Boşanma davalarında tarafların evlilik birliği içerisindeki kusur durumlarının tespiti ve birliğin temelinden sarsılıp sarsılmadığının belirlenmesinde tanık beyanları en sık başvurulan takdiri deliller arasındadır. Yargılama sürecinde taraflarca gösterilen tanıkların gerçek dışı iddialarda bulunması veya olayları bizzat tecrübe etmeksizin aktarması durumunda mahkemenin bu beyanları nasıl denetleyeceği, ispat kurallarının nasıl işletileceği ve hukuka aykırı beyanlara karşı başvurulabilecek kanun yolları büyük bir öneme sahiptir. Boşanma davasında tanık seçimine ilişkin genel makalemize buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Boşanma Davasında Tanık Beyanının Önemi
Tanık beyanı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca hâkimi doğrudan bağlamayan takdiri bir delil niteliğindedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.12.2014 tarihli, E. 2013/1417, K. 2014/1090 sayılı kararında belirtildiği üzere:
“Tanık beyanı, takdiri bir delil olup, hâkimi bağlamaz. Ancak hâkim, tanık beyanını serbestçe takdir ederken sadece vicdani kanaati ile karar veremez. Tanık beyanları yönünde ya da aksine hüküm tesis edilmesi durumunda, tanık beyanının neden kabul edildiği ya da edilmediği açıklanmalıdır.”
Usul hukukunda kural olarak tanıkların doğruyu söyledikleri kabul edilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 04.02.2016 tarihli, E. 2015/11637, K. 2016/1838 sayılı ve Hukuk Genel Kurulu’nun 03.10.2019 tarihli, E. 2019/32, K. 2019/993 sayılı kararlarında: “Aksine ciddi ve inandırıcı delil ve olaylar bulunmadıkça asıl olan tanıkların gerçeği söylemiş olmalarıdır (HMK m.255). Akrabalık veya diğer bir yakınlık başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep sayılamaz” ifadesi yer almaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 255. maddesinin güncel metni şu şekildedir:
“(1) Tanığın davada yararı bulunmak gibi tanıklığının doğruluğu konusunda kuşkuyu gerektiren sebepler varsa, bunu iki taraftan biri iddia ve ispat edebilir.”
Tanıkların taraflarla hısımlık veya akrabalık bağı içinde olması tek başına ifadelerini geçersiz kılmaz (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 07.02.2019, E. 2017/1287, K. 2019/90; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 20.02.2018, E. 2016/24252, K. 2018/2279). Bununla birlikte, tanık anlatımının hükme dayanak yapılabilmesi için tanığın vakıalar hakkında doğrudan görgüye ve bilgiye sahip olması zorunludur.
Boşanma davası açmadan önce yapılması gereken hazırlıklara yönelik makalemiz için buraya tıklayınız.
Tanığın Gerçeğe Aykırı Beyanda Bulunduğu Nasıl Ortaya Konulur?
Tanığın mahkemeyi yanıltmaya yönelik gerçeğe aykırı anlatımları, dosyada bulunan karşı deliller, tarafsız tanık ifadeleri, belgeler, kayıtlar ve tanığın davadaki menfaat ilişkisinin ispatlanmasıyla çürütülebilir.
Husumet İtirazı ve Menfaat İlişkisi: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 27.02.2024 tarihli, E. 2022/10089, K. 2024/1260 sayılı kararında; tanık hakkında husumet itirazında bulunulması ve başka bir tanığın anlatımıyla tanığa yalan tanıklık yapması karşılığında para teklif edildiğinin ortaya konulması durumunda bu tanığın beyanlarının hükme esas alınamayacağı ifade edilmiştir:
“tanık … hakkında usulüne uygun şekilde husumet itirazında bulunulduğu, ayrıca tanık Hasan’ın beyanında …’un bu tanığa, erkeğin yalan tanıklık yapması için kendisine para teklif ettiğini söylemesi nedeni ile tanık …’un beyanlarının hükme esas alınamayacağı”
Kamera Kayıtları, Mesajlar ve Dosyadaki Belgeler: İddia edilen kusurlu eylemin başka delillerle desteklenmemesi durumunda tanığın tek yanlı anlatımı ispata yeterli görülmez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 21.06.2023 tarihli, E. 2022/11560, K. 2023/3530 sayılı kararında:
“her ne kadar davacı kadın tanığı Muammer’in beyanında davalı erkeği … ilinde bir kadınla ele ele dolaşırken gördüğü ifadesi yer almışsa da, tanığın beyanlarının diğer tanık beyanlarıyla desteklenmediği, aldatmaya ilişkin herhangi bir mesaj kaydı, kamera kaydı gibi başkaca delil de bulunmadığı, beyanların soyut nitelikte olduğu ve tanığın davacının kardeşi olması sebebiyle tarafsız olmadığı yönünde yapılan değerlendirme ile aldatmaya yönelik iddianın da sübut bulmadığı” tespitine yer verilmiştir.
Tarafsız Tanıkların Beyanları ve Delil Sahteliğinin Tespiti: Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 20.02.2023 tarihli, E. 2020/13821, K. 2023/610 sayılı kararında, sanığın boşanmayı sağlamak maksadıyla gerçeğe aykırı tanıklık yaptığı dosyada, sunulan fotoğrafların katılan eşe ait olmadığının tarafsız tanıklarca doğrulanması üzerine sanığın yalan tanıklık eylemi sabit görülmüştür
Tanık Beyanları Arasında Çelişki Varsa Mahkeme Ne Yapar?
Tanık beyanlarının birbirini tutmaması veya tanığın kendi beyanı içinde çelişmesi, mahkemenin delilleri serbestçe takdir etmesinde vicdani kanaati şekillendirir:
Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 25.09.2012 tarihli, E. 2011/11577, K. 2012/18405 sayılı kararında ifade edildiği üzere, tanıkların anlatımları arasındaki çelişki hukuk hâkimi yönünden vicdani kanıyı oluşturmaya yarar: “tanıklığı ile diğer tanıkların anlatımları arasındaki çelişkinin, anılan davada vicdani kanıyı oluşturabileceği ve yalan tanıklık için kesin kanıt olamayacağı gözetilmeden, yetersiz gerekçe ile hükümlülük kararı verilmesi”
Tanığın kendi ifadesini aşamalarda değiştirmemesi ve anlatımında ısrar etmesi, beyanın değerlendirilmesinde gözetilen kriterlerden biridir (Yargıtay 4. CD, E. 2011/11577, K. 2012/18405: “Sanık …’nun tanık olarak verdiği ifadeyi aşamalarda aynen tekrar ederek beyanında ısrar etmesi ve kendi beyanları arasında çelişki bulunmaması karşısında”).
Mahkeme veya istinaf incelemesinde Bölge Adliye Mahkemesi, tanık ifadelerini diğer delillerle bütüncül biçimde ele alır. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 21.06.2023 tarihli, E. 2022/11560, K. 2023/3530 sayılı kararında bölge adliye mahkemesince:
“İlk Derece Mahkemesince dinlenen tanık beyanları ve ikame edilen tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda davalı erkeğin, davacı kadını aldattığı yönünde söylenti çıkmasına sebebiyet verdiği gibi bir kadın ile el ele görüldüğü, bu hali ile davalı erkeğin güven sarsıcı davranışlarda bulunduğunun kabulünün gerektiği” tespit edilerek karar oluşturulmuştur.
Duyuma Dayalı Tanık Beyanı Boşanma Davasında Geçerli midir?
Yargıtay içtihatlarında duyuma dayalı tanık beyanlarının boşanma davalarındaki ispat değeri kesin kurallarla belirlenmiştir. Taraflardan veya üçüncü şahıslardan aktarılan, bizzat görülüp işitilmemiş vakıalar hükme esas alınamaz:
Hükme Esas Alınamama: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 23.05.2024 tarihli, E. 2023/6688, K. 2024/3836 sayılı kararında açıkça: “dinlenen taraf tanıklarının bilgi ve görgüye dayalı bilgilerinin olmadığı, tanıklıklarının duyuma dayandığı anlaşılmakla bu şekilde iki taraf tanıklarının tanıklıklarına itibar edilemeyeceği ve beyanlarının hükme esas alınamayacağı” belirtilmiş ve davanın ispatlanamadığı sonucuna varılmıştır.
Başka Şehirde Yaşama ve Aktarım: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 05.04.2023 tarihli, E. 2022/10692, K. 2023/1620 sayılı kararında: “erkek tanıklarının görgüye dayalı beyanlarda bulunmadığı, kadının not yazıp eşini terk ettiğine dair iddianın da ispat edilemediği, kadın tanığının başka bir şehirde yaşadığı ve duyumlarına göre beyanda bulunduğu, bu nedenle duyuma dayalı beyanlara itibar edilemeyeceği” ifade edilmiştir.
Eşin Kendisinden Duyulan Beyanlar: Eşlerden birinin olayları üçüncü kişilere anlatması sonucu tanığın duruşmada aktardığı ifadeler boşanma sebebi sayılamaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 02.03.2017 tarihli, E. 2015/22744, K. 2017/2169 sayılı kararında:
“Tanıkların, erkeğin eşine hayatında başka biri olduğuna dair suçlayıcı beyanı, davacı kadından duyuma yöneliktir.”
“Davacı kadından aktarılan duyumlarla boşanmaya karar verilemeyeceği gibi, tanıkların görgüye dayalı herhangi bir beyanlarının bulunmadığı da anlaşılmaktadır.”
TMK m. 166/1 Kapsamında Değerlendirme: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 07.03.2024 tarihli, E. 2023/5041, K. 2024/1560 sayılı kararında: “her iki davacı tanığının beyanlarının da soyut nitelikte olduğu, yine tanık …’ ın beyanlarının duyama dayalı olduğu”
“tanık ifadelerinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca evliliğin temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olduğu, bu haliyle davacının davasını ispat ettiğinden bahsedilemeyeceği” belirtilmiştir. (Not: 4721 sayılı Kanun m. 166’nın dördüncü fıkrasında 14.11.2024 tarihli ve 7532 sayılı Kanun’la süre değişikliği yapılmış olmakla birlikte, birinci fıkra hükmü evlilik birliğinin temelinden sarsılması genel boşanma sebebi olarak yürürlüktedir).
Yalan Tanıklığın Cezai Sorumluluğu Var mıdır?
Boşanma davasında bilerek gerçeğe aykırı beyanda bulunmak veya gerçeği gizlemek ceza hukuku anlamında suç teşkil eder: Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 20.02.2023 tarihli, E. 2020/13821, K. 2023/610 sayılı kararında sanığın: “katılan aleyhine yalan tanıklık yaparak atılı suçu işlediği” – “sanığın üvey annesi aleyhine ve babası lehine boşanmayı sağlamak için yalan tanıklık suçunu işlediği kabul edilerek mahkumiyetine ve cezanın ertelenmesine karar verilmiştir.”
İspat Standardı: Yalan tanıklık veya yalan tanıklığa azmettirme suçlarından ceza verilebilmesi için her türlü şüpheden uzak, kesin delil aranır. Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 04.03.2014 tarihli, E. 2013/10910, K. 2014/2547 sayılı kararında: “her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği” belirtilerek sanığın: “yüklenen suçtan beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi” bozma sebebi sayılmıştır. Aynı ilke Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 03.11.2021 tarihli, E. 2020/18142, K. 2021/20295 sayılı kararında da vurgulanmıştır.
Ceza Kararının Hukuk Hâkimine Etkisi: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 74. maddesinin güncel metni şu şekildedir: “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.”
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 03.10.2019 tarihli, E. 2019/32, K. 2019/993 sayılı kararında da TBK m. 74 uyarınca ceza mahkemesinin beraat kararının hukuk hâkimini bağlamayacağı ifade edilmiştir. Ancak tanığa karşı yalan tanıklık nedeniyle açılacak tazminat davalarında kesinleşmiş ceza mahkumiyetinin bulunup bulunmadığı dikkate alınmaktadır (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 02.05.2014, E. 2013/10848, K. 2014/7018: “Davalılardan Ş.. H.. hakkında ise; yalan tanıklık suçundan açılmış bir kamu davası, dolayısıyla verilmiş bir mahkumiyet hükmü de bulunmamaktadır. Mahkemece bu olgular gözetilerek, davalılardan Ş.. H.. yönünden istemin tümden reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulü doğru görülmemiş ve bu yön bozmayı gerektirmiştir”).
Yalan Söylediği Düşünülen Tanığa Karşı Ne Yapılabilir?
Yalan beyanda bulunduğu düşünülen tanıkla ilgili yargılamada şu usuli yollar izlenmektedir:
Cumhuriyet Başsavcılığına Suç Duyurusunda Bulunulması ve Sonucun Beklenmesi: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 30.10.2024 tarihli, E. 2023/9626, K. 2024/7977 sayılı kararında; tanık hakkında savcılık soruşturması başlatılmış olması durumunda bu soruşturmanın sonucunun beklenmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır:
“Beyanı hükme esas alınan tanık … D. hakkında davalı karşı davacı kadın tarafından yalan tanıklıkta bulunduğu iddiası ile Vezirköprü Cumhuriyet Başsavcılığına (Sor. No:2023/2996) ihbarda bulunulduğu”
“soruşturma sonucu beklenmeden ve ayrıca davalı karşı davacı kadının otelde tek başına kalıp kalmadığı araştırılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde mahkemece erkek tarafından açılan zina davasının kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir”
Buna karşın, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 27.06.2024 tarihli, E. 2023/6838, K. 2024/5002 sayılı kararında, mevcut delillerin yeterli görüldüğü hallerde suç duyurusunda bulunulmuş olmasının tek başına bozma sebebi teşkil etmeyeceği de karara bağlanmıştır.
Tanıklığı Geri Çekme Dilekçesinin Durumu: Tanığın sonradan mahkemeye dilekçe sunarak beyanını geri çekmesi tek başına beyanı geçersiz kılmaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 15.04.2025 tarihli, E. 2024/7254, K. 2025/3732 sayılı kararında:
“tanığın mahkemeye sunduğu 21.10.2022 tarihli dilekçesinde de davalı-davacıyı kırmak istemediği için tanıklık yaptığı ve yaptığı tanıklığı geri çektiği belirtilmekte ise de tanığın dilekçesinde ‘gerçeğe aykırı’ olarak beyanda bulunduğuna dair herhangi bir ibare olmadığı gibi tanığın beyanını hükümden düşürecek gerçeğe aykırı tanıklık ettiğine dair bir tespit veya yalan tanıklıktan kesinleşmiş bir mahkumiyeti de bulunmamaktadır” ifadeleriyle, tanığın beyanının düşürülebilmesi için kesinleşmiş bir mahkumiyetin veya gerçeğe aykırılığa dair somut bir tespitin varlığı aranmıştır.
Ayrıca hukuka aykırı delillere yönelik makalemize buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Yargıtay Uygulamasında Çelişkili ve Duyuma Dayalı Tanık Beyanları
Aşağıdaki tabloda Yargıtay kararlarında çelişkili, soyut ve duyuma dayalı tanık beyanlarına ilişkin değerlendirmeler özetlenmiştir:
Yargıtay 2. HD, 23.05.2024, E. 2023/6688, K. 2024/3836
Taraf tanıklarının görgüye dayanmayıp duyuma dayalı beyanda bulunması. İki taraf tanıklarının da beyanlarına itibar edilemez, davanın reddi onanır.
Yargıtay 2. HD, 05.04.2023, E. 2022/10692, K. 2023/1620

Kadın tanığının başka şehirde yaşaması ve duyumlarına göre beyan vermesi. Duyuma dayalı beyanlara itibar edilemez, ilk derece mahkemesi kararı hukuka uygundur.
Yargıtay 2. HD, 07.03.2024, E. 2023/5041, K. 2024/1560
Davacı tanık beyanlarının soyut nitelikte ve duyuma dayalı olması. TMK m. 166/1 uyarınca evliliğin temelinden sarsıldığını kabule elverişli değildir.
Yargıtay 2. HD, 07.12.2023, E. 2023/3440, K. 2023/6050
İfadelerin duyuma dayalı, soyut ve affedilmiş olaylara ilişkin olması. Davacının iddialarını ispatlayamaması gerekçesiyle davanın reddi onanmıştır.
Yargıtay 2. HD, 14.09.2023, E. 2023/892, K. 2023/4007
Duyuma ve aktarıma dayalı tanık anlatımları (karşılıklı boşanma davası). Tarafların birbirlerinin kusurluluğunu ispat edemediği tespitiyle talepler reddedilir.
Yargıtay 2. HD, 12.09.2024, E. 2023/7812, K. 2024/5844
Beyanların geçmişe dönük olması ve olaylardan sonra birlikte yaşamın sürmesi.İlk derece mahkemesince bu gerekçeyle ret verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi erkeğin özür mesajları ve diğer delillerle kabul kararı vermiştir.
Yargıtay 2. HD, 27.02.2024, E. 2022/10089, K. 2024/1260
Zina iddiasında tanığa para teklif edildiği beyanı ve başka delil bulunmaması.
Tek başına tanık beyanı zinayı ispata yetmez; hükme esas alınamaz.
Avukatın Gözünden Boşanma Davasında Tanık Sorgulaması
Uygulamada tanık sorgusunda tanığın taraflara olan akrabalığından ziyade beyanlarının kaynağı, zamanı ve doğrudan gözleme dayanıp dayanmadığı üzerinde durulmalıdır:
Olayın Zamanı ve Yeri: Tanıkların beyanlarının:
“sebep ve saiki açıklanmayan, inandırıcı olmaktan uzak, yer ve zaman belirtmeyen sübjektif değerlendirmeler” şeklinde kalıp kalmadığı sorgulanmalıdır (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 15.04.2025, E. 2024/7254, K. 2025/3732). Yer ve zaman bilgisi içermeyen genel anlatımlar ispat gücünden yoksundur.
Bilginin Kaynağının Ayrıştırılması: Tanığın bilgiyi nereden edindiği netleştirilmelidir. Tanığın beyanları, taraflardan birinin kendisine anlattığı bilgilerden ibaretse bu durum doğrudan tutanağa geçirtilmelidir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 03.11.2021 tarihli, E. 2020/18142, K. 2021/20295 sayılı kararında tanığın beyanlarının hem kendisine anlatılan ailevi bilgileri hem de evde tadilat yaparken bizzat şahit olduğu durumları içerebileceği belirtilmiş; doğrudan gözlem ile duyumun sınırlarının ortaya konulmasının önemi vurgulanmıştır.
Somut Delillerle Karşılaştırma: Tanığın aktardığı olayın otel kayıtları, telefon mesajları veya kamera görüntüleri ile çelişip çelişmediği sorgulanarak beyanın dayanaktan yoksun olduğu ortaya konulmalıdır.
Uygulamada En Sık Karşılaşılan Sorunlar
Yakın Akraba Tanıklıkları: Akrabalık bağı tek başına beyanı geçersiz kılmamakla birlikte, uygulamada akrabaların taraf tutarak gerçek dışı beyan verdiği iddiaları ileri sürülmektedir (Yargıtay 2. HD, 12.10.2023, E. 2023/1873, K. 2023/4752). Aksine somut delil olmadıkça akraba beyanları da geçerli kabul edilmektedir.
Soyut Anlatımların Boşanma Sebebi Yapılması: Olayların somut detaylarını içermeyen “yorum yollu, somut bilgi ve görgü ihtiva etmeyen beyanlar” ile doğrudan görgüye dayanan ifadelerin ayrıştırılmasında güçlük yaşanması (Yargıtay 2. HD, 07.02.2024, E. 2023/3209, K. 2024/668).
Affedilmiş Olaylara Dayanılması: Tanığın beyan ettiği vakıaların evliliğin çok eski yıllarına dayanması ve sonrasında tarafların ortak yaşamı sürdürmüş olmaları nedeniyle bu olayların affedilmiş sayılması (Yargıtay 2. HD, 07.12.2023, E. 2023/3440, K. 2023/6050; Yargıtay 2. HD, 12.09.2024, E. 2023/7812, K. 2024/5844).
Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
İspat Yükü: Davacı taraf, boşanmayı gerektirir olayları ve karşı tarafın kusurunu mevcut kayıt, belge ve bizzat görgüye dayalı tanık beyanlarıyla kanıtlamak zorundadır (Yargıtay 2. HD, 23.05.2024, E. 2023/6688, K. 2024/3836).
Husumet ve Para Teklifi İtirazlarının Usulü: Tanığın para karşılığı veya husumet sebebiyle yalan söylediği iddiası varsa bu iddia derhal usulüne uygun şekilde ileri sürülmeli ve delillendirilmelidir (Yargıtay 2. HD, 27.02.2024, E. 2022/10089, K. 2024/1260).
Ceza Soruşturmalarının Takibi: Yalan tanıklık iddiasıyla Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulmuşsa, zina gibi ağır iddialarda soruşturmanın akıbetinin araştırılması ve gerektiğinde bekletici mesele yapılması talep edilmelidir (Yargıtay 2. HD, 30.10.2024, E. 2023/9626, K. 2024/7977).
Sık Sorulan Sorular
Karşı tarafın tanığı yalan söylerse ne yapabilirim?
Tanık hakkında usulüne uygun şekilde husumet itirazında bulunulabilir (HMK m. 255), tanığın anlatımlarını çürüten karşı deliller (kamera, mesaj, otel kayıtları, tarafsız tanıklar) sunulabilir ve Cumhuriyet Başsavcılığına yalan tanıklık iddiasıyla suç duyurusunda bulunularak bu soruşturmanın mahkemece dikkate alınması istenebilir.
Tanığın söylediği her şey mahkeme tarafından doğru kabul edilir mi?
Hayır. HMK m. 255 uyarınca aksine ciddi ve inandırıcı delil bulunmadıkça tanıkların doğru söylediği varsayılsa da, tanık beyanı hâkimi bağlamayan takdiri bir delildir. Hâkim, tanık beyanının neden kabul edildiğini veya edilmediğini gerekçelendirmek zorundadır.
Duyuma dayalı tanık beyanı delil sayılır mı?
Yargıtay’ın yerleşik kararlarına göre başkalarından duyulan, aktarılan veya taraflardan birinin anlatımına dayanan beyanlar hükme esas alınamaz ve boşanma davasında vakıaların ispatı için yeterli kabul edilmez.
Tanığın yalan söylediğini nasıl ispatlayabilirim?
Tarafsız tanık beyanları, iddia edilen yer ve tarihte tarafların orada bulunmadığını gösteren resmi kayıtlar, mesaj kayıtları, fotoğrafların gerçeği yansıtmadığına dair tespitler veya tanığa yalan beyanda bulunması için para teklif edildiğini gösteren somut delillerle ispatlanabilir.
Yalan tanıklık suç mudur?
Evet. Boşanma davasında gerçeğe aykırı tanıklık yapmak suç teşkil eder ve yargılama sonucunda kesin ve inandırıcı delillerle suçun sübut bulması halinde failler hakkında mahkumiyet kararı verilebilir.
Sonuç olarak; Boşanma davalarında tanık anlatımları, çekişmeli vakıaların ve eşlerin kusur derecelerinin belirlenmesinde merkezi bir role sahiptir. Ancak Yargıtay kararlarının açıkça ortaya koyduğu üzere; doğrudan görgüye dayanmayan, duyum ve aktarımdan ibaret olan, soyut kalan ya da affedilmiş olaylara dayanan tanık beyanları evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını ispatlamaya yetmez. Yalan söylediği iddia edilen tanıkların beyanları, karşı deliller ve husumet itirazlarıyla çürütülebileceği gibi, ceza hukuku mercilerine ihbarda bulunularak soruşturma sonucunun beklenmesi de talep edilebilmektedir.
Ankara Aile Hukuku Avukatı Desteği
Tanık sorgusu ve delil sunma süreçleri tüm yargı çevrelerinde olduğu gibi Ankara yargı çevresinde görülen boşanma davaları bakımından da bağlayıcı niteliktedir.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her aile hukuku uyuşmazlığının kendine özgü şartları bulunduğundan somut olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Av. Akın Özbey olarak uzun yıllardır Ankara ilinde avukat olarak hizmet vermekteyiz. Boşanma davası, mal paylaşımı davası, ziynet alacağı davası, velayet davası, nafaka davası, soybağının reddi davası ve babalık davası gibi Aile Hukuku kaynaklı konularda müvekkillerimize hukuki destek sağlamaktayız.
Ankara’da aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarınız uzman ve deneyimli kadromuz ile profesyonel destek alarak dava sürecinizi alanında uzman bir avukatla yürütmek için hukuk büromuzla 0537 932 50 50 numaralı hattımız üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
Ankara boşanma davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
Ankara velayet davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
Ankara Mal Rejiminin Tasfiyesi yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
Ankara Nafaka Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
Ankara Aile Hukuku yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
Ankara Babalık Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
Ankara Soybağının Reddi Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız






