Muris Muvazaası Nedeniyle Tapu İptali ve Tescil Davası

Muris Muvazaasının Tanımı ve Hukuki Niteliği

Muris muvazaası, miras bırakanın mirasçılarını miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla gerçek iradesini gizleyerek yaptığı işlemleri ifade eder. Hukuk Genel Kurulu-2023/270-2024/507-09.10.2024 sayılı kararda bu durum, “Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir” şeklinde tanımlanmıştır. Hukuk Genel Kurulu-2021/947-2023/615-14.06.2023 sayılı kararda ise bu olgunun “uygulamada ve öğretide” “olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür” tespiti yapılmıştır. Hukuk Genel Kurulu-2017/1265-2020/764-14.10.2020 sayılı karara göre, “Muris muvazaasını öteki nispi muvazaalardan ayıran unsur ise mirasçıları aldatmak amacıyla yapılmasıdır”.

Hukuki Dayanak ve Dava Açma Hakkı

Muris muvazaası davalarının temel dayanağını 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı (İBK) oluşturmaktadır. Hukuk Genel Kurulu-2022/388-2024/97-14.02.2024 sayılı kararda belirtildiği üzere, “Muris muvazaası kaynağını daha çok Yargıtay içtihatlarından ve bilimsel görüşlerden almakta ise de esas kaynağını Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 01.04.1974 tarihli ve 1974/1 Esas, 1974/2 Karar sayılı kararı oluşturmaktadır.”

Kavramsal Çerçeve ve Terminoloji

Muris muvazaası, doktrinde “nisbi muvazaa”nın özel bir türü olarak kabul edilir. Temel dayanağını 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 19 (Eski BK m. 18) ve özellikle 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı (İBK) oluşturur.

Görünürdeki İşlem: Tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla yaptıkları, ancak gerçek iradelerini yansıtmayan işlemdir (Örn: Tapuda satış gösterilmesi).

Muvazaa Anlaşması: Mirasbırakan ile lehine temlik yapılan kişi arasında, görünürdeki işlemin hüküm doğurmayacağına dair yapılan gizli mutabakattır.

Mirasçılardan Mal Kaçırma Amacı (Aldatma Kastı): Muris muvazaasını genel muvazaadan ayıran en temel unsurdur. Murisin temel motivasyonu, belirli mirasçıları terekeden mahrum bırakmaktır.

Gizli İşlem: Tarafların gerçekten yapmak istedikleri ancak muvazaa perdesi arkasına sakladıkları işlemdir (Örn: Bağışlama).

Doktrindeki Ana Yaklaşımlar

Doktrinde muris muvazaasının hukuki niteliği ve sonuçları üzerinde geniş bir mutabakat bulunmakla birlikte, kurumun temellendirilmesi konusunda farklı görüşler mevcuttur:

İrade Eksikliği Yaklaşımı: Hakim görüşe göre, muvazaalı işlemde irade ile beyan arasında kasten yaratılmış bir uyumsuzluk vardır. Bu nedenle görünürdeki işlem, tarafların gerçek iradesini yansıtmadığı için TBK m. 19 uyarınca geçersizdir.

Şekil Şartı Yaklaşımı: Gizli işlem olan bağışlama, taşınmaz mülkiyetinin nakli söz konusu olduğunda resmi şekle (tapu memuru önünde bağış iradesinin açıklanması) tabidir. Ancak taraflar tapuda “satış” iradesi beyan ettikleri için, gizli bağış işlemi şekil şartına uyulmadığı gerekçesiyle geçersiz sayılmaktadır.

Kanuna Karşı Hile Görüşü: Bazı yazarlar (Bulut, 2025), muris muvazaasının aslında bir muvazaa değil, miras hukukunun emredici kurallarını (saklı pay vb.) dolanmak amacıyla yapılan bir “kanuna karşı hile” müessesesi olarak kabul edilmesi gerektiğini savunmaktadır.

Yaklaşımlar Arasındaki Ayrışmalar ve Sık Görülen Çatışmalar

Literatürdeki en belirgin çatışma, dava açma hakkının kapsamı ve 1974 tarihli İBK’nın adaletli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır:

Saklı Payı Olmayan Mirasçıların Durumu: Yargıtay (1974 İBK), saklı payı olsun veya olmasın tüm mirasçıların dava açabileceğini kabul eder. Ancak doktrinde Öztürk Aydın (2022) gibi yazarlar bu görüşü isabetsiz bulmaktadır. Bu görüşe göre; eğer muris muvazaaya başvurmayıp doğrudan bağış yapsaydı, saklı payı olmayan mirasçılar hiçbir hak iddia edemeyecekti. Muvazaa nedeniyle bu mirasçılara dava hakkı tanınması, onları normal bir bağış işlemine göre daha avantajlı konuma getirmektedir.

Tenkis ile İlişki: Bir diğer tartışma konusu, muvazaa davası ile tenkis davası arasındaki seçimlik haktır. 22.05.1987 tarihli İBK uyarınca mirasçılar, kademeli olarak (terditli) önce muvazaa nedeniyle iptal, bu olmazsa tenkis talep edebilmektedir.

Usuli Durumlar ve Avukatın Dava Stratejisine Etkileri

Güncel mevzuat değişiklikleri (7589 sayılı Kanun, RG 31.07.2026) ışığında usul hukuku bakımından şu hususlar kritiktir:

Dava Açma Hakkı ve İspat: Mirasçılar, murisin halefi olarak değil, kendi miras haklarına saldırılan “üçüncü kişi” sıfatıyla dava açarlar. Bu durum, HMK m. 203/1-d uyarınca senede karşı senetle ispat kuralının istisnasını oluşturur; yani muvazaa her türlü delil ve tanıkla ispatlanabilir.

Muris Muvazaası Nedeniyle Tapu İptali ve Tescil Davası

Dava Değeri ve Artırım (HMK m. 109): 7589 sayılı Kanun ile HMK m. 107 (Belirsiz alacak davası) mülga edilmiştir. Ancak HMK m. 109/4 (Ek fıkra: 16/7/2026-7589/20 md.) uyarınca; alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. Bu, muris muvazaası davalarında taşınmaz değerinin bilirkişi raporuyla netleşmesinden sonra yapılacak artırımlar için stratejik bir kolaylık sağlamaktadır.

Birleştirme Kararları (HMK m. 166 ve 168): Farklı mirasçılar tarafından açılan davaların birleştirilmesi durumunda, ilk davanın açıldığı mahkeme birleştirme kararıyla bağlıdır. Bu kararlara karşı ancak hükümle birlikte istinaf yoluna başvurulabilir.

Maddi Hukuk Sonuçları ve Uygulamadaki Risk Alanları

Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süre: Muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davaları, yolsuz tescile dayandığı için herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi değildir. Dava her zaman açılabilir.

İyiniyetli Üçüncü Kişilerin Korunması: Taşınmazı muvazaalı malikten devralan üçüncü kişilerin durumu TMK m. 1023 çerçevesinde değerlendirilir. Eğer üçüncü kişi muvazaayı biliyor veya bilmesi gerekiyorsa (kötüniyetli ise), ona karşı da dava açılabilir.

Faiz Başlangıcı (TBK m. 55 Güncel): 7589 sayılı Kanun ile getirilen ek fıkra uyarınca, kazancın bilindiği döneme ilişkin tazminat miktarına haksız fiil tarihinden; bilinemediği döneme ilişkin miktara ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir. Her ne kadar bu madde bedensel zararlara odaklansa da, muvazaa davalarında tazminat (bedel) talep edilmesi halinde genel sorumluluk hukuku ilkeleriyle kıyasen değerlendirilebilir.

Somut Olaya Uygulanabilecek Çıkarımlar

Bir işlemin muris muvazaası olup olmadığını belirlemek için mahkemeler şu kriterleri (karineleri) sorgular:

Ülke ve yörenin gelenekleri: Mirasbırakanın toplumsal yapısı içinde mal kaçırma eğilimi (örn: kız çocuktan mal kaçırma).

Toplumsal eğilimler: Aile içi ilişkiler ve husumetler.

Olayın olağan akışı: Murisin taşınmazı satmaya ihtiyacının olup olmadığı.

Ödeme gücü: Alıcının (davalı) o tarihte bu bedeli ödeyecek mali gücünün bulunup bulunmadığı.

Bedel farkı: Satış bedeli ile taşınmazın gerçek değeri arasındaki fahiş fark.

Açık Sorular, İstisnalar ve Sık Görülen Belirsizlikler

Denkleştirme (TMK 669) ile Çatışma: Murisin sağlığında yaptığı karşılıksız kazandırmaların denkleştirmeye mi yoksa muvazaaya mı tabi olacağı, murisin iradesinin “mal kaçırma” mı yoksa “miras payına mahsup” mu olduğuna göre değişir.

Paylı Mülkiyet: Mirasçının kendi payı oranında mı yoksa terekeye iade şeklinde mi dava açacağı hususunda, Yargıtay mirasçının kendi payı oranında tapu iptal ve tescil isteyebileceğini kabul etmektedir.

Sonuç olarak; Muris muvazaası davaları, şekli hukuktan ziyade maddi gerçeğin ve murisin gizli iradesinin araştırıldığı davalardır. 13.08.2026 tarihi itibariyle yürürlükte olan 7589 sayılı Kanun değişiklikleri, davanın usuli takibinde (özellikle HMK 109/4 uyarınca talep artırımı ve HMK 147/3 uyarınca duruşma periyotları) avukatlara yeni imkanlar ve sınırlamalar getirmektedir. Davacı vekili için en kritik strateji, murisin mal satmaya ihtiyacı olmadığını ve davalının alım gücünün bulunmadığını somut delillerle (banka kayıtları, tanık beyanları) ortaya koymaktır. Davalı vekili ise işlemin “gerçek bir satış” olduğunu veya murisin “bakım ihtiyacı” gibi haklı bir nedeni olduğunu ispatlamaya odaklanmalıdır.

Ankara Tapu İptal Davası Avukat Desteği

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her aile hukuku uyuşmazlığının kendine özgü şartları bulunduğundan somut olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Tapu İptal Davası Makalemize buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz

Tasarrufun İptali Davası Makalemize buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Mirastan Mal Kaçırma Makalemize buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Mirasın Gerçek Reddi dava dilekçesi örneğine buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz

Benzer Yazılar

WhatsApp Telefonla Ara
WhatsApp

Av. Akın ÖZBEY sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin