Eşler arasındaki evlilik birliğinin boşanma davası ile sonlanması sürecinde, edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi gündeme gelmektedir. Uygulamada en çok tartışılan konuların başında işçilik alacaklarından olan kıdem tazminatı, kamu veya özel kurumlardan sağlanan emekli ikramiyeleri ile Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) hesaplarındaki birikimlerin hukuki niteliği ve paylaşım usulü yer almaktadır.
Boşanmada Kıdem Tazminatı Mal Paylaşımına Girer mi? Tazminatın Hangi Döneme İlişkin Olduğu ve Mal Rejiminin Sona Erme Tarihinin Önemi
Kıdem tazminatı, çalışma süresiyle orantılı olarak geçmiş çalışma karşılığında ödenen bir işçilik alacağıdır. Yargıtay kararlarında kıdem tazminatının doğrudan tamamının edinilmiş mal veya kişisel mal sayılamayacağı; çalışmanın geçtiği dönemlere göre ayrıştırılması gerektiği kabul edilmektedir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 10.10.2017 tarihli, E. 2015/19493, K. 2017/12522 sayılı kararında; 20.09.2017 tarihli, E. 2017/12554, K. 2017/11144 sayılı kararında ve 24.05.2016 tarihli, E. 2015/2052, K. 2016/9060 sayılı kararında belirtildiği üzere: “743 sayılı TKM’nin 170.maddesi uyarınca, mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu döneme ilişkin çalışmanın karşılığı olarak elde edilen gelir ve dolayısıyla hak edilen kıdem tazminatı kişisel mal(TKM 189), 4721 sayılı TMK’nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden sonraki çalışma karşılığında elde edilen gelir ve hak edilen kıdem tazminatı ise edinilmiş mal grubuna girer(TMK 219/1).”
Ayrıca Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 21.12.2015 tarihli (E. 2014/14942, K. 2015/22887) kararında, “mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu döneme ilişkin çalışmanın karşılığı olarak elde edilen gelir ve dolayısıyla hak edilen kıdem tazminatı kişisel mal” olarak nitelendirilmiş; 01.01.2002 sonrası dönemin edinilmiş mal sayılacağı hükme bağlanmıştır. Kıdem tazminatı, emeklilik ödemeleri ve bireysel emeklilik birikimlerinin değerlendirilmesinde, edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiye esasları önem taşımaktadır.
Kıdem tazminatının mal rejiminin tasfiyesine konu edilebilmesi için belirli şartlar aranmaktadır:
Kıdem tazminatının mal rejiminin sona erdiği sırada (boşanma dava tarihi itibarıyla) bankada veya nakit olarak fiilen mevcut olması gerekir. Mevcut değilse, bu tazminat kullanılarak başka bir malvarlığı unsurunun (örneğin taşınmaz veya araç) edinilmiş olması zorunludur.
Nitekim Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 10.10.2017 tarihli kararında (E. 2015/19493, K. 2017/12522) ve 20.09.2017 tarihli kararında (E. 2017/12554, K. 2017/11144) açıkça şu ilkeye yer verilmiştir: “Kıdem tazminatının tasfiyeye konu edilmesi için mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olması (TMK’nun 235/1) ya da bu tazminat kullanılarak başka bir malvarlığına sahip olunmalıdır.”
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 06.10.2015 tarihli kararında (E. 2015/6970, K. 2015/17510) da mal rejiminin boşanma davasının açıldığı tarihte sona erdiği, davalının banka hesabındaki paranın kıdem tazminatından kaynaklanıp kaynaklanmadığının işyeri, çalışma süresi ve banka kayıtları incelenerek saptanması gerektiği ifade edilmiştir.
Emekli İkramiyesi Boşanmada Paylaşılır mı? İkramiyenin Niteliği, Hak Kazanma ve Ödeme Tarihinin Etkisi
Mal rejimi devam ederken toptan ödenen emeklilik ikramiyesinin tamamı doğrudan edinilmiş mal kabul edilmez. TMK m. 228/2 gereğince, toptan yapılan bu ödemelerin mal rejiminin sona ermesinden sonraki döneme yansıyan kısımları kişisel mal olarak ayrılmak zorundadır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (23.06.2022, E. 2021/8490, K. 2022/6224; 18.04.2022, E. 2021/8487, K. 2022/3733) ve Yargıtay 8. Hukuk Dairesi (16.01.2019, E. 2019/71, K. 2019/467; 04.03.2019, E. 2017/13852, K. 2019/2225; 14.03.2017, E. 2016/2116, K. 2017/3537) kararlarında ikramiyenin tasfiyesi şu matematiksel ve aktüeryal formüle bağlanmıştır:
“Mal rejiminin sona ermesinden sonraki döneme isabet eden ödemenin açıklanan yöntemle hesaplanan peşin sermaye çevrilmiş değeri, emekli olan eşin kişisel malı sayılır.”
“Ödenen toplam emeklilik ikramiyesinden, kişisel mal sayılan bu miktar çıkarıldıktan sonra, kalan miktar edinilmiş mal (artık değer) kabul edilerek tasfiye sırasında göz önünde bulundurulur.”
Bu hesaplama yapılırken ödeme tarihindeki yaşam tablosu esas alınarak emekli olan eşin ortalama bakiye yaşam süresi ve günlük irat tutarı hesaplanır. Dairelerin içtihatlarında aktüerya hesabı için “TRHA (Türkiye Hayat Annüite Tablosu) 2010 yaşam tablosundan” (veya TRH 2010 tablosundan) yararlanılacağı vurgulanmıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 29.11.2023 tarihli kararında (E. 2023/7885, K. 2023/5745) aktarılan önceki bozma ilamında; emekli ikramiyesi yönünden, “4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 228 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kişisel mal ve edinilmiş mal olan bölümleri belirlenmesi gerekirken” denilerek yasal dayanağa işaret edilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 15.02.2023 tarihli kararında (E. 2022/6811, K. 2023/599) aktarılan önceki bozma ilamında ise emekli ikramiyesinin TMK m. 219 uyarınca kişisel ve edinilmiş mal miktarlarının belirlenmesi gerektiği belirtilmiş; bozma sonrası Aile Mahkemesince ikramiyenin 44.695,33 TL’si edinilmiş mal, 20.863,55 TL’si kişisel mal sayılarak katılma alacağına hükmedilmiştir.
Hak kazanma tarihi ve ödeme anı bakımından:
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 16.01.2019 tarihli kararında (E. 2019/71, K. 2019/467), eşin emeklilik işlemleri mal rejiminin sona ermesinden (boşanma davası açılmasından) önce tamamlanmışsa, paranın hesaba boşanma davasından sonra yatmış olmasının hakkı ortadan kaldırmayacağı kabul edilmiştir:
“Her ne kadar ödeme davalıya yapılmak üzere … tarafından mal rejiminin sona ermesinden sonra 10.03.2014 tarihinde davalının bankadaki hesabına yatırılmışsa da, bu durum, az yukarıda belirtilen belgeler karşısında mal rejiminin sona erdiği sırada emeklilik ikramiyesinin mevcut olduğu sonucunu değiştirmez.”
Ayrıca Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 21.03.2022 tarihli kararında (E. 2021/8543, K. 2022/2624), taşınmaz alımından kısa süre önce emekli olan eşin SGK ve İLKSAN ikramiyeleri “davalının kişisel malı niteliğindeki emekli ikramiyesi” olarak değerlendirilmiş ve taşınmazın edinimindeki katkı payı hesabında “davalının emekli ikramiyesi ile yapmış olduğu katkı da göz önünde tutularak” katkı oranlarının belirlenmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) Birikimleri Nasıl Paylaşılır? Evlilik Döneminde Yapılan Katkı Payları ve Birikimlerin Değerlendirilmesi
Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) hesaplarındaki birikimlerin tasfiyesinde primlerin hangi kaynaktan ödendiği ve mal rejiminin sona erdiği andaki nakde çevrilebilirlik değeri belirleyicidir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 21.12.2015 tarihli (E. 2014/14942, K. 2015/22887) ve 31.05.2021 tarihli (E. 2020/3571, K. 2021/4529) kararlarında temel ilke şu şekilde formüle edilmiştir: “bireysel emeklilik fonunda bulunan paranın hangi mal grubundan sayılacağı, bireysel emeklilik için ödenen primlerin ait olduğu, mal grubuna göre belirlenir”
Primlerin Kaynağı: Primler edinilmiş mallardan (örneğin evlilik içinde elde edilen maaş gelirinden) karşılanmışsa ödeme ve fon birikimi edinilmiş mal grubuna girer. Primler kişisel maldan karşılanmışsa kişisel mal sayılır. Primlerin kaynağı ispatlanamazsa TMK m. 222 gereği edinilmiş mal karinesi uygulanır.
Paylaşılacak Değer (İştira Bedeli): Tasfiyede hesaba katılacak tutar, mal rejiminin sona erdiği tarih (boşanma dava tarihi) itibarıyla sistemden ayrılma halinde hak edilecek değerdir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 31.05.2021 tarihli kararında (E. 2020/3571, K. 2021/4529) bu hususu açıkça belirtmiştir: “Mal rejiminin sona erdiği 09.03.2011 tarihi itibariyle davacı-birleşen davada davalı eşin sistemden ayrılması halinde ödenebilecek iştira bedelinin ilgili sigorta şirketinden sorularak belirlendikten sonra bu miktar mevcut kabul edilerek mal rejiminin tasfiyesine dahil edilmesi gerekirken”. Ayrıca BES birikimlerinin tasfiyeye girebilmesi için boşanma dava tarihinde hesapta mevcut olması ya da bu parayla başka bir malvarlığı edinilmiş bulunması gerekir.
Evlilik Öncesindeki Çalışma Süresi Hesaplamayı Etkiler mi? Evlilik Öncesi ve Sonrası Çalışma Dönemlerinin Ayrılması
Evlilik öncesindeki veya 01.01.2002 öncesi mal ayrılığı rejimindeki çalışmalar, edinilmiş mallara katılma rejimine dahil edilmez; bu dönemlere isabet eden haklar ilgili eşin kişisel malı sayılır. Çalışma süresinin hem evlilik öncesi / mal ayrılığı dönemine hem de 01.01.2002 sonrasındaki edinilmiş mallara katılma rejimi dönemine yayılması halinde oranlama yöntemi uygulanır.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi (19.04.2016, E. 2015/1569, K. 2016/7206; 21.12.2015, E. 2014/14942, K. 2015/22887; 06.10.2015, E. 2015/6970, K. 2015/17510; 24.05.2016, E. 2015/2052, K. 2016/9060): “Eşin çalışma süresinin hem mal ayrılığı hem de edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemlere yayılması durumunda ise, her bir döneme isabet eden çalışma süresi ve gelir durumu esas alınarak oranlama yapılmak suretiyle, kıdem tazminatının kişisel ve edinilmiş olan miktarları belirlenir.”
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 20.03.2015 tarihli kararında da (E. 2013/23955, K. 2015/6541): “743 sayılı TKM’nin yürürlükte olduğu döneme ilişkin çalışmanın karşılığı olarak hak edilen kıdem tazminatı o eşin kişisel malı olup (TKM 189), 4721 sayılı TMK’nun yürürülüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden sonraki çalışma karşılığında ödenen kıdem tazminatı ise edinilmiş mal grubuna girer (TMK 219/1).” – “ödenmiş toplam tazminatın çalışma tarihleri göz önünde bulundurularak kişisel ve edinilmiş mal oranları ayrı ayrı belirlenmelidir”
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 08.02.2024 tarihli kararında (E. 2022/8319, K. 2024/696) aktarılan İlk Derece Mahkemesi gerekçesinde, kıdem tazminatının “01.12.1975 tarihinden, 01.01.2002 tarihine kadar geçen 26 yıl 1 aylık çalışması karşılığı olan kısmının kişisel mal olduğu” kabul edilmiştir.
İşten Ayrılma veya Emeklilik Boşanmadan Sonra Gerçekleşirse Ne Olur? Mal Rejiminin Sona Ermesiyle Alacağın Doğumu ve Tahsil Tarihinin Ayrımı
Mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona erer (TMK m. 225/2). Tasfiyeye konu edilecek alacak haklarının muacceliyeti ve mevcudiyeti bu ana göre belirlenir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 09.05.2024 tarihli kararında (E. 2023/1897, K. 2024/3324) ifade edildiği üzere:
“Başka bir anlatımla, şahsi hak niteliğindeki mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak hakkının dava konusu yapılabilmesi için muaccel (istenebilir) hale gelmesi gerekir, bu da mal rejiminin sona ermesi ile gerçekleşir.”
Boşanma davası açıldığı tarihte henüz işten ayrılmamış veya emeklilik koşulları gerçekleşmemişse, kural olarak doğmamış bir kıdem tazminatı veya emekli ikramiyesi hesaba katılamaz. Ancak boşanma dava tarihi itibarıyla ilgili mevzuat uyarınca işçinin kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı araştırılmalıdır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 19.04.2016 tarihli kararında (E. 2015/1569, K. 2016/7206) bu duruma ilişkin mahkemece yapılması gereken işlem şöyle açıklanmıştır:

“Mahkemece yapılacak iş, 1475 sayılı Yasa’nın 14/5. maddesi de göz önünde bulundurularak ilgili kurumdan mal rejiminin sona erdiği tarih itibariyle davalı eşin kıdem tazminatı hakedip etmediği sorulup belirlenmeli”
Emeklilikte ise emeklilik işlemleri boşanma davası açılmadan önce tamamlanmışsa, paranın tahsili veya hesaba geçmesi boşanma davasından sonraya kalsa dahi bu alacak tasfiyeye dahil edilmektedir (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 16.01.2019, E. 2019/71, K. 2019/467).
Kıdem Tazminatı ve Emeklilik Birikimleri Nasıl Tespit Edilir? SGK, İşveren, Banka ve Emeklilik Şirketi Kayıtları
Yargı kararları uyarınca mal rejiminin tasfiyesinde eksik inceleme ile hüküm kurulamaz; iddia ve savunmalara konu tüm kurumlardan resmi kayıtların celbi zorunludur:
İşveren ve SGK Kayıtları: İşe giriş-çıkış bildirgeleri, hizmet dökümleri, kıdem ve ihbar tazminatı bordroları eksiksiz getirtilmelidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin kararında aktarılan önceki bozma ilamında (20.09.2023, E. 2022/5385, K. 2023/4066): “davalının 08.04.2015 havale tarihli dilekçesinde, kıdem tazminatının taşınmazın alımında kullanıldığını ileri sürdüğü de gözetilerek, işe giriş ve tazminata ilişkin varsa tüm belgeler de getirtildikten sonra, 30.000,00 TL bedelin ne kadarının kişisel mal, ne kadarının edinilmiş mal olduğunun belirlenmesi gerektiği” belirtilmiştir.
Banka Kayıtları: Sadece vadesiz/vadeli mevduat hesapları değil, fon ve hisse senedi dahil tüm hesap hareketleri incelenmelidir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 22.03.2021 tarihli kararında (E. 2020/2837, K. 2021/2574), yerel mahkemenin “İlk Derece Mahkemesi tarafından davacının bildirdiği bankalara yazılan müzekkerede sadece davalı taraf adına olan mevduat hesabı kayıtlarının istendiği” tespiti eleştirilerek şu hüküm kurulmuştur: “davalı adına kayıtlı tüm banka hesaplarının ayrıntılı dökümleri istendikten sonra, gelecek yazı cevabına göre, araştırma ve inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.”
Emeklilik ve Yardım Sandıkları (OYAK vb.): Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 09.02.2023 tarihli kararında (E. 2022/4299, K. 2023/521) emekli ikramiyesi ve sandık birikimlerine yönelik araştırma ilkesi şu şekilde ortaya konmuştur:
“O halde, Mahkemece, tasfiyeye konu … yönünden bozma yapılan hususlarda yapılan araştırma ve inceleme sonucuna göre SGK’dan ödenen emekli ikramiyesi yönünden de bir değerlendirme yapılması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.” – “O halde, Mahkemece OYAK’a yeniden yazı yazılarak emekli ikramiyesi dışında sisteme eklenen paraların niteliğinin sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumlarınca yapılan ödemeler niteliğinde olup olmadığı, davalının boşanma dava tarihinde mevcut olan para ile sistemden çıkıp çıkamayacağı, çıkabilecekse hangi şartlarda çıkabileceği ve boşanma dava tarihinde sistemdeki kesin değerin sorulması, gelen yazı cevabına göre gerekli görülürse yeniden konusunda uzman bilirkişi/bilirkişilerden rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.”
BES Şirketi Kayıtları: Bireysel emeklilik şirketine müzekkere yazılarak, boşanma dava tarihi itibarıyla sistemde biriken para ve sistemden ayrılma halinde ödenecek iştira bedeli ile primlerin ödeme dökümü celbedilmelidir (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 31.05.2021, E. 2020/3571, K. 2021/4529).
Uygulamada En Sık Karşılaşılan Sorunlar
Düz Yarı Yarıya Hesaplama Yanılgısı: Emekli ikramiyesi veya kıdem tazminatının tahsil edilmiş olmasını gören taraflar, toplam tutarın yarısının katılma alacağı olduğunu varsaymaktadır. Oysa Yargıtay içtihatları uyarınca çalışma dönemlerinin ayrıştırılması (oranlama) veya TRH 2010 yaşam tablosuyla peşin sermaye değerinin düşülmesi zorunludur.
Tazminatın Tüketilmiş Olması Savunması: Kıdem tazminatının mal rejiminin sona ermesinden önce evlilik birliği giderlerine harcandığı veya başka bir malvarlığına dönüşmediği durumlarda TMK m. 235/1 uyarınca mevcut malvarlığı bulunmadığından tasfiyeye dahil edilip edilemeyeceği uyuşmazlık konusu olmaktadır.
BES Fon Değeri Yerine İştira Bedelinin Esas Alınmaması: BES hesaplarında biriken brüt fon tutarı ile mal rejiminin sona erdiği tarihte sistemden çıkış halinde kesintiler sonrası ele geçecek net tutar (iştira bedeli) arasındaki farkın gözetilmemesi hatalı hesaplamalara yol açmaktadır.
Banka Müzekkerelerinin Kapsamı: Müzekkerelerde yalnızca mevduat hesaplarının sorulması, fon, repo, hisse senedi ve diğer yatırım araçlarının gözden kaçmasına sebep olmaktadır.
Sık Sorulan Sorular
Eşimin kıdem tazminatından pay alabilir miyim?
Kıdem tazminatı, evlilik birliği içinde 01.01.2002 tarihinden sonraki çalışma dönemine isabet ediyorsa edinilmiş mal grubuna girer ve bu kısım üzerinden diğer eşin katılma alacağı hakkı bulunur. Ancak tazminatın tasfiyeye dahil edilebilmesi için boşanma davasının açıldığı tarihte nakden mevcut olması veya bir mala dönüştürülmüş olması zorunludur.
Boşanmada emekli ikramiyesi yarı yarıya mı paylaşılır?
Hayır. Emekli ikramiyesinin tamamı doğrudan paylaşıma konu olmaz. Ödeme tarihindeki yaşam tablosu (TRH 2010) esas alınarak emekli eşin kalan yaşam süresi hesaplanır; boşanma dava tarihinden sonraki döneme isabet eden iradın peşin sermaye değeri kişisel mal sayılarak toplam ikramiyeden düşülür. Kalan tutar edinilmiş mal sayılarak tasfiyede dikkate alınır.
Evlilikten önce başlayan çalışma süresi hesaba katılır mı?
Evlilik öncesine veya 01.01.2002 tarihinden önceki mal ayrılığı dönemine denk gelen çalışma süreleri için hak edilen kıdem tazminatı tutarı çalışanın kişisel malıdır. Çalışma süresi evlilik öncesi ve sonrasına yayılmışsa, çalışma süreleri ve gelir durumuna göre oranlama yapılarak evlilik öncesi pay kişisel mal olarak hesap dışı bırakılır.
Eşimin BES hesabındaki para mal paylaşımına girer mi?
Evet, ancak sistemdeki toplam para değil; primlerin ödendiği mal grubuna göre değerlendirme yapılır. Evlilik içinde edinilmiş mallarla (maaş vb.) ödenen primler edinilmiş mal sayılır. Paylaşıma esas alınacak miktar ise boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla eşin sistemden ayrılması durumunda ödenecek olan iştira bedelidir.
Boşandıktan sonra alınan kıdem tazminatı paylaşılır mı?
Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarihte sona erer. Boşanma dava tarihinden sonraki çalışmaya dayalı kıdem tazminatı kişisel maldır ve tasfiyeye girmez. Ancak boşanma davası tarihi itibarıyla tazminata hak kazanılmış (örneğin 1475 sayılı Kanun m. 14/5 şartları oluşmuş veya işlemler tamamlanmış) ise tahsilat dava sonrasına kalsa dahi o tarihe kadar olan dönem oranlanarak tasfiyeye dahil edilir.
Sonuç olarak; Yargıtay içtihatları çerçevesinde kıdem tazminatı, emekli ikramiyesi ve BES birikimleri yeknesak bir mal grubu olarak kabul edilmemekte; her birinin kendine özgü hak kazanma koşulları, ödeme kaynakları ve kanuni tasfiye rejimleri bulunmaktadır: Kıdem tazminatında; 01.01.2002 sonrası çalışma dönemi oranlaması ile boşanma tarihinde mevcut olma şartı- Emekli ikramiyesinde; TMK m. 228/2 ve TRH 2010 tablosu uyarınca boşanma sonrası dönemin peşin sermaye değeri düşülerek kalan artık değerin hesabı, – BES birikimlerinde ise; primlerin ödendiği kaynak ve boşanma dava tarihindeki net iştira bedeli esas alınmaktadır.
Ankara Aile Hukuku Avukatı – Hukuki Bilgilendirme
Bu makalede yer alan açıklamalar, genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda olayların özellikleri, tarafların hukuki durumları, mevcut deliller ve yürürlükteki mevzuat farklılık gösterebileceğinden her somut olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Av. Akın Özbey, Ankara’da aile hukuku kapsamında boşanma, velayet, nafaka, mal rejiminin tasfiyesi, ziynet alacağı, soybağının reddi ve babalık davaları gibi konularda avukatlık faaliyetini yürütmektedir.
Hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin görüşme ve iletişim için 0537 932 50 50 numaralı telefondan hukuk büromuza ulaşabilirsiniz.
İlgili Hukuki Bilgilendirme Yazıları
Bu makalenin konusuyla bağlantılı diğer hukuki bilgilendirme yazılarına aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz:
Mal Rejiminin Tasfiyesi ve Mal Paylaşımı
Boşanma Davasında Ev Kadınının Emeği Mal Paylaşımını Etkiler mi?






