Eşler arasındaki mal rejimleri, evlilik birliğinin devamı süresince tarafların malları üzerindeki yönetim, yararlanma ve tasarruf yetkilerini belirlediği gibi; evliliğin ölüm veya boşanma gibi sebeplerle sona ermesi hâlinde bu malların nasıl tasfiye edileceğini tayin eden temel hukuki çerçeveyi oluşturur. Mal rejimi kavramı; eşlerin evlenmeden önce sahip oldukları ve evlilik birliği devam ettiği sürece edindikleri mallar üzerindeki hakları, birbirlerine ve üçüncü kişilere karşı sorumlulukları ile evlilik birliği sona erdiğinde bu malların paylaştırılması yönündeki kurallar bütünü şeklinde tanımlanmaktadır. Eşlerin mal rejimi sözleşmesi yapmamaları halinde uygulanacak yasal mal rejimi ile mal ayrılığı rejimi farklı sonuçlar doğurmaktadır. Bu farklılıkların anlaşılması bakımından mal paylaşımı davalarına ilişkin hukuki açıklamalarımız incelenebilir.
Mal Ayrılığı Sözleşmesi Nedir? Yasal Mal Rejimi ile Sözleşmeyle Seçilebilen Mal Rejimleri Arasındaki Fark
4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 202 nci maddesinin güncel metnine göre: “Eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması asıldır. Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kanunda belirlenen diğer rejimlerden birini kabul edebilirler. İlgili konuda verilen kararda; Kanun’un 202/1. maddesinde; eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması asıldır, denilmek suretiyle Türk Hukukunda yasal mal rejimi, edinilmiş mallara katılma rejimi olarak benimsenmiştir.”
Buna karşın mal ayrılığı rejimi, eşlerin malvarlıklarının bağımsızlığını esas alan seçimlik bir rejimdir. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 02.05.2024 tarihli, E. 2023/7665, K. 2024/3041 sayılı ilamına konu olayda noterlikte düzenlenen mal ayrılığı sözleşmesinde taraflarca kabul edildiği aktarılan hükümde şu tespit yer almaktadır: “Bizler aramızda mal ayrılığı rejimini kabul ettik. Her birimiz yasal sınırlar içerisinde, kendimize ait malvarlığı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf hakkı olacaktır.”
Dolayısıyla mal ayrılığı rejiminde her eş, kendisine ait malvarlığı üzerinde bağımsız yönetim ve tasarruf yetkisini korur; bu rejim süresince edinilen mallar bakımından karşı taraf için kanundan doğan otomatik bir artık değere katılma alacağı doğmaz.
Eşler Evlendikten Sonra Mal Ayrılığı Sözleşmesi Yapabilir mi? Evlilik Öncesi ve Evlilik Sırasındaki Sözleşme İmkânları
4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 203 üncü maddesinin güncel metni şu şekildedir: “Mal rejimi sözleşmesi, evlenmeden önce veya sonra yapılabilir. Taraflar, istedikleri mal rejimini ancak kanunda yazılı sınırlar içinde seçebilir, kaldırabilir veya değiştirebilirler.”
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 03.10.2024 tarihli, E. 2023/7024, K. 2024/6794 sayılı ve 19.09.2024 tarihli, E. 2023/626, K. 2024/6099 sayılı kararlarında: “4721 sayılı Kanun’un 203 üncü maddesinin birinci fıkrasında mal rejimi sözleşmesinin evlenmeden önce veya sonra yapılabileceği, tarafların istedikleri mal rejimini ancak kanunda yazılı sınırlar içinde seçebilecekleri, kaldırabilecekleri veya değiştirebilecekleri” açıkça hüküm altına alınmıştır. Eşler hem evlenmeden önce (örneğin nişanlılık evresinde) hem de evlilik akdi kurulduktan sonra herhangi bir zamanda mal ayrılığı sözleşmesi akdedebilirler.
Mal Ayrılığı Sözleşmesi Nasıl Yapılır? Noterde Düzenleme/Onaylama ve Kanuni Şekil Şartları
Mal rejimi sözleşmeleri sıkı şekil şartlarına bağlıdır. Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 03.03.2026 tarihli, E. 2026/1106, K. 2026/1979 sayılı kararında belirtildiği üzere: “Tarafların, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun eşler arası mal rejimini düzenleyen hükümlerine göre evlenmeden önce veya sonra (noterde düzenleme veya onaylama şeklinde) ‘mal rejimi sözleşmesi’ yapıp yapmadıkları, ya da evlenme başvurusu sırasında hangi mal rejimini seçtiklerini yazılı olarak bildirmiş olup olmadıkları” hususunun mahkemelerce araştırılması zorunludur.
Sözleşmenin noterde kanunun aradığı usullere uygun yapılmaması, sözleşmeyi geçersiz kılar.
Mal Ayrılığı Sözleşmesi Önceden Edinilmiş Malları Etkiler mi? Yeni Rejimin Başlangıcı ve Önceki Mal Rejiminin Tasfiyesi
Yargıtay içtihatlarında istikrarlı olarak vurgulandığı üzere, eşler kural olarak geçmişe etkili mal rejimi sözleşmesi yapamazlar. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 03.10.2024 tarihli, E. 2023/7024, K. 2024/6794 sayılı ilamında ifade edildiği üzere: “geçmişe etkili olacak şekilde 4722 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesindeki istisnalar dışında mal rejimi sözleşmesi düzenleyemezler”
Aynı kararda Daire, sözleşmede yer alan geçmişe etkili hükümleri geçersiz saymış; yalnızca sözleşmesindeki sadece sözleşme tarihinden itibaren mal ayrılığı rejiminin uygulanmasına ilişkin düzenleme geçerli kabul edilmiştir.Bu doğrultuda:
Geriye Yürümezlik İlkesi: Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 09.05.2024 tarihli, E. 2023/8945, K. 2024/3327 sayılı kararında aktarılan ilk derece Aile Mahkemesi gerekçesinde belirtildiği üzere, mal ayrılığına ilişkin sözleşmenin geriye doğru yürümeyeceği kabul edilmektedir. Sözleşme öncesinde edinilen mallar, edinildikleri tarihte hangi rejim geçerli idiyse (örneğin yasal edinilmiş mallara katılma rejimi) o rejimin tasfiye kurallarına tabi kalır; katılma alacağı veya değer artış payı hesaplamaları buna göre yapılır.
Önceki Rejimin Sona Ermesi ve Muacceliyet: Eşlerin mal ayrılığı sözleşmesi imzalamaları hâlinde, önceki mal rejimi sözleşme tarihi itibarıyla sona erer. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E. 2023/8945, K. 2024/3327 sayılı kararında aktarılan Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin önceki bozma ilamında; eşlerin noterde düzenleme şeklinde mal ayrılığı sözleşmesi imzalamaları ile önceki rejimin sona ereceği ve bu durumda evlilik devam etse dahi önceki döneme ilişkin tasfiye davasının görülebileceği ifade edilmiştir.
Mahkeme Kararıyla Mal Ayrılığına Geçiş: Eşler anlaşarak sözleşme yapabilecekleri gibi, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 206 ncı maddesi uyarınca haklı bir sebebin varlığı hâlinde eşlerden birinin istemi üzerine hâkim de mal rejiminin mal ayrılığına dönüşmesine karar verebilir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 02.10.2018 tarihli, E. 2016/9822, K. 2018/16651 sayılı kararında belirtildiği üzere:
“Başka bir anlatımla, şahsi hak niteliğindeki mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak hakkının dava konusu yapılabilmesi için muaccel (istenebilir) hale gelmesi gerekir, bu da mal rejiminin sona ermesi ile gerçekleşir.”
“O halde, Mahkemece, taraflar arasındaki mal rejimi, mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hâlinde dava tarihinde sona erdiğinden, davanın esasına girilerek olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.”
Geçmişe Etkili Feragat İstisnası: Taraflar mal ayrılığı sözleşmesi akdederken, önceki rejimin tasfiyesinden doğan haklarından açıkça feragat edebilirler. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.07.2024 tarihli, E. 2023/4396, K. 2024/5365 sayılı kararında; tarafların 10.06.2011 tarihinde imzaladıkları sözleşmeyle tarafların Alman Hukukunun uygulanmasına seçtiklerinin ve işbu sözleşmeyle tarafların mal ayrılığı sözleşmesini seçtikten sonra önceki mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklı haklarından açıkça feragat ettikleri anlaşılmasına göre davanın reddine ilişkin yerel mahkeme kararını onayan Bölge Adliye Mahkemesi kararı uygun bulunmuştur.
Mal Ayrılığı Sözleşmesi Sonradan Değiştirilebilir mi? Yeni Mal Rejimi Seçimi ve Sözleşmenin Geçerliliği
4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 203 üncü maddesi uyarınca eşler, evlilik birliği devam ederken mevcut rejimlerini her zaman kanunda yazılı sınırlar içinde değiştirebilir veya kaldırabilirler. Eşler daha önce mal ayrılığı rejimini seçmiş olsalar dahi, yeniden notere giderek yasal rejim olan edinilmiş mallara katılma rejimini, mal ortaklığını veya paylaşmalı mal ayrılığını seçebilirler.
Nitekim Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 03.11.2014 tarihli, E. 2014/15924, K. 2014/19710 sayılı kararında görüldüğü üzere, daha önce mal ayrılığına tabi olan taraflar, 13.12.2002 tarihinde noterde düzenledikleri sözleşmeyle mal ortaklığı rejimini seçmişlerdir. Ancak yapılacak yeni sözleşme de ileriye etkili sonuç doğurur; kanundaki istisnalar saklı kalmak kaydıyla geçmişe etkili kılınamaz.
Avukatın Gözünden Mal Rejimi Sözleşmesinin Önemi, Uygulamada En Sık Karşılaşılan Sorunlar ve Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
Yargıtay kararlarına yansıyan uyuşmazlıklar ile uygulamada sıklıkla karşılaşılan durumlar ıığında, mal rejimi sözleşmelerinde şu sorunlar ve dikkat edilmesi gereken noktalar öne çıkmaktadır:
Şekil Şartının İhlali (Adi Yazılı Sözleşmeler): Uygulamada eşler aralarında adi yazılı protokol veya tanıklı taahhütnameler tanzim etmektedir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin E. 2015/8276, K. 2015/12830 sayılı kararında belirtildiği gibi noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılmayan belgeler mal rejimi sözleşmesi olarak kabul edilmemektedir.
Geçmişe Etkili Sözleşme Yapma Yanılgısı: Taraflar mal ayrılığı sözleşmesi akdederken evliliğin en başından itibaren geçerli olacağını kararlaştırmaktadır. Oysa Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E. 2023/7024, K. 2024/6794 ve E. 2023/626, K. 2024/6099 sayılı kararlarında altı çizildiği üzere; 4722 sayılı Kanun m. 10 haricinde mal rejimi sözleşmeleri geçmişe etkili düzenlenemez; geçmişe etkili kısımlar geçersiz sayılır ve önceki dönem önceki rejimin kurallarına göre tasfiye edilir.
Anlaşmalı Boşanmada Mal Rejiminin Tasfiyesi ve Feragat Sorunu: Uygulamada anlaşmalı boşanma protokollerine yazılan genel nitelikteki ifadelerin mal rejimini kapsayıp kapsamadığı en sık uyuşmazlık konusudur:

– Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun E. 2024/7, K. 2025/498 sayılı ilamında: Anlaşmada ayrıca yer verilmemişse, tarafların sırf anlaşmalı olarak boşanmış olmaları aralarındaki mal rejimini de tasfiye ettikleri anlamında kabul edilemez. Sözleşmede tasfiyenin hiçbir duraksamaya yer vermeyecek açıklıkta yer alması zorunludur. Duruşmadaki soyut beyanlardan hareketle tasfiyenin yapıldığı kabul edilemez.
– Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 05.06.2012 tarihli, E. 2012/3587, K. 2012/5314 sayılı kararında Yargıtay çoğunluğu:
“Mal rejiminden kaynaklanan istekler boşanmanın eki niteliğinde istekler olmadığından anlaşma ya da protokol, mal rejimlerini de kapsıyor ise bu taktirde taşınır ve taşınmaz mal niteliğinde bulunan katkı payı ya da artık değere konu olan bu tür eşyaların açık bir biçimde tek tek, bentler halinde protokolde yer alması gerekir.”
tespitini yapmış; yalnızca tarafların mal talepleri yoktur ibaresinin tasfiye alacağını engellemeyeceğini belirtmiştir.
– Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 21.02.2024 tarihli, E. 2022/10451, K. 2024/1072 sayılı kararında protokoldeki Malvarlığı talebimizin olmadığına ifadesine rağmen tasfiyenin yapıldığının kabul edilemeyeceği vurgulanmıştır.
– Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20.03.2024 tarihli, E. 2023/7011, K. 2024/1935 sayılı kararında ise davacının duruşmadaki …katkı payı alacağı talebim yoktur… beyanının sadece katkı payı alacağına ilişkin olup artık değere katılma alacağı yönünden de feragat olarak kabul edilmesi mümkün değildir denilmiştir; çünkü feragatin somutlaştırılmış bir hak ile ilgili kayıtsız ve şartsız, herhangi bir kuşkuya yer vermeyecek biçimde açık olması gerekir.
Sık Sorulan Sorular
Evlendikten sonra mal ayrılığı sözleşmesi yapılabilir mi?
Evet. 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 203 üncü maddesi uyarınca mal rejimi sözleşmesi evlenmeden önce yapılabileceği gibi evlendikten sonra da her zaman yapılabilir (Yargıtay 2. HD, E. 2023/7024, K. 2024/6794; Yargıtay 2. HD, E. 2023/7390, K. 2024/6796).
Mal ayrılığı sözleşmesi noter olmadan geçerli olur mu?
Hayır. Mal rejimi sözleşmesinin noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılması (ya da evlenme başvurusu sırasında yazılı olarak bildirilmesi) kanuni geçerlilik şartıdır. Tarafların kendi aralarında adi yazılı şekilde tanzim ettikleri belgeler mal rejimi sözleşmesi niteliği kazanmaz ve hüküm doğurmaz (Yargıtay 6. CD, E. 2026/1106, K. 2026/1979; Yargıtay 8. HD, E. 2015/8276, K. 2015/12830).
Mal ayrılığı sözleşmesi varsa eşim evimden pay alabilir mi?
Kural olarak mal ayrılığı rejiminde kimin adına kayıtlı ise mülkiyet ve tasarruf yetkisi o eştedir. Diğer eşin artık değere katılma alacağı hakkı doğmaz. Ancak diğer eş, evin alımına veya tadilatına kişisel malından somut maddi bir katkı sağladığını ispatlarsa katkı payı veya değer artış payı alacağı talep edebilir. İspatlayamazsa talebi reddedilir (Yargıtay 2. HD, E. 2023/7390, K. 2024/6796; Yargıtay 2. HD, E. 2023/7665, K. 2024/3041). Ayrıca tanınan bu hak ayni (mülkiyet) değil şahsi alacak hakkıdır (Yargıtay 2. HD, E. 2023/626, K. 2024/6099).
Sözleşmeden önce alınan mallar nasıl paylaşılır?
Mal ayrılığı sözleşmesi kural olarak geriye yürümez. Dolayısıyla sözleşmenin imzalanmasından önce edinilmiş olan mallar, o tarihte eşler arasında hangi mal rejimi geçerli idiyse (örneğin 01.01.2002 sonrası yasal rejim olan edinilmiş mallara katılma rejimi) o rejimin kurallarına göre tasfiye edilir ve artık değere katılma veya değer artış payı hesaplanır (Yargıtay 2. HD, E. 2023/8945, K. 2024/3327; Yargıtay 2. HD, E. 2023/7024, K. 2024/6794). Ancak sözleşmede önceki döneme ait tasfiye haklarından açıkça feragat edilmişse bu feragat geçerli kabul edilir (Yargıtay 2. HD, E. 2023/4396, K. 2024/5365).
Mal ayrılığı sözleşmesi sonradan iptal edilebilir mi?
Sözleşmenin geçersizliği veya iptali ileri sürülüyorsa bunun için iptal davası açılması gerekir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E. 2023/7665, K. 2024/3041 sayılı kararında belirtildiği üzere; tarafça usulüne uygun bir iptal davası açılmadığı müddetçe noterde tanzim edilen mal ayrılığı sözleşmesi geçerliliğini ve bağlayıcılığını korur.
Sonuç olarak; Yargıtay içtihatları doğrultusunda mal ayrılığı sözleşmesi, evlilik öncesinde veya evlilik birliği devam ederken noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılabilen, ileriye etkili hüküm ifade eden ve her eşin kendi malvarlığı üzerindeki bağımsızlığını koruyan bir sözleşmedir. Sözleşme öncesi edinilen malların tasfiye hakkı saklı kalmakta, mal ayrılığı döneminde edinilen mallar için ise ancak ispatlanabilmesi kaydıyla katkı payı alacağı talep edilebilmektedir.
Ankara Aile Hukuku Avukatı – Hukuki Bilgilendirme
Bu makalede yer alan açıklamalar, genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda olayların özellikleri, tarafların hukuki durumları, mevcut deliller ve yürürlükteki mevzuat farklılık gösterebileceğinden her somut olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Av. Akın Özbey, Ankara’da aile hukuku kapsamında boşanma, velayet, nafaka, mal rejiminin tasfiyesi, ziynet alacağı, soybağının reddi ve babalık davaları gibi konularda avukatlık faaliyetini yürütmektedir.
Hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin görüşme ve iletişim için 0537 932 50 50 numaralı telefondan hukuk büromuza ulaşabilirsiniz.
İlgili Hukuki Bilgilendirme Yazıları
Bu makalenin konusuyla bağlantılı diğer hukuki bilgilendirme yazılarına aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz:
Mal Rejiminin Tasfiyesi ve Mal Paylaşımı
Boşanma Davasında Ev Kadınının Emeği Mal Paylaşımını Etkiler mi?






