Bu yazımızda boşanma davasında sıkça sorulan ortak konutta oturmaya devam etme hakkı ile bu hakkın nasıl elde edileceğini uygulama ve kanun maddeleri ile ele alacağız.
Ortak Konut Kullanma Hakkı Nedir?
Türk hukuk sisteminde aile, toplumun temeli olarak kabul edilmiş ve ailenin yaşam merkezi olan “ortak konut” özel bir koruma mekanızması olarak ele alınmıştır. Eşlerin birlikte yaşamlarını sürdürdükleri, acı ve tatlı anılarını paylaştıkları bu mekan, sadece bir taşınmaz değil, aynı zamanda barınma hakkının ve aile huzurunun hukuki güvencesidir. Yargıtay uygulamaları, ortak konutun korunmasında şekli gerçeklikten ziyade fiili gerçekliği esas alarak, mülkiyet hakkı karşısında barınma hakkını ve aile birliğini önceleyen bir yaklaşım sergilemekte olup detaylarını yazımız içeriğinde ele alacağız.
Aile Konutu, Boşanma Sürecinde Ortak Konutu Kullanma Hakkı
Ortak konutta oturmaya devam eden eşin hakları, Türk Medeni Kanunu (TMK) ve 6284 sayılı Kanun ile çok yönlü bir koruma altına alınmış ve boşanmadan dolayı yoksulluğa düşecek olan taraf adına önemli bir mekanizma yaratılmıştır.
Aile Konutu (TMK Madde 194): Eşlerden birinin, diğerinin açık rızası olmaksızın aile konutu üzerindeki tasarruf yetkisini örneğin devir, kira feshi gibi hakları sınırlandırır.
TMK Madde 169 ile barınma hakkı düzenlenmiştir. Bu madde ile boşanma veya ayrılık davası açıldığında, hakimin barınmaya ilişkin re’sen alacağı geçici önlemleri düzenlenmektedir.
TMK Madde 197 ise haklı bir sebeple ayrı yaşama durumunda konuttan yararlanma haklarını belirler.
6284 Sayılı Kanun Madde 4 ve 5 ile de şiddet mağduru eşin korunması amacıyla konutun tahsisi ve şiddet uygulayanın uzaklaştırılması düzenlenmiştir.
TMK Madde 240 ve 652 ise diğer maddelerden farklı olarak eşin vefatı halinde sağ kalan eşe, konut üzerinde mülkiyet, intifa veya oturma hakkı tanınmasını sağlamaktadır.
Yargıtay Uygulamaları ve Mahkeme Yaklaşımları
Aile Konutu Niteliğinin Tespiti ve Fiili Kullanım
Yargıtay, bir taşınmazın aile konutu olup olmadığını belirlerken resmi kayıtlardan ziyade eşlerin yaşam faaliyetlerinin nerede yoğunlaştığına eldeki deliller ile bakmaktadır. Deliller arasında aşağıdaki hususlar sıklıkla yer almaktadır.
Mernis Kayıtları: Adres kayıt sistemi (Mernis) verileri tek başına belirleyici olmadığından aksi başkaca deliller ile ispatlanabilir fakat mernis kayıtlarının aksi belirtilmediği sürece gözüken adres aile konutu olarak kabul edilebilecektir.
Kolluk Araştırması ve Tanıklar: Mahkemeler, konutun aile yaşamının merkezi olup olmadığını kolluk araştırması, site yönetimi yazıları ve tanık beyanlarıyla da denetleyebilmektedir.
Geçici Ayrılıklar: Hastalık gibi zorunlu nedenlerle veyahut iş ya da bir aile gezisi gibi kısa süreliğine başka yerde yaşamak, konutun aile konutu vasfını ortadan kaldırmaz.
Aile Konutu Şerhi ve Tasarruf Yetkisinin Sınırlandırılması
TMK 194 uyarınca, malik olan eş, diğer eşin “açık rızasını” almadan konutu devredemez veya ipotek edemez. Aile konutu şerhi kurucu değil, açıklayıcı niteliktedir. Şerh olmasa dahi konut aile konutu vasfını taşıyorsa koruma başlamaktadır.
Üçüncü Kişilerin İyiniyeti: İşlem tarafı olan üçüncü kişinin iyiniyetli olması, eşin açık rızası yoksa işlemi geçerli kılmaz. Bu husus normal tapu kayıtlarına güven ilkesinin aksi bir düzenleme olarak karşımıza çıkmaktadır.
Aile Konutunun Tahsis Talebi ve Uygulamada Mahkeme Kararları
Boşanma davası sürecinde hakim, eşlerin sosyal ve ekonomik durumlarını gözeterek konutu eşlerden birine tahsis edebilir.
Mülkiyetten Bağımsızlık: Konutun evlilik öncesi edinilmiş olması veya mülkiyetinin diğer eşte olması, tahsis kararına engel değildir. Önemli olan eş ve çocukların barınma ihtiyacının karşılanması amacıyla tarafların ortak kullandığı konutun tahsis edilmesidir.
Sosyal ve Ekonomik Durum: Mahkemeler, sosyal inceleme raporları ve yerleşim yeri belgeleri üzerinden fiili kullanım durumunu tespit ederek tahsis taleplerini değerlendirerek bir karar vermektedir.
Uzaklaştırma Kararları ve Barınma Hakkının İhlali

Hukuka Aykırı Engelleme: Eşin konuttan uzaklaştırılmış olması, o konutun aile konutu olma niteliğini etkilemeyeceği gibi konutun tahsis edilmesini de engellemez.
Ceza Hukuku Boyutu: Eşin anahtarı değiştirerek diğer eşi eve almaması, “aile bireylerine kötü davranma” suçunu oluşturacağından bu yönde bir davranış boşanmada da kusur olarak tarafınıza yükletilebilecektir.
Sık Sorulan Sorular
1. Ev benim üzerime değil, eşim beni evden atabilir mi?
Hayır. Aile konutu koruması altında, eşin rızası veya mahkeme kararı olmaksızın barınma hakkınız eşiniz tarafından engellenemez. Anahtarın değiştirilmesi gibi eylemler suç teşkil edebilir.
2. Boşanma davası açılınca evden çıkmak zorunda mıyım?
Hayır. Mahkemeden TMK 169 uyarınca konutun size tahsis edilmesini talep edebilirsiniz. Mahkeme, çocukların üstün yararını ve tarafların ekonomik durumunu gözeterek aile konutunu genelde anne ile çocuklara tahsis etmektedir.
3. Eşim evi benden habersiz satmış veya ipotek etmiş, ne yapabilirim?
Eğer açık rızanız yoksa, tapu iptal ve tescil davası veya ipoteğin kaldırılması davası açma hakkınız bulunmaktadır. Üçüncü kişinin iyiniyetli olması dahi sizin açacağınız davada haklı gerekçe değildir.
4. Tapuda şerh yoksa haklarımı kaybeder miyim?
Hayır. Yargıtay’a göre aile konutu şerhi açıklayıcıdır. Konutun fiilen aile konutu olarak kullanıldığını ispatlamanız korumadan yararlanmanız için yeterlidir.
5. Eşim vefat etti, evde oturmaya devam edebilir miyim?
Evet. TMK 652 uyarınca sağ kalan eş, aile konutu üzerinde kendisine mülkiyet veya intifa/oturma hakkı tanınmasını isteyebilir. Bunun için öncelikle konutun “aile konutu” olduğunun tespiti gerekir
Boşandıktan sonra aile konutu şerhi kendiliğinden silinir mi?
Hayır, boşanma kesinleşince malik olan eşin talebiyle veya mahkeme kararıyla terkin edilmesi gerekmektedir.
Eşim “terk etti” diyerek haklarımı engelleyebilir mi?
Terk iddiasının hukuki sonuç doğurması için TMK 164 uyarınca ihtar yapılması, 6 aylık sürenin geçmesi ve eşin haklı bir sebep olmaksızın dönmemesi gerekir.
Sonuç olarak; ortak konutta oturmaya devam eden eşin hakları, mülkiyet hukukunun ötesinde, aile hukukunun emredici koruması altındadır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatları; eşin açık rızası olmaksızın yapılan işlemleri geçersiz saymakta, fiili kullanımı esas almakta ve boşanma sürecinde zayıf olan tarafın barınma hakkını güvence altına almaktadır. Hakların etkin kullanımı için uyuşmazlık durumunda aile konutu şerhi konulması, tahsis taleplerinin sosyal inceleme raporlarıyla desteklenmesi ve şiddet durumunda 6284 sayılı Kanun mekanizmalarının işletilmesi hayati önem taşımaktadır.
Ankara Aile Hukuku Avukatı Desteği
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her aile hukuku uyuşmazlığının kendine özgü şartları bulunduğundan somut olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Av. Akın Özbey olarak uzun yıllardır Ankara ilinde avukat olarak hizmet vermekteyiz. Boşanma davası, mal paylaşımı davası, ziynet alacağı davası, velayet davası, nafaka davası, soybağının reddi davası ve babalık davası gibi Aile Hukuku kaynaklı konularda müvekkillerimize hukuki destek sağlamaktayız.
Ankara’da aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarınız uzman ve deneyimli kadromuz ile profesyonel destek alarak dava sürecinizi alanında uzman bir avukatla yürütmek için hukuk büromuzla 0537 932 50 50 numaralı hattımız üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
Ayrıca Bakınız
- Ankara boşanma davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
- Ankara velayet davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
- Ankara Mal Rejiminin Tasfiyesi yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
- Ankara Nafaka Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
- Ankara Aile Hukuku yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
- Ankara Babalık Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
- Ankara Soybağının Reddi Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız






