Boşanma Davası Reddedildikten Sonra 1 Yıl Geçerse Yeniden Boşanma Davası Açılabilir mi?

Türk Medeni Kanunu kapsamında boşanma davaları, kanunda sayılan özel ve genel sebeplere dayanılarak açılabilmektedir. Taraflar arasında açılan bir boşanma davasının reddedilmesi halinde, evlilik birliğinin hukuken devam etmesine karşın fiilen ortak hayatın sürdürülememesi durumu uygulamada sıklıkla karşılaşılmaktadır. Bu kapsamda kanun koyucu, reddedilen bir davanın ardından tarafların bir araya gelememesi halini bağımsız bir boşanma sebebi olarak düzenlemiştir.

Ortak Hayatın Yeniden Kurulamaması Nedeniyle Boşanma Nedir?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 18.01.2023 tarihli, 2022/9700 E. ve 2023/310 K. sayılı kararında belirtildiği üzere: “Dava, 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesinde düzenlenen fiili ayrılık sebebine dayalı boşanma davası olup uyuşmazlık bu davanın kabulü şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır”

Bu dava türü, eşler arasında daha önce herhangi bir sebebe dayanılarak açılmış bir boşanma davasının reddedilip kesinleşmesinden sonra, yasal süre boyunca ortak hayatın yeniden tesis edilememesi esasına dayanır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 25.09.2024 tarihli, 2024/6039 E. ve 2024/6404 K. sayılı ilamında, “4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca boşanmaya karar verilebilmesi için davanın esasa ilişkin bir sebepten reddedilmiş olmasının arandığı” vurgulanarak, dayanak davanın esastan reddedilmiş olması gerektiği ifade edilmiştir.

Boşanma Davası Reddedildikten Sonra Ne Kadar Beklemek Gerekir?

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin dördüncü fıkrasında 7532 sayılı Kanun ile (Resmî Gazete: 27.11.2024) önemli bir değişiklik yapılmıştır. İlgili fıkranın güncel kanuni metni şu şekildedir: “Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.”

Değişiklik öncesindeki eski düzenlemede fiilî ayrılık süresi üç yıl olarak uygulanmaktaydı. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 15.02.2022 tarihli, 2021/7752 E. ve 2022/1305 K. sayılı kararında yer verilen mülga kanun metninde, “Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.” hükmü yer almaktaydı. Güncel mevzuat uyarınca ret kararının kesinleşmesinden itibaren beklenmesi gereken yasal fiilî ayrılık süresi bir yıl olarak belirlenmiştir.

Bir Yıllık Süre Ne Zaman Başlar?

Kanunda öngörülen sürenin başlangıcı, ilk derece mahkemesinin ret kararını verdiği tarih değil, bu kararın kanun yollarından geçerek veya sürelerin dolmasıyla kesinleştiği tarihtir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 01.11.2010 tarihli, 2009/16280 E. ve 2010/18015 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere: “Önceki ret kararının kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmedikçe dava açılamaz”

Aynı kararda mahkeme yazı işleri veya taraflarca yapılan hatalı şerhlere ilişkin olarak, “Boşanma davasının reddine ilişkin kararda kesinleşme tarihinin yanılgı sonucu 25.10.2005 olarak gösterilmiş bulunması, davacıya hak sağlamaz” tespitinde bulunulmuştur. Dolayısıyla sürenin başlangıcında fiilî ret tarihi değil, kesinleşme tarihi esas alınır.

Bir Yıl İçinde Tekrar Bir Araya Gelmek Süreyi Etkiler mi?

Fiilî ayrılık süresi içinde tarafların ortak hayatı yeniden kurmak amacıyla bir araya gelmeleri halinde yasal şart ortadan kalkmaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 18.11.2025 tarihli, 2025/2404 E. ve 2025/9853 K. sayılı kararında, yerel mahkemece davanın kabul edilmesine karşın dosya incelendiğinde; “yapılan yargılama, toplanan deliller ve dinlenin tanık beyanlarından 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesinin dördüncü fıkrası koşullarının oluşmadığı, taraflar arasında üç yıllık süre içinde ortak hayatın yeniden kurulduğu anlaşılmakla davacı-davalı erkek tarafından açılan asıl davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir” şeklinde hüküm kurularak, bekleme süresinde ortak hayatın yeniden tesis edilmesinin boşanma davasının reddini gerektirdiği ortaya konmuştur.

Yeni Davada Kusur İspatlamak Gerekir mi?

Ortak hayatın kurulamaması sebebiyle açılan davada, boşanma kararı verilebilmesi için tarafların kusur durumunun araştırılmasına gerek bulunmamaktadır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 05.02.2018 tarihli, 2016/10796 E. ve 2018/1306 K. ile 30.04.2015 tarihli, 2014/23030 E. ve 2015/8976 K. sayılı kararlarında açıkça ifade edildiği üzere: “Boşanma kararı verilebilmesi için eşlerin kusur durumlarının araştırılması söz konusu değildir”

Aynı doğrultuda Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 08.05.2024 tarihli, 2024/2901 E. ve 2024/3268 K. sayılı kararında, “Bakırköy 5. Aile Mahkemesinin 2013/755 esas, 2015/265 karar sayılı dosyasında verilen kararın 28.04.2016 tarihinde kesinleşmesinden sonra 3 yıllık fiili ayrılık süresinin dolduğu ve evlilik birliğinin yeniden kurulamadığı, bu davanın kusur değerlendirmesi yapılmadan boşanma yönünden karar verilmesi gerektiği” belirtilmiştir. Buna karşılık kusur belirlemesi, boşanmanın mali sonuçları ve fer’îleri açısından önem taşımaktadır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 08.11.2023 tarihli, 2023/2437 E. ve 2023/5264 K. sayılı kararında, “fiili ayrılık nedeniyle kanuni şartların oluşmasının boşanma kararı verilmesi için yeterli olduğu, kusur belirlemesinin ise boşanmanın fer’îleri yönünden önemli olduğu” tespit edilmiştir.

Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 14.02.2024 tarihli, 2023/4076 E. ve 2024/845 K. sayılı kararında, “fiili ayrılık döneminde davalı kadına atfı kabil bir kusurun varlığı ispatlanamadığından boşanma davası açarak boşanma sebebi oluşturan, birlik görevlerini yerine getirmeyen, çocukların ihtiyaçlarıyla ilgilenmeyen davacı erkeğin tam kusurlu olması nedeniyle davacı kadın lehine maddî tazminata hükmedilmesinin doğru olduğu” hükme bağlanmıştır.

Davayı Hangi Eş Açabilir?

Türk Medeni Kanunu’nun 166/4. maddesi gereğince dava, önceki davayı açan veya aleyhine dava açılan ayrımı olmaksızın eşlerden herhangi biri tarafından açılabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27.04.2023 tarihli, 2023/289 E. ve 2023/2002 K. sayılı kararında, “ilk davanın ret nedeninin önemli olmadığı gibi ortak hayatın yeniden kurulamamasının nedeninin de bir önemi bulunmadığı” belirtilerek, ilk davada kusurlu bulunan veya davası reddedilen tarafın dahi yasal şartlar oluştuktan sonra dava açabileceği kabul edilmiştir.

Yargıtay ve Güncel Anayasa Mahkemesi Uygulaması

Yargıtay içtihatlarında fiilî ayrılığa dayalı davaların incelenmesinde; ret kararının kesinleşmesi, kanuni sürenin dolması ve ortak hayatın kurulamamış olması olguları temel ölçüt olarak alınmaktadır. Araştırma dosyası kapsamında Anayasa Mahkemesi’nin TMK 166/4 hükmüne ilişkin müstakil bir iptal kararı metni bulunmamakla birlikte, kanun koyucu tarafından 7532 sayılı Kanun ile (RG: 27.11.2024) yapılan düzenlemeyle bekleme süresi üç yıldan bir yıla indirilerek mevzuat güncellenmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 19.11.2024 tarihli, 2024/1799 E. ve 2024/8792 K. sayılı kararında da işaret edildiği üzere: “kanunda düzenlenen ‘özel’ ve ‘genel’ boşanma sebeplerine dayalı olarak ayrı ayrı boşanma davası açılabileceği gibi; aynı boşanma davasında birden fazla hukuki sebebe dayanılarak boşanma talep edilebileceği” hukuken geçerliliğini korumaktadır.

Avukatın Gözünden Reddedilen Boşanma Davalarından Sonraki Süreç

İlk davanın reddedilmesinden sonraki süreçte tarafların hukuki statüleri evli olarak devam eder. Boşanmanın gerçekleşebilmesi için yasal bekleme süresinin eksiksiz dolması gerekmektedir. Süre dolmadan önce açılacak davalar dava şartı yokluğu sebebiyle reddedilme riski taşır. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 06.06.2023 tarihli, 2023/2481 E. ve 2023/2934 K. sayılı kararında koşulların varlığı titizlikle denetlenmiş, dava şartı oluşmadığı takdirde ilk derece mahkemelerince “erkeğin fiili ayrılığa dayalı davası şartları oluşmadığından reddine” karar verilebildiği, şartların oluştuğunun saptanması durumunda ise davanın kabulü gerektiği belirtilmiştir.

Uygulamada En Sık Karşılaşılan Sorunlar

Kesinleşme Tarihinin Yanlış Hesaplanması: Karar tarihi ile kesinleşme tarihinin karıştırılması veya kesinleşme şerhindeki maddi hataların varlığı.

Esastan Ret Şartının İhlali: Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/6039 E., 2024/6404 K. sayılı ilamında belirtilen esastan ret koşuluna dikkat edilmeyerek usulden reddedilen dosyalara dayanılarak dava açılması.

Boşanma Davası Reddedildikten Sonra 1 Yıl Geçerse Yeniden Boşanma Davası Açılabilir mi?

Barışma ve Bir Araya Gelme İddiaları: Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2025/2404 E., 2025/9853 K. sayılı kararında görüldüğü üzere, süre içerisinde ortak yaşamın yeniden tesis edildiğinin tanık ve delillerle ispatlanması halinde davanın reddedilmesi.

Kusursuzluk Yanılgısı: Boşanma için kusur aranmasa dahi, nafaka ve tazminat gibi fer’î taleplerde ilk dosyadaki ve ayrılık sürecindeki kusurların tazminat sorumluluğu doğurması (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2023/4076 E., 2024/845 K.).

Bir Yıllık Sürede Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Kesinleşme şerhinin usulüne uygun şekilde kesinleşip kesinleşmediği mahkeme dosyasından teyit edilmelidir. Bu süre zarfında tarafların evlilik birliğini devam ettirme amacıyla bir araya gelmemiş olması tanık, adres kayıtları ve sair delillerle ispatlanabilir olmalıdır. Ayrılık döneminde eşlerin sadakat ve birlik yükümlülüklerine aykırı fiilî tutumlarının, açılacak davada tazminat ve nafaka taleplerine etki edeceği göz önünde bulundurulmalıdır.

Sık Sorulan Sorular

Boşanma davam reddedildi, ne zaman yeniden dava açabilirim?

Dayanak boşanma davasının esastan reddine dair kararın kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl geçtikten sonra ortak hayat yeniden kurulamamışsa yeniden boşanma davası açılabilir. Ayrıca boşanma davasından feragata yönelik yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.

Fiilî ayrılık süresi hâlâ üç yıl mı?

Hayır. Türk Medeni Kanunu’nun 166/4. maddesinde 7532 sayılı Kanun ile (RG: 27.11.2024) yapılan değişiklik uyarınca bu süre bir yıl olarak belirlenmiştir. Eski Yargıtay kararlarındaki üç yıllık süre atıfları ilgili tarihteki mevzuat hükmünü yansıtmaktadır.

Bir yıllık süre karar tarihinden mi kesinleşme tarihinden mi başlar?

Süre, mahkemenin karar verdiği tarihten değil, ret hükmünün kesinleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Boşanma kararının kesinleşmesine yönelik makalemize buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

İlk davada kusurlu olmam yeni dava açmama engel olur mu?

Hayır. Boşanma kararı verilebilmesi açısından eşlerin kusur durumlarının araştırılması gerekmemektedir. Ancak kusur tespiti, tazminat ve nafaka talepleri bakımından hükme esas alınır.

Bir yıl ayrı yaşamak tek başına boşanmak için yeterli midir?

Tek başına ayrı yaşamak yeterli değildir; taraflar arasında daha önce açılıp esastan reddedilmiş ve kesinleşmiş bir boşanma davasının bulunması ve bu kesinleşmeden sonra ortak hayatın kurulamamış olması şarttır.

Sonuç olarak; Türk Medeni Kanunu m. 166/4 gereğince, reddedilen boşanma davasının kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmesi ve bu süre zarfında ortak hayatın yeniden tesis edilememesi halinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Boşanma yönünden kusur araştırması yapılmaksızın davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, tarafların kusur durumları boşanmanın fer’î sonuçları yönünden bağlayıcılığını korumaktadır.

Ankara Aile Hukuku Avukatı Desteği

Ortak hayatın kurulamaması nedenine dayalı boşanma davalarında ret kararının esastan olması, kesinleşme tarihinin doğru tespiti ve bir yıllık bekleme süresinde ortak hayatın kurulmadığının ispatlanması usuli ve esasi önem taşır.

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her aile hukuku uyuşmazlığının kendine özgü şartları bulunduğundan somut olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Av. Akın Özbey olarak uzun yıllardır Ankara ilinde avukat olarak hizmet vermekteyiz. Boşanma davası, mal paylaşımı davası, ziynet alacağı davası, velayet davası, nafaka davası, soybağının reddi davası ve babalık davası gibi Aile Hukuku kaynaklı konularda müvekkillerimize hukuki destek sağlamaktayız.

Ankara’da aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarınız uzman ve deneyimli kadromuz ile profesyonel destek alarak dava sürecinizi alanında uzman bir avukatla yürütmek için hukuk büromuzla 0537 932 50 50 numaralı hattımız üzerinden iletişime geçebilirsiniz.

Ankara boşanma davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Ankara velayet davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Ankara Mal Rejiminin Tasfiyesi yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Ankara Nafaka Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Ankara Aile Hukuku yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Ankara Babalık Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Ankara Soybağının Reddi Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Benzer Yazılar

WhatsApp Telefonla Ara
WhatsApp

Av. Akın ÖZBEY sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin