İştirak Nafakası 18 Yaşında Biter mi? Eğitim Devam Ediyorsa Nafaka Alınabilir mi?

Türk Medeni Kanunu uyarınca ana ve babanın velayet hakkı ve velayetten kaynaklanan bakım yükümlülüğü kural olarak çocuğun ergin olmasına kadar devam etmektedir. Ancak erginlik sonrasında çocuğun eğitim hayatının sürmesi durumunda nafaka ilişkisinin nasıl şekilleneceği, uygulamada en çok uyuşmazlık doğuran konulardan biridir. Toplumda yaygın olarak çocuğun 18 yaşını doldurmasıyla nafakanın her koşulda mutlak surette biteceği yönünde bir algı bulunsa da, kanuni düzenlemeler ve yerleşik yüksek yargı içtihatları bakım yükümlülüğünün farklı bir hukuki nitelik kazanarak devam edebileceğini öngörmektedir.

İştirak Nafakası Ne Zamana Kadar Devam Eder?

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 328. maddesinin birinci fıkrasına göre: “Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler.”

İştirak nafakası, çocuğun ergin olduğu tarihe kadar devam eder. Çocuk ergin olunca iştirak nafakası kanun gereği kendiliğinden sona erer. Ayrıca yargılama sırasında çocuk ergin olunca iştirak nafakası yasa gereği son bulduğundan nafakanın kaldırıldığı uygulamada görülmektedir. Boşanma davası esnasında uygulanan tedbir nafakasına yönelik makalemize buradan ulaşabilirsiniz.

Çocuk 18 Yaşına Gelince Nafaka Otomatik Olarak Sona Erer mi?

Çocuğun 18 yaşını doldurması yani erginliğe ulaşmasıyla birlikte daha önce velayeti kullanan ebeveyn lehine bağlanan iştirak nafakası kanun gereği kendiliğinden sona erer.

TMK’nun 328/1. maddesine göre, babanın çocuğuna yükümlülüğü reşit olmasıyla sona erer. Bu doğrultuda Yargıtay kararları bulunmakta olup “küçüğün reşit olduğu tarihte hükmedilen iştirak nafakası kanun gereği kendiliğinden sona ereceğinden, hükümde ayrıca belirtilmesine gerek yoktur” esası kabul edilmektedir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.10.2012 tarihli, 2012/470 E. ve 2012/713 K. sayılı kararında ile 05.11.2019 tarihli, 2017/959 E. ve 2019/1131 K. sayılı kararında vurgulandığı üzere, “TMK’nun 328/1.maddesi uyarınca kural olarak ana babanın bakım borcu çocuğun ergin olmasına kadar devam ettiğinden, anılan maddenin birinci fıkrasının açık hükmü uyarınca küçük reşit olmakla kendisine bağlanan iştirak nafakası kendiliğinden sona erer”. Bu doğrultuda Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 14.03.2016 tarihli, 2016/2465 E. ve 2016/3813 K. sayılı ilamında, kanun gereği kendiliğinden sona eren iştirak nafakasının mahkemece ayrıca kaldırılması talebiyle dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığı ifade edilmiştir.

Üniversite Okuyan Çocuk Nafaka Almaya Devam Edebilir mi?

Çocuğun 18 yaşını doldurması iştirak nafakasını sona erdirse de, eğitim sürecinin sürmesi durumunda nafaka desteği tamamen kesilmek zorunda değildir. Türk Medeni Kanunu’nun 328/2. maddesi gereğince, çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 30.05.2016 tarihli, 2016/4926 E. ve 2016/8497 K. sayılı ilamında; “Tüm bu nedenlerle okumakta olan kişi, kendi emek ve geliriyle yaşamını sürdürmekten yoksun ise, ana babasından öğrenimini tamamlayıncaya kadar yardım nafakası isteyebilir” ilkesi ortaya konulmuştur. Bu durum üniversite eğitimi gören çocuklar için de geçerlidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 04.04.2024 tarihli, 2023/9359 E. ve 2024/2406 K. sayılı kararında, ergin çocuğun eğitimi devam ederken gelirinin olmaması dikkate alınarak aylık 9.000,00 TL yardım nafakasına hükmedilmesinin hakkaniyete uygun olduğu belirtilmiştir.

İştirak Nafakası ile Yardım Nafakası Arasındaki Fark Nedir?

Yargıtay kararlarında bu iki nafaka türünün hukuki sebebi, davacısı ve uygulanma şartları bakımından temel ayrımlar içerdiği açıkça belirtilmektedir. Özetle; iştirak nafakası 18 yaşına kadar velayet altında olan çocuğa yönelik ödenen nafaka olup yardım nafakası ise 18 yaşından sonra velayet altında olmayan çocuğa ödenen nafakadır.

Ergin Çocuk Yardım Nafakasını Kimden İsteyebilir?

Türk Medeni Kanunu’nun 364. maddesinde düzenlenen yardım nafakası borcu tek bir ebeveyne özgülenmiş bir yükümlülük değildir. Kanunun 364. maddesinin birinci fıkrasına göre: “Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. Kardeşlerin nafaka yükümlülükleri, refah içinde bulunmalarına bağlıdır. Eş ile ana ve babanın bakım borçlarına ilişkin hükümler saklıdır.”

Ergin çocuk, yardım nafakasını anne veya babasından talep edebilir. Çocuk için eğitimden kaynaklı bakım borcu hem ana hem de babaya karşı getirilmiş olup, her iki ebeveynin de ekonomik güçleri oranında bu yükümlülüğü üstlenmeleri beklenmektedir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 24.02.2014 tarihli, 2013/18662 E. ve 2014/2689 K. sayılı kararında da, “tarafların gerçekleşen ekonomik ve sosyal durumları, nafakanın niteliği, davalının gelir durumu, mirasçılıkta da aynı sırada yer alan dava dışı annenin de nafakaya katılma yükümlülüğü bulunduğu nazara alınarak, TMK’nın 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun şekilde davacı lehine bir miktar nafakaya hükmedilmesi gerekir” denilerek her iki ebeveynin mali gücünün gözetileceği belirtilmiştir.

Üniversite Bittikten Sonra Nafaka Devam Eder mi?

Kural olarak eğitim sebebiyle bağlanan yardım nafakası öğrenimin tamamlanmasıyla sona erer. Zira TMK m. 328/2 gereği bakım borcu eğitimi sona erinceye kadar düzenlenmiştir.

Ancak somut olayın özelliklerine göre yargılama süreci ve mezuniyet sonrası iş bulma süreçleri yargı kararlarında değerlendirilmektedir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 29.02.2016 tarihli, 2015/17185 E. ve 2016/2747 K. sayılı ilamında; dava tarihinde üniversite öğrencisi olan ancak yargılama sırasında mezun olup işsiz kalan davacı için mahkemenin hükmettiği nafakanın bitiş tarihini mezuniyetle sınırlandırması ele alınmıştır. Yüksek Mahkeme, “Her dava açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirilir.” ilkesini hatırlatarak, yeni mezuniyet, iş deneyiminin bulunmaması, düzenli ve kalıcı iş bulma güçlüğü ile kamu personeli seçme sınavına hazırlanma gerekliliği karşısında nafakanın hüküm fıkrasındaki “mezuniyet tarihi olan 13/06/2014 tarihinde sona ermek” ibaresini çıkararak kararı düzeltmiştir.

Yargıtay Uygulamasında Ergin Çocuğa Nafaka

Yargıtay içtihatlarında ergin çocuğa bağlanacak nafakanın miktarı ve şartları belirlenirken hakkaniyet ve sosyal yardım niteliği öne çıkarılmaktadır:

Hakkaniyet İlkesi (TMK m. 4): Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesi uyarınca; “Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir.” Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 30.05.2016 tarihli (2016/4926 E., 2016/8497 K.) kararında nafaka belirlenirken; “tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, davacının üniversitede okuduğu, giderleri ve öğrenim gördüğü üniversite masrafları ile davalının gelir durumu, paranın satın alma gücünün azalması hususları gözönünde bulundurularak; TMK’nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek” hüküm kurulması gerektiği belirtilmiştir.

Nafaka Yükümlüsünün Korunması: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 14.11.2012 tarihli (2012/19043 E., 2012/23525 K.) kararında, “Yardım nafakasına karar verilebilmesi için nafaka isteyenin yardım edilmemesi halinde zarurete düşeceğinin anlaşılması gerekmektedir” tespiti yapılmış ve “Eğitimine devam eden reşit birey kendi emek ve geliriyle yaşamını sürdürmekten yoksun ise ana babasından öğrenimini tamamlayıncaya kadar yardım nafakası isteyebilir. Ne var ki; bunu vermekle yükümlü tutulacak kişilerin geçim sıkıntısına düşürülmemesi asıldır” denilmiştir.

Yoksulluk Nafakası Alanın Sorumluluğu: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 19.04.2017 tarihli (2016/16180 E., 2017/5724 K.) kararında, “Yoksulluk nafakası alan kişi aleyhine nafakaya hükmedilemeyeceğinden, mahkemece, açılan yardım nafakası davasının reddine karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme sonucu davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir” sonucuna varılmıştır.

Eğitim Türü: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 05.11.2019 tarihli (2017/959 E., 2019/1131 K.) ilamında, “açık öğretim lisesinde okuyor olmak, babanın yardım nafakası yükümlülüğünü ortadan kaldıran bir sebep olarak kabul edilemez” tespiti yapılmış ve “Günümüzdeki ağır ekonomik koşullar karşısında eğitimle çalışmayı bir arada sürdürmenin mümkün olmayacağı, bir kural ve karine olarak kabul edilmelidir” denilmiştir.

Aile Bağlarının Zayıflaması: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi’nin 01.06.2017 tarihli (2017/1302 E., 2017/1079 K.) kararında, yardım nafakasının “aile bireylerini yoksulluk ve düşkünlükten kurtarmaya ilişkin bir nevi sosyal yardımlaşma olup, ahlak kuralları ile geleneklerin zorunlu kıldığı bir ödevdir.” niteliği hatırlatılmış ve “herhangi bir nedenle aile bağlarının zayıflamış olması da yükümlülüğü ortadan kaldıran bir neden olarak düzenlenmemiştir.” değerlendirmesinde bulunulmuştur.

Avukatın Gözünden 18 Yaş Sonrası Nafaka Uyuşmazlıkları

Uygulamada sıklıkla karşılaşılan en büyük yanılgı, çocuk 18 yaşına bastığı anda anne veya babanın çocuğun masraflarına katılma borcunun mutlak olarak bittiğinin düşünülmesidir. Oysa biten kurum iştirak nafakasıdır; koşulları varsa yerine yardım nafakası geçmektedir.

Diğer taraftan, daha önce boşanma ilamıyla bağlanan iştirak nafakasının, çocuk reşit olduktan sonra kendiliğinden yardım nafakasına evrilerek tahsiline devam edilebileceği zannedilmektedir. Yargıtay içtihatları bu noktada oldukça nettir: İştirak nafakası 18 yaşın dolmasıyla icra hukuku anlamında da sona erer. Eğitimi süren reşit bireyin yeni bir dava açarak nafaka talep etmesi zorunludur.

Uygulamada En Sık Karşılaşılan Sorunlar

İştirak Nafakası 18 Yaşında Biter mi? Eğitim Devam Ediyorsa Nafaka Alınabilir mi?

Davacının Sıfatı ve Görevli Mahkeme Hataları: Ergin olan çocuk adına velayet hakkı sona ermiş bulunan annenin veya babanın nafakanın artırılması davası açması ve davanın sıfat yokluğundan reddedilmesi.

Kendiliğinden Dönüşme Yanılgısı: Mahkemeden yardım nafakası talebi olmaksızın, mevcut iştirak nafakasının yardım nafakası olarak devamına karar verilmesi ve bu hükümlerin Yargıtay tarafından bozulması (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2016/2465 E., 2016/3813 K.).

İcra Takiplerinin Akıbeti: Çocuğun 18 yaşını ikmal etmesine rağmen eski ilama dayalı iştirak nafakası tahsilatının icra müdürlüklerinden sürdürülmeye çalışılması.

Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Dava Açma Ehliyeti: Çocuk reşit olduğu için davayı doğrudan kendi adına ve vekalet vereceği avukatı aracılığıyla açmalıdır.

Talebin Nitelendirilmesi: Dava dilekçesinde talep açıkça Türk Medeni Kanunu’nun 328/2 ve 364. maddeleri uyarınca yardım nafakası olarak belirtilmeli; iştirak nafakasının artırılması talebinde bulunulmamalıdır

Ekonomik Durum ve İhtiyaç Dengesi: Mahkemeye sunulacak belgelerde çocuğun okul, harç, yurt/kira, sağlık ve ulaşım giderleri belgelenmeli; davalı ebeveynin yanı sıra diğer ebeveynin de katkı imkânı araştırılmalıdır.

Borçlunun Mali Gücü: Kendisi yardım veya yoksulluk nafakası alacak kadar zor durumda bulunan ebeveyn aleyhine yardım nafakasına hükmedilemeyeceği gözetilmelidir.

Sık Sorulan Sorular

İştirak nafakası çocuk 18 yaşına girince otomatik olarak biter mi?

Evet. Türk Medeni Kanunu’nun 328/1. maddesi gereğince anne ve babanın bakım borcu çocuğun ergin olmasıyla sona erdiğinden, ilamda yazılı iştirak nafakası kanun gereği kendiliğinden son bulur. Mahkemeden ayrıca kaldırılması için dava açılmasına gerek bulunmamaktadır (HGK, 2012/470 E., 2012/713 K.).

Üniversite okuyan 20 yaşındaki çocuk nafaka alabilir mi?

Evet. Ergin olmasına karşın eğitimi süren çocuk, kendi emek ve geliriyle yaşamını sürdürmekten yoksun ise TMK m. 328/2 ve 364 hükümleri uyarınca ana veya babasından yardım nafakası talep edebilir.

Yardım nafakası için çocuk kendisi mi dava açmalıdır?

Evet. Yargıtay’ın yerleşik kararlarına göre, ergin olan çocuk iştirak nafakası isteyemez; koşulları varsa yardım nafakası davasını harcını yatırarak bizzat kendisi açmak zorundadır (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2015/6701 E., 2015/14541 K.).

Çalışan üniversite öğrencisi yardım nafakası alabilir mi?

Nafaka talebinin temel şartı, okumakta olan kişinin kendi emek ve geliriyle yaşamını sürdürmekten yoksun olmasıdır. Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun (2017/959 E., 2019/1131 K.) kabul ettiği üzere; “Günümüzdeki ağır ekonomik koşullar karşısında eğitimle çalışmayı bir arada sürdürmenin mümkün olmayacağı, bir kural ve karine olarak kabul edilmelidir”. Dolayısıyla öğrencinin elde ettiği gelir kendisini zaruretten kurtarmaya ve tüm eğitim giderlerini karşılamaya yetmiyorsa yardım nafakası bağlanabilir.

Üniversite bittikten sonra yardım nafakası devam eder mi?

Eğitim nedeniyle bağlanan nafaka kural olarak eğitimin sona ermesiyle biter. Bununla birlikte, dava tarihi itibarıyla öğrenci olan ancak dava sürerken mezun olan, iş deneyimi bulunmayan ve KPSS gibi sınavlara hazırlanan gençlerin durumunda Yargıtay nafakanın hemen mezuniyet tarihinde kesilmesini bozma sebebi sayabilmektedir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2015/17185 E., 2016/2747 K.).

Sonuç olarak; İştirak nafakası çocuğun ergin olmasıyla yasa gereği kendiliğinden sona ermektedir. Dolayısıyla 18 yaşını dolduran çocuk için geçmişteki boşanma ilamına dayalı iştirak nafakasının tahsiline devam edilemez. Ancak çocuğun eğitim hayatının devam etmesi (lise, açık öğretim veya üniversite) durumunda Türk Medeni Kanunu’nun 328/2 ve 364. maddeleri gereğince ana ve babanın bakım sorumluluğu yardım nafakası çerçevesinde devam eder. Bu hakkın kullanılabilmesi için ergin çocuğun bizzat kendisinin yetkili ve görevli mahkemede yardım nafakası davası ikame etmesi gerekmektedir. Mahkemelerce hakkaniyet ilkesi gözetilerek çocuğun ihtiyaçları, eğitim masrafları ve her iki ebeveynin ekonomik güçleri oranında nafakaya hükmedilmektedir.

Ankara Aile Hukuku Avukatı Desteği

Çocuğun 18 yaşını doldurmasıyla birlikte mevcut iştirak nafakası dosyalarında icra ve dava süreçlerinin yönetilmesi, reşit bireyin açacağı yardım nafakası davasında usul hukuku kurallarına (taraf sıfatı, dava konusu, harç yatırılması vb.) tam riayet edilmesi hak kayıplarını engellemek adına büyük önem taşır.

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her aile hukuku uyuşmazlığının kendine özgü şartları bulunduğundan somut olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Av. Akın Özbey olarak uzun yıllardır Ankara ilinde avukat olarak hizmet vermekteyiz. Boşanma davası, mal paylaşımı davası, ziynet alacağı davası, velayet davası, nafaka davası, soybağının reddi davası ve babalık davası gibi Aile Hukuku kaynaklı konularda müvekkillerimize hukuki destek sağlamaktayız.

Ankara’da aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarınız uzman ve deneyimli kadromuz ile profesyonel destek alarak dava sürecinizi alanında uzman bir avukatla yürütmek için hukuk büromuzla 0537 932 50 50 numaralı hattımız üzerinden iletişime geçebilirsiniz.

Ankara boşanma davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Ankara velayet davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Ankara Mal Rejiminin Tasfiyesi yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Ankara Nafaka Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Ankara Aile Hukuku yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Ankara Babalık Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Ankara Soybağının Reddi Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Benzer Yazılar

WhatsApp Telefonla Ara
WhatsApp

Av. Akın ÖZBEY sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin