Mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan davalarda bilirkişi raporuna itiraz edilirken hesaplama, değerleme ve yöntem hatalarının somut delillerle ortaya konulması ve usulî sürelere riayet edilmesi büyük önem taşımaktadır. Açıklamada bulunma hakkı, tarafların, yazılı veya sözlü şekilde iddia ve savunmalara karşı itirazda bulunabilme, davaya ilişkin beyanda bulunmalarını sağlar. Hukuki dinlenilme hakkının gereği olarak tarafların rapora yönelik somut itirazlarının mahkemece denetlenmesi ve karşılanması zorunludur.
1. Bilirkişi Raporuna İtiraz Süresi Nedir?
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 281 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca:
“(1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. Bilirkişi raporuna karşı talebin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması ya da özel yahut teknik bir çalışmayı gerektirmesi hâlinde yine bu süre içinde mahkemeye başvuran tarafa, sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir.”
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 07.03.2024 tarihli ve E. 2023/5275, K. 2024/1605 sayılı kararında da “Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler.” ilkesi teyit edilmiştir.
Süresi içinde itiraz edilmemesinin somut uyuşmazlıklardaki yansımasına ilişkin olarak Konya Bölge Adliye Mahkemesinin değerlendirmesinde, “6100 sayılı Kanun’un 281 inci maddesi gereğince süresi içinde rapora bu yönleriyle itiraz etmemesi sebebi ile bilirkişi raporunun belirlenen bu hususlarda davacı bakımından kesinleştiği” belirtilmiş ve bu karar Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 09.07.2024 tarihli ve E. 2023/3779, K. 2024/5474 sayılı ilamıyla onanmıştır.
2. Mal Paylaşımı Hesabında Hangi Hatalara İtiraz Edilebilir?
Mal rejiminin tasfiyesine ilişkin hesaplamalarda itiraz konusu yapılabilecek temel hata türleri yargı kararlarında şu şekilde belirlenmiştir:
Değerleme Tarihi Hataları: Katılma alacağı ve artık değer hesabında tasfiye (karar) tarihindeki rayiç değer esas alınmalıdır. Yargıtay uygulamalarına göre tasfiye tarihi, karar tarihidir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi (02.11.2017, E. 2017/1003, K. 2017/1012) kararında da “Artık değere katılma alacağı miktarı ile değer artış payı alacak miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malın, bu tarihteki durumuna göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm(rayiç)değeri esas alınır” tespiti yapılmıştır. Taşınmaz veya araç için geçmiş tarihteki değerin ya da rapor tarihindeki değerin esas alınması bozma sebebidir (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 27.06.2013, E. 2013/1844, K. 2013/10216: “karar tarihine en yakın tarihteki sürüm değerinin belirlenmesi”).
Katkı Payı Alacağı Değerleme Tarihi: 01.01.2002 öncesi mal ayrılığı dönemine ilişkin katkı payı alacaklarında ise taşınmazın dava tarihindeki değeri esas alınmalıdır (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 25.01.2011, E. 2010/4906, K. 2011/348: “katkı payı alacağının belirlenmesinde dava konusu taşınmazın dava tarihinde sahip oldukları değerinin esas alınması yasal gerekliliktir.”). Raporda malvarlığının eksik incelendiği ileri sürülüyorsa boşanma davasında gizlenen malvarlığının nasıl ortaya çıkarılacağına ilişkin makalemiz de konuyla bağlantılıdır.
Kişisel Mal / Edinilmiş Mal Ayrımı ve Katkı Oranları: Taşınmaz alımında eşlerin kişisel mallarından gelen katkıların hatalı nitelendirilmesi veya hesap dışı bırakılması denetim konusudur (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 19.11.2013, E. 2013/13772, K. 2013/17011). Bilirkişi raporundaki hesaplama hatalarının değerlendirilmesinde mal paylaşımı davasında katılma alacağı ve değer artış payının belirlenmesine ilişkin esaslar dikkate alınmalıdır.
Kooperatif Ödemelerinin Dönemsel Tasnifi: Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 30.05.2024 tarihli ve E. 2023/2201, K. 2024/4058 sayılı kararına göre; “Kooperatif ödemelerin 743 sayılı Kanun’un 170 inci maddesi uyarınca mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 01.01.2002 tarihinden önceki dönemde tamamlanması durumunda eşler lehine katkı payı alacağı, 4721 sayılı Kanun’un 202 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 01.01.2002 tarihinden sonraki dönemde tamamlanmasında ise değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacak hakkı doğabilecektir.”
Gelir ve Tasarruf Oranlarının Eksik İncelenmesi: Tarafların gelir belgeleri toplanmadan veya tasarruf oranları hatalı belirlenerek yapılan hesaplamalara itiraz edilebilir (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 29.09.2014, E. 2014/14667, K. 2014/17502).
3. Ek Rapor veya Yeni Bilirkişi İncelemesi İstenebilir mi?
Bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik bulunması hâlinde mahkemece ek rapor alınması veya yeni bilirkişi heyetine dosyanın tevdi edilmesi mümkündür.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (07.03.2024, E. 2023/5275, K. 2024/1605): “Bilirkişi raporlarında görülen eksiklik ya da belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulması görevi mahkemeye ait olup mahkemece raporu veren bilirkişilerden ek rapor alınabileceği gibi, yeni bir bilirkişi kurulu oluşturulup tekrar inceleme yaptırılarak rapor da alınabilir.”
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (30.05.2024, E. 2023/2201, K. 2024/4058): Dosyada “davacı-davalı erkek vekili tarafından değer tespitlerine yönelik bilirkişi raporlarına itiraz edilmesine rağmen, Mahkemece, bilirkişi raporlarına itirazlar yönünden ek rapor alınmadan da karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir” gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararını bozmuştur.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (12.09.2024, E. 2023/5636, K. 2024/5738): Dairenin önceki bozma ilamında belirtildiği üzere raporlar arasında “dava ve keşif tarihindeki değeri arasında fahiş farklılık olduğu” ve “raporlar arasındaki çelişki giderilmeden son alınan bilirkişi raporuna göre katkı payı alacağının hesaplandığı” durumlarda, uzman bilirkişilerden oluşan yeni bir heyetle keşif yapılıp çelişkilerin giderilmesi gerekir.
Avukatın Gözünden: Somut Gerekçelendirmenin Önemi
Bilirkişi raporuna karşı soyut veya genel nitelikte itirazda bulunulması itirazların reddine yol açabilmektedir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 25.01.2011 tarihli ve E. 2010/4906, K. 2011/348 sayılı kararında, raporda yer alan değer belirlemesine karşı “bu değer belirlemesine ilişkin olan İnşaat Yüksek Mühendisi Serdar Sarıakçalı, Kadastro Teknisyeni Tahsin Korkmaz ve Mülk Bilirkişisi Suphi Soylu tarafından düzenlenen 9.6.2008 günlü rapora karşı gerekçeli bir biçimde karşı konulmadığına göre” tespiti yapılmıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 21.06.2023 tarihli ve E. 2023/1814, K. 2023/3421 sayılı kararında ise “davalı vekilinin bilirkişi raporuna itirazlarını karşılar mahiyette inceleme yapılmaksızın, itiraza uğramış bilirkişi raporuna değer verilerek sonuca gidilmesi isabetli değildir” denilerek somut ve gerekçeli itirazların hükme varılmadan önce mahkemece mutlak surette karşılanması gerektiği belirtilmiştir.
Uygulamada En Sık Karşılaşılan Sorunlar
Yanlış Değerleme Tarihinin Esas Alınması: Katılma alacağı davalarında malın karar tarihindeki rayiç değerinin belirlenmemesi, hüküm ile tasfiye tarihi arasındaki zaman farkının gözetilmemesi sıkça karşılaşılan bir bozma nedenidir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 21.06.2023, E. 2023/1814, K. 2023/3421).
Kişisel Mal Katkılarının ve Tadilat Giderlerinin Hesaba Katılmaması: Taşınmaz ediniminde tarafların evlilik öncesi birikimlerinin veya tadilat harcamalarının değer artış payı hesabına dahil edilmemesi (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 19.11.2013, E. 2013/13772, K. 2013/17011).

İlk Derecede İleri Sürülmeyen İtirazların İstinafta Dinlenmemesi: Değer güncellemesi veya itirazların ilk derece yargılamasında ileri sürülmemesi hâlinde, istinaf incelemesinde dikkate alınamaması riski bulunmaktadır (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 16.01.2023, E. 2022/8928, K. 2023/165).
İstinaf İncelemesinde İtirazların Karşılanmaması: Bilirkişi raporuna yönelik istinaf taleplerinin Bölge Adliye Mahkemesince değerlendirilmemesi bozma sebebidir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 15.06.2023, E. 2022/4376, K. 2023/3219: “davacı vekilinin bilirkişi raporlarına yönelik istinaf talebi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken”).
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Yaklaşımı
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 02.11.2017 tarihli ve E. 2017/1003, K. 2017/1012 sayılı kararında; Tasfiyede mal rejiminin sona erdiği andaki durumun tasfiye tarihindeki sürüm/rayiç değerinin esas alınacağı, Taraflara hesaplama ve hatalara karşı itiraz imkânı tanınmasının hukuki dinlenilme hakkının gereği olduğu, Hâkimin veya dairenin “bilirkişi raporu ile bağlı olunamayacağı” ilkesi gereğince dosyadaki bilgi ve belgelere göre hesabı kendisinin de yapabileceği tespit edilmiştir.
Sık Sorulan Sorular
İtiraz edilmezse ne olur?
Bilirkişi raporuna süresinde itiraz edilmemesi ilgili taraf yönünden raporun kesinleşmesi sonucunu doğurabilir
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (07.03.2024, E. 2023/5275, K. 2024/1605): “karar vermeye elverişli olmayan bir rapora taraflarca itiraz edilmemiş olması hâkimin vereceği hüküm sonucunu bağlar şekilde bir usuli kazanılmış hak doğurmaz”
Yeni bilirkişi raporu alınması zorunlu mudur?
Her uyuşmazlıkta yeni rapor alınması zorunlu değildir. Bilirkişi raporları arasında fahiş fark veya çelişki bulunması ya da mevcut raporun hüküm kurmaya elverişsiz olması durumunda yeni kurul oluşturulması gerekir. Bununla birlikte teknik hesaplama gerektirmeyen durumlarda hâkim dosya kapsamına göre hesaplama yapabilir
Bilirkişi raporu mahkemeyi bağlar mı?
Hayır. Bilirkişi raporu hâkimi bağlayıcı nitelikte değildir; takdiri bir delildir. Bilirkişi raporu, mahkemenin uyuşmazlığı çözerken kullandığı kanıtlardan biri olup hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü öteki kanıtlarla birlikte serbestçe değerlendirir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi (19.11.2013, E. 2013/13772, K. 2013/17011): “Mal rejiminin tasfiyesi davalarında bilirkişi raporuna başvurulmadan Mahkeme hakimi tarafından hesaplama yapılabileceğinde kuşku yoktur. Ancak davadaki taleplerin karmaşıklığı ve teknik hesaplamalar gerekmesi sebebiyle konusunda uzman bilirkişilerden alınacak raporun Mahkeme hakimi tarafından denetimi yapıldıktan sonra karar verilmesi uyuşmazlığın doğru ve en kısa şekilde sonuçlandırılmasında önem arzetmektedir.”
Sonuç olarak; mal rejiminin tasfiyesi davalarında bilirkişi raporuna etkili bir itiraz; HMK m. 281’de düzenlenen iki haftalık yasal süre içerisinde, genel ve soyut ifadelerden kaçınılarak, somut değerleme tarihi, kişisel mal/edinilmiş mal ayrımı, katkı oranları ve gelir-tasarruf analizindeki matematiksel ve hukuki hataların açıkça ortaya konulmasını ve gerektiğinde ek rapor veya yeni heyet incelemesi talep edilmesini gerektirir.
Ankara Aile Hukuku Avukatı – Hukuki Bilgilendirme
Bu makalede yer alan açıklamalar, genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda olayların özellikleri, tarafların hukuki durumları, mevcut deliller ve yürürlükteki mevzuat farklılık gösterebileceğinden her somut olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Av. Akın Özbey, Ankara’da aile hukuku kapsamında boşanma, velayet, nafaka, mal rejiminin tasfiyesi, ziynet alacağı, soybağının reddi ve babalık davaları gibi konularda avukatlık faaliyetini yürütmektedir.
Hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin görüşme ve iletişim için 0537 932 50 50 numaralı telefondan hukuk büromuza ulaşabilirsiniz.
İlgili Hukuki Bilgilendirme Yazıları
Bu makalenin konusuyla bağlantılı diğer hukuki bilgilendirme yazılarına aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz:
Boşanma Davasında Gizlenen Malvarlığı






