Nafaka alacaklısına miras kalması, yoksulluk nafakasını kendiliğinden sona erdiren bir olgu değildir. Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde yer alan düzenlemeye göre: “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.”
Yargıtay içtihatlarında istikrarlı şekilde vurgulandığı üzere, mirasın intikal etmiş olması tek başına nafakanın kaldırılması veya reddi sonucunu doğurmaz. Esas olan; intikal eden miras payının, miras konusu malvarlığının niteliğinin, getirisinin ve sağladığı ekonomik imkânların nafaka alacaklısının yoksulluk durumunu ortadan kaldırıp kaldırmadığıdır.
1. Miras Kalması Yoksulluk Nafakasını Sona Erdirir mi?
Bir kimseye miras kalmış olmasının otomatik olarak yoksulluk durumunu sona erdirmeyeceği kabul edilmektedir. Nafakanın kaldırılması veya reddi için miras kalan malvarlığının nafaka alacaklısını yoksulluktan bütünüyle kurtaracak düzeyde bir ekonomik güç sağlayıp sağlamadığının araştırılması zorunludur.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 24.03.2022 tarihli, 2021/8689 E. ve 2022/2834 K. sayılı kararında; kadına babasından miras kaldığı, ancak terekeye ilişkin davalar sebebiyle gelir elde edemediği uyuşmazlıkta, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne ve Bursa Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiş; Yargıtay ise miras kalmış olmasının tek başına yeterli bir değerlendirme olmadığını belirterek eksik inceleme nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesi kararını kaldırmış ve ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 14.11.2022 tarihli, 2022/6515 E. ve 2022/9225 K. sayılı kararında; miras kalan taşınmazın nafakayı kendiliğinden sona erdirmeyeceği, taşınmazın değerinin ve nafaka alacaklısını yoksulluktan kurtarmaya yetip yetmeyeceğinin somut olarak araştırılması gerektiği belirtilerek İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi kararı yoksulluk nafakası yönünden bozulmuştur.
2. Mirasın Değeri ve Gelir Getirme Durumu Nasıl Değerlendirilir?
Yargıtay içtihatlarında yoksulluk nafakası tayin edilirken veya kaldırılması talep edilirken salt mülkiyetin tespiti yeterli görülmemekte; malvarlığının değeri, getirisi, getirinin sürekliliği ve getiri ile güncel geçim şartları kıyaslanmaktadır. Mirasın ekonomik durum üzerindeki etkisi değerlendirilirken yoksulluk nafakasının hukuki koşulları dikkate alınmalıdır.
Taşınmazların Değeri ve Getirisinin Araştırılması:
Miras kalan taşınmazların değerinin, bu taşınmazlardan elde ettiği gelirin, kendisini yoksulluktan kurtarıp kurtarmayacağı araştırılarak inceleme yapılması gereklidir. Asgari ücret düzeyindeki gelirin yoksulluk nafakası almaya engel teşkil etmeyeceği ilkesi de göz önünde bulundurulmalıdır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 26.11.2014 tarihli, 2014/13257 E. ve 2014/23880 K. sayılı kararı: Dosyada “davacı-karşı davalı kadının, babasından miras kalan dört adet taşınmazının bulunduğu anlaşılmaktadır” tespiti yapılmış; ancak bu malların “değeri ve getirisi araştırılıp, onu yoksulluktan kurtarıp kurtarmayacağı belirlenmeden” karar verilmesi isabetsiz bulunarak “yoksulluk nafakası yönünden BOZULMASINA” ve “diğer bölümlerinin ise … ONANMASINA” karar verilmiştir.
Gelirin Sürekliliği ve Yoksulluğu Ortadan Kaldırma Gücü:
Tarafların mal varlığı ve değeri, bu mal varlığından geliri olup olmadığı, gelirinin sürekli ve kendisini yoksulluktan kurtaracak miktarda olup olmadığı, gerektiğinde yerinde keşif de yapılmak sureti ile araştırılarak gerçekleşen sonucu uyarınca yoksulluk nafakası (TMK m.175) hakkında karar verilmelidir. Bu doğrultuda Yargıtay 2. HD 29.11.2021 tarihli, 2021/8908 E. ve 2021/8842 K. ile 12.04.2018 tarihli, 2016/16162 E. ve 2018/4904 K. sayılı kararlarında da “davacı-karşı davalı kadının mal varlığı ve değeri, bu mal varlığından geliri olup olmadığı, gelirinin sürekli ve kendisini yoksulluktan kurtaracak miktarda olup olmadığı” araştırılması gerektiği belirtilmiştir.
Miras ve Yetim/Ölüm Aylığının Birlikte Değerlendirilmesi:
Taşınmazlar, araba, tarla ve ölüm aylığı iddiaları üzerine mahkemenin araştırma yapması gerektiği uygulamada sıklıkla vurgulanmaktadır. Taşınmazların bedeli ve taşınmazların kiraya verilmiş olması halinde kira gelirinin davalı-karşı davacı kadını yoksulluğa düşmekten kurtarıp kurtarmayacağı; ayrıca kadının babasının ölümü sebebiyle boşanma halinde aylık alıp alamayacağı, aylık alabilecek ise miktarı ve bu miktarın kadını yoksulluktan kurtarıp kurtarmayacağı araştırılarak tüm bu hususlar birlikte değerlendirilmek suretiyle yoksulluk nafakası talebi hakkında bir karar verilmek” gerektiği Yargıtayca ifade edilmiştir.
Taşınmaz Gelirinin Yetersiz Kalması Hali:
Yargıtay tarafından miras kalan hisseli taşınmazdan yıllık 3.000 TL gelir elde edildiği, buna karşılık kadının 700 TL kira ödediği ve babasından yetim maaşı aldığı somut olayda, nafaka alma koşullarının oluştuğu kabul edilmiştir.
3. Nafakanın Kaldırılması Davasında Hangi Deliller Önemlidir?
Yargı kararları, davanın taraflarının soyut iddiaları ile karar verilmesini eksik inceleme saymakta ve kapsamlı delil toplanmasını zorunlu kılmaktadır:
Sosyal ve Ekonomik Durum Araştırması: Nafaka alacaklısının güncel durumunun resmi makamlar aracılığıyla belirlenmesi gerekmektedir. Bölge Adliye Mahkemesinin gönderme kararında işaret edildiği üzere “kadına ait kapsamlı güncel sosyal ve ekonomik durum araştırması yapılmak suretiyle” inceleme yürütülmelidir (Yargıtay 2. HD, 2023/234 E., 2023/1357 K.).
Tapu ve Veraset Kayıtları: Nafaka alacaklısına kalan mirasın tespiti için veraset ilamının celbi şarttır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 07.05.2007 tarihli, 2006/18857 E. ve 2007/7453 K. sayılı kararında belirtildiği üzere; “Taşınmazlar ve araçlardaki davacı payının veraset ilamı ile tespiti, kadının payına isabet eden gelir ve değerleri tespit edilerek bu miktarın davacıyı yoksulluktan kurtarıp kurtarmayacağının takdiri gerekir”, aksi halde “eksik inceleme ile kadın yararına yoksulluk nafakası takdiri doğru değildir.”
Kira ve Mahsul Sözleşmeleri ile Banka Kayıtları: Taşınmazların kiraya verilip verilmediği, kira bedelleri veya tarım arazisi ise mahsul geliri toplanmalıdır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 20.10.2011 tarihli, 2011/10853 E. ve 2011/15972 K. sayılı kararında, yerel mahkemenin davacının “kendisine miras kalan zeytinlikten ve hissedarı olduğu taşınmazlardan ne kadar gelir elde edebileceğini yöntemince araştırmamıştır” denilerek hüküm bozulmuştur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 15.09.2022 tarihli, 2022/4273 E. ve 2022/7054 K. sayılı kararında da 15 dönüm incir bahçesi bakımından “taşınmazların değerinin ve gelirinin bulunması halinde gelirinin kendisini yoksulluktan kurtaracak düzeyde olup olmadığı belirlenerek sonuca göre kadının yoksulluk nafakası talebi hakkında karar verilmesi gerekir” denilerek “bölge adliye mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA” hükmedilmiştir.
Yerinde Keşif ve Bilirkişi İncelemesi: Gerektiğinde taşınmazların yerinde keşif yapılarak getirisinin tespit edilmesi gerekmektedir (Yargıtay 2. HD, 2022/6515 E., 2022/9225 K.).

Sosyal Güvenlik Kurumu Kayıtları: Murisin ölümü nedeniyle ölüm veya yetim aylığı bağlanıp bağlanmadığı araştırılmalıdır (Yargıtay 3. HD, 2016/5196 E., 2016/9854 K.; Yargıtay 2. HD, 2021/9625 E., 2022/3574 K.).
Avukatın Gözünden
Uygulayıcılar ve vekiller açısından bir davada yalnızca nafaka alacaklısına miras kaldığını iddia etmek veya mirasçılık belgesi sunmak yeterli bir ispat faaliyeti teşkil etmez: İntikali gerçekleşen mirasın kuru mülkiyet olarak mı kaldığı, hisse payının ne olduğu, üzerinde intifa hakkı veya hukuki uyuşmazlık bulunup bulunmadığı dosya kapsamına yansıtılmalıdır.
Miras kalan taşınmazın boş durması, tasarruf edilememesi ya da davalara konu olması halinde gelir sağlanamadığı (Yargıtay 2. HD, 2021/8689 E., 2022/2834 K.) göz önünde bulundurulmalıdır. Mirasın nakit para veya maaş şeklinde intikal etmesi yahut taşınmazın sürekli kira geliri getirmesi halinde, bu gelirin güncel ekonomik şartlar karşısında bireyi yoksulluktan kurtarmaya yeterli olup olmadığı karşılaştırılmalıdır.
Uygulamada En Sık Karşılaşılan Sorunlar
Paylı (Hisseli) Miras Mülkiyeti: Miras kalan gayrimenkullerin tek başına tasarruf edilememesi, çok ortaklı olması sebebiyle alacaklıya fiilen düzenli bir gelir aktarmaması sıkça karşılaşılan bir durumdur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 08.03.2023 tarihli, 2022/9769 E. ve 2023/889 K. sayılı kararında belirtildiği üzere; “davacı kadının mal varlığına yönelik sosyal ve ekonomik durum araştırması yapılarak üzerine kayıtlı olan taşınmazı olup olmadığı, üzerine kayıtlı taşınmazları var ise bunların hisseli olup olmadığı, taşınmazların değeri ve taşınmazlardan elde ettiği kira gelirinin bulunup bulunmadığı, taşınmazların değeri ve taşınmazlardan gelirinin bulunması halinde kendisini yoksulluktan kurtaracak düzeyde olup olmadığı belirlenerek” işlem yapılmalı, bu tespit yapılmadığında “Bölge Adliye Mahkemesi kararının yoksulluk nafakası yönünden BOZULMASINA” karar verilmektedir.
Gelir Getirmeyen ve Tasarrufu Güç Taşınmazlar: Kadının babasından çok sayıda taşınmaz kalmasına rağmen bunların tarla, hisseli parsel veya davalı olması gelirin sürekli ve yeterli olmasını engelleyebilmektedir. Ancak Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 14.07.2009 tarihli, 2008/9015 E. ve 2009/14028 K. sayılı kararında; babasından intikal eden hisseli çok sayıda taşınmazı olan kadının “belirlenen mal varlığı dikkate alındığında, boşanmakla yoksulluğa düşmeyeceği sabittir. Türk Medeni Kanununun 175. madde şartları oluşmamıştır.” tespitiyle yoksulluk nafakasının şartlarının oluşmadığı sonucuna varılmıştır.
Yoksulluk Tanımının Belirlenememesi: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 23.06.2016 tarihli, 2016/5196 E. ve 2016/9854 K. sayılı kararında yoksulluk ölçütü şu şekilde aktarılmıştır:”yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanları yoksul kabul etmek gerekir” Dolayısıyla mirasın bu zorunlu harcamaları karşılayıp karşılamadığı saptanmalıdır.
Mali Durumun Düzelmesi Ancak Yoksulluğun Tamamen Kalkmaması: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 20.11.2014 tarihli, 2014/7458 E. ve 2014/15371 K. sayılı kararında; nafaka alacaklısına emekli maaşı bağlandığı tespit edilen olayda, nafakanın tamamen kaldırılması koşulları oluşmasa dahi “yoksulluğu ortadan kalkmasa bile mali durumunun olumlu yönde değiştiği dikkate alınarak nafakada hakkaniyete uygun bir oranda indirim yapılması gerekirken davanın tümden reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.” tespiti yapılmıştır.
Sık Sorulan Sorular
Miras kalan ev nafakayı kaldırır mı?
Yalnızca bir taşınmazın miras kalması nafakayı kendiliğinden düşürmez. Taşınmazın değeri, hisse oranı ve nafaka alacaklısının barınma ihtiyacını karşılayıp kira masrafından kurtarıp kurtarmadığı ya da getirdiği kira gelirinin kendisini yoksulluktan kurtarıp kurtarmadığı araştırılmalıdır (Yargıtay 2. HD, 2016/10888 E., 2018/1972 K.; Yargıtay 2. HD, 2023/4032 E., 2024/5401 K.).
Miras kalan para veya gelir yeterli midir?
Miras yoluyla düzenli nakit getiri veya maaş bağlanması durumunda, bu miktarın asgari ihtiyaçları aşıp aşmadığına bakılır. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 24.03.2022 tarihli kararında belirtildiği üzere “asgari ücret düzeyindeki gelirin yoksulluk nafakası almaya engel teşkil etmeyeceği” kabul edilmektedir.
Miras kalan taşınmazların satılması veya tasfiyesi sonucu etkiler mi?
Miras konusu mallar üzerinde dava bulunması veya tasfiyenin henüz yapılamamış olması durumunda alacaklı fiilen gelir elde edemiyorsa yoksulluk hali sürebilir. Eski eşe miras kalması, yoksulluk nafakasının kendiliğinden sona ermesi veya doğrudan kaldırılması sonucunu doğurmaz. Yargı içtihatlarının istikrarlı kabulüne göre belirleyici kriter mirasın intikal etmiş olması değil; miras yoluyla edinilen hakların, pay oranlarının, getirilerin veya ölüm aylıklarının alacaklıyı fiilen yoksulluktan kurtaracak ve asgari zorunlu ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde olup olmadığıdır. Mahkemelerce taşınmazların ve araçların payları, kira veya mahsul gelirleri, ölüm aylıkları kapsamlı bir ekonomik ve sosyal durum araştırması ile belirlenmeli, mirasın yoksulluğu ortadan kaldırdığı ispatlandığı takdirde nafakanın kaldırılmasına, aksi halde talebin reddine ya da hakkaniyet ölçüsünde indirime karar verilmelidir.
Ankara Aile Hukuku Avukatı – Hukuki Bilgilendirme
Bu makalede yer alan açıklamalar, genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda olayların özellikleri, tarafların hukuki durumları, mevcut deliller ve yürürlükteki mevzuat farklılık gösterebileceğinden her somut olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Av. Akın Özbey, Ankara’da aile hukuku kapsamında boşanma, velayet, nafaka, mal rejiminin tasfiyesi, ziynet alacağı, soybağının reddi ve babalık davaları gibi konularda avukatlık faaliyetini yürütmektedir.
Hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin görüşme ve iletişim için 0537 932 50 50 numaralı telefondan hukuk büromuza ulaşabilirsiniz.
İlgili Hukuki Bilgilendirme Yazıları
Bu makalenin konusuyla bağlantılı diğer hukuki bilgilendirme yazılarına aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz:
Nafaka Davaları · Boşanma Davasında Kusurlu Eşin Nafaka Hakkı






