Boşanma Davasında Tanığın Önemi
Boşanma davalarında tanık beyanları, uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasında başvurulan en temel ispat araçlarından birisi olup mutlaka tanıkların titizlikle seçilmesi gerekmektedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 21.06.2023 tarihli, 2023/2836 E. ve 2023/3447 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, tanık beyanları tarafların kusur durumunun belirlenmesi, evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığının tespiti ve tazminat gibi yan taleplerin karara bağlanması açısından belirleyici bir roldedir. Tanıklar, yargılamanın aydınlatılmasına ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına hizmet eden takdiri delil niteliğindedir.
Kimler Tanık Olabilir?
Davada taraf olmayan her kişi tanık olarak gösterilebilir. Ancak tanık gösteren tarafın, tanık listesini (isim, soyisim ve adres bilgilerini içerecek şekilde) usulüne uygun olarak mahkemeye sunması zorunludur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 17.01.2024 tarihli, 2023/3635 E. ve 2024/327 K. sayılı kararına göre, listede gösterilmemiş olan kimseler tanık olarak dinlenemez ve kanunlarımızdan kaynaklı kural olarak ikinci bir tanık listesi verilemez.
Aile Bireyleri, Akrabalar Tanık Olabilir mi?
Yargıtay uygulamasına göre, aile bireylerinin tanıklığına başvurulması hukuken mümkündür ve bu kişilerin beyanları oldukça kıymetlidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 20.02.2018 tarihli, 2016/24252 E. ve 2018/2279 K. sayılı kararında vurgulandığı üzere, tanıkların davacı tarafın annesi, babası veya kardeşi olması, beyanlarının tarafsız olmayacağı gerekçesiyle reddedilmesi için yeterli olmadığı gibi özellikle aile hukukundan kaynaklı davalarda da en önemli tanıklar akrabalar olarak karşımıza çıkmaktadır. Akrabalık veya diğer bir yakınlık, başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep sayılamaz. Hatta dava dilekçesinde açıkça isim belirtilmese dahi “annem”, “kardeşim” gibi ifadelerle kimliği belirli aile üyelerinin tanık olarak dinlenmesi usule uygun kabul edilmektedir.
Arkadaşların Tanıklığı Kabul Edilir mi?
Evet, arkadaşların tanıklığı kabul edilmektedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 19.11.1991 tarihli, 1991/10894 E. ve 1991/14308 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, tanıkların tarafların sosyal çevresinden veya yakın arkadaşlarından olması, ifadelerinin hükme esas alınmaması için geçerli bir gerekçe oluşturmaz. Aksine ciddi ve inandırıcı deliller bulunmadıkça, bu kişilerin gerçeği söyledikleri varsayılacağından arkadaşlar da önemli tanıklardandır.
Komşular Tanık Olabilir mi?
Komşular, tarafların evlilik yaşamına ve gündelik olaylara doğrudan şahitlik edebilecek kişiler olmaları nedeniyle tanık olarak dinlenebilirler. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nin 25.12.2025 tarihli, 2023/431 E. ve 2025/1687 K. sayılı kararında, arkadaşlık veya komşuluk gibi yakınlık ilişkilerinin tek başına tanık beyanına itibar edilmemesi sonucunu doğurmayacağı, asıl olanın tanığın doğruyu söylediği varsayımı olduğu ifade edilmiş ve komşuların tanık olarak dinleneceğini açıkça belirtmiştir.
Hakim Tanık Beyanlarını Nasıl Değerlendirir?
Hakim, tanık beyanlarını serbestçe değerlendirir ancak bu değerlendirme keyfi değildir. Değerlendirme kriterlerinden en önemlileri aşağıdaki gibidir;
Görgüye Dayalılık : Tanığın olayı bizzat görmüş olması gerekir. Duyuma dayalı beyanlar hükme esas alınmaz.
Çelişki Denetimi : Beyanlar kendi içinde ve diğer delillerle çelişmemelidir.
Zaman Uyumu: Anlatılan olayların dava tarihinden önce gerçekleşmiş olması gerekir.
Somutluk : Beyanlar sebep ve saiki açıklanmış, ayrıntılı ve somut olmalıdır.
Tarafsızlık : Tanığın davada kişisel bir yararının veya husumetinin olup olmadığı incelenir.
Tanık Seçerken Yapılan En Büyük Hatalar
Duyuma Dayalı Tanık Seçimi: Olayları bizzat görmeyen, sadece taraflardan birinin anlatımıyla bilgi sahibi olan (aktarıma dayalı) tanıkların beyanları kusur belirlemesinde yeterli görülmediğinden bu kişilerin tanık olarak gösterilmesi stratejik bir hatadır. (Y2HD-2023/2398-2023/4990-31.10.2023).
İkinci Liste Yasağına Aykırılık: HMK uyarınca ikinci bir tanık listesi verilemeyeceği için, ilk listede kritik tanıkların unutulması telafisi güç bir hatadır (Y2HD-2009/4117-2009/6453-06.04.2009).
Dava Sonrası Olaylara Dayalı Tanıklık: Dava açıldıktan sonra gerçekleşen olaylara tanıklık eden kişilerin beyanları, o dava özelinde kusur olarak yüklenemeyeceğinden bu kişilerin tanıklıklarının dava açısından bir önemi bulunmamaktadır. (Y2HD-2023/1852-2023/4848-18.10.2023).
Usulüne Uygun Bildirmeme: Tanık deliline dilekçeler aşamasında veyahut kanuni süreler içerisinde dayanmamak bu tanıkların dinlenememesi sonucunu doğurur (Y2HD-2024/1955-2024/6362-25.09.2024).
Tanıklara Yönelik Yargıtay Uygulaması
Yargıtay, tanık beyanlarını değerlendirirken “görgüye dayalı bilgi” kriterini en üstte tutmaktadır. Mahkemelerin, sadece akrabalık ilişkisi nedeniyle tanık beyanını reddetmesini “eksik inceleme” ve “hukuka aykırılık” olarak değerlendirmektedir. Y2HD-2013/16089-2013/28993-10.12.2013 sayılı kararı buna örnek olarak gösterilebilir. Ayrıca Yargıtay, tanık beyanlarının fotoğraf, sosyal medya kayıtları veya ceza dosyaları gibi somut delillerle desteklenmesi durumunda ispat gücünün tam olduğunu kabul etmektedir (Y2HD-2023/2398). Hakim, tanığın ifadesini netleştirmek için HMK 260 uyarınca ek sorular sorma yetkisine ve yükümlülüğüne sahiptir
Dava Açısından Usuli Hususlar ve Avukatın Dava Stratejisine Etkileri
Tanık Bildirme Süresi: Dava ve cevap dilekçelerinde tanık deliline dayanıldığı açıkça belirtilmelidir. Mahkemece verilen 2 haftalık kesin süre içinde tanıkların isim, adres ve T.C. kimlik numaraları ile hangi vakıaya ilişkin dinlenecekleri bildirilmelidir.
Vakıa ile İlişkilendirme: Tanığın hangi olay (örneğin: 15.05.2024 tarihindeki tartışma) için dinleneceği belirtilmezse, tanığın tüm dava süreci için dinleneceği kabul edilir. Stratejik olarak, her bir tanığın uzman olduğu veya bizzat şahit olduğu vakıaya özgülenmesi beyanın gücünü artırır.
Tanıklıktan Çekinme: Aile bireylerinin (anne, baba, kardeş) tanıklıktan çekinme hakkı olduğu unutulmamalıdır. Bu kişilerin duruşmaya gelip çekinme haklarını kullanmaları, davanın ispat yükü açısından risk oluşturabilir.
Duyumun Yetersizliği: “bana anlattı, çok üzgündü” şeklindeki bir beyan, boşanma sebebi olan kusurlu davranışı ispatlamaz. Bu sadece tarafın beyanının tekrarıdır.
Çelişkili Beyanlar: Birden fazla tanığın aynı olay hakkında birbiriyle çelişen ifadeler vermesi durumunda, hâkim bu beyanları hükme esas almaz. Bu durum davanın reddine yol açabilir.
Husumet Riski: Tanığın taraflardan biriyle devam eden bir davasının olması veya aralarında husumet bulunması, beyanının “taraflı” kabul edilmesine ve hükme esas alınmamasına neden olur.
Sık Sorulan Sorular
Tanıkların ifadeleri birbirinin aynısı olursa ne olur?
Yargıtay’a göre, ifadelerin birbirinin aynısı olması tek başına beyanları geçersiz kılmaz. Somut bir kurgu delili yoksa beyanlar doğru kabul edilmelidir (Y2HD-2015/20679-2016/8342-25.04.2016).
Tanık listesinde isim hatası yapılırsa ne olur?
Maddi hataların düzeltilmesi mümkündür. Yanlış yazılan ismin aslında kim olduğu tespit edilebiliyorsa o tanık dinlenmelidir (Y2HD-2023/3635-2024/327-17.01.2024).
Tanık beyanı hakimi bağlar mı?
Hayır, tanık beyanı takdiri delildir. Ancak hakim, beyanı neden kabul etmediğini somut ve hukuki gerekçelerle açıklamak zorundadır (HGK-2017/2487-2020/799-21.10.2020).
Duyuma dayalı tanık hiç mi dinlenmez?
Dinlenebilir ancak bu beyanlar tek başına boşanma kararı verilmesi veya kusur tayini için yeterli delil niteliği taşımaz (Y2HD-2009/4117).
.
Sonuç olarak; Boşanma davasında en güçlü tanık; taraflarla akraba olsun veya olmasın, uyuşmazlık konusu olayı bizzat görmüş, yer ve zaman belirterek somut beyanda bulunan kişidir. Avukatlar için stratejik başarı, “çok tanık” bildirmekten değil, “doğru ve görgüye dayalı tanık” bildirmekten geçer. Yargıtay’ın akrabalık bağını bir kusur olarak görmemesi, aile içi şiddet ve geçimsizlik vakıalarında en yakınların tanıklığını davanın merkezine yerleştirmektedir._
Boşanma Davasında Hangi Deliller Hukuka Aykırıdır?
Boşanma davalarında ispat araçları Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ve Anayasal güvenceler çerçevesinde yürütülmeli, usulüne uygun bir şekilde kullanılmalıdır. Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları ışığında, delillerin hukuka uygunluğu ve özel hayatın gizliliği arasındaki denge, aile mahkemeleri uygulamalarında sıklıkla deneyimlediğimiz şekliyle boşanma hukukunun en kritik alanlarından birini oluşturmaktadır.
Gizlice Alınan Ses Kayıtları Boşanma Davasında Kullanılabilir mi?
Yargıtay uygulamasında gizlice alınan ses kayıtlarının delil niteliği, kaydın alındığı mekana, olayın gelişimine ve tarafların rızasına göre değişkenlik göstermektedir.

Hukuka Aykırı Kabul Edilen Ses Kayıtları: Eşin haberi ve rızası olmaksızın, üçüncü kişilerle (anne, kardeş vb.) yaptığı telefon görüşmelerinin kaydedilmesi hukuka aykırı delil olarak kabul edilmektedir. Bu hususa yönelik Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 15.02.2016, 2015/12716 E., 2016/2538 K. sayılı kararı bulunmaktadır. Benzer şekilde, kayınpeder ile yapılan görüşmenin rıza dışı kaydedilmesi Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 01.04.2024, 2023/5840 E., 2024/2268 K. sayılı kararı ile ve ortam dinlemesi niteliğindeki kayıtlar hükme esas alınamayacağı da Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 18.09.2025, 2025/5186 E., 2025/7559 K. sayılı kararı ile açıkça belirtilmiştir.
Ortak Konuta Konulan Ses Kayıt Cihazı: Yargıtay geçmiş tarihli bir kararında, ortak konutu aile yaşamı alanı olarak tanımlamış, sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışları tespit etmek amacıyla ortak konuta yerleştirilen cihaz ile yapılan kayıtların özel hayatın gizliliğini ihlal etmeyeceğini belirtmiştir. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 20.10.2008, 2007/17220 E., 2008/13614 K.).
Kayıtlardan haberdar olunması: Eğer bir taraf çekim yapıldığını biliyor ve buna rağmen eylemine devam ediyorsa, bu kayıtların hukuka aykırı olduğundan söz edilemeyecek hukuka uygun kayıt olarak boşanma davasında kullanılabilecektir. (Hukuk Genel Kurulu, 02.11.2022, 2020/26 E., 2022/1434 K.).
Eşin Telefonunun Karıştırılması:
Telefonlar üzerindeki incelemeler, verilerin elde ediliş biçimine göre değişkenlik göstermektedir. Her olayın kendi içerisinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Casus yazılım/program yükleme: Hukuka Aykırıdır.
Silinmiş kayıtları geri getirme: Hukuka Aykırıdır.
Zorla el koyarak inceleme: Hukuka Aykırıdır.
Rıza ile teslim edilen telefonun incelenmesi: Hukuka Uygundur | Yargıtay 2. HD, 14.03.2022, 2022/584 E., 2022/2433 K. |
WhatsApp Web üzerinden gizli takip: Hukuka Aykırıdır. | Yargıtay 2. HD, 28.05.2024, 2023/8411 E., 2024/3919 K. |
Yargıtay, eşin telefonundaki iletişim uygulamaları (Skype vb.) üzerinden alınan cinsel içerikli yazışma ekran görüntülerinin, sırf delil oluşturma maksatlı ve rıza dışı olsa dahi her zaman hukuka aykırı sayılamayacağını, somut olayın özelliklerine göre hükme esas alınabileceğini belirtmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 23.02.2021, 2021/478 E., 2021/1604 K. sayılı kararı bu hususa yönelik oldukça önemli bir karar niteliğindedir.
Sosyal Medya Verileri ile Karşı Cinsle Olan Yazışmalar
Sosyal medya verilerinin delil olarak kabulünde yazımızda bahsetmiş olduğumuz verilerin ele geçiş biçimi yani hukuka uygun erişim temel kriterdir.
Haberleşmenin Gizliliği: Eşlerin birbirlerinin şifrelerini bilmesi, haberleşme içeriklerine sınırsız erişim hakkı vermez. Eşin sosyal medya hesabına girilerek özel yazışmaların ele geçirilmesi “haberleşmenin gizliliğini ihlal” suçunu oluşturacağı için boşanma davasında da hukuka aykırı delil olacaktır. Hükme esas alınmayacaktır.
İspat Gücü: Sosyal medya üzerinden bir fenomene gönderilen “emoji” tek başına güven sarsıcı davranış olarak kabul edilmemiştir Ayrıca, ekran görüntüsü şeklindeki yazışmaların kim tarafından yazıldığı belli değilse ve karşı tarafça kabul edilmiyorsa kusur tespitine esas alınamayacaktır. Bu nedenle ekran görüntüsü almak yerine hesabın kime ait olduğunu da açıkça gösterecek şekilde video kaydı almak daha doğru bir yöntemdir.
Özel Dedektif Raporları
Özel dedektif tutulması uygulamada sıklıkça karşılaşılan bir durumdur. Özel dedektifin elde ettiği verilen boşanma davasında hukuka uygun delil olarak kullanılabilmesi için yazımızda sıklıkla bahsetmiş olduğumuz ele geçiş biçimi oldukça önemlidir. Dedektifin, kamusal alanlarda çektiği fotoğraflar boşanmada delil olarak kullanılabilecektir. Hatta dedektifin bizzat tanık olarak dinletilmesi sağlanırsa elde edilen verilerin hukuka uygunluğu pekiştirilmiş olacaktır. Fakat özel dedektifin karşı tarafın rızası olmaksızın özel hayatı ihlal niteliğinde elde ettiği veriler hukuka aykırı olacak ve mahkeme hükme esas almayacağı gibi bu verileri sunan tarafa da kusur yükleyebilecektir. Oldukça hassas olan bu konuda en önemli husus dedektifin özel hayat sınırları içerisinde verileri elde etmesidir.
KVKK’nın Boşanma Davasına Etkisi
Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) ve ilgili anayasal düzenlemeler, boşanma davalarında delil toplama sınırlarını belirleyen en önemli düzenlemelerdir.
Anayasal Güvence: Anayasa Mahkemesi, kişisel verilerin korunması hakkının özel hayata saygı hakkının bir parçası olduğunu ve eşlerin birbirlerine karşı “özel hayat alanlarının bulunmadığı” yönündeki yaklaşımların anayasal güvencelere aykırı olduğunu birçok kararında vurgulamaktadır. (AYM, 07.09.2021, 2018/12428).
Suç Teşkil Eden Eylemler: Kişinin kimliğini belirleyen her türlü bilgi (nüfus bilgisi, banka hesabı vb.) kişisel veridir. Bu verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi 5237 sayılı TCK’nın 136/1. maddesi kapsamında suçtur (Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 03.02.2026, 2023/4733 E., 2026/957 K.). Eşin telefonuna zorla el koyarak mesajları ele geçirmek bu kapsamda değerlendirilmekte ve kişi hem ceza davasıyla karşı karşıya kalmakta hem de boşanmada bu hususlar hukuka uygun delil olarak kabul edilmemektedir.
Boşanma Davasında Delillere Yönelik Yargıtay Uygulaması
Yargıtay’ın boşanma davalarındaki genel yaklaşımı şu ilkeler etrafında şekillenmektedir:
Hukuka Aykırı Delilin Dışlanması: HMK 189/2 uyarınca, hukuka aykırı elde edilen deliller ispatta dikkate alınamaz. Mahkeme bu durumu re’sen gözetmelidir. (Hukuk Genel Kurulu, 15.02.2012, 2011/703 E., 2012/70 K.).
Kurgu Delil Yasağı: Usulsüz elde edilen deliller bazen değerlendirilebilse de, delil oluşturmak amacıyla “kurgulanan” deliller hiçbir şekilde kabul edilmemelidir. (Hukuk Genel Kurulu, 15.02.2012, 2011/703 E., 2012/70 K.).
Diğer Delillerle İspat: Bir delilin hukuka aykırı bulunması davanın reddi anlamına gelmez. Mahkeme, hukuka aykırı delili dışlayarak tanık beyanları gibi hukuka uygun diğer delilleri kusur tespitinde hükme esas alabilmektedir. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 05.07.2023, 2023/5001 E., 2023/3763 K.).
HTS Kayıtları: Telefon görüşme detayları (HTS) tek başına sadakatsizliği ispatlamaz; bu kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak numaraların kime ait olduğu ve görüşme sıklığı tanık beyanlarıyla desteklenmelidir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 21.01.2025, 2024/3323 E., 2025/593 K.).
Meşru Müdafaa Benzeri Durumlar: Kişinin kendisine karşı işlenen bir suçun kanıtlarını (örneğin ani gelişen bir hakaret veya saldırı) başka türlü elde etme imkanı yoksa, bu amaçla alınan kayıtlar hukuka aykırı sayılmayabilir (Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 21.09.2022, 2021/8718 E., 2022/5859 K.).
Mahkeme Usul Esasları ve Avukatın Dava Stratejisine Etkileri
Hükme Esas Alınamama: Hukuka aykırı delil, davanın esasına yönelik kusur belirlemesinde kullanılamaz. Eğer davanın tek delili bu ise, dava ispatlanamadığı gerekçesiyle reddedilir.
Resen Gözetme: Hakim, sunulan delilin hukuka aykırı olduğunu taraflar ileri sürmese dahi resen dikkate almalıdır.
Tazminat Riski: Hukuka aykırı delil sunan taraf, karşı tarafın kişilik haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle manevi tazminat talebiyle karşılaşabilir.
Hukuka Aykırı Delil Hangi Suç Kapsamındadır?
Hukuka aykırı delil elde etme eylemi, sadece hukuk davasını etkilemekle kalmaz, Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında; Haberleşmenin gizliliğini ihlal (m. 132), Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması (m. 133), Özel hayatın gizliliğini ihlal (m. 134), Kişisel verilerin kaydedilmesi (m. 135) suçlarını oluşturabilecektir.
Yargıtay’ın delillere yönelik yaklaşımı zaman içinde evrilmiştir:
Eski Yaklaşıma göre zina ve sadakatsizlik gibi gizli kapalı kapılar ardında işlenen fiillerin başka türlü ispatı mümkün olmadığından, bazı hak ihlalleri hoş görülebilir mantığı hakimdi. Güncel Yaklaşıma göre ise Hukuka aykırı delil, maddi gerçeğe ulaşma amacından daha üstün bir değer olan hukuk devleti ilkesini zedeler görüşü benimsenmiştir. Yargıtay artık, delilin içeriği ne kadar “doğru” olursa olsun, elde ediliş biçimi hukuka aykırıysa (casus yazılım, dedektif vb.) o delili yok saymaktadır.
Delillere Yönelik Sorunlar, Belirsiz Durumlar
Şifre Paylaşımı: Eşlerin birbirlerine rızalarıyla verdikleri şifreler kullanılarak elde edilen verilerin “rıza” kapsamında kalıp kalmadığı hala tartışmalıdır. Rızanın her zaman geri alınabileceği ve belirli bir amaçla (örneğin sadece fatura ödemek için) verilen şifrenin sadakatsizlik araması için kullanılmasının rızayı aşacağı savunulan bir görüştür.
Üçüncü Kişilerin Tanıklığı: Hukuka aykırı delili bizzat gören üçüncü kişilerin (örneğin dedektifin yardımcısı veya gizli kaydı dinleyen komşu) tanıklığının “zehirli ağacın meyvesi” olup olmadığı hususu uygulamada gri bir alandır. Her olayı kendi içerisinde titizlikle değerlendirmek gerekmektedir.
Sonuç olarak; Boşanma davası hazırlığında olan hukukçular için en güvenli yol; dijital verilerin “tesadüfen” veya “zorlama olmaksızın” elde edildiği durumları (açık bırakılan bilgisayar, ortak konuttaki notlar) ön plana çıkarmaktır. Casus yazılım, gizli kamera veya dedektif gibi yöntemler, davayı kazanmak bir yana, müvekkilin ceza mahkemesinde sanık olmasına ve boşanma davasında “ağır kusurlu” sayılmasına sebebiyet verebilir. İspat yükü, hukuka uygun araçlarla (tanık beyanları, otel kayıtları, banka dökümleri, sosyal medyadaki kamuya açık paylaşımlar) yerine getirilmelidir.
Ankara Aile Hukuku Avukatı Desteği
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her aile hukuku uyuşmazlığının kendine özgü şartları bulunduğundan somut olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Av. Akın Özbey olarak uzun yıllardır Ankara ilinde avukat olarak hizmet vermekteyiz. Boşanma davası, mal paylaşımı davası, ziynet alacağı davası, velayet davası, nafaka davası, soybağının reddi davası ve babalık davası gibi Aile Hukuku kaynaklı konularda müvekkillerimize hukuki destek sağlamaktayız.
Ankara’da aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarınız uzman ve deneyimli kadromuz ile profesyonel destek alarak dava sürecinizi alanında uzman bir avukatla yürütmek için hukuk büromuzla 0537 932 50 50 numaralı hattımız üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
Ayrıca Bakınız
- Ankara boşanma davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
- Ankara velayet davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
- Ankara Mal Rejiminin Tasfiyesi yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
- Ankara Nafaka Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
- Ankara Aile Hukuku yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
- Ankara Babalık Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
- Ankara Soybağının Reddi Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız






