Trafik kazası nedeniyle alınan tazminat ve sigorta ödemelerinin paylaşımı, ödemenin hangi zararı karşıladığına göre değerlendirilir. Eşler arasındaki yasal mal rejiminin tasfiyesinde bir malvarlığı unsurunun ya da nakdi ödemenin tasfiyeye dahil edilip edilmeyeceği; ödemenin manevi tazminat, bedensel bütünlüğün ihlali, çalışma gücü kaybı veya doğrudan bir eşyanın (aracın) hasarına ilişkin bulunup bulunmadığına ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre kişisel mal veya edinilmiş mal niteliği taşıyıp taşımadığına göre tayin edilir.
1. Trafik Kazası Tazminatı Kişisel Mal mıdır?
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 220. maddesi uyarınca aşağıda sayılanlar, kanun gereğince kişisel maldır;
Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya,
Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri,
Manevî tazminat alacakları,
Kişisel mallar yerine geçen değerler.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun kararlarında da belirtildiği üzere “Manevî tazminat alacakları” kanun gereğince kişisel mal sayılmaktadır. Nitekim 28.07.2022 tarihli Özelgede de mal rejimine ilişkin aktarımda “Manevî tazminat alacakları” kanunen kişisel mal olarak sayılmıştır. Trafik kazası nedeniyle alınan ödemenin mal rejimindeki niteliği belirlenirken kişisel mallar ve edinilmiş mallar arasındaki ayrım esas alınmalıdır.
Bedensel zarara veya iş gücü kaybına ilişkin tazminatlar bakımından ise 4721 sayılı Kanun’un 228. maddesi uygulanır: “Eşlerin kişisel malları ile edinilmiş malları, mal rejiminin sona ermesi anındaki durumlarına göre ayrılır. Eşlerden birine sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumlarınca yapılmış olan toptan ödemeler veya iş gücünün kaybı dolayısıyla ödenmiş olan tazminat, toptan ödeme veya tazminat yerine ilgili sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumunca uygulanan usule göre ömür boyunca irat bağlanmış olsaydı, mal rejiminin sona erdiği tarihte bundan sonraki döneme ait iradın peşin sermayeye çevrilmiş değeri ne olacak idiyse, tasfiyede o miktarda kişisel mal olarak hesaba katılır.”
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 18.04.2022 tarihli, E. 2021/8487, K. 2022/3733 sayılı kararında, toptan ödemeler ve “iş gücünün kaybı dolayısıyla ödenmiş olan tazminat” kapsamında, mal rejiminin sona ermesinden sonraki döneme isabet eden kısmın kişisel mal, evlilik birliği içine isabet eden kısmın ise edinilmiş mal olarak kabul edilmesi gerektiği ve bu ayrım için bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği gerekçesiyle yerel mahkeme hükmü hakkında “Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA” karar verilmiştir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 06.04.2016 tarihli, E. 2016/810, K. 2016/6154 sayılı kararında da çalışma gücü kaybı nedeniyle yapılan tazminat ödemelerinin tasfiyesinde incelemenin “TMK’nun 219. ve 228. maddeleri göz önünde bulundurularak” yapılması gerektiği vurgulanmıştır.
2. Maddi ve Manevi Tazminatın Mal Rejimindeki Durumu Nedir?
Mal rejiminin tasfiyesinde maddi ve manevi tazminat alacaklarının tabi olduğu rejimler birbirinden farklıdır:
Manevi Tazminat: TMK m. 220/3 gereği kişisel maldır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 15.05.2012 tarihli, E. 2012/2539, K. 2012/4295 sayılı kararında “Manevi tazminatın TMK.nun 220/3.maddesine göre kişisel mal olduğu konusunda tereddüt yoktur.” tespiti yapılmıştır.
Bedensel Zarar / Çalışma Gücü Kaybı Tazminatı: Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar edinilmiş mallar arasında gösterilmektedir. Ancak TMK m. 228/2 gereği bu tazminatın mal rejiminin sona ermesinden sonraki döneme tekabül eden peşin sermaye değeri kişisel mal olarak ayrılmalı, yalnızca mal rejiminin devam ettiği döneme isabet eden kısmı edinilmiş mal kapsamında artık değere dahil edilmelidir.
3. Sigorta Ödemelerinin Niteliği Nasıl Belirlenir?
Sigorta şirketleri tarafından yapılan ödemelerin niteliğinin tespiti için poliçe türü, poliçe teminat kapsamı ve ödemenin hangi zararın karşılığı olduğunun eksiksiz araştırılması zorunludur:
Ödeme Kaleminin Araştırılması: Yargıtay “sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılan ödemenin hangi zarar kalemi karşılığı yapıldığı araştırılmalı ve mahsubu gerektiği takdirde yapılan sigorta ödemesinin güncellemesi yapılarak zarar belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekir” şeklinde hüküm kurmuştur.
Maddi ve Manevi Tazminat Ayrımı: Kasko ödemesinin niteliğine ilişkin olarak “bu ödemenin maddi tazminata yönelik mi yoksa manevi tazminata yönelik mi olduğunun tespiti amacıyla bu ödeme ilişkin başvuru ve değerlendirme belgeleri ile ödeme belgelerinin eksiksiz bir şekilde ilgili sigorta şirketinden celp edilerek, bu ödemenin hükmolunan tazminattan mahsubu gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Ödemenin manevi tazminata ilişkin olması durumunda “manevi tazminatın bölünmezliği ilkesinin uygulanmasının gerekip gerekmediğinin de değerlendirilmesi” gerektiği aşikardır.
Meblağ Sigortası ve Destek Tazminatı: Ferdi kaza ve otobüs koltuk sigortası ile verilen teminat bir meblağ sigortası teminatı niteliğinde olup, bu miktarların yoksun kalınan destek tazminatı ile bir ilgisi bulunmadığından destekten yoksunluk tazminatı hesabında değerlendirilmesi doğru değildir. Çeşitli sigorta poliçelerinden yapılan ödemelerin manevi tazminata mahsup edilemeyeceği de Yargıtay tarafından benimsenen bir görüştür.
Poliçe Teminat Sınırları: Poliçe teminatı kapsamında vukubulan iş kazası sonucu doğacak manevi tazminat taleplerinin, anılan şartlarla poliçe teminat limitlerinin %10’u ile sınırlı olacak şekilde sigorta teminatına dahil edildiği, sigortacının manevi tazminattan sorumluluğunun hiçbir şekilde aynı iş kazası sonucu doğacak bedeni zararlara ilişkin maddi tazminat tutarını geçemeyeceği düzenlenmiştir. Yargıtay buna yönelik bir kararında “ne miktarda maddi ve ne miktarda manevi tazminat ödemesi yapıldığının tespit edilmesi, daha sonra poliçenin manevi tazminata ilişkin anılan hükmü de nazara alınıp yapılan ödemenin poliçe kapsamında kalıp kalmadığı hususu değerlendirildikten sonra bir karar verilmesi gerekirken tüm bu hususlar incelenip değerlendirilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.” şeklinde hüküm kurmuştur.
Ödemenin Mal Rejiminin Sona Ermesinden Sonra Yapılması: Ölüm sebebi ile ödenen ferdi kaza sigortası ödemesinin ölüm tarihi öncesi (mal rejimi sona ermeden önce) ödenmesi imkanı olmadığına ve bu ödemenin “evlilik içinde bir karşılığı da bulunmadığı”na işaret edilerek “bu ödemeye ilişkin miktarın kişisel mal olduğu ve tasfiyeye dahil edilemeyeceği kabul edilmektedir.
Hayat ve Bireysel Emeklilik Sigortaları: Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20.03.2024 tarihli, E. 2023/9154, K. 2024/1926 sayılı kararında Aile Mahkemesince hayat sigortası birikim bedeli hakkında “işbu bedelin edinilmiş mal olduğu” gerekçesiyle verilen karar onanmıştır. Bireysel emeklilik sonucu ödenen para; primler edinilmiş mal grubundan karşılanmışsa edinilmiş mal, kişisel mal grubundan karşılanmışsa da kişisel mal sayılacaktır. ilkesi benimsenmektedir.
Avukatın Gözünden
Uyuşmazlıklarda bütün sigorta veya tazminat ödemelerinin tek bir hukuki nitelikte kabul edilmesi hatalı sonuçlar doğurmaktadır. Bir davada ya da tasfiye sürecinde:
Sigorta şirketinden ilgili hasar dosyası, poliçe, ibraname ve başvuru evrakı getirtilerek ödemenin hangi kalem (araç hasarı, değer kaybı, sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik, destekten yoksun kalma veya manevi tazminat) karşılığı yapıldığı somutlaştırılmalıdır.

Dava, trafik kazası nedeniyle desteğin ölümünden dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkin uyuşmazlıklarda dahi “sigorta şirketi tarafından davacılara yapılan bu ödemelerin hangi zarar kalemine ilişkin olduğu, özellikle manevi tazminat karşılığı bir ödeme yapılıp yapılmadığının sorulması” zorunludur.
İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27.09.2022 tarihli, E. 2014/1183, K. 2022/546 sayılı kararında Yargıtay 21. Hukuk Dairesine atıfla “Ödemenin yapıldığı tarihteki verilerle hesaplanan tazminat ile ödenen miktar arasında açık oransızlığın bulunduğu durumlarda, yapılan ödeme makbuz niteliğinde kabul edilebilir.” tespiti yapılmış; dosyada ayrım yapılamadığı için “yapılan ödeme davacılar arasında garameten paylaştırılarak yarısının maddi yarısının manevi tazminata ilişkin olduğunun kabulü gerekmiştir.” yaklaşımı sergilenerek takibin devamına (“takibin 100.000,00 TL asıl alacak, ve 45.000,00 TL işlemiş faiz üzerinden devamına”) karar verilmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 20.06.2013 tarihli, E. 2013/8696, K. 2013/9441 sayılı kararında ise ödemenin araştırılması gerektiği belirtilerek “kime ne için ödeme yapıldığının” belirlenmesi ve “sigorta ödemesi yapılmışsa bunun zarar tutarından indirilmesi gerekir” ilkesi uyarınca inceleme yapılmadan karar verilmesi nedeniyle “hükmün BOZULMASINA” karar verilmiştir. Dolayısıyla her bir kalemin ayrıştırılması tasfiyenin veya davanın kaderini doğrudan belirler.
Uygulamada En Sık Karşılaşılan Sorunlar
Bedensel Zarar Tazminatı ile Araç Hasar Ödemesinin Karıştırılması:
Bedensel zarar (iş göremezlik) doğrudan şahsın çalışma gücüne ve beden bütünlüğüne ilişkindir ve TMK m. 228 kapsamında dönem ayrımına tabidir. Araç hasarı veya değer kaybı ise eşyanın mal rejimindeki mülkiyet ve aidiyet durumuna bağlıdır. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 31.10.2024 tarihli, E. 2022/1672, K. 2024/1317 sayılı kararında, ödemenin “araç değer kaybı ve fer’ileri nedeniyle ödenen tazminat” olduğu, davanın ise “araç hasarı nedeniyle tazminat talebine ilişkin olduğu” belirtilmiş ve değer kaybı ödemesinin araç hasarından düşülemeyeceği sonucuna varılarak “ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA” karar verilmiştir.
Ödemenin Başka Bir Mala Dönüştürülmesi (İkame Değer ve Denkleştirme):
Kişisel mal sayılan bir tazminat tutarı (örneğin manevi tazminat veya TMK m. 228/2 gereği kişisel mal sayılan peşin sermaye değeri) evlilik birliği içinde başka bir malın (örneğin ev veya araç) alımında kullanılmışsa TMK m. 220/4 uyarınca kişisel mal yerine geçen değer niteliğini korur. Tazminatın banka hesabına yatırılmış olması durumunda, paranın kaynağının ve sonraki işlemlerin tespiti bakımından banka hesaplarının incelenmesine ilişkin yazımız da önem taşıyabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 22.04.2025 tarihli, E. 2024/5547, K. 2025/4220 sayılı kararında kişisel mal kaynağının araç alımında kullanılması hâlinde “davalı erkek lehine kişisel mal denkleştirmesi yapıldıktan sonra artık değere katılma alacağının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.” denilerek kişisel mal denkleştirmesinin yapılması gerektiği hükme bağlanmıştır.
Sık Sorulan Sorular
Manevi tazminat paylaşılır mı?
Hayır. TMK m. 220/3 ve yerleşik içtihatlar (Yargıtay 8. HD, E. 2012/2539, K. 2012/4295; HGK, E. 2020/458, K. 2021/889) uyarınca manevi tazminat alacakları kanun gereği kişisel maldır ve boşanmada artık değere / katılma alacağına dahil edilerek paylaşılamaz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 11.11.2019 tarihli, E. 2018/1247, K. 2019/5186 sayılı kararında belirtildiği üzere manevi tazminat, “Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.”
Araç hasar ödemesi nasıl değerlendirilir?
Araç hasar ödemesi doğrudan hasara uğrayan eşyanın karşılığıdır. Araç eşlerden birinin kişisel malı ise (TMK m. 220), sigortadan alınan hasar bedeli veya tazminat da kişisel mal yerine geçen değer sayılır (TMK m. 220/4). Araç edinilmiş mal ise kural olarak bu ödeme de edinilmiş mal grubuna dahil olur.
Tazminatla alınan ev paylaşılır mı?
Eğer ev, kişisel mal sayılan bir tazminatla (örneğin manevi tazminat veya TMK m. 228/2 gereği ayrılan peşin sermaye değeriyle) tamamen satın alınmışsa, TMK m. 220/4 uyarınca kişisel mal yerine geçen değerdir ve paylaşıma tabi olmaz. Ancak evin alımında hem kişisel tazminat geliri hem de evlilik birliği içindeki edinilmiş gelirler birlikte kullanılmışsa, kişisel mal katkısı oranında denkleştirme / değer artış payı hesaplanarak kalan artık değer üzerinden katılma alacağı belirlenir. Eşlerin TMK m. 222 uyarınca ispat yükümlülüğünü yerine getirmesi gerekir.
Sonuç olarak, Tazminat veya sigorta ödemesinin mal rejimindeki durumu, karşılanan zarar türüne göre belirlenmelidir. Manevi tazminat alacakları ve ölüm gibi mal rejiminin sona ermesinden sonra doğan/ödenen sigorta bedelleri doğrudan kişisel mal niteliğindedir ve paylaşıma dahil edilemez. Trafik kazası sonucu ödenen çalışma gücü kaybı veya bedensel zarar tazminatlarında ise TMK m. 228 uyarınca ayrım yapılarak mal rejiminin sona erdiği tarihten sonraki döneme isabet eden peşin sermaye değeri kişisel mal olarak ayrılmalı, yalnızca evlilik süresine isabet eden kısım artık değere dahil edilmelidir. Araç hasarı ve kasko ödemelerinde ise hasara uğrayan eşyanın mal rejimindeki statüsü ve TMK m. 220/4 uyarınca ikame değer ilkesi ile denkleştirme kuralları esas alınmalıdır.
Ankara Aile Hukuku Avukatı – Hukuki Bilgilendirme
Bu makalede yer alan açıklamalar, genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda olayların özellikleri, tarafların hukuki durumları, mevcut deliller ve yürürlükteki mevzuat farklılık gösterebileceğinden her somut olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Av. Akın Özbey, Ankara’da aile hukuku kapsamında boşanma, velayet, nafaka, mal rejiminin tasfiyesi, ziynet alacağı, soybağının reddi ve babalık davaları gibi konularda avukatlık faaliyetini yürütmektedir.
Hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin görüşme ve iletişim için 0537 932 50 50 numaralı telefondan hukuk büromuza ulaşabilirsiniz.
İlgili Hukuki Bilgilendirme Yazıları
Bu makalenin konusuyla bağlantılı diğer hukuki bilgilendirme yazılarına aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz:






