Boşanma davalarında çocuğun üstün yararı ilkesi, hem ulusal mevzuat hem de uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış temel bir hukuk normu olarak uygulamada sıkça karşımıza çıkmaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi-2021/7146-2021/8396-10.11.2021 sayılı kararında bu ilkenin dayanaklarını Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme md.3; Çocuk Haklarının Kullanılmasına ilişkin Avrupa Sözleşmesi m. 1; TMK m. 339/1. 34.3/1, 346/1; Çocuk Koruma Kanunu m. 4/b olarak sıralamıştır.
Anayasa Mahkemesi ise vermiş olduğu kararında ise bu ilkenin anayasal temeline vurgu yaparak; “Anayasanın 41. maddesinde ifade edilen çocuğun yüksek yararı mahkemeler, idari makamlar ve yasama organı tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde gözetilmesi gereken bir ilkedir. Bu bağlamda çocuklar üzerinde etki doğuracak bir işlem yapılacağı zaman bu işlemin çocuğun yararına uygun olup olmadığı yönünde bir değerlendirme yapılması aile hayatına saygı hakkının öngördüğü pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmesi açısından oldukça önemlidir” şeklinde bu hususu açıkça belirtmiştir.
Çocuğun Üstün Yararı İlkesini Hakim Nasıl Değerlendirir?
Hakim, velayet ve kişisel ilişki düzenlemelerinde tarafların taleplerinden ziyade çocuğun menfaatini merkeze almakla yükümlüdür. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi-2012/13394-2013/6148-07.03.2013 sayılı kararında bu tür davalarda re’sen araştırma ilkesinin geçerli olduğunu açıkça belirtmiştir. Yine Yargıtay kararlarına göre hakim çocuğun yararını belirlerken “çocuğun bedensel, fikri ve ahlaki bakımdan en iyi şekilde gelişebilmesi ve böyle bir gelişmenin gerçekleştirilmesi için, çocuğa sosyal, ekonomik ve kültürel koşulların sağlanmış olmasıdır” kriterini esas almalıdır.
Değerlendirme sürecinde hakimin kullanacağı en önemli ölçütlerden bir diğeri de “çocuğun farazi düşüncesi esas alınacaktır” yaklaşımı olmaktadır. Bu yaklaşıma göre çocuğun bu konulardaki üstün yararını belirlerken; çocuk yetişkin biri olmuş olsaydı, kendisini ilgilendiren bir olayda, kendi yararı için ne gibi bir karar verebilecekti ise çocuk için karar verme makamındaki hakiminde aynı yönde karar vermesi gerekir şeklinde belirtilmektedir. Ayrıca hakim değerlendirme yaparken aşağıdaki hususları göz önünde bulundurur;
Duygusal Bağlar: Çocuk ile taraflar arasındaki karşılıklı sevgi ve düşkünlük düzeyi.
Kapasite ve Rehberlik: Tarafların çocuğa ilgi gösterme, eğitimini sürdürme ve ahlaki/dini rehberlik etme yetisi.
Maddi ve Tıbbi İhtiyaçlar: Beslenme, giyim ve sağlık hizmetlerine erişim kapasitesi
Çevresel İstikrar: Çocuğun mevcut yaşadığı ortamın kalıcılığı ve bu istikrarın bozulmasının yaratacağı riskler.
Ahlaki ve Sağlık Durumu: Tarafların fiziksel ve zihinsel sağlığı ile yaşam biçimlerinin çocuğun gelişimine etkisi.
Aile İçi Şiddet: Çocuğun mağdur veya tanık olduğu şiddet vakalarının varlığı.
Pedagog Raporu Nedir? Davaya Etkisi?
Pedagog raporu, Aile Mahkemeleri bünyesindeki uzmanlar tarafından hazırlanan ve çocuğun yaşam koşullarını bilimsel verilerle ortaya koyan bir inceleme ve akabinde hazırlanarak mahkemeye sunulan rapordur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bu hususu “Aile Mahkemesi bünyesinde bulunan psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzmanlardan, anne ve çocuklarla görüşmek suretiyle inceleme ve rapor istenip; annenin barınma, gelir, sosyal ve psikolojik durumlarına göre çocuğun sağlıklı gelişimi için velâyeti üstlenmeye engel bir durumun bulunup bulunmadığı yanında annenin halihazırdaki durumu ve geçen süreçte velâyeti kullanmaya engel halinin bulunup bulunmadığı hususlarının birlikte yeniden değerlendirilmesinde fayda görüldüğü” şeklinde belirterek pedagog araştırması ile alınacak uzman raporunun zorunluluğu vurgulanmıştır.
Yargıtay tarafından zorunlu olarak belirtilen hususlara yönelik eksik inceleme veya uzman raporu alınmadan karar verilmesi bozma sebebidir. Yine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi-2025/3711-2025/10837-08.12.2025 sayılı kararı ile “psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan adli destek görevlisi heyetinden, her iki ebeveyn ve çocuklarla görüşmek suretiyle inceleme yapılması istenip, tarafların barınma, gelir, sosyal ve psikolojik durumlarına göre çocukların sağlıklı gelişimi için kişisel ilişki tesisine engel bir durumun bulunup bulunmadığının yeniden ve etraflıca araştırılması ve toplanan diğer delillerle birlikte değerlendirilerek, kişisel ilişki konusunda bir karar verilmesi gerekir” denilerek raporun davadaki belirleyici etkisi vurgulanmıştır.
Çocuğun Görüşü Alınır mı? Çocuğun Görüşü Nasıl Alınır?
İdrak çağındaki çocukların görüşlerinin alınması gerek kanunlarımız gerek uluslararası bir zorunluluktur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi-2025/3711-2025/10837-08.12.2025 sayılı kararı ile bu zorunluluğu; “Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12 nci ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 3 üncü ve 6 ncı maddeleri idrak çağındaki çocukların kendilerini ilgilendiren konularda görüşünün alınması ve görüşlerine gereken önemin verilmesini öngörmektedir” şeklinde belirtmiştir.
Çocuğun görüşünün alınma usulüne ilişkin Hukuk Genel Kurulu-2018/1072-2019/185-21.02.2019 sayılı kararı ile “Önemli olan, ayırt etme gücüne sahip olan çocuğun kendi yararı için nasıl bir karar verebileceği hususunda uygun ortam ve koşullarda görüşünü ifade etmesine imkân tanınmasıdır” şeklinde belirtmiştir. Ancak çocuğun beyanı mutlak olmayıp bu hususa yönelik de “çocukların üstün yararı gerektirdiği takdirde görüşlerinin aksine karar verilmesi de mümkündür” şeklinde karar bulunmaktadır. Uygulamada görüşme, çocuğun kendini baskı altında hissetmeyeceği bir ortamda (genellikle adli görüşme odalarında) uzman eşliğinde yapılmaktadır. Uzmanlar, çocuğun taraflarca “doldurulup doldurulmadığını” oyun teknikleri ve özel mülakat yöntemleriyle tespit eder. Çocuğun tercihi, eğer kendi yararına açıkça aykırıysa hakim bu tercihin aksine karar verebilir.
Velayete Etkisi Nedir?
Velayet düzenlemesinde temel amaç, çocuğun geleceğini güvence altına almaktır. Hukuk Genel Kurulu’nun 2018/1072-2019/185 sayılı kararında belirtildiği üzere; “Ayrılık ve boşanma durumunda velâyetin düzenlenmesindeki amaç, küçüğün ileriye dönük yararlarıdır. Başka bir anlatımla, velâyetin düzenlenmesinde asıl olan, küçüğün yararını korumak ve geleceğini güvence altına almaktır”. Velayet kararı verilirken ebeveynlerin menfaatleri ile çocuğun menfaatlerinin çatışması durumunda çocuğun yararına üstünlük tanınması gerekmektedir. Bu husus açıkça Yargıtay 2. Hukuk Dairesi-2016/24739-2018/11286-17.10.2018 sayılı kararında da belirtilmiştir.
Kardeşlerin Ayrılmaması İlkesi Nedir?
Velayet belirlenirken kardeşlerin ayrılmaması ilkesi esastır. Parçalanmış bir ailede kardeşlerin birbirine tutunmasının ruhi gelişim için kritik olduğu uygulamada pedagog raporlarında da sıklıkla belirtilmektedir. Çok zorunlu nedenler (farklı şehirlerde eğitim zorunluluğu, kardeşler arası şiddet gibi) olmadıkça kardeşler aynı ebeveyne verilir. Ayrıca, velayet kendisine verilmeyen tarafın çocukla kişisel ilişkisi, çocuğun eğitim ve dinlenme saatlerini aksatmayacak şekilde, ancak ebeveynlik duygusunu tatmin edecek düzeyde olmalıdır.
Ankara Aile Mahkemelerinin Tutumu ile Örner Yargı Kararları
Yazımızda açıkladığımız hususlar Ankara Aile Mahkemeleri için de geçerlidir. Ankara Aile Mahkemeleri Yargıtay kararlarına uygun hareket etmekte olup genel yargısal tutumu yansıtmaktadır. Bu tutum, uzman heyet raporlarına dayanılması, çocuğun idrak çağında olması halinde dinlenmesi ve “re’sen araştırma ilkesi” çerçevesinde delil toplanması süreçlerini tam anlamıyla kapsamaktadır. Ayrıca Ankara’daki uygulamalarda, çocuğun okul başarısındaki düşüş veya sosyal içe kapanıklık belirtileri, velayet değişikliği veya kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi için güçlü birer karine olarak kabul edilmektedir. Mahkemeler, “yatılı kişisel ilişki” kurulurken çocuğun yaşını ve adaptasyon sürecini kademeli olarak belirleme eğilimindedir.
Yargıtay Kararlarının Özeti

Üstün yarar çocuğun bedensel, zihinsel ve ahlaki gelişimini kapsamaktadır. | Yargıtay 2. HD, 08.12.2025, 2025/3711 E., 2025/10837 K. |
Ebeveynlerin sosyal konumu ancak çocuğun yararını etkilemediği ölçüde dikkate alınmaktadır. | Yargıtay 2. HD, 17.09.2024, 2023/9517 E., 2024/5903 K. |
4 yaşındaki çocuğun anne yanında kalmasının çocuğun üstün yararına uygun olacağı aşikardır. | Yargıtay 2. HD, 21.09.2023, 2023/6409 E., 2023/4164 K. |
Çelişkili sosyal inceleme raporlarına dayanılarak hüküm kurulmasının yanlış olduğu ve inceleme raporlarının titizlikle ele alınması gerektiği | Yargıtay 2. HD, 10.10.2024, 2023/9217 E., 2024/7163 K. |
Velayetin kamu düzenine ilişkin olmasından kaynaklı yargılama sürecindeki yeni olayların dikkate alınması gerekmektedir. Yargıtay 2. HD, 30.04.2025, 2024/7713 E., 2025/4409 K. |
Sık Sorulan Sorular
Çocuğun yüksek yararı ilkesi nedir?
Yargıtay kararlarını baz alacak olursak velâyet ve kişisel ilişki düzenlenirken; göz önünde tutulması gereken temel ilke, çocuğun üstün yararıdır. Çocuğun üstün yararı belirlenirken onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gerekmektedir.
Mahkeme hangi durumda çocuğu anneye verir?
Somut olayın özelliklerine göre değişmekle birlikte anneniz ağır bir akıl hastalığı yoksa veyahut ahlak dışı bir yaşam sürmüyorsa genelde anneye verilmekle birlikte Yargıtay 2. Hukuk Dairesi-2023/6409-2023/4164-21.09.2023 sayılı kararında “çocuğun anne yanında yaşamasının çocuk yararına olduğu, uzman raporundada sabit olduğu üzere yaşı gereği kişisel ilişkinin uzatılması talebinin yerinde olduğu” belirtilerek, özellikle küçük yaştaki çocukların anne şefkatine ve bakımına ihtiyaç duyduğu kabul edilmektedir.
Çocuğun yararının önceliği ve gözetilmesi ilkesi nedir?
Bu ilke, velayet düzenlemesinde asıl olanın çocukların üstün menfaatinin korunması olduğu ve ebeveynlerin yararı ile çatışma durumunda çocuğun yararına üstünlük tanınmasıdır.
Sonuç olarak; boşanma davalarında çocuğun üstün yararı, statik bir kavram değil, her somut olayın özelliklerine göre yeniden tanımlanan dinamik bir süreçtir. Dava stratejisi oluşturulurken sadece ebeveynlerin haklılığına değil, sunulan yaşam koşullarının çocuğun geleceğine katkısına odaklanılmalıdır. Uzman raporlarına itiraz ederken bilimsel temelli argümanlar sunmak ve çocuğun idrak çağında olması durumunda görüşünün alınmasını talep etmek, davanın seyri açısından hayati önem taşır. Hukukçu, çocuğu davanın bir objesi değil, en üstün süjesi olarak konumlandırmalıdır.
Ankara Aile Hukuku Avukatı Desteği
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her aile hukuku uyuşmazlığının kendine özgü şartları bulunduğundan somut olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Av. Akın Özbey olarak uzun yıllardır Ankara ilinde avukat olarak hizmet vermekteyiz. Boşanma davası, mal paylaşımı davası, ziynet alacağı davası, velayet davası, nafaka davası, soybağının reddi davası ve babalık davası gibi Aile Hukuku kaynaklı konularda müvekkillerimize hukuki destek sağlamaktayız.
Ankara’da aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarınız uzman ve deneyimli kadromuz ile profesyonel destek alarak dava sürecinizi alanında uzman bir avukatla yürütmek için hukuk büromuzla 0537 932 50 50 numaralı hattımız üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
Ankara boşanma davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
Ankara velayet davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
Ankara Mal Rejiminin Tasfiyesi yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
Ankara Nafaka Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
Ankara Aile Hukuku yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
Ankara Babalık Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
Ankara Soybağının Reddi Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız






