Velayet Sahibi Anne veya Baba Ölürse Çocuğun Velayeti Kime Geçer?

Velayet hakkı, ergin olmayan çocuğun şahsının ve malvarlığının korunması, gözetimi ve temsil edilmesi amacıyla anne ve babaya tanınmış kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 336. maddesinin güncel metnine göre: “Evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velâyeti birlikte kullanırlar. Ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hâli gerçekleşmişse hâkim, velâyeti eşlerden birine verebilir. Velâyet, ana ve babadan birinin ölümü hâlinde sağ kalana, boşanmada ise çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir.”

Evlilik birliği sürerken eşlerden birinin ölümü hâlinde velayet kendiliğinden sağ kalan eşe ait olurken; boşanma ilamıyla velayet kendisine bırakılmış olan ebeveynin vefat etmesi durumunda hukuki süreç farklı işlemekte, velayet doğrudan sağ kalan diğer ebeveyne intikal etmemektedir. –

Velayet Sahibi Ebeveynin Ölümü Velayeti Nasıl Etkiler?

Velayet hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olduğu için velayet hakkı sahibi ebeveynin ölümüyle birlikte bu yetki sona erer. Boşanma neticesinde velayet kendisine bırakılan ebeveynin ölmesi durumunda çocuk yasal temsilcisiz kalma riskiyle karşılaşır. Velayet sahibi ebeveynin ölümü, velayet ilişkisinin doğrudan diğer tarafa geçmesini sağlamaz; çocuğun menfaatleri doğrultusunda yeni bir adli ve hukuki değerlendirme yapılmasını zorunlu kılar.

Sağ Kalan Ebeveynin Durumu, Mahkeme Kararı ve Çocuğun Üstün Yararı

Boşanma kararıyla velayeti tek başına üstlenmiş olan ebeveynin vefatı hâlinde velayet sağ kalan eşe otomatik olarak geçmez. Yargıtay kararlarında bu ilke istikrarlı şekilde vurgulanmaktadır: “Çocuğun velayeti boşanma kararı ile eşlerden birine verildikten sonra bu eşin ölümüyle velayet kendiliğinden sağ kalan diğer eşe geçmez.”

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/8297 Esas, 2024/8680 Karar sayılı ve 18.11.2024 tarihli kararında açıklandığı üzere:”Böyle bir durumda; hakim kararıyla velayetin diğer ebeveyne verilmesi veya velayetin sağ kalan ebeveyne verilmesi uygun bulunmadığı taktirde; çocuğa vasi atanmak üzere vesayet makamına ihbarda bulunulması gerekir.” Bu incelemede gözetilmesi gereken temel ölçüt çocuğun üstün menfaatidir.

Sağ kalan ebeveynin velayeti üstlenmeye engel bir hâlinin bulunup bulunmadığı araştırılmadan velayet doğrudan kendisine intikal etmiş sayılamaz. Ancak evlilik birliği devam ederken gerçekleşen ölümlerde durum farklıdır; örneğin babanın ölümü sebebiyle yasa gereği velâyet hakkının davalı anneye kaldığı kabul edilmektedir.

Sağ Kalan Ebeveyn Velayeti Almak İstemiyorsa Ne Olur?

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 336/3. fıkrasında; velâyetin, ana ve babadan birinin ölümü hâlinde sağ kalana, boşanmada ise çocuğun kendisine bırakılan tarafa ait olacağı; 404/1. fıkrasında ise; velâyet altında bulunmayan her küçüğün vesayet altına alınacağı düzenlenmiştir. Vesayet hakkındaki hükümler kamu düzenine ilişkin olup, aslolan ergin olmayan çocukların velayet altında bulunmasıdır.

Sağ kalan ebeveyn velayeti almak istemediğinde veya talepte bulunmadığında süreç vesayet makamı (Sulh Hukuk Mahkemesi) tarafından yürütülür. Nitekim Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 2014/854 Esas, 2014/7925 Karar sayılı bozma ilamında mahkemenin izlemesi gereken yol şöyle gösterilmiştir:

“Bu nedenle mahkemece sağ olan babanın beyanı alınarak, onun tarafından velayetin kendisine verilmesi yönünde dava açılması halinde sonucunun beklenmesi, velayeti baba talep etmediği takdirde eldeki davanın sonuca bağlanması gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru görülmemiştir.”

Çocuğun Sağ Kalan Ebeveynle Yaşaması Sakıncalıysa Ne Yapılır?Koruma Tedbirleri ve Çocuğun Güvenliği

Sağ kalan ebeveynin velayeti talep etmesi her durumda velayetin ona verileceği anlamına gelmez. Sağ kalan ebeveynin velayet görevini yerine getirmesini engelleyen durumların bulunması veya çocuğun bu ebeveynle yaşamasının çocuğun bedensel ve ruhsal gelişimini tehlikeye sokacak olması hâlinde velayet tevdi edilmez.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/8297 Esas, 2024/8680 Karar sayılı ve 18.11.2024 tarihli ilamında, velayet sahibi annenin vefatı sonrasında babanın velayeti üstlenmesine engel bir durumun bulunup bulunmadığının yeni bir sosyal inceleme raporuyla araştırılması gerektiği; engel bir durum saptanması hâlinde ise çocuğa vasi atanmak üzere vesayet makamına ihbarda bulunulması gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Evlilik dışı doğan çocuklarda da benzer koruma esastır. Türk Medeni Kanunu’nun 337. maddesinin güncel metninde düzenlendiği üzere: “Ana ve baba evli değilse velâyet anaya aittir.Ana küçük, kısıtlı veya ölmüş ya da velâyet kendisinden alınmışsa hâkim, çocuğun menfaatine göre, vasi atar veya velâyeti babaya verir.”

Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2016/24197 Esas, 2017/2117 Karar sayılı ilamında TMK m. 337/2 hükmü uyarınca annesi vefat eden tanınmış çocuğun velayetinin babaya verilmesine engel durum bulunmadığı tespit edilerek velayet babaya verilmiştir; buna karşın sakınca bulunması durumunda hâkim çocuğun menfaatine göre vasi atama yoluna gidecektir.

Velayet ve Vesayet Sürecinde Çocuğun Görüşü Alınır mı? Yaş ve İdrak Gücüyle Birlikte Uzman Değerlendirmesi

Velayet düzenlemesi kamu düzenine ilişkin olup yargılama aşamasında meydana gelen olayların dahi göz önünde bulundurulması gerekir. Bu kapsamda, idrak çağında bulunan çocuğun görüşünün alınması zorunludur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/8381 Esas, 2023/5844 Karar sayılı ve 30.11.2023 tarihli kararında, yargılama sürecinde idrak çağına ulaşan çocuğun durumu gözetilerek: “idrak çağında olan çocuğun beyanı da alınmak sureti ile” uzman heyetinden sosyal inceleme raporu alınıp değerlendirme yapılması gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/2251 Esas, 2024/10165 Karar sayılı ve 19.12.2024 tarihli kararında uzman raporuna atıfla, idrak çağındaki çocuğun “velâyetinin babaya verilmesini istediği” ve “alıştığı çevre ve düzende kalmayı istediği ve babanın yanında kalmasının çocuğu rahatlatacağının bildirildiği” tespit edilmiş, çocuğun tercihi ve üstün yararı doğrultusunda karar verilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Özetle velayet sahibi ebeveynin ölümü halinde çocuğun hukuki durumunun belirlenmesinde velayet hakkının kapsamı ve çocuğun üstün yararı birlikte değerlendirilmelidir.

Yargıtay Uygulamasında Velayet Sahibi Ebeveynin Ölümü

Yargıtay içtihatlarında, velayet sahibi ebeveynin vefatı sonrasında velayet ve vesayet ilişkisinin nasıl yürütüleceğine dair ilkeler açıkça çizilmiştir:

Aslolanın Velayet Olması: Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2017/2446 Esas, 2017/10594 Karar sayılı ve 13.09.2017 tarihli kararında ve 2017/7815 Esas, 2018/633 Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere “aslolan velayet” kurumudur. Çocuğun vesayet altına alınmasındansa velayet altında bulunması asıldır.

Velayet Davasının Önceliği: Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2025/2183 Esas, 2025/6791 Karar sayılı ve 02.07.2025 tarihli kararında: “Çocuğun yüksek yararı gereğince asıl olanın velayet düzenlemesi olduğu, öncelikle velayet davasının karara bağlanmasının gerektiği;” belirtilmiştir.

Vesayetin Kaldırılması Prosedürü: Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2022/2999 Esas, 2022/5186 Karar sayılı ve 31.05.2022 tarihli ilamında, yargılama sırasında çocuk vesayet altına alınmışsa, “vesayete ilişkin kesinleşmiş bu karar usulüne uygun biçimde kaldırılmadan, velayet hususunda karar verilmesi olanaksız hale gelmiştir” değerlendirmesi yapılmış; anneye vesayetin kaldırılması davası açması için süre verilmesi gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur. Benzer şekilde Yargıtay 8. Hukuk Dairesi de 2017/7815 Esas, 2018/633 Karar sayılı ilamında Aile Mahkemesindeki velayet davası sonuçlanmadan vesayetin kaldırılması talebinin reddedilmesini hatalı bularak kararı bozmuştur.

Görevli Mahkeme: Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2015/4555 Esas, 2015/3262 Karar sayılı ve 17.04.2015 tarihli ilamında, velayet sahibi babanın vefatından sonra velayetin anneye verilmesi talebinde “velayet hükümlerinin tartışılması gerekecektir.” denilerek davanın Aile Mahkemesinde görülmesi gerektiği belirtilmiş ve aile mahkemesi yargı yeri olarak belirlenmiştir.

Avukatın Gözünden Ebeveyn Kaybı Sonrası Çocuğun Hukuki Durumu

Uygulamada bir ebeveynin kaybı, özellikle velayeti tek başına kullanan boşanmış ebeveynin ölümü hâlinde, çocuğun hukuki temsilinde geçici bir belirsizlik ve temsil boşluğu doğurmaktadır. Velayet hakkı askıda kaldığından, çocuğun miras işlemlerinin yürütülmesi, okul ve idari kayıtlarının yapılması, sağlık kararlarının alınması gibi durumlarda hukuki adımların gecikmeksizin atılması şarttır.

Uygulamada En Sık Karşılaşılan Sorunlar

Velayet Sahibi Anne veya Baba Ölürse Çocuğun Velayeti Kime Geçer?

Doğrudan İntikal Yanılgısı: Sağ kalan ebeveynin, nüfus müdürlüğüne başvurarak velayeti otomatik olarak üzerine alabileceğini düşünmesi ve dava açmaması sebebiyle bürokratik engellerle karşılaşılması.

Görevsiz Mahkemede Dava Açılması: Velayet tevdi taleplerinin Sulh Hukuk Mahkemesine veya vesayet makamına yöneltilmesi; oysa velayete ilişkin taleplerin Aile Mahkemesinin görev alanına girmesi.

Akrabaların Velayet Talebinde Bulunması: Dede, nine veya amca gibi akrabaların çocuk adına doğrudan velayet davası açarak velayetin kendilerine verilmesini talep etmesi; kanunen akrabalara velayet verilemeyeceğinin bilinmemesi.

Vesayet ile Velayet Davaları Arasındaki Uyuşmazlıklar: Sulh Hukuk Mahkemesince kesinleşmiş bir vesayet kararı tesis edilmişken, bu karar usulünce kaldırılmadan veya sonuç beklenmeden Aile Mahkemesince velayet kararı verilmeye çalışılması.

Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Yetkili ve Görevli Mahkeme: Sağ kalan ebeveynin velayeti alabilmesi için yerleşim yeri Aile Mahkemesinde velayetin tevdii davası açması gerekir.

Vesayet Makamı ile Koordinasyon: Sulh Hukuk Mahkemesinde derdest bir vesayet dosyası bulunuyorsa, Aile Mahkemesinde açılan velayet davası bekletici mesele yapılmalı; vesayet kesinleşmişse kaldırılması için gerekli yasal prosedür işletilmelidir.

Uzman Raporu ve Sosyal İnceleme: Mahkemece çocuğun mevcut yaşam ortamı, sağ kalan ebeveynin maddi ve manevi koşulları uzman pedagog ve psikologlar aracılığıyla sosyal inceleme raporuna bağlanmalıdır.

İdrak Çağındaki Çocuğun Dinlenilmesi: İdrak gücüne sahip çocuğun beyanı bizzat mahkeme veya uzman huzurunda alınmalıdır.

Sık Sorulan Sorular

Velayeti annede olan çocuk anne ölürse babaya mı verilir?

Velayet doğrudan ve otomatik olarak babaya geçmez. Velayet annenin ölümüyle askıda kalır. Babanın Aile Mahkemesine başvurarak velayetin kendisine tevdi edilmesini talep etmesi gerekir. Mahkemece çocuğun üstün yararı ve babanın velayet görevini yapmaya engel bir durumunun bulunup bulunmadığı araştırılarak uygun görülürse velayet babaya verilir.

Velayet sahibi baba ölürse çocuk kimin yanında kalır?

Boşanma ilamıyla velayet babadayken baba vefat ederse, velayet kendiliğinden anneye geçmez. Anne velayetin kendisine verilmesi için Aile Mahkemesinde dava açmalıdır. Bu süreçte çocuğun fiilen kimin yanında kaldığı ve alıştığı çevre uzmanlarca değerlendirilir; velayet davası sonuçlanana kadar çocuk temsilcisiz bırakılmaz.

Dede veya nine çocuğun velayetini alabilir mi?

Hayır. Yargıtay içtihatları gereğince velayet hakkı münhasıran anne veya babaya tanınan bir hak olup, evlat edinme hâli hariç anne ve baba dışında hiç kimseye tevdi olunamaz. Dede veya nine ancak koşulları varsa Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından çocuğa vasi olarak atanabilir.

Sağ kalan ebeveyn çocuğa bakamayacak durumdaysa ne olur?

Sağ kalan ebeveynin velayeti üstlenmeye engel bir durumu varsa (örneğin cezaevinde bulunması, velayet görevini ihmal etmesi, çocuğun gelişimini tehlikeye sokacak yaşam tarzı) veya velayeti almak istemezse, Aile Mahkemesi velayet talebini reddeder ve vesayet makamı olan Sulh Hukuk Mahkemesine ihbarda bulunarak çocuğa bir vasi atanmasını sağlar.

Velayet sahibi ebeveyn ölünce yeniden dava açmak gerekir mi?

Evet. Evlilik birliği boşanma ile sona ermiş ve velayet vefat eden eşe bırakılmışsa, velayet sağ kalan eşe doğrudan geçmediğinden, sağ kalan ebeveynin Aile Mahkemesinde velayetin tevdii davası açması zorunludur.

Sonuç olarak; Türk Medeni Kanunu ve yerleşik Yargıtay uygulaması uyarınca, boşanma sonrasında velayet hakkı kendisine bırakılmış olan anne veya babanın ölümü hâlinde velayet kendiliğinden diğer ebeveyne geçmemekte; askıda kalmaktadır. Çocuğun hukuk düzeni içerisinde korunmasında aslolan velayet kurumudur. Bu nedenle sağ kalan ebeveyne velayet davası açma imkânı tanınmalı ve çocuğun üstün yararı gözetilerek velayetin verilip verilmeyeceği karara bağlanmalıdır. Sağ kalan ebeveynin bulunmadığı, velayeti istemediği veya velayeti üstlenmesinin çocuğun güvenliği ve menfaati açısından sakıncalı bulunduğu hâllerde ise vesayet hükümleri işletilerek sulh hukuk mahkemesince çocuğa bir vasi atanması gerekmektedir. Akrabalara velayet verilmesi kanunen mümkün olmayıp, akrabalar ancak vasi tayin edilerek çocuğun bakım ve temsilini üstlenebilmektedir.

Ankara Aile Hukuku Avukatı – Hukuki Bilgilendirme

Bu makalede yer alan açıklamalar, genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda olayların özellikleri, tarafların hukuki durumları, mevcut deliller ve yürürlükteki mevzuat farklılık gösterebileceğinden her somut olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Av. Akın Özbey, Ankara’da aile hukuku kapsamında boşanma, velayet, nafaka, mal rejiminin tasfiyesi, ziynet alacağı, soybağının reddi ve babalık davaları gibi konularda avukatlık faaliyetini yürütmektedir.

Hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin görüşme ve iletişim için 0537 932 50 50 numaralı telefondan hukuk büromuza ulaşabilirsiniz.

İlgili Hukuki Bilgilendirme Yazıları

Bu makalenin konusuyla bağlantılı diğer hukuki bilgilendirme yazılarına aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz:

Ankara Boşanma Avukatı

Ankara Velayet Davaları

Çocuğun Üstün Yararı İlkesi

Ankara Aile Hukuku

Benzer Yazılar

WhatsApp Telefonla Ara
WhatsApp

Av. Akın ÖZBEY sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin