boşanma kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddi doğru görülmemiştir.”
Duruşmaya Katılmayan Taraf Hak Kaybına Uğrayabilir mi?
Duruşmaya usulüne uygun davet edilmesine rağmen mazeretsiz katılmayan taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz hakkını kaybeder. Ancak mahkemenin de usul hükümlerine riayet ederek aşamaları kanuna uygun yürütmesi şarttır:
Ön İnceleme ve İhtaratlı Davetiye Eksikliği: Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 25.03.2013 tarihli, E. 2012/21125, K. 2013/7966 sayılı kararında; “6100 Sayılı Hukuk Muhakemeri Kanunu yürürlüğe girdikten sonra açılan iş bu davada 23.02.2012 tarihli duruşmada mahkemece davalı kadına davetiye çıkarılmasına karar verildiği halde davalı kadına Hukuk Muhakemeleri Kanununun 139. madde uyarınca ihtarlı davetiye çıkarılmadığı anlaşılmaktadır” denilerek, “Davalı kadına Hukuk Muahkemeleri Kanununun 27. madde gereğince hukuki dinlenilme hakkı tanınmadığı ve delillerini ibraz için usulune uygun süre verilmeden yokluğunda yargılama yapılarak hüküm konulması savunma hakkını engellediğinden usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir” değerlendirmesi yapılmıştır.
Tahkikata Geçiş Davetiyesi Eksikliği: Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 19.11.2014 tarihli, E. 2014/11836, K. 2014/23176 sayılı kararında; “Mahkemece ön inceleme duruşması tamamlanıp tahkikat aşamasına geçildiğine göre, davalının Hukuk Muhakemeleri Kanununun 147. maddesi gereğince tahkikat duruşmasına davet edilmesi zorunludur” tespiti yapılmış ve “Bu yasal zorunluluğun gereği yapılmadan davalının yokluğunda hüküm kurulması, davalının hukuki dinlenilme hakkına (…md.27) aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir” sonucuna varılmıştır.
Tanık Dinletme ve Savunma Hakkı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 19.10.2012 tarihli, E. 2012/21760, K. 2012/25300 sayılı kararında; “Bu husus yerine getirilmeden, duruşmada davalı tarafından hazır edilen iki tanığın dinlenilmesi ile yetinilerek tarafların boşanmalarına karar verilmesi davacının hukuki dinlenilme hakkı (HMK.md.27) kapsamındaki savunma hakkını kısıtlayan önemli bir usul hatasıdır” denilerek, duruşmaya gelmeyen tarafın haklarının usulsüz şekilde kısıtlanamayacağı hükme bağlanmıştır.
Yargıtay Uygulamasında Duruşmaya Katılmama
Yargıtay içtihatlarında özellikle dava veya temyiz aşamasında dosyaya protokol sunulması halinde, tarafların duruşmaya bizzat davet edilip dinlenmesi zorunluluğu istikrarlı şekilde aranmaktadır:
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 06.10.2025, E. 2025/7524, K. 2025/8291: “dosyaya sunulan anlaşmalı boşanma protokolü hükümleri dikkate alınarak ve taraflar duruşmaya çağrılıp bizzat beyanları da alınmak suretiyle boşanma ve fer’îleri ile diğer yönlerden karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir”, “bizzat beyanları da alınmak suretiyle”.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 03.03.2025, E. 2024/5693, K. 2025/2225: “O halde dosyaya sunulan boşanma protokolü hükümleri dikkate alınarak ve taraflar duruşmaya çağrılıp bizzat beyanları da alınmak ve sonucu uyarınca boşanma ve fer’îleri ile diğer yönlerden karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.”, “taraflar duruşmaya çağrılıp bizzat beyanları da alınmak”.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 16.06.2025, E. 2024/8314, K. 2025/5905: “tarafların boşanma ve fer’îleri, eşya ve ziynet alacakları, mal rejimi tasfiyesinden kaynaklı alacaklar ve yargılama giderleri ile vekâlet ücreti konusunda anlaşmaya vardıkları anlaşılmaktadır”, “taraflar duruşmaya çağrılıp bizzat beyanları da alınmak suretiyle boşanma ve fer’îleri ile diğer yönlerden karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir”.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 21.10.2024, E. 2024/1900, K. 2024/7629: “taraflar duruşmaya çağrılıp bizzat beyanları da alınmak suretiyle boşanma ve fer’îleri ile diğer yönlerden karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir”, “dosyaya sunulan anlaşmalı boşanma protokolü hükümleri dikkate alınarak ve taraflar duruşmaya çağrılıp bizzat beyanları da alınmak suretiyle boşanma ve fer’îleri ile diğer yönlerden karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir”.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 14.06.2023, E. 2023/356, K. 2023/3140: “taraflar arasında düzenlenen 06.02.2023 tarihli “anlaşmalı boşanma protokolü” başlıklı belge değerlendirilerek, taraflar duruşmaya çağrılıp bizzat beyanları da alınmak suretiyle bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.”, “taraflar duruşmaya çağrılıp bizzat beyanları da alınmak suretiyle bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir”.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 24.02.2025, E. 2025/1509, K. 2025/1933: “taraflar duruşmaya çağrılıp bizzat beyanları da alınmak suretiyle boşanma ve fer’îleri ile diğer yönlerden karar verilmek üzere”.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 19.01.2026, E. 2025/9492, K. 2026/530: “O halde, anlaşmalı boşanma protokolü hükümleri dikkate alınarak ve taraflar duruşmaya çağrılıp bizzat beyanları da alınmak suretiyle boşanma ve fer’îleri ile diğer yönlerden karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.”, “taraflar duruşmaya çağrılıp bizzat beyanları da alınmak suretiyle”.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 02.06.2026, E. 2026/978, K. 2026/5975: “O halde, anlaşmalı boşanma protokolü hükümleri dikkate alınarak taraflar duruşmaya çağrılıp bizzat beyanları da alınmak suretiyle boşanma ve fer’îleri ile diğer yönlerden karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.”, “Dosyaya sunulan protokol içeriğinden tarafların boşanma ve fer’îleri konusunda anlaşmaya vardıkları anlaşılmıştır.”.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 21.02.2023, E. 2022/10099, K. 2023/661: “taraflar duruşmaya çağrılıp bizzat beyanları da alınmak suretiyle boşanma ve fer’îleri yönünden sonucu uyarınca karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir”, “boşanma ve boşanmanın fer’îlerine ilişkin anılan protokol hükümleri dikkate alınarak, taraflar duruşmaya çağrılıp bizzat beyanları da alınmak suretiyle”.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 28.03.2024, E. 2023/5381, K. 2024/2227: “Açıklanan sebeplerle taraflar da bizzat duruşmaya çağrılıp beyanları da alınmak suretiyle protokol hükümleri dikkate alınarak bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir”.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 04.03.2024, E. 2023/5227, K. 2024/1433: “dosyaya sunulacak olan protokol gözetilerek bizzat taraflar da duruşmaya çağrılarak bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir”.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 06.06.2024, E. 2024/2007, K. 2024/4315: “O halde boşanma kararının kesinleştiği de dikkate alınarak taraflar duruşmaya çağrılıp bizzat beyanları da alınmak suretiyle protokol doğrultusunda bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir”, “İş bu ‘sulh protokolü’ başlıklı dilekçeden, tarafların boşanmanın fer’îleri konusunda anlaşmaya vardıkları anlaşılmaktadır”.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 04.11.2024, E. 2024/1966, K. 2024/8254: “anlaşmalı boşanma protokolü hükümleri dikkate alınarak ve taraflar duruşmaya çağrılıp bizzat beyanları da alınmak suretiyle boşanma ve fer’îleri ile diğer yönlerden karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir”, “bizzat beyanları da alınmak suretiyle”.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 01.04.2024, E. 2024/476, K. 2024/2242: “Mahkemece boşanma konusunda gerek kadının gerekse de erkeğin boşanmaya yönelik ifadelerinin bizzat alındığı”.
Avukatın Gözünden Boşanma Duruşmasına Katılım
Vekil ile takip edilen yargılamalarda tebligatlar vekile yapılır. Usulüne uygun ihtaratlı davetiye vekile tebliğ edildiğinde vekilin duruşmaya mazeretsiz katılmaması veya cevap vermemesi durumunda yargılama vekilin yokluğunda yürütülür. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 30.05.2024 tarihli, E. 2024/3397, K. 2024/4127 sayılı kararında; “Mahkemece bozma ilamına uyularak 6100 sayılı Kanunun 139 uncu maddesi gereğince, ihtaratlı davetiye davalı vekili Avukat …’a e-tebligat yolu ile tebliğ edilmesine rağmen davalı vekilince cevap vermediği” olgusu tespit edilmiş, usulüne uygun tebligat yapılması şartıyla vekilin katılmamasının yargılamanın yürütülmesine engel teşkil etmeyeceği vurgulanmıştır.
Uygulamada En Sık Karşılaşılan Sorunlar
Aşama Bildirimleri: Mahkemenin her usuli aşama geçişinde taraflara gerekli bildirimleri yapması gerekir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 30.05.2024 tarihli, E. 2024/3397, K. 2024/4127 sayılı kararında belirtildiği üzere; “ön inceleme duruşmasına davet, ön inceleme duruşması ve tahkikat duruşması usule ve kanuna aykırı olduğu, davalı tarafa, ön inceleme duruşması yapılacağı bildirilmeden ön inceleme duruşması yapılması, usulüne uygun şekilde dilekçelerinde bildirdikleri delilleri sunması için süre verilmemesi ve tahkikat duruşmasına davet edilmeden tahkikata geçilerek yargılama yapılması; adil yargılanma, savunma ve hukuki dinlenilme hakkının da ihlali niteliğinde olduğu” açıkça ifade edilmiştir.
Sözlü Yargılama Bildirimi: Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 02.12.2015 tarihli, E. 2015/14333, K. 2015/22962 sayılı kararında; “Mahkeme, tahkikatın bitiminden sonra sözlü yargılama ve hüküm için tayin olunacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder” kuralına dayanılmış ve “Mahkemece, sözlü yargılama ve hüküm için yeni bir duruşma günü tayin edilmeyip, çağrılmadan davalı-karşı davacının yokluğunda hüküm verilmiştir. Bu husus gözetilmeyerek ve yasanın emredici hükmü dikkate alınmayarak yazılı şekilde uygulama yapılması usul ve ve yasaya aykırı olup, hükmün münhasıran bu sebeple bozulmasına karar vermek gerekmiştir” denilmiştir.
Sık Sorulan Sorular
Eşim boşanma duruşmasına gelmezse boşanabilir miyim?
Evet. Çekişmeli boşanma davasında karşı tarafa usulüne uygun duruşma davetiyesi tebliğ edilmişse, eşinizin duruşmaya katılmaması davanın görülmesine ve şartları oluştuğunda boşanma kararı verilmesine engel teşkil etmez; yargılama eşin yokluğunda yürütülür.
Davalı hiç duruşmaya gelmezse dava ne olur?
Davalı usulüne uygun tebligata rağmen duruşmalara hiç katılmazsa, yokluğunda yapılan usul işlemlerine itiraz edemez. Mahkeme davacının sunduğu delilleri ve iddiaları inceleyerek tahkikatı tamamlar ve hükmünü kurar.
Avukatım varsa duruşmaya gitmek zorunda mıyım?
Çekişmeli boşanma davalarında tarafı avukatı temsil ediyorsa, mahkemece asilin bizzat dinlenmesine dair özel bir ara karar verilmediği sürece asilin duruşmaya bizzat katılma zorunluluğu yoktur. Ancak anlaşmalı boşanma davasında avukat olsa dahi tarafın bizzat katılımı şarttır.
Anlaşmalı boşanmada eşim duruşmaya gelmezse ne olur?
Anlaşmalı boşanmada eşlerden biri duruşmaya gelmezse anlaşmalı boşanma koşulları oluşmaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 07.11.2014 tarihli, E. 2014/9614, K. 2014/22009 sayılı kararı uyarınca; “Bu halde dava anlaşmalı boşanma olmaktan çıkmış, kendiliğinden çekişmeli boşanmaya (TMK md. 166/1) dönüşmüştür.” Mahkeme çekişmeli usule göre davalıya tahkikat davetiyesi göndererek davayı sürdürür.
Davacı duruşmaya gelmezse dava düşer mi?
Davacı geçerli bir mazeret bildirmeksizin duruşmaya gelmez, kendisini bir vekille de temsil ettirmezse ve duruşmada hazır bulunan davalı davayı takip etmeyeceğini bildirirse (veya davalı da gelmemişse) dosya işlemden kaldırılır; yasal süresi içinde yenilenmezse davanın açılmamış sayılmasına karar verilir. Davalı duruşmada hazır bulunup davaya devam etmek isterse, yargılamaya davacının yokluğunda devam edilir.
Sonuç olarak; Boşanma davalarında duruşmaya katılım, davanın çekişmeli veya anlaşmalı olmasına göre farklı kurallara bağlanmıştır. Çekişmeli davalarda taraf tebligata rağmen mazeretsiz duruşmaya gelmezse yargılama yokluğunda devam eder ve yoklukta yapılan işlemlere itiraz hakkı kaybedilir; ancak mahkemenin ön inceleme, tahkikat ve sözlü yargılama aşamalarında hukuki dinlenilme ve savunma hakkını temin etmesi zorunludur. Anlaşmalı boşanma davalarında ise tarafların iradelerini bizzat hâkim huzurunda açıklamaları emredici bir usul şartı olup vekil aracılığıyla bu şart yerine getirilemez; taraflardan birinin duruşmaya gelmemesi halinde dava kendiliğinden çekişmeli boşanmaya dönüşür.
Ankara Aile Hukuku Avukatı Desteği
Aile hukuku uyuşmazlıkları ve boşanma davaları, usul işlemlerine sıkı sıkıya bağlı yargılama süreçleridir. Davanın açılmasından tebligatların takibine, ön inceleme ve tahkikat duruşmalarına katılımdan delillerin süresinde bildirilmesine kadar her usul adımı hak kaybının önlenmesi açısından hayati önem taşır. Aile hukuku alanında uzman bir avukattan hukuki destek alınması sürecin selametini sağlamaktadır.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her aile hukuku uyuşmazlığının kendine özgü şartları bulunduğundan somut olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Av. Akın Özbey olarak uzun yıllardır Ankara ilinde avukat olarak hizmet vermekteyiz. Boşanma davası, mal paylaşımı davası, ziynet alacağı davası, velayet davası, nafaka davası, soybağının reddi davası ve babalık davası gibi Aile Hukuku kaynaklı konularda müvekkillerimize hukuki destek sağlamaktayız.
Ankara’da aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarınız uzman ve deneyimli kadromuz ile profesyonel destek alarak dava sürecinizi alanında uzman bir avukatla yürütmek için hukuk büromuzla 0537 932 50 50 numaralı hattımız üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
Ankara boşanma davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
Ankara velayet davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
Ankara Mal Rejiminin Tasfiyesi yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
Ankara Nafaka Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
Ankara Aile Hukuku yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
Ankara Babalık Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
Ankara Soybağının Reddi Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız






