Yoksulluk Nafakası Süresiz midir? Ne Zaman Sona Erer?

Türk aile hukukunda boşanmanın mali sonuçları arasında en çok uyuşmazlık konusu olan ve uygulamada geniş yer tutan kurumlardan biri yoksulluk nafakasıdır. Boşanma ile birlikte evlilik birliği içerisindeki ekonomik dayanışmanın sona ermesi, taraflardan birinin ağır bir ekonomik sarsıntıya ve yoksulluğa sürüklenmesine yol açabilmektedir. Kanun koyucu, zayıf durumda kalan tarafı koruma amacıyla yoksulluk nafakası müessesesini tanzim etmiştir. Bu makalemizde; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümleri, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay içtihatları çerçevesinde yoksulluk nafakasının niteliği, süresiz ödenip ödenmeyeceği, kendiliğinden veya mahkeme kararıyla sona erme koşulları, işe girme ve emeklilik durumlarının nafakaya etkisi etraflıca ele alınmaktadır.

Yoksulluk Nafakası Nedir?

Yoksulluk nafakası; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde yer alan güncel düzenlemeye göre: “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.”

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 31.05.2022 tarihli, E. 2019/262, K. 2022/772 sayılı kararında belirtildiği üzere, yoksulluk nafakası evlilik birliğinin sona ermesiyle yoksulluğa düşecek eşin “boşanma sonucunda yoksulluk içine düşen eşin asgari yaşam gereksinimlerinin karşılanması” hedefine yöneliktir ve nafaka alacaklısını zenginleştirme amacı taşımaz. Aynı kararda yoksulluk kavramı; “yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür, eğitim gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların ‘yoksul’ kabul edilmesi gerektiği” şeklinde tanımlanmıştır.

Kimlerin Talep Edebileceği ve Şartları:

Kusur Şartı: Nafaka talep eden eşin kusurunun diğer eşten daha ağır olmaması gerekir. Buna karşılık, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 03.12.2024 tarihli, E. 2024/925, K. 2024/9417 sayılı kararında da vurgulandığı üzere “Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz”.

Yoksulluğa Düşme Şartı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatlarında (örneğin 20.04.2026 tarihli, E. 2025/9810, K. 2026/4399 sayılı; 14.11.2022 tarihli, E. 2022/6650, K. 2022/9271 sayılı ve 17.12.2024 tarihli, E. 2023/8775, K. 2024/10064 sayılı kararlarında) ifade edildiği üzere: “Yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için nafaka talep edenin boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceğinin belirlenmesi gerekir.”

Mali Güç Oranı: Nafaka miktarı, nafaka yükümlüsünün mali gücüyle orantılı olarak belirlenir.

Yoksulluk Nafakası Süresiz mi Ödenir?

Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde yer alan yoksulluk nafakasının süresiz istenebileceğine dair düzenleme, nafakanın mutlaka ömür boyu tahsil edileceği anlamına gelmemektedir.

Anayasa Mahkemesi’nin 17.05.2012 tarihli, E. 2011/136, K. 2012/72 sayılı kararında, kanundaki süresiz ibaresinin anlamı netleştirilmiştir. Yüksek Mahkeme kararında:

“Kanun koyucunun 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 175. maddesinde’süresiz olarak’ ibaresine yer vermesinin amacı, boşanmadan dolayı yoksulluğa düşecek olan eşin diğer eş tarafından, şartları bulunduğu sürece ekonomik yönden desteklenmesi ve asgari yaşam gereksinimlerinin karşılanmasıdır.”

“İtiraz konusu ‘süresiz olarak’ ibaresi, nafaka alacaklısının her zaman ölünceye kadar yoksulluk nafakası alacağı anlamına gelmemektedir”

“İtiraz konusu kuralda, boşanma sebebiyle yoksulluğa düşen eşi korumak için diğer eşin, koşulları bulunduğu sürece, herhangi bir süre sınırı olmaksızın yoksulluk nafakası vermesi düzenlenmiş olup bu yükümlülüğün sosyal hukuk devleti ilkesinin gereği olarak getirildiği kuşkusuzdur.” gerekçelerine yer verilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 27.02.2013 tarihli, E. 2013/2447, K. 2013/5304 sayılı kararında da kural ve istisna şu şekilde çizilmiştir: “Yoksulluk nafakasına süresiz olarak hükmedilir. Ancak başlangıçta boşanmayla yoksulluğa düşecek olan eşin yargılama sırasında bu yoksulluğunun ortadan kalkması durumunda, yoksulluk nafakasına hükmedilemez (TMK.md.175,176/2)”. Nitekim mahkemece irat şeklinde belirlenen nafakalar, kanunda yazılı şartların varlığı süresince devam eder; bu şartlar ortadan kalktığında ise sona erer. Ayrıca Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 03.12.2024 tarihli, E. 2024/925, K. 2024/9417 sayılı kararında belirtildiği gibi: “Tarafların evlilik süresi, kadının yaşı, çalışmaya engel halinin olmaması, yeniden evlenebilme şansı ile hakkaniyet ilkesi gereğince kadın yararına toptan yoksulluk nafakası verilmesi hususu da göz önüne alınarak bir karar verilmesi gerekir” denilerek nafakanın toptan ödenmesi imkânı da hatırlatılmıştır.

Yoksulluk Nafakası Hangi Durumlarda Kendiliğinden Sona Erer?

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın kendiliğinden (mahkeme kararına gerek kalmaksızın) kalktığı durumlar sınırlı olarak sayılmıştır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 20.09.2017 tarihli, E. 2017/14390, K. 2017/12295 sayılı kararı ile 12.01.2015 tarihli, E. 2014/14543, K. 2015/373 sayılı kararında da zikredildiği üzere:

“İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır.”

Yoksulluk nafakasının kaldırılmasına yönelik makalemize buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Kendiliğinden sona erme halleri:

Nafaka alacaklısının yeniden resmi olarak evlenmesi: Bu durumda evlenme anından itibaren nafaka kendiliğinden son bulur.

Taraflardan birinin (alacaklı veya borçlunun) ölümü: Ölüm olgusu gerçekleştiği anda irat sona erer, mirasçılara borç olarak intikal etmez.

Hangi Durumlarda Mahkeme Kararıyla Kaldırılabilir?

Türk Medeni Kanunu m. 176/3 hükmüne göre kendiliğinden sona ermeyen ancak gerçekleşmesi halinde borçlunun açacağı dava neticesinde mahkeme kararıyla kaldırılan haller şunlardır:

Alacaklının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 24.10.2019 tarihli, E. 2019/6499, K. 2019/10715 sayılı kararında belirtildiği üzere; “Ortada yoksulluk nafakasının kaldırılması koşulları varken yoksulluk nafakasına hükmetmek yasanın amacına uygun değildir”. Bu doğrultuda nafaka alacaklısının bir başkasıyla evlilik bağı olmadan fiilen birlikte yaşadığı tespit edilirse nafaka mahkemece kaldırılır; Yargıtay ilgili kararda “Bu itibarla, davacı kadının başka bir erkekle fiilen birlikte yaşayıp yaşamadığının araştırılarak araştırma sonucuna göre tedbir ve yoksulluk nafakası talebi yönünden karar verilmek üzere, ilgili bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir” demiştir.

Nafaka alacaklısının yoksulluğunun ortadan kalkması: Alacaklının kendisini yoksulluktan kurtaracak düzeyde sürekli ve düzenli gelire kavuşması halinde nafakanın kaldırılmasına karar verilir.

Nafaka alacaklısının haysiyetsiz hayat sürmesi: Haysiyetsiz bir yaşam tarzının benimsenmesi mahkemece nafakanın kaldırılması sebebidir.

Nafaka borçlusunun ödeme gücünü tamamen yitirmesi: Anayasa Mahkemesi’nin 17.05.2012 tarihli, E. 2011/136, K. 2012/72 sayılı kararında yer verildiği üzere “176. maddenin üçüncü fıkrası uyarınca, yoksulluk nafakası, nafaka alacaklısının evlenmesi ya da taraflardan birisinin ölümü halinde kendiliğinden, alacaklının evlenmeden fiilen evli gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi, nafaka yükümlüsünün ödeme gücünün tamamen yitirilmesidurumlarında ise mahkeme kararıyla ortadan kalkmaktadır.”

İşe Giren Eski Eşin Nafakası Kesilir mi?

Yargıtay içtihatlarına göre nafaka alacaklısının bir işe girmiş olması tek başına ve otomatik olarak yoksulluk nafakasının kaldırılmasını gerektirmez.

Asgari Ücretle İşe Girme

Asgari ücret düzeyinde gelir elde edilmesi tek başına nafakanın kaldırılması sonucunu doğurmaz; tarafların gelir dengesi incelenmelidir.

Yargıtay 2. HD, E. 2024/575, K. 2024/8205: “Asgari ücretle çalışmak da tek başına yoksulluk nafakasının kaldırılmasını gerektirmez.” / Yargıtay HGK, E. 2009/165, K. 2009/186: “Yargıtay’ın yerleşik kararlarında ‘asgari ücret seviyesinde gelire sahip olunması’ yoksulluk nafakasının bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu olarak kabul edilmemektedir”

Geçici / Kısa Süreli Çalışma

Süreklilik arz etmeyen, belirli süreli ya da sonradan sona eren işler yoksulluğu ortadan kaldırmaz.

Yargıtay 2. HD, E. 2025/1806, K. 2025/8906: “Kadın tarafından temyiz dilekçesinin ekinde sunulan SGK hizmet dökümünden kadının işe başlangıç tarihinin Eylül 2023 olduğu, işin son bulma tarihinin ise Haziran 2024 olduğu, işin kod 18 ile sonlandığı(işin sona ermesi), bu tarihten sonra kadının çalışmasının bulunmadığı anlaşılmaktadır.” ve “Bu halde, sürekli ve düzenli bir geliri olmayan davacı kadının boşanma ile yoksulluğa düştüğünün kabulü gerekir.”

Sürekli, Düzenli ve Yeterli Gelir Sağlayan İş

Gelir düzenli, sürekli ve kişiyi yoksulluktan kurtaracak düzeydeyse ya da tarafların gelirleri denk ise nafaka talebi reddedilir veya kaldırılır.

Yargıtay 2. HD, E. 2023/4089, K. 2024/1415: “davacı kadının yargılamanın devamı sırasında sigortalı olarak çalışmaya başladığı, davalının tespit edilen mevcut sosyal ve ekonomik durumu dikkate alındığında düzenli bir işi ve geliri bulunan davacı kadının boşanma nedeniyle yoksulluğa düşme durumunun söz konusu olmadığı” / Yargıtay 2. HD, E. 2023/5894, K. 2024/1382: “toplanan delillerden kadının çalıştığı, düzenli ve sürekli gelirinin bulunduğu, kadının boşanmakla yoksulluğa düşmeyeceği anlaşılmaktadır. Bu durumda, 4721 sayılı Kanun’un 175 inci maddesi koşulları kadın yararına gerçekleşmemiştir”

İşten Haklı Neden Olmaksızın Ayrılma

Nafaka alabilmek saikiyle kendi isteğiyle ve haklı sebep olmaksızın işten ayrılma araştırılmalıdır.

Yargıtay 2. HD, E. 2024/2070, K. 2024/9168: “işten ayrılmış ise, işten kendi isteği ile geçerli bir nedeni olmadan ayrılıp ayrılmadığının… araştırılarak sonuca göre kadının yoksulluk nafakası talebi hakkında karar verilmesi gerekir”

Çalışmayan eşin haklarına yönelik makalemize buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Yoksulluk Nafakası Azaltılabilir mi?

TMK m. 176/4 maddesinin güncel metnine göre:

“Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.”

Yoksulluk Nafakası Süresiz midir? Ne Zaman Sona Erer?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.05.2009 tarihli, E. 2009/165, K. 2009/186 sayılı kararında bu husus: “İrat şeklinde maddi tazminat veya nafakayı gerektiren sebep ortadan kalkar ya da önemli ölçüde azalır veya borçlunun mali gücü önemli ölçüde eksilirse iradın indirilmesine veya kaldırılmasına karar verilebileceği gibi değişen durumlara göre ve hakkaniyet gerektiriyorsa iradın artırılması da istenebilir” ifadeleriyle ortaya konulmuştur. Nafaka borçlusunun gelirinin azalması, nafaka alacaklısının gelir düzeyinde nafakanın tamamen kaldırılmasını gerektirmeyen ancak geçimini kolaylaştıran artışlar meydana gelmesi ya da hakkaniyet ilkeleri gerektirdiğinde nafaka mahkemece indirilebilir.

Güncel Hukukta Süresiz Nafaka Tartışmaları

Kamuoyunda nafakanın süresine ilişkin kanuni sınır getirilmesi (belirli yıl sınırlamaları veya evlilik süresine endekslenmesi gibi) yönünde tartışmalar ve yasa teklifi önerileri dile getirilmektedir. Ancak yürürlükteki pozitif hukuk bakımından Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi halen yürürlüktedir ve kanun metninde süresiz nafaka isteme hakkı korunmaktadır.

Anayasa Mahkemesi’nin 17.05.2012 tarihli, E. 2011/136, K. 2012/72 sayılı kararında tescil edildiği üzere mevcut yasal sistemde süre tahdidi getirilmemesi sosyal hukuk devleti ilkesinin bir sonucudur. Yargıtay uygulaması da yürürlükteki TMK m. 175 ve m. 176 çerçevesinde şekillenmekte olup, kamuoyundaki beklentiler veya tasarı tartışmaları mevcut kesinleşmiş veya açılacak davalarda uygulanabilir bir pozitif hukuk kuralı teşkil etmemektedir.

Yargıtay Uygulamasında Yoksulluk Nafakasının Sona Ermesi

Yargıtay içtihatlarında nafakanın kaldırılması ve sona ermesi hususunda şu temel ilkeler kabul edilmektedir:

Araştırma Kapsamı: Mahkeme sadece SGK dökümleriyle yetinmemeli, zabıta marifetiyle veya ilgili kurumlardan tarafların fiili harcama, yaşam standardı ve gelirlerini usulünce araştırmalıdır (Yargıtay 2. HD, E. 2023/8775, K. 2024/10064).

Kriterler: Gelirin sürekli ve düzenli olup olmadığı, yoksulluğu bertaraf edip etmediği ve tarafların mali durumlarının birbirine denk olup olmadığı tetkik edilmelidir (Yargıtay 2. HD, E. 2025/9810, K. 2026/4399; E. 2023/8155, K. 2024/6627).

Fiilen Birlikte Yaşama: Evlenme olmaksızın fiilen karı-koca gibi yaşama iddiası ciddi şekilde araştırılmalı, varsa yoksulluk nafakası kesilmelidir (TMK m. 176/3; Yargıtay 2. HD, E. 2019/6499, K. 2019/10715).

Süreklilik: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 26.09.2013 tarihli, E. 2013/17757, K. 2013/22075 sayılı kararının karşı oyunda da değinildiği üzere: “Yoksulluk nafakasına süresiz olarak karar verileceğinden; ancak Türk Medeni Kanununun 176/3. maddesi koşulların gerçekleşmesi halinde bu nafaka sona erdirilebilecektir.”

Avukatın Gözünden Nafakanın Kaldırılması Dosyaları

Uygulamada nafakanın kaldırılması davası açacak vekillerin titizlikle yönetmesi gereken hususlar şunlardır:

Dava Stratejisi ve Talep Tipi: Dava ikame edilirken öncelikli olarak nafakanın tamamen kaldırılması, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise terditli olarak nafakanın azaltılması talep edilmelidir.

Delil Toplama: Yalnızca resmi kurum verileriyle yetinilmemeli; banka hareketleri, sosyal inceleme raporları ve tanık anlatımları dosyaya kazandırılmalıdır.

Fiilen Yaşama Olgusu: Başka biriyle fiilen evliymiş gibi yaşama iddiasında bulunuluyorsa, ortak konut kullanımı, ortak sosyal yaşam ve çevre araştırmaları somut delillerle desteklenmelidir.

Uygulamada En Sık Karşılaşılan Sorunlar

Eksik İnceleme ile Karar Verilmesi: Yargıtay kararlarında en çok bozma konusu yapılan husus, yerel mahkemelerin sadece SGK kayıtlarıyla yetinip tarafların güncel mali ve sosyal durumunu derinlemesine araştırmamasıdır (Yargıtay 2. HD, E. 2022/6650, K. 2022/9271; E. 2023/8775, K. 2024/10064).

Kayıt Dışı Çalışma veya Gelir Gizleme: Nafaka alacaklısının kayıt dışı gelir elde etmesi veya nafaka borçlusunun gelirini düşük göstermesi yargılamayı zorlaştırmaktadır. Kayıt dışı kazanca yönelik makalemize buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Asgari Ücretin Otomatik Kaldırma Sebebi Sayılması Yanılgısı: Mahkemelerin asgari ücretle çalışan alacaklının nafakasını doğrudan kaldırması Yargıtay tarafından hatalı bulunmaktadır; tarafların gelirlerinin birbirine yakın ve denk olup olmadığı irdelenmelidir (Yargıtay 2. HD, E. 2024/575, K. 2024/8205).

Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Yoksulluk nafakası borçlusu, şartlar oluşsa dahi (yeniden resmi evlenme ve ölüm haricindeki hallerde) nafakayı kendi inisiyatifiyle ödemeyi kesemez; mutlaka mahkemeden uyarlama/kaldırma kararı almalıdır.

Nafaka alacaklısının işten kendi isteğiyle haklı bir gerekçe olmadan ayrılması halinde bu durum nafaka lehine değerlendirilemez (Yargıtay 2. HD, E. 2024/2070, K. 2024/9168).

Boşanma davası kesinleşmeden yoksulluk nafakası hüküm ifade etmez (HGK, E. 2019/262, K. 2022/772).

Sık Sorulan Sorular

Yoksulluk nafakası ömür boyu mu ödenir?

Hayır. Kanunda süresiz olarak istenebileceği düzenlenmiş olsa da bu hak alacaklının mutlaka ömrünün sonuna kadar nafaka alacağı anlamına gelmez. TMK m. 176/3’teki sona erme veya kaldırılma sebepleri (yeniden evlenme, ölüm, fiilen evli gibi yaşama, yoksulluğun kalkması vb.) gerçekleştiğinde nafaka son bulur (Anayasa Mahkemesi, E. 2011/136, K. 2012/72).

Eski eşim işe girerse nafaka kesilir mi?

Otomatik olarak kesilmez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 04.11.2024 tarihli, E. 2024/575, K. 2024/8205 sayılı kararında belirtildiği üzere “Asgari ücretle çalışmak da tek başına yoksulluk nafakasının kaldırılmasını gerektirmez.” Mahkemenin elde edilen gelirin sürekli, düzenli ve yoksulluktan kurtaracak nitelikte olup olmadığını ve tarafların mali güçlerinin denkliğini araştırması gerekir.

Eski eşim başka biriyle yaşıyorsa nafakayı kaldırabilir miyim?

Evet. TMK m. 176/3 uyarınca alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması durumunda mahkeme kararıyla nafaka kaldırılır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 24.10.2019 tarihli, E. 2019/6499, K. 2019/10715 sayılı kararında bu hususun ispatlanması halinde nafakanın kaldırılması gerektiği vurgulanmıştır.

Emekli olan eş nafaka almaya devam edebilir mi?

Yargıtay içtihatlarına göre düzenli emekli maaşı bulunan ve bu gelirle yoksulluktan kurtulan eş yararına yoksulluk nafakası şartları oluşmaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 13.02.2025 tarihli, E. 2024/4312, K. 2025/1380 sayılı kararında: “davacı kadının emekli olduğu, düzenli bir gelirinin bulunduğu ve boşanma ile yoksulluğa düşmeyeceği anlaşılmıştır. Bu halde TMK’nın 175 inci maddesi koşullarının kadın yararına oluşmadığının kabulü gerekir” tespitine yer verilmiştir.

Nafaka miktarı sonradan azaltılabilir mi?

Evet. TMK m. 176/4 hükmü gereğince tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın azaltılması talep edilebilir (Yargıtay HGK, E. 2009/165, K. 2009/186; Yargıtay 3. HD, E. 2017/14390, K. 2017/12295).

Sonuç olarak; Yoksulluk nafakası; boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eşin temel gereksinimlerini karşılamayı amaçlayan sosyal nitelikli bir aile hukuku kurumudur. Kural olarak süresiz istenebilse de, bu durum nafakanın her koşulda ömür boyu ödeneceği sonucunu doğurmaz. Kanun koyucu evlenme ve ölüm halinde kendiliğinden sona erme; fiilen evli gibi yaşama, haysiyetsiz hayat sürme ve yoksulluğun ortadan kalkması hallerinde ise mahkeme kararıyla kaldırılma mekanizmasını getirmiştir. Tarafların değişen ekonomik dengeleri karşısında nafakanın uyarlanması veya kaldırılması talepleri, Yargıtay’ın belirlediği denklik, süreklilik ve yeterlilik kriterleri doğrultusunda kapsamlı sosyo-ekonomik araştırmalar neticesinde karara bağlanmalıdır.

Ankara Aile Hukuku Avukatı Desteği

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her aile hukuku uyuşmazlığının kendine özgü şartları bulunduğundan somut olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Av. Akın Özbey olarak uzun yıllardır Ankara ilinde avukat olarak hizmet vermekteyiz. Boşanma davası, mal paylaşımı davası, ziynet alacağı davası, velayet davası, nafaka davası, soybağının reddi davası ve babalık davası gibi Aile Hukuku kaynaklı konularda müvekkillerimize hukuki destek sağlamaktayız.

Ankara’da aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarınız uzman ve deneyimli kadromuz ile profesyonel destek alarak dava sürecinizi alanında uzman bir avukatla yürütmek için hukuk büromuzla 0537 932 50 50 numaralı hattımız üzerinden iletişime geçebilirsiniz.

Ankara boşanma davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Ankara velayet davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Ankara Mal Rejiminin Tasfiyesi yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Ankara Nafaka Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Ankara Aile Hukuku yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Ankara Babalık Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Ankara Soybağının Reddi Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Benzer Yazılar

WhatsApp Telefonla Ara
WhatsApp

Av. Akın ÖZBEY sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin