Üçüncü kişi adına kayıtlı maldan hak talep edilip edilemeyeceği; malın finansmanına, arkasındaki gerçek hukuki ilişkiye ve davada ileri sürülecek hukuki talebin niteliğine doğrudan bağlıdır. Evlilik birliği içerisinde eşlerden birinin tasarrufuyla edinilen ancak tapuda ya da trafik tescil kayıtlarında üçüncü kişilerin (örneğin anne, baba, kardeş veya diğer yakınlar) adına kaydedilen malvarlığı değerlerinin tasfiyesi, ispat standartları ve talep türü bakımından karmaşık bir yargılama sürecini gerektirmektedir.Eşin malvarlığını üçüncü kişiler adına devretmesi ile başlangıçtan itibaren başkası adına mal satın alması farklı hukuki durumlar oluşturabilir. Bu ayrım bakımından eşin mallarını başkasının üzerine devretmesi halinde ileri sürülebilecek haklara ilişkin yazımız incelenebilir.
1. Başkası Adına Alınan Mal Mal Paylaşımına Dahil Edilebilir mi?
Mal rejiminin tasfiyesi davalarında kural olarak edinilmiş mallara katılma rejimi çerçevesinde eşlerin mülkiyetinde bulunan değerler tasfiyeye tabi tutulur. Ancak tescilin üçüncü kişi adına yapılmış olması, tek başına tasfiye talebinin reddedilmesini gerektirmez.
Hukuk Genel Kurulu Yaklaşımı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.02.2022 tarihli, E. 2019/805, K. 2022/123 sayılı kararında aktarılan Yargıtay 8. Hukuk Dairesi bozma ilamında; dava türünün mülkiyete yönelik bir hak talebi olmadığını vurgulamak üzere “dava bir ayın davası olmayıp mal rejiminden kaynaklı tasfiye davası niteliğinde olduğundan” ifadesi kullanılmış ve taşınmazın gerçekte kim tarafından edinildiğinin araştırılması gerektiği belirtilmiştir. Ancak Hukuk Genel Kurulu çoğunluğu, edinilmiş malın kural olarak eşin mülkiyetinde bulunması gerektiğini, eşin katılma alacağını azaltma kastıyla yaptığı bir devir ispatlanamadığı veya taşınmazın mülkiyetinin eş tarafından edinildiği kanıtlanamadığı sürece üçüncü kişinin malvarlığına yapılan katkının eşten katılma alacağı veya değer artış payı olarak istenemeyeceğine hükmetmiştir.
Şekli Tescil ve Eklenecek Değer İncelemesi: Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 20.03.2014 tarihli, E. 2014/1952, K. 2014/4774 sayılı kararında, üçüncü kişi adına kayıtlı araç için “Her ne kadar nizalı araç 3. kişi adına kayıtlı ise de, kaydın şeklen olduğu, bedelin evlilik birliği içinde ödendiği uyuşmazlık konusu değildir.” gerekçesiyle araç edinilmiş mal kabul edilmiştir. Benzer şekilde Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 05.12.2018 tarihli, E. 2017/15191, K. 2018/19775 sayılı kararında; “taşınmaz davalının babası adına edinilmiş olsa da TMK’nin 229. maddesi gereğince eklenecek değer olup olmadığının tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması doğru değildir.” denilerek karar bozulmuştur.
Edinilme Olgusunun İspatı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.12.2025 tarihli, E. 2024/8959, K. 2025/10642 sayılı kararında; “İlk Derece Mahkemesince gerekçesinde yer alan 42[…] plaka sayılı aracın 3.kişi üzerine kayıtlı olduğundan bahisle katılma alacağı talep edilemeyeceğine ilişkin belirleme yerinde değil ise de Bölge Adliye Mahkemesince de belirtildiği üzere katılma alacağına dayanak yapılan bu aracın evlilik birliği içerisinde edinilmiş mal olduğunun ispatlanamadığının anlaşılmasına göre” ifadelerine yer verilerek, salt üçüncü kişi kaydının talebe engel olmadığı ancak edinilmenin ispatlanması gerektiği belirtilmiş ve bölge adliye mahkemesi kararı onanmıştır (“Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA”).
2. Paranın Eş Tarafından Ödendiği Nasıl İspatlanır?
Üçüncü kişi adına kayıtlı veya üçüncü kişi finansmanı iddiası barındıran malvarlıklarında mahkemelerin detaylı finansal ve olgusal araştırma yapması zorunludur. Malın gerçek finansman kaynağının belirlenmesinde ise banka hesapları ve para hareketlerinin araştırılması önem taşır.
Delil Serbestisi ve Kapsamlı Araştırma: Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 24.05.2012 tarihli, E. 2012/4673, K. 2012/4801 sayılı kararında, “mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak taleplerinin her türlü delille ispatı mümkündür” ilkesi ortaya konulmuş; taşınmazın kim tarafından, ne şekilde, ne zaman edinildiği, kim tarafından kullanıldığı, emlak beyannameleri, taraf tanıklarının beyanları, tapu malikinin satın alma gücü ve gerektiğinde yemin delili çerçevesinde inceleme yapılması gerektiği vurgulanmıştır.
Banka Kayıtları ve Bilirkişi İncelemesi: Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 09.09.2015 tarihli, E. 2015/13637, K. 2015/15881 sayılı kararında, eşin kardeşi/ablası adına tescil edilen taşınmaz hakkında “tasfiyeye konu taşınmazın gerçekte kim tarafından satın alınmış olduğu hususunun gerekirse bankacı bilirkişiden rapor aldırılmak suretiyle duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi gerekir” gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
Para Transferlerinin Mahiyeti ve Faturalar: Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 28.04.2026 tarihli, E. 2025/6023, K. 2026/4715 sayılı kararında; “Mahkemece, davalının babası tarafından gönderilen paranın kime transfer edildiği belirlenerek ve aracın faturalı olarak edinildiğinden faturadaki edinme bedeli gözetilerek davalının kişisel mal savunması yönünden bir değerlendirme yapılması gerekirken, yazılı şekilde eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.” denilmiştir. Aynı kararda taşınmaz payı yönünden “taşınmazın 253/2400 hissesinin davalı erkek tarafından üçüncü kişiden evlilik birliği içinde 20.04.2015 tarihinde satın alınmasına rağmen Mahkemece taşınmazın davalının babasından satın alındığının kabul edildiği” gerekçesiyle hesap hareketlerinin denetlenmesi istenmiştir.
Muvazaa İddiasında Hâkimin Davayı Aydınlatma Ödevi: Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 08.02.2024 tarihli, E. 2022/8549, K. 2024/697 sayılı kararında; gizlenen ve üçüncü kişiler üzerine geçirildiği iddia edilen mallar yönünden “artık davacı kadının anlaşmalı boşanma protokolü kapsamındaki beyanlarının, kendisinden gizlendiği iddia edilen mal varlığını kapsadığından söz edilemeyeceği, eldeki davaya dayanak yapılan mal varlığı yönünden mal rejiminin tasfiye edildiğinden de söz edilemeyeceği” belirtilmiş ve “öncelikle 6100 sayılı Kanun’un 31 inci maddesi uyarınca davacı taraftan, evlilik birliği içerisinde davalı erkek tarafından kendisinden gizlendiğini iddia edilen mal varlığı değerlerini somutlaştırılmasının istenmesi, akabinde tarafların bu mal varlığı değerlerine ilişkin iddia ve savunmaları doğrultusunda delillerinin toplanılması, sonrasında muvazaa iddiası da hep birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken” denilerek karar bozulmuştur.
3. Üçüncü Kişi Adına Kayıtlı Mal İçin Hangi Talepler İleri Sürülebilir?
Mal rejiminin tasfiyesinde ileri sürülebilecek taleplerin niteliği kanunla belirlenmiştir:
Ayni Hak Değil Şahsi Alacak Hakkı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 11.01.2024 tarihli, E. 2022/10035, K. 2024/171 sayılı kararında belirtildiği üzere; “Kural olarak, eşlerden birine ait mal varlığında, diğer tarafın mülkiyet veya başka ayni hak talebi söz konusu olamaz.” ve “Mal rejiminin tasfiyesi isteğinde bulunan eşe ya da mirasçılarına tanınan hak ayni olmayıp, şahsi alacak hakkıdır”. Bu doğrultuda yerel mahkemenin tapu iptali ve tescil kararı bozulmuştur.
Eklenecek Değer (TMK m. 229) Talebi: Eşin mal rejimini azaltma kastıyla yaptığı devirler veya karşılıksız kazandırmalar eklenecek değer kapsamında tasfiyeye dahil edilir (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2017/15191, K. 2018/19775).
Gerçek Malikliğin Tespiti Talebi: Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 29.09.2016 tarihli, E. 2016/13250, K. 2016/12757 sayılı kararında; “anılan bağımsız bölümün gerçek malikinin davalı olup olmadığı üzerinde durularak uyuşmazlık duraksamaya yer vermeyecek şekilde çözüldükten sonra taşınmaza yönelik talebin esası hakkında karar verilmesi gerekir” denilerek karar bozulmuştur.
Avukatın Gözünden
Uyuşmazlıklarda tapu veya trafik tescil kaydı tek başına belirleyici ve nihai bir veri değildir; asıl hukuki denetim, malın satın alınmasındaki finansman akışı ve işlem geçmişi üzerinden yürütülmektedir. Eşler arasında mal rejiminin tasfiyesi davalarında ayni hak (tapu tescili) talep edilemeyeceği kuralı gözetilerek, davanın şahsi alacak davası olarak kurgulanması ve somut malvarlığı edinimlerinin banka hareketleri, faturalar ve kredi ödemeleriyle desteklenmesi gerekir.
Uygulamada En Sık Karşılaşılan Sorunlar

Aile Bireyleri Adına Yapılan Kayıtlar: Mal kaçırma kastı veya geleneksel saiklerle malların anne, baba veya kardeş adına tescil edilmesi, ancak ödemelerin aile birliği gelirleriyle yapılması durumunda ispat zorlukları.
Açıklamasız Banka Transferleri: Yapılan para transferlerinde açıklama kısmının boş bırakılması sebebiyle ödemenin bağış, borç ödemesi veya kişisel yardım olup olmadığının tespiti sorunu.
Üçüncü Kişiye Yöneltilecek Talebin Yanlış Belirlenmesi: Mal rejiminin tasfiyesi davasında üçüncü kişiden ayni hak talep edilmesi veya davanın doğrudan eş yerine yanlış hukuki nitelendirmeyle üçüncü kişiye yöneltilmesi.
Sık Sorulan Sorular
Kayınpeder adına alınan ev için hak istenebilir mi?
Yargıtay kararlarına göre, malın kayınpeder adına tescil edilmiş olması tek başına talebi engellemez. Ancak taşınmaz bedelinin eş tarafından ödendiğinin veya TMK m. 229 uyarınca eklenecek değer teşkil eden bir devir/karşılıksız kazandırma olduğunun ispatlanması gerekir. İspatlanamaması durumunda talep reddedilir (HGK E. 2019/805, K. 2022/123; Yargıtay 8. HD, E. 2017/15191, K. 2018/19775).
Banka transferleri tek başına hak kazanmak için yeterli mi?
Yalnızca para transferinin bulunması yeterli kabul edilmemekte; gönderilen paranın kimin hesabına aktarıldığı, taşınmaz/araç alım bedelini karşılayıp karşılamadığı ve alım tarihiyle örtüşüp örtüşmediği bilirkişi ve kayıt incelemesiyle netleştirilmelidir (Yargıtay 2. HD, E. 2025/6023, K. 2026/4715; Yargıtay 8. HD, E. 2015/13637, K. 2015/15881).
Üçüncü kişiye dava açılması gerekir mi?
Mal rejiminin tasfiyesinden doğan katılma ve değer artış payı alacakları şahsi nitelikte olup kural olarak eşe karşı açılır. Üçüncü kişinin taraf yapılması veya üçüncü kişiye dava yöneltilmesi hususunda incelenen kararlarda genel bir kural belirlenmemiş olup; talebin ayni değil şahsi alacak niteliğinde olduğu vurgulanmıştır (Yargıtay 2. HD, E. 2022/10035, K. 2024/171).
Sonuç olarak; Üçüncü kişi adına kayıtlı bir ev veya araç bakımından boşanma sonrasında tasfiye alacağı talep edilebilmesi; salt sicil kaydına değil, finansmanın kaynağının, gerçek hak sahipliğinin ve mal kaçırma/eklenecek değer koşullarının usulüne uygun şekilde ispat edilmesine bağlıdır. Mahkemelerce banka dökümleri, faturalar, kullanım durumu ve alım gücü üzerinde durularak eksiksiz bir tahkikat yapılması gerekmektedir.
Ankara Aile Hukuku Avukatı – Hukuki Bilgilendirme
Bu makalede yer alan açıklamalar, genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda olayların özellikleri, tarafların hukuki durumları, mevcut deliller ve yürürlükteki mevzuat farklılık gösterebileceğinden her somut olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Av. Akın Özbey, Ankara’da aile hukuku kapsamında boşanma, velayet, nafaka, mal rejiminin tasfiyesi, ziynet alacağı, soybağının reddi ve babalık davaları gibi konularda avukatlık faaliyetini yürütmektedir.
Hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin görüşme ve iletişim için 0537 932 50 50 numaralı telefondan hukuk büromuza ulaşabilirsiniz.
İlgili Hukuki Bilgilendirme Yazıları
Bu makalenin konusuyla bağlantılı diğer hukuki bilgilendirme yazılarına aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz:
Eşim Mallarını Başkasının Üzerine Devretti: Haklarım Nelerdir?
Eşin Mal Kaçırdığı Nasıl İspat Edilir?






