Kişisel İlişki Kurulmasına İlişkin Mahkeme Kararları Nasıl Uygulanır?

Kişisel ilişki kurulması, boşanma veya ayrılık süreçleri sonrasında velayet hakkı kendisine verilmeyen ebeveyn ile çocuk arasındaki bağın korunmasını ve geliştirilmesini hedefleyen hukuki bir düzenleme olarak aile birlikteliğini koruma yönelik önemli bir haktır. Bu hak, sadece ebeveynin çocukla vakit geçirme isteğini değil, aynı zamanda çocuğun sağlıklı bir psikolojik gelişim sürdürebilmesi için ebeveynleriyle bağ kurma hakkını korumaya yönelik düzenlenmiştir. Yargı kararlarında bu sürecin temel taşı “çocuğun üstün yararı” ilkesidir. Mahkemeler, kişisel ilişki tesis ederken hem ebeveynlik duygularının tatminini hem de kararın infaz edilebilirliğini kısaca pratikte ve uygulamada uygulanabilir olmasını esas almaktadır. Bu yazımızda bu hususları ele alacağız.

Kişisel İlişki Kurulmasına Yönelik Hukuki Dayanaklar Nelerdir?

Kişisel ilişki kurulmasına ilişkin temel yasal dayanak Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 323. maddesi ile düzenlenmiştir. Bu madde uyarınca, velayeti altında bulunmayan çocuk ile kişisel ilişki kurmak hem ana ve baba için hem de çocuk için temel bir haktır (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi-2022/9298-2023/483-08.02.2023). Anayasa Mahkemesi de bu hakkı, Anayasa’nın 20. ve 41. maddeleri kapsamında “aile hayatına saygı hakkı” çerçevesinde değerlendirmektedir. Devletin bu konudaki pozitif yükümlülüğü, ebeveyn ile çocuğun bir araya gelmesini sağlayacak etkili tedbirleri almaktır.

Ayrıca, 7343 sayılı Kanun ile yapılan düzenlemeler sonucunda, çocuk teslimi ve kişisel ilişki kurulmasına dair işlemler icra dairelerinden alınarak Adalet Bakanlığı bünyesindeki adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerine devredilmiştir. Bu yeni sistem, kararların çocuğun üstün yararı esas alınarak yerine getirilmesini ve yükümlülüklerini ihlal eden taraflara karşı disiplin hapsi gibi yaptırımların uygulanmasını öngörmek üzere düzenlenmiş ve eskiden uygulamada sıklıkla görülen sorunlar bertaraf edilmiştir.

Yargıtay Uygulamaları ve Ankara Aile Mahkemelerin Yaklaşımı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatları, kişisel ilişki kararlarının nasıl kurgulanması gerektiğine dair somut kriterler sunmaktadır ve uygulamada en önemli kaynaklardan biridir.

1. İnfaz Kabiliyeti ve Netlik İlkesi

Mahkemeler, kişisel ilişki takvimini belirlerken hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde açık ve net hükümler kurmalıdır. “Her zaman görüşme”, “annenin uygun gördüğü zamanlar” veya “babanın görevli geldiği dönemler” gibi muğlak ifadeler infazı imkansız kılar ve taraflar arasında sürekli bir çekişme kaynağı oluşturur. Bu nedenle kişisel ilişkiler net günler ve saatler belirtilerek kurulmaktadır.

Zaman Dilimi: Başlangıç ve bitiş günleri ile saatleri net belirtilmelidir.

Teslim Yeri: Çocuğun nereden alınacağı ve nereye teslim edileceği açık olmalıdır.

Özel Günler: Bayramlar, ara tatiller ve yaz tatilleri için ayrı ve net takvim oluşturulmalıdır.

İnisiyatif: Görüşme hakkı, velayet sahibi ebeveynin onayına veya iznine bırakılamaz.

2. Çocuğun Üstün Yararı ve Gelişimi

Kişisel ilişki düzenlenirken çocuğun yaşı, eğitim durumu, sağlık koşulları ve sosyal hayatı önceliklidir. Örneğin, okul çağındaki bir çocuğun eğitimini aksatacak veya velayet hakkı sahibinin görevlerini yerine getirmesini engelleyecek nitelikteki düzenlemelerden kaçınılmalıdır (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi-2024/2714-2024/5657-11.09.2024). Ayrıca, çocuğun ebeveyniyle bağının zayıfladığı durumlarda, uyum sürecini gözeterek daha dar kapsamlı bir ilişkiyle başlanması mümkündür.

3. Kararların Kesin Hüküm Teşkil Etmemesi

Kişisel ilişkiye dair kararlar statik değildir. Gerek ebeveynlerin gerekse çocuğun değişen yaşam koşullarına (taşınma, okul değişikliği, yaş büyümesi vb.) bağlı olarak bu kararlar her zaman yeniden düzenlenebilir.

Çocuğun Görüşünün Alınması (Katılım Hakkı)

Yargıtay, idrak çağındaki (genellikle 8 yaş ve üzeri) çocukların görüşünün alınmamasını büyük bir eksiklik olarak görür. Çocuğun kişisel ilişki kurmak istememesi durumunda, bu isteksizliğin altında yatan nedenler (ebeveyn yabancılaşması sendromu veya bir korku olup olmadığı) uzmanlarca incelenmelidir. Eğer çocuk somut bir tehlike olmaksızın görüşmeyi reddediyorsa, mahkeme kişisel ilişkiyi tamamen kaldırmak yerine, uzman eşliğinde kademeli bir süreç öngörebilir.

Davada Usuli Yöntemler ile Avukatın Uygulama Stratejileri

Dava Stratejisi: Dava açılırken sadece “kişisel ilişki tesisi” istenmemeli; tarafların çalışma saatleri, çocuğun okul programı ve taraflar arası mesafe dilekçede detaylandırılmalıdır. Yargıtay, “infazda tereddüt” yaratan kararları bozduğu için, avukatların talep sonucunda (petitum) spesifik zaman dilimleri önermesi davanın hızlanmasını sağlar.

İhtiyati Tedbir: Boşanma davası devam ederken kişisel ilişkinin kurulması için mutlaka ihtiyati tedbir talep edilmelidir. Zira davanın sonuçlanması yıllar sürebilir ve bu süreçte çocuğun ebeveynine yabancılaşması riski doğar.

Kişisel ilişki hakkının kötüye kullanılması (örneğin çocuğun diğer ebeveyne geri verilmemesi veya çocuğun kaçırılması), Türk Ceza Kanunu kapsamında “çocuğun alıkonulması” suçunu oluşturabilir. Ayrıca, kişisel ilişki sırasında çocuğun güvenliğinin tehlikeye girmesi (alkol bağımlılığı, şiddet vb.) durumunda, mahkeme kişisel ilişkinin “refakatçi eşliğinde” yapılmasına veya tamamen kaldırılmasına karar verebilir.

Sık Sorulan Sorular

Kişisel İlişki Kurulmasına İlişkin Mahkeme Kararları Nasıl Uygulanır?

Soru 1: Ebeveynin cezaevinde olması kişisel ilişki kurulmasına engel midir?

Hayır. Babanın veya annenin cezaevinde tutuklu veya hükümlü olması, kural olarak çocukla kişisel ilişki kurulmasına engel teşkil etmez. Ceza infaz kurumunun sunduğu imkanlar dahilinde, infazda tereddüt yaratmayacak şekilde görüşme takvimi oluşturulabilir.

Soru 2: Taraflar farklı ülkelerde yaşıyorsa kişisel ilişki nasıl düzenlenir?

Farklı ülkelerde ikamet edilmesi durumunda, ulaşım koşulları ve mesafeler dikkate alınarak makul süreler belirlenmelidir. Ancak yol masraflarının ortak karşılanması gibi talepler kişisel ilişki davasının konusu olamaz ve bu yönde bir hüküm kurulamaz

Soru 3: Mahkeme kararında “telefonla görüşme” hakkı ayrıca belirtilmeli midir?

Eğer velayet sahibi ebeveynin iletişimi engellediğine dair somut bir delil yoksa, mahkemelerin ayrıca telefonla görüşme gibi iletişim vasıtalarına dair düzenleme yapmasına gerek yoktur. Velayet sahibi, kişisel ilişki günlerinde çocuğu hazır etmekle yükümlüdür ancak ek yükümlülükler altına sokulmamalıdır (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi-2024/2714-2024/5657-11.09.2024).

Soru 4: Kişisel ilişki kararı kesinleşmeden uygulanabilir mi?

Kural olarak kişisel ilişki kararlarının uygulanması için kesinleşmesi beklenir. Somut ve açıklanabilir bir zorunluluk bulunmadıkça, kararın “tedbiren” derhal uygulanmasına karar verilmesi hukuka aykırıdır

Soru 5: Kişisel ilişki sırasında çocuğun bakımı kime aittir?

Kişisel ilişki süresince çocuğun ihtiyaçlarının karşılanması, çocuğu teslim alan ebeveyne aittir. Mahkeme hükmünde, küçüğün bulunduğu yerden teslim alınması, süre sonunda aynı yere teslim edilmesi ve bu süreçteki ihtiyaçların karşılanması koşulu açıkça belirtilmelidir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi-2025/1085-2025/8308-07.10.2025).

Soru 6: Karşı taraf çocuğu göstermiyorsa ne yapmalıyım?

Öncelikle elinizde kesinleşmiş bir mahkeme ilamı veya ara karar (tedbir) olmalıdır. Bu kararla birlikte Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü’ne başvurulur. Müdürlük, yükümlüye bir teslim emri gönderir. Buna rağmen çocuk gösterilmezse, uzmanlar eşliğinde çocuğun bulunduğu yere gidilir.

Soru 7: Çocuk teslimi için ücret ödenir mi?

7343 sayılı Kanun ile getirilen en büyük yeniliklerden biri budur. Artık çocuk teslimi ve kişisel ilişki işlemleri için harç, gider avansı, araç ücreti gibi masraflar alınmamaktadır. Bu giderler devlet tarafından karşılanır.

Soru 8: Kişisel ilişki kararına uyulmamasının cezası nedir?

Kararın gereğini yerine getirmeyen ebeveyn aleyhine, şikayet üzerine 6 aya kadar disiplin hapsi uygulanabilir. Ayrıca bu durum, velayetin değiştirilmesi davası için en güçlü delillerden biri kabul edilir (TMK m. 324/2 yollamasıyla).

Sonuç olarak; Kişisel ilişki kurulmasına ilişkin mahkeme kararlarının uygulanmasında temel hedef, çocuğun ebeveynleriyle olan bağını sağlıklı bir şekilde sürdürmesini sağlamaktır. Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi uygulamaları göstermektedir ki bir kararın başarısı onun “infaz edilebilirliğine” bağlıdır. Mahkemeler, tarafların inisiyatifine yer bırakmayan, zaman ve mekan bakımından somut, çocuğun yaş ve gelişimine uygun, karmaşık kurallardan arındırılmış net hükümler kurmakla yükümlüdür. Uygulamada yaşanan aksaklıkların giderilmesi için devletin pozitif yükümlülükleri kapsamında kurulan yeni adli destek mekanizmaları, bu kararların kağıt üzerinde kalmamasını ve çocuğun üstün yararının fiilen korunmasını amaçlamaktadır.

Ankara Aile Hukuku Avukatı Desteği

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her aile hukuku uyuşmazlığının kendine özgü şartları bulunduğundan somut olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Av. Akın Özbey olarak uzun yıllardır Ankara ilinde avukat olarak hizmet vermekteyiz. Boşanma davası, mal paylaşımı davası, ziynet alacağı davası, velayet davası, nafaka davası, soybağının reddi davası ve babalık davası gibi Aile Hukuku kaynaklı konularda müvekkillerimize hukuki destek sağlamaktayız.

Ankara’da aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarınız uzman ve deneyimli kadromuz ile profesyonel destek alarak dava sürecinizi alanında uzman bir avukatla yürütmek için hukuk büromuzla 0537 932 50 50 numaralı hattımız üzerinden iletişime geçebilirsiniz.

Ayrıca Bakınız

Benzer Yazılar

WhatsApp Telefonla Ara
WhatsApp

Av. Akın ÖZBEY sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin