Bir Yıldan Kısa Süren Evlilikte Anlaşmalı Boşanma Mümkün mü?

Türk Medeni Kanunu kapsamında düzenlenen boşanma davalarında, eşlerin irade uyuşmasıyla birliği sonlandırmalarını düzenleyen anlaşmalı boşanma müessesesi, belirli yasal koşulların varlığına bağlanmıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen bu kurum, evliliğin en az bir yıl sürmüş olması ön koşulunu aramaktadır.

Anlaşmalı Boşanmada Bir Yıllık Evlilik Şartı

4721 sayılı Kanun’un 166. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca: “Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.”

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 18.04.2019 tarihli, E. 2017/2650 ve K. 2019/485 sayılı ilamında, anlaşmalı boşanmanın ilk ve vazgeçilmez şartını şu şekilde ifade etmiştir: “Uygulamada anlaşmalı boşanma adı verilen ve yukarıya alıntılanan fıkra uyarınca boşanma kararı verilebilmesi için ilk koşul; evlilik birliğinin en az bir yıl sürmesidir.”

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 31.05.2012 tarihli, E. 2011/19978 ve K. 2012/14489 sayılı kararında (aynı yönde 13.11.2014 tarihli, E. 2014/11460, K. 2014/22616 ve 15.01.2018 tarihli, E. 2016/16989, K. 2018/553 sayılı kararlarında) bu sürenin hukuki mahiyeti açıklanmıştır: “Kanun maddesinde öngörülen evliliğin en az bir yıl sürmüş olması koşulu, dava şartı (HMK.md.114) olmayıp; yasada gösterilen eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi durumuyla birlikte, birliğin temelinden sarsılmış sayılacağına ilişkin yasal karinenin temel unsurudur.”

Bir Yıl Dolmadan Anlaşmalı Boşanmak Mümkün mü?

Yargıtay kararlarına göre evlilik süresi bir yılı doldurmamışsa anlaşmalı boşanma hükümlerine dayanılarak karar verilmesi hukuken mümkün değildir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 30.05.2024 tarihli, E. 2023/5776 ve K. 2024/4073 sayılı kararında; “her ne kadar erkek anlaşmalı boşanma davası olarak davayı açmış ise de tarafların 01.11.2019 tarihinde evlendikleri, iş bu boşanma davasının 27.03.2020 tarihinde açıldığı” belirtilmiş ve “4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereği evlilik birliğinde geçen süre dikkate alındığında anlaşmalı boşanma şartlarının mümkün olmadığı” vurgulanmıştır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 18.04.2019 tarihli, E. 2017/2650 ve K. 2019/485 sayılı kararında bir yıllık sürenin yokluğunda mahkemenin takınacağı tutumu açıkça belirtmiştir: “Aksi taktirde hâkim diğer şartları incelemeden boşanma davasını reddetmelidir.”

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 21.01.2010 tarihli, E. 2008/19546 ve K. 2010/1158 sayılı ilamında; “dava tarihine göre henüz bir yıllık yasal süre dolmamıştır. Bu durumda Türk Medeni Kanununun 166. maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen bir yıllık süre şartının gerçekleşmemiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur” denilerek hüküm bozulmuştur.

Benzer şekilde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 22.02.2016 tarihli, E. 2015/24826 ve K. 2016/3062 sayılı kararında; “Dosyadaki nüfus kaydından tarafların 27.04.2014 tarihinde evlendikleri, davanın açıldığı 28.01.2015 tarihinde henüz bir yıllık sürenin dolmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesinde düzenlenen anlaşmalı boşanmanın koşulları gerçekleşmemiştir.” tespiti yapılmıştır.

Eşler Her Konuda Anlaşmışsa Sonuç Değişir mi?

Eşlerin boşanma, velayet, nafaka ve tazminat gibi bütün konularda tam bir mutabakata varmış olmaları ve mahkemeye protokol sunmaları, bir yıllık yasal sürenin dolmadığı durumlarda sonucu değiştirmez.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 21.10.2015 tarihli, E. 2015/5350 ve K. 2015/19069 sayılı kararında ifade edildiği üzere: “Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesinde yer alan düzenlemeye göre; evliliğin en az bir yıl sürmüş olması koşuluyla, davalının “davayı kabul” beyanı, “evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılması” için gerekli ise de, boşanma kararı verilmesi için, yalın “kabul” yeterli değildir.”

Davalı eşin davayı kabul etmesi veya tarafların bir protokol sunması, bir yıllık sürenin bulunmadığı hallerde boşanma kararı verilmesi için yasal dayanak oluşturmaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 22.12.2009 tarihli, E. 2008/18444 ve K. 2009/22256 sayılı kararında; “Medeni Kanununun 166/3.maddesinde öngörülen bir yıllık süre şartı gerçekleşmeden tarafların kabulüne dayanarak boşanmaya karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır” denilmiştir. (Aynı yönde: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 19.11.2015 tarihli, E. 2015/19968, K. 2015/21895 ve 07.11.2007 tarihli, E. 2007/1911, K. 2007/15180 sayılı kararları).

Bir Yıl Dolmadan Boşanmak İsteyen Eşler Ne Yapabilir?

Evliliği bir yılı doldurmayan tarafların boşanabilmesi için Türk Medeni Kanunu’nun genel boşanma sebebi olan evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m. 166/1-2) çerçevesinde çekişmeli boşanma davası yürütülmesi zorunludur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatlarında, bir yıllık süre dolmadan anlaşmalı boşanma talebiyle açılan davalarda mahkemenin izlemesi gereken usul açıkça çizilmiştir: 13.11.2014 tarihli (E. 2014/11460, K. 2014/22616) ve 31.05.2012 tarihli (E. 2011/19978, K. 2012/14489) kararlarında: “Bu durumda; anlaşmalı boşanmaya karar verilemeyeceğinden, davacıya Türk Medeni Kanununun 166. maddesinin 1. ve 2. fıkralarındaki çekişmeli olan şekliyle davaya devam edip etmeyeceğinin sorulması, devam etmek istediğini bildirmesi halinde davaya çekişmeli boşanma davalarına yönelik usul hükümlerine göre devam edilerek, gösterdikleri takdirde delillerinin toplanması ve gerçekleşecek sonucuna göre boşanma talebi hakkında bir karar verilmesi gerekir.”

17.09.2007 tarihli (E. 2006/22272, K. 2007/11974) kararında: “Taraflar arasındaki evliliğin en az bir yıl sürmediği anlaşılmaktadır. Bu gibi haller de tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde delilleri toplanıp Türk Medeni Kanununun 166 maddesinin 1, ve 2. fıkralarına göre değerlendirme yapılmalıdır”

13.01.2014 tarihli (E. 2013/24061, K. 2014/275) kararında: “Mahkemece, tarafların gösterdikleri delillerin toplanarak Türk Medeni Kanununun 166. maddesinin bir ve ikinci fıkrasındaki şartların oluşup oluşmadığı araştırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, Türk Medeni Kanununun 166 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen bir yıllık süre şartı gerçekleşmeden davanın kabulüyle boşanmaya karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur”

22.02.2016 tarihli (E. 2015/24826, K. 2016/3062) kararında: “Davanın Türk Medeni Kanununun 166/1-2 maddesi uyarınca çekişmeli boşanma davası olarak sürdürülmesi usulüne uygun olarak gösterilen deliller toplanarak sonucu uyarınca karar verilesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.”

Çekişmeli yargı usulünde tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda delil göstermeleri, tanık dinletmeleri ve evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını ispatlamaları zorunludur.

Çekişmeli Açılan Dava Sonradan Anlaşmalı Boşanmaya Dönebilir mi?

Uygulamada taraflar dava açılırken bir yıllık sürenin dolmaması sebebiyle davayı çekişmeli olarak açabilmektedir. Ancak davanın açıldığı tarihte bir yıllık süre dolmamışsa, dava devam ederken sürenin dolması dahi anlaşmalı boşanma karinesinden yararlanılmasına yetmemektedir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 15.01.2018 tarihli (E. 2016/16989, K. 2018/553) kararında belirtildiği üzere: “Dava açıldıktan sonra bir yıllık sürenin gerçekleşmesi de, açıklanan yasal karinenin oluşması için yeterli değildir.”

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 31.05.2012 tarihli (E. 2011/19978, K. 2012/14489) ve 13.11.2014 tarihli (E. 2014/11460, K. 2014/22616) kararlarında da aynı ilke tekrarlanmıştır: “Bu nedenle bir yıllık sürenin davanın açıldığı tarihte mevcut olması gereklidir. Dava açıldıktan sonra bir yıllık sürenin gerçekleşmesi, açıklanan yasal karinenin oluşması için yeterli değildir.”

Dolayısıyla, evlilik bir yılı doldurmadan açılan çekişmeli bir boşanma davasında, yargılama sırasında bir yıl dolmuş olsa dahi, doğrudan TMK m. 166/3 uyarınca anlaşmalı boşanma hükümleri uygulanamaz; mahkemenin TMK m. 166/1-2 hükümleri dairesinde delilleri incelemesi gerekir.

Bir Yıllık Süre Nasıl Hesaplanır?

Bir yıllık sürenin başlangıcı ve hesaplanmasında şu yasal esaslar uygulanır:

Dava Tarihi Esastır: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 04.07.2013 tarihli, E. 2013/6610 ve K. 2013/18986 sayılı kararında; “Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi uyarınca boşanma kararı verilebilmesi için, evliliğin en az bir yıl sürmüş olması gerekir. Bu koşul başvuru tarihinde gerçekleşmiş olmalıdır.” kuralı vurgulanmıştır. Aynı kararda tarafların 24.01.2012 tarihinde evlendikleri ve davanın 27.12.2012 tarihinde açıldığı tespit edilerek boşanma kararı verilemeyeceği belirtilmiştir.

Resmî Nikâh Tarihi: Sürenin başlangıcı, resmî evlenme akdinin kurulduğu tarihtir. Silivri Aile Mahkemesi’nin 22.09.2020 tarihli, E. 2020/619 ve K. 2020/576 sayılı kararında; “Uyap sisteminden alınan nüfus kaydına göre tarafların …’de nüfusuna kayıtlı oldukları … tarihinde evlendikleri , dava tarihi itibariyle evliliklerinin 1 yılı doldurduğu” ve 25.10.2021 tarihli, E. 2021/820 ve K. 2021/1119 sayılı kararında “dava tarihi itibariyle evliliklerinin 1 yılı doldurduğu” tespiti yapılarak nüfus kayıtlarındaki resmî nikâh tarihi esas alınmıştır.

Dini Nikâh: Yasal süre yalnızca resmî evlilik tarihine göre hesaplanır; resmî nikâh öncesinde dini nikâhla ya da fiili olarak birlikte geçirilen süreler yasal bir yıllık sürenin hesabına dahil edilmez.

Anayasa Mahkemesinin Bir Yıllık Şarta Yaklaşımı

Anayasa Mahkemesi, 30.05.2024 tarihli, E. 2023/109 ve K. 2024/113 sayılı kararıyla Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin üçüncü fıkrasındaki bir yıllık süre kuralının Anayasa’ya aykırı olmadığına karar vermiştir. Yüksek Mahkeme gerekçesinde şu değerlendirmeyi yapmıştır: “Kuralla eşlerin anlaşmak suretiyle evlilik birliğini sona erdirebilmelerinin evliliğin en az bir yıl sürmesi şartına bağlanmasının Türk toplumunun temeli olarak kabul edilen aile kurumunun ayakta tutulması amacına yönelik olduğu anlaşılmaktadır”

Bir Yıldan Kısa Süren Evlilikte Anlaşmalı Boşanma Mümkün mü?

Hüküm fıkrasında ise şu ifadelere yer verilmiştir: “22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…bir yıl…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE… karar verildi”

Karara muhalif kalan üyelerin karşı oy gerekçesinde ise bir yıllık süre kuralının tarafları usul dışı yollara ittiği savunulmuştur: “Taraflar, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı hususunda mahkemede kanaat oluşturabilmek amacıyla gerçeğe aykırı beyanlarda bulunmaktan çekinmemekte, görgüye dayalı bilgisi olmayan tanıkları gerçeğe aykırı beyanda bulunmak hususunda teşvik etmekte, adeta hükmün etrafından dolanarak kanunun öngördüğü koşulları suni bir şekilde oluşturmaya gayret göstermektedirler”

Ayrıca karşı oyda, “Evli çiftlerin hür iradeleriyle ve karşılıklı mutabakatla evliliklerini sona erdirme yönündeki taleplerinin, sırf evliliğin bir yıldan az sürmüş olması gerekçe gösterilerek reddedilmesi, bahsi geçen anayasal hakka ölçüsüz ve orantısız bir müdahale niteliği taşımaktadır” görüşü ileri sürülmüştür.

Avukatın Gözünden Kısa Süren Evliliklerde Boşanma

Kısa süren evliliklerde vekiller dava stratejisini belirlerken sürenin durumuna göre hareket etmektedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 07.03.2024 tarihli, E. 2023/4761 ve K. 2024/1558 sayılı ilamında davacı vekili dilekçesinde yasal engele işaret ederek; “Ancak resmi evliliğin üzerinden henüz bir yıllık süre geçmediği için anlaşmalı olarak boşanma davası açamıyoruz.” beyanında bulunmuştur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 02.07.2024 tarihli, E. 2023/686 ve K. 2024/5137 sayılı kararında; “dava dilekçesinde, tarafların evliliklerinin bir yılı doldurmadığı, anlaşmalı boşanma davası şartları oluşmadığından evlilik birliğinin sarsılması hukuki nedenine dayalı boşanma davası açıldığı” tespit edilmiştir. Karara konu dilekçede vekilin; “Davacı erkek vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların 2021 yılında evlendiğini, bu evlilikten ortak çocukları olmadığını, taraflar arasında şiddetli geçimsizlik olduğunu, davalı kadının da boşanmak istediğini, evlilik süresinin bir yılı doldurmaması sebebiyle tarafların çekişmeli olarak boşanmalarına karar verilebileceğini iddia ederek davanın kabulüyle tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesi hükmü ve ekli protokol hükümleri boşanmalarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir” şeklinde talepte bulunduğu görülmektedir.

Uygulamada bir yıldan kısa süren evliliklerde tarafların ortak rızasıyla boşanma süreci hızlıca yürütülebilmektedir. Bu hususa yönelik bir diğer makalemize buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Dava Tarihindeki Süre Denetimi: Mahkeme UYAP üzerinden veya nüfus kayıtlarından resmî nikâh tarihini re’sen denetler. Bir yıllık sürenin dava ikame edildiği anda tamamlanmış olması şarttır.

Çekişmeli Yargılama Usulü: Süre dolmamışsa taraflara davaya TMK m. 166/1-2 uyarınca çekişmeli devam edip etmeyecekleri sorulmalı, delilleri toplanmalıdır.

Hâkimin Bizzat Dinleme Zorunluluğu: Anlaşmalı boşanmanın kabulü için sürenin dolmasının yanı sıra hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerini serbestçe açıkladıklarına kanaat getirmesi ve mali sonuçlar ile çocukların durumuna ilişkin protokolü uygun bulması şarttır (Silivri Aile Mahkemesi, E. 2021/820, K. 2021/1119; Yargıtay 2. HD, E. 2011/7261, K. 2012/4952; E. 2014/26811, K. 2015/13543).

Sık Sorulan Sorular

Altı aylık evliyken anlaşmalı boşanabilir miyiz?

Hayır. TMK m. 166/3 gereği anlaşmalı boşanabilmek için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması şarttır. Altı aylık evlilikte anlaşmalı boşanma şartları oluşmaz.

Bir yıl dolmasına birkaç gün kaldıysa dava açılabilir mi?

Anlaşmalı boşanma talebiyle açılamaz. Yargıtay içtihatlarına göre bir yıllık sürenin dava açıldığı tarihte mevcut olması şarttır. Dava açıldıktan sonra sürenin dolması yasal karineyi oluşturmaz.

Her konuda anlaşmış olmamız bir yıllık şartı ortadan kaldırır mı?

Hayır. Tarafların her hususta uzlaşmış olması veya davalının davayı bütünüyle kabul etmesi, kanunda aranan bir yıllık asgari evlilik süresi şartını bertaraf etmez.

Çekişmeli dava sonradan anlaşmalı boşanmaya çevrilebilir mi?

Dava açıldığı tarihte bir yıllık süre dolmamış ise, dava sırasında bir yıl dolmuş olsa dahi davanın anlaşmalı boşanma karinesine dayandırılarak karara bağlanması mümkün değildir; çekişmeli usulde delillerin incelenmesi gerekir.

Dini nikâhla geçen süre bir yıllık süreye eklenir mi?

Hayır. Kanunun aradığı süre resmî evlilik süresidir. Nüfus kayıtlarındaki resmî nikâh tarihi esas alınır, fiili veya dini birliktelikler bu hesaba katılmaz.

Sonuç olarak; Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesinde öngörülen bir yıllık evlilik süresi, anlaşmalı boşanma davasında evlilik birliğinin temelinden sarsıldığının varsayılmasını sağlayan yasal karinenin zorunlu unsurudur. Anayasa Mahkemesi bu kuralın aile birliğini koruma amacına hizmet ettiği gerekçesiyle Anayasa’ya uygun olduğuna karar vermiştir. Bu süre dava tarihi itibarıyla dolmadığı takdirde tarafların tüm hususlarda mutabık olması dahi anlaşmalı boşanma kararı verilmesine imkân vermemekte; davanın çekişmeli boşanma hükümlerine göre sürdürülmesi ve delillerin toplanarak karara bağlanması gerekmektedir.

Ankara Aile Hukuku Avukatı Desteği

Ülke genelindeki yerleşik Yargıtay içtihatları ve kanun koyucunun düzenlemesi doğrultusunda, bir yıldan kısa süren evliliklerde davanın usul ekonomisine uygun şekilde çekişmeli boşanma prosedürü üzerinden açılması ve delillerin bu doğrultuda mahkemeye sunulması sürecinde hukuki temsil ve danışmanlık önem taşımaktadır.

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her aile hukuku uyuşmazlığının kendine özgü şartları bulunduğundan somut olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Av. Akın Özbey olarak uzun yıllardır Ankara ilinde avukat olarak hizmet vermekteyiz. Boşanma davası, mal paylaşımı davası, ziynet alacağı davası, velayet davası, nafaka davası, soybağının reddi davası ve babalık davası gibi Aile Hukuku kaynaklı konularda müvekkillerimize hukuki destek sağlamaktayız.

Ankara’da aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarınız uzman ve deneyimli kadromuz ile profesyonel destek alarak dava sürecinizi alanında uzman bir avukatla yürütmek için hukuk büromuzla 0537 932 50 50 numaralı hattımız üzerinden iletişime geçebilirsiniz.

Ankara boşanma davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Ankara velayet davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Ankara Mal Rejiminin Tasfiyesi yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Ankara Nafaka Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Ankara Aile Hukuku yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Ankara Babalık Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Ankara Soybağının Reddi Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Benzer Yazılar

WhatsApp Telefonla Ara
WhatsApp

Av. Akın ÖZBEY sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin