Nafaka borçlusunun işsiz kalması, mahkeme ilamıyla veya onaylanan protokolle hüküm altına alınmış mevcut nafaka ödeme yükümlülüğünü kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Tarafların sosyal ve mali koşullarında zaman içinde meydana gelen esaslı değişiklikler, nafakanın hakkaniyete uygun olarak azaltılması veya kaldırılması talebiyle dava açılmasına dayanak teşkil edebilir. Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.11.2023 tarihli kararında da (E. 2022/1204, K. 2023/1187) yoksulluk nafakası yönünden “nafaka talep edilen eşin de nafaka ödeyebilecek ekonomik gücünün bulunması gerekmektedir” ilkesi kabul edilmiş ve nafakanın “hiçbir surette nafaka yükümlüsüne yükletilen bir ceza veya tazminat niteliğinde olmamalıdır” tespiti yapılmıştır.
1. İşsiz Kalmak Nafaka Ödeme Yükümlülüğünü Sona Erdirir mi?
İşsiz kalınması, borçlunun nafaka borcunu kendiliğinden sona erdirmez. Hukuk Genel Kurulunun 14.11.2019 tarihli kararında (E. 2017/1013, K. 2019/1180), yoksulluk nafakasının uyarlanması bakımından “borçlunun mali gücünün bulunmaması durumunda nafakanın kaldırılmasına da hükmedilebilecektir.” denilmiş ve direnme kararı onanmıştır; ancak bu karar işsizliğin yükümlülüğü otomatik olarak bitireceğini ifade etmemektedir.
Özellikle iştirak nafakası söz konusu olduğunda yüksek mahkeme yaklaşımı oldukça katıdır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 28.12.2016 tarihli kararında (E. 2016/9707, K. 2016/16805), babanın gelirinin bulunmadığı veya gündelik inşaat işlerinde çalıştığı yönündeki savunmasına karşılık, “davalı babanın gelirinin az bulunması veya gelirinin bulunmaması davalı babayı nafaka yükümlülüğünden kurtarmaz” ve “En azından asgari ücret seviyesinde gelirinin bulunduğunun kabul edilmesi gerekir” sonucuna varılmıştır. Benzer şekilde Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 16.02.2016 tarihli kararında (E. 2015/16870, K. 2016/1931), “Nafaka yükümlüsü kendi mesleki durumuna göre çalışmıyor ve bu konuda çaba harcamıyorsa sonuçlarına katlanmak zorunda olduğundan nafaka yükümlülüğü devam eder.” kuralı vurgulanmıştır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 04.10.2011 tarihli kararında ise (E. 2011/9558, K. 2011/14620), ilk derece mahkemesince babanın “işsiz olduğu herangi bir gelirinin bulunmadığı” gerekçesiyle davanın reddedilmesi isabetsiz bulunarak, “davalı babanında 4 aydır işsiz olduğu kabulü karşısında en azından artıramı istenilen nafakalardan müşterek çocuk için iştirak nafakasının hakkaniyete uygun bir miktar artırılmasına karar verilmesi gerekirken” gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
Öte yandan, çalışmama durumu ağır hastalık veya kısıtlılık gibi zorlayıcı nedenlere dayanıyorsa mahkemelerce farklı değerlendirmeler yapılabilmektedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.11.2015 tarihli kararında (E. 2015/6275, K. 2015/20394), şizofreni hastası olup düzenli işi ve geliri olmayan davalı hakkında “Kendisi yoksulluk sınırında bulunan davalının müşterek çocuklar için tedbir ve iştirak nafakasıyla yükümlü tutulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.” denilmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 20.11.2014 tarihli kararında da (E. 2014/9787, K. 2014/15430), kısıtlanan yükümlü hakkında salt çalışamayacağı gerekçesiyle iştirak nafakasının kaldırılması yeterli görülmemiş; “kısıtlı nafaka yükümlüsü davacı-karşı davalı hakkında yeniden sosyal ve ekonomik durum araştırması yapılması; bundan sonra, iştirak nafakası hakkında, oluşacak sonuca göre bir karar vermek olmalıdır.” tespitiyle bozma kararı verilmiştir.
2. İşsizlik Nedeniyle Nafaka Azaltma Davası Nasıl Açılır?
Nafakanın azaltılması veya kaldırılması için görevli mahkeme nezdinde dava açılması gerekmektedir. Her dava; açıldığı tarihte gerçekleşmiş koşullara göre incelenip, dava tarihi itibariyle sonuç doğuracak biçimde hükme bağlanacağından somut olayda iki dava arasında derdestlikten söz edilemez. Mahkemece yapılacak iş; davanın açıldığı şartlar itibariyle değerlendirme yapılarak tarafların ekonomik ve sosyal durumlarındaki değişikliklerin değerlendirilmesi ve hasıl olacak sonuca göre karar vermek olmalıdır.İşsizlik nedeniyle nafakanın değiştirilmesi talebinde nafaka davalarına ilişkin hukuki esaslar dikkate alınmalıdır.
Nafaka borçlusunun tamamen kaldırma talebinde bulunması, mahkemece indirimin de tartışılabileceğini gösterir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 04.11.2010 tarihli kararında (E. 2010/15030, K. 2010/18059), “nafakanın kaldırılması talebinin indirilmesi talebini de içerdiği” kabul edilmiş; yardım nafakasında “davalının işsiz olması nedeniyle nafakanın kaldırılması talebi kabul edilmese de yasa ve hakkaniyet gereği uygun bir miktara indirilmesi gerekirken” denilerek ilk derece mahkemesinin ret kararı bozulmuştur. Yine Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 15.06.2015 tarihli kararında (E. 2015/2947, K. 2015/11017), “Nafaka borçlusunun gelir ve mal varlığında, sonraki zamanlarda elinde olmayan çeşitli sebeplerle gerçek ve önemli ölçüde azalma olup, nafakanın ödenmesinin çekilmez bir hal aldığı durumlarda nafaka hakkaniyete uygun bir miktar indirilebilir.” tespiti yapılarak indirimin yasal çerçevesi çizilmiştir.
3. Mahkeme Gelir Kaybını ve İşsizliği Nasıl Değerlendirir?
Mahkemeler, tarafların ileri sürdüğü işsizlik iddialarını soyut beyanlara dayandırmamakta; sosyal ve ekonomik durum (SED) araştırmaları, deliller ve fiili durum üzerinden değerlendirmektedir:
Fiili Gelir Durumunun İncelenmesi: Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 06.04.2023 tarihli kararında (E. 2023/1490, K. 2023/1672), davacının “davacının hali hazırda işsiz olduğunu” ileri sürmesine rağmen, ilk derece mahkemesince davacının “sair işletmecilik faaliyetlerine devam ettiği” ve “hali refah içinde olduğu” tespit edilmiş; bölge adliye mahkemesince “nafakanın azaltılmasını gerektirecek koşulların oluşmadığı” sonucuna varılmış ve Yargıtay kararı “usul ve kanuna uygun” bularak onamıştır. Benzer şekilde Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 03.11.2015 tarihli kararında (E. 2015/10216, K. 2015/17148), davacının “uzun süre önce işten çıkarıldığını ve halen çalışmadığını” iddia etmesine karşın araştırmada limanda çalıştığı saptanmış, mahkemenin “Yoksulluk durumu; günün ekonomik koşulları ile tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve yaşam tarzları birlikte değerlendirilerek takdir edilmelidir.” ilkesi gözetilmeden verdiği karar bozulmuştur.
İşten Ayrılış ve Mesleki Durum: Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 26.01.2017 tarihli kararında (E. 2016/9940, K. 2017/669), yükümlünün boşanma öncesi işten ayrıldığını bilerek nafaka ödemeyi kabul etmesi ve mesleki imkânları gözetilerek “mahkemece nafakanın indirilmesi talebinin de reddine karar verilmesi gerekirken” denilmiş ve ilk derece mahkemesinin indirim hükmü bozulmuştur.
Eksik İnceleme Yasağı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.04.2022 tarihli kararında (E. 2022/1289, K. 2022/3201), davalının işten ayrılmasına karşın sonrasında çalışıp çalışmadığı belirlenmediği için, “İlk derece mahkemesince tarafların ekonomik ve sosyal durumlarının tespitine yönelik araştırma yeterli olmayıp mahkemece yeniden tarafların çalışıp çalışmadığı,çalışıyorlar ise gerlirlerinin ne kadar olduğunun araştırılıp belirlenmesi ve davacı kadının boşanma ile yoksulluğa düşüp düşmeyeceği konusunda bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Avukatın Gözünden Nafaka Borçlusunun İşsiz Kalması
Nafaka Ödemelerinin Tek Taraflı Durdurulmaması: Hukuken kesinleşmiş veya tedbiren konulmuş nafaka yükümlülüğü ilam niteliğindedir. Mahkemece yeni bir karar verilmedikçe nafaka borçlusunun işsiz kaldığı iddiasıyla ödemeyi kesmesi, biriken borçlar için icra takibine maruz kalmasına yol açar.
İspat Yükü ve Resmi Belgelendirme: İşsizlik nedeniyle yapılacak uyarlama davalarında salt beyan yeterli görülmemektedir. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 02.07.2024 tarihli kararında (E. 2023/996, K. 2024/5139) da açıklandığı üzere, ilk derece mahkemesince “boşanmadan sonra tarafların sosyal ve ekonomik durumunda ciddi bir değişiklik bulunmadığı” tespit edilmiş ve bu karar Dairece onanmıştır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 20.03.2018 tarihli kararında da (E. 2018/1927, K. 2018/2724) aktarılan önceki bozma ilamında belirtildiği gibi; “Davacı babanın boşanma davasından sonra ekonomik durumunda olağanüstü bir değişikliğin olup olmadığı üzerinde durulup, boşanma davasındaki şartlar ile bu dava tarihindeki şartlar değerlendirilerek, müşterek çocuğun artan ihtiyaçları da dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.” Bu nedenle fesih bildirimleri, SGK dökümleri ve resmi kayıtların mahkemeye sunulması şarttır.
Uygulamada En Sık Karşılaşılan Sorunlar

Geçici İşsizlik ve Mesleki Çaba: Yargıtay, mesleği ve çalışma imkânı bulunan borçlunun geçici işsizliğini iştirak nafakasını kaldırma veya ödememe gerekçesi olarak kabul etmemektedir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin (E. 2015/16870, K. 2016/1931) kararında belirtildiği üzere borçlunun mesleğine göre çaba harcamaması sonuçlarına katlanmasını gerektirir.
Kayıt Dışı Gelir ve Refah İddiaları: Borçlunun resmiyette işsiz görünmesine rağmen fiilen işletmecilik yaptığı, kayıt dışı gelir sağladığı durumlarda mahkemeler tanık ve görsel delillerle karar vermektedir (Örn. Yargıtay 2. HD, E. 2023/1490, K. 2023/1672).
Dava Sürerken Biriken Nafaka Borçları: Nafaka borçlusunun açtığı davanın varlığı mevcut ilamın icrasını otomatik olarak durdurmaz; Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 25.05.2017 tarihli kararında (E. 2016/18886, K. 2017/8007) açıklandığı üzere her dava açıldığı tarihteki şartlara göre incelenip o tarihten itibaren hüküm doğurmaktadır.
Sık Sorulan Sorular
İşsizken nafaka ödenmezse ne olur?
İşsizlik nafaka yükümlülüğünü doğrudan durdurmaz. İcra takiplerinde borcun tahsili yoluna gidilebilir. Nitekim Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 27.10.2016 tarihli kararında (E. 2016/8814, K. 2016/12195) borçlu erkeğin “uzun süre işsiz kaldığını” ve “bu süreçte nafaka borçlarını ödeyemediğini” ileri sürdüğü görülmüş; ancak bu beyanlar tek başına yükümlülüğü ortadan kaldıran bir gerekçe kabul edilmemiştir.
İşsizlik maaşı dikkate alınır mı?
İşsizlik ödeneği alınması tek başına nafakanın indirilmesini veya nafaka artışının reddini gerektirmez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 10.06.2024 tarihli kararında (E. 2023/6817, K. 2024/4471), davalının “05.09.2022 tarihinden beri çalışmadığını, işsizlik ödeneği aldığını” ileri sürerek artırıma itiraz etmesine rağmen Yargıtay, “davalı erkek vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir” diyerek Bölge Adliye Mahkemesinin artırım kararını onamıştır.
Dava açılınca nafaka kendiliğinden azalır mı?
Hayır, dava açılması nafaka miktarını kendiliğinden düşürmez. Mahkemece somut şartlar incelenip yeni bir hüküm kurulana dek mevcut miktar geçerliliğini korur (Yargıtay 3. HD, E. 2016/18886, K. 2017/8007). Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 24.12.2015 tarihli kararında da (E. 2015/15448, K. 2015/21111), işten ayrılan emekli babanın durumu gözetilerek “halen ödenmekte olan nafakanın bir miktar indirilmesine karar verilmesi gerekirken, aksi yazılı düşüncelerle tamamen kaldırılması doğru görülmemiştir.” denilmiş ve ancak mahkeme hükmüyle hakkaniyete uygun bir indirime gidilebileceği belirtilmiştir.
Sonuç olarak; İşsizlik tek başına nafaka borcunu sona erdirmez; borçlunun mahkemeden indirim veya kaldırma kararı alması gerekir. Yargı içtihatları, nafakanın kaldırılması ile hakkaniyete uygun indirim yapılması arasında net bir ayrım gözetmekte; iştirak nafakasında ise borçlunun asgari düzeyde de olsa sorumluluğunun sürdüğünü kabul etmektedir.
Ankara Aile Hukuku Avukatı – Hukuki Bilgilendirme
Bu makalede yer alan açıklamalar, genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda olayların özellikleri, tarafların hukuki durumları, mevcut deliller ve yürürlükteki mevzuat farklılık gösterebileceğinden her somut olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Av. Akın Özbey, Ankara’da aile hukuku kapsamında boşanma, velayet, nafaka, mal rejiminin tasfiyesi, ziynet alacağı, soybağının reddi ve babalık davaları gibi konularda avukatlık faaliyetini yürütmektedir.
Hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin görüşme ve iletişim için 0537 932 50 50 numaralı telefondan hukuk büromuza ulaşabilirsiniz.
İlgili Hukuki Bilgilendirme Yazıları
Bu makalenin konusuyla bağlantılı diğer hukuki bilgilendirme yazılarına aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz:






