Boşanma Davasında Kusurlu Eş Nafaka Alabilir mi?

Yoksulluk durumuna düşecek olan tarafın boşanma davasında en çok merak ettiği husus nafaka alacağına yönelik olmaktadır. Bu yazımızda kusurlu eşin nafaka alıp alamayacağına yönelik hususları ele alacağız.

Yoksulluk Nafakasının Şartları

Türk Medeni Kanunu’nun175. maddesi uyarınca yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için belirli yasal şartların bir arada bulunması gerekmektedir. Yargıtay kararlarında bu şartlar şu şekilde kristalize edilmiştir;

Yoksulluğa Düşme Tehlikesi: Boşanma yüzünden yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür ve eğitim gibi zorunlu ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde geliri olmayan taraf yoksul kabul edilmelidir. Hukuk Genel Kurulu-2012/387-2012/551-12.09.2012 sayılı kararıyla da açıkça belirtilmiştir.

Kusur Şartı: Nafaka talep eden tarafın kusurunun, diğer taraftan daha ağır olmaması gerekir. Yani kusursuz, az kusurlu veya eşit kusurlu eş nafaka alabilirken; ağır veya tam kusurlu eş nafaka talep edemez.

Nafaka Yükümlüsünün Kusuru: Nafaka ödeyecek olan tarafın kusurlu olması bir ön şart değildir; kusursuz olsa dahi mali gücü oranında nafaka ödemekle yükümlü tutulabilir. Yine bu husus da Yargıtay 2. Hukuk Dairesi-2010/23450-2011/22470-19.12.2011 sayılı kararıyla belirtilmektedir.

Nafaka Talebi: Nafaka talebinin usulüne uygun, miktar belirtilerek ve süresinde yapılmış olması gerekir.

Tam Kusurlu Eş Nafaka Alabilir mi?

Kanuni düzenlemeler ve Yargıtay uygulamalarına göre boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tam kusurlu olduğu tespit edilen eşin yoksulluk nafakası alması mümkün değildir. Bu durum, “kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği” yönündeki temel hukuk ilkesine dayandırılmaktadır.

Örneğin, eşini yol ortasında bırakarak zor duruma düşüren veya eşini aldatan taraf tam kusurlu kabul edilmekte ve bu kişilerin nafaka talepleri reddedilmektedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi-2023/4929-2024/3381-14.05.2024 sayılı kararında da belirtildiği üzere tam kusurlu eş yararına TMK m. 175 uyarınca nafakaya hükmedilemez.

Ağır Kusurlu Eş Nafaka Alabilir mi?

Boşanma davasında “ağır kusurlu” olarak nitelendirilen eşin durumu, tam kusurlu eş ile benzerlik gösterir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi-2006/16768-2007/5632-04.04.2007 sayılı kararında açıkça Ağır kusurlu eş yararına yoksulluk nafakasına hükmedilemez şeklinde bu husus belirtilmiştir. Eğer bir tarafın kusuru diğerinden daha ağırsa, ağır kusurlu olan tarafın nafaka ve tazminat talepleri reddedilmelidir.

Hangi Tanıkların Beyanı Daha Güçlüdür?

Yargıtay’ın tanık beyanlarını değerlendirme kriterleri, beyanın kaynağına ve somutluğuna dayanmaktadır.

Görgüye Dayalı Beyanlar: Olayı bizzat gören tanıkların beyanları en güçlü ispat aracıdır. İspat gücünü önemli ölçüde arttırmaktadır.

Aktarım (Duyuma Dayalı) Beyanlar: Taraflardan birinin anlatımını mahkemeye aktaran tanık beyanları, kusur belirlemesinde dikkate alınmaz. Tanıklık bizzat görgüye dayanmalıdır.

Akraba/Yakın Tanıklar: Aksine ciddi ve inandırıcı delil bulunmadıkça asıl olan tanıkların doğru söylediğidir. Akraba olması tanıklık etmesine engel olmadığı gibi akrabalık tanığın beyanlarını olumsuz yönde etkilemez. Esasında boşanmada en önemli tanıklarda uygulamada her zaman akrabalar olmaktadır.

Soyut Beyanlar: Somut vakıaya dayanmayan, genel geçer ve inandırıcı olmayan sözler hükme esas alınamaz.

Tutarlılık: Tanığın mahkeme huzurundaki beyanı ile varsa önceki aşamalardaki beyanları arasındaki uyum, inandırıcılığı artırır.

Tarafsızlık: Akraba tanıklığı kural olarak geçerlidir ancak tanığın taraflarla olan husumeti veya aşırı yakınlığı beyanın gücünü zayıflatabilir. Yargıtay, özellikle “tarafsız komşu” veya “ortak arkadaş” beyanlarına yüksek değer atfetmektedir.

SED Raporları: Tarafların mal varlığı, geliri, kira giderleri ve yaşam standartları kolluk aracılığıyla araştırılır.

Uygulamada Hakimin Nafaka Miktarını Belirlerken Değerlendirme Kriterleri

Hakim, nafaka miktarını ve kusur durumunu belirlerken geniş bir takdir yetkisine sahiptir ancak bu yetkiyi belirli kriterler çerçevesinde kullanmaktadır. Bu kriterlere bakacak olursak;

Ekonomik ve Sosyal Durum: Tarafların mal varlığı, gelirleri, iş durumları ve yaşam standartları karşılaştırılır. Asgari ücretle çalışmak her zaman yoksulluğu ortadan kaldırmaz.

Hakkaniyet İlkesi: TMK m. 4 uyarınca, somut olayın özelliklerine ve günün ekonomik koşullarına göre hakkaniyete uygun bir bedel belirlenir.

Evlilik Süresi ve Yaş: Evlilikte geçen süre, tarafların yaşları ve yeniden evlenme ihtimalleri değerlendirmede dikkate alınır. Yargıtay 2. HD-2023/5374 sayılı kararıyla bu hususu belirtmektedir.

Paranın Alım Gücü: Enflasyon ve güncel ekonomik şartlar nafaka miktarının takdirinde belirleyicidir.

Kusur ve Nafaka İlişkisi: “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla… nafaka isteyebilir.” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi-2022/7393-2022/9548-23.11.2022).

Tazminat ve Kusur: Nafaka için yükümlünün kusuru aranmazken, maddi ve manevi tazminat için yükümlünün kusurlu olması şarttır (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi-2010/23450-2011/22470-19.12.2011).

Çalışma Durumu: Düzenli ve sürekli geliri olan, boşanma ile yoksulluğa düşmeyeceği anlaşılan eş lehine nafakaya hükmedilemez (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi-2024/2736-2024/2882-25.04.2024).

Tepkisel Davranışlar: Bir eşin, diğerinin kusurlu eylemlerine karşı gösterdiği tepkisel davranışlar ona kusur olarak yüklenemez (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi-2023/1767-2023/1918-26.04.2023).

Yargıtay Kararları ve Uygulamadaki Görüş Farklılıkları

Eşit Kusur Tartışması: Geçmişte bazı Hukuk Genel Kurulu kararlarında eşit kusur halinde nafakaya hükmedilemeyeceği savunulmuşsa da, güncel ve baskın görüş, kanundaki “daha ağır olmamak” ifadesinden hareketle, eşit kusurlu eşin de yoksulluk nafakası alabileceği yönünde olmuştur ve tarafımızca bu görüş doğru bulunmaktadır.

Kesin Delil Niteliği: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 04.11.2020 tarihli kararına göre, boşanma davasında kesinleşen kusur tespiti, sonradan açılacak yoksulluk nafakası davası için “kesin delil” teşkil eder. Yani boşanma davasında “ağır kusurlu” bulunan bir eş, nafaka davasında “aslında az kusurluyum” iddiasında bulunamaz.

Şiddet ve Affetme: Yargıtay, şiddet uygulayan eşi kusurlu bulmakla birlikte, şiddet sonrası evliliği sürdüren (affeden) tarafın, önceki şiddet olaylarını kusur olarak ileri süremeyeceğine hükmetmektedir. Ancak af sonrası yeni bir kusurlu davranış (örneğin hakaret) gerçekleşirse, kusur dengesi yeniden kurulur.

Davanın Usuli Tarafları ve Avukatın Dava Stratejisine Etkileri

İspat Yükü: Nafaka isteyen taraf, boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceğini ve kusurunun daha ağır olmadığını ispatlamalıdır. Karşı taraf ise nafaka isteyenin ağır kusurlu olduğunu veya yoksulluğa düşmediğini (örneğin kayıt dışı geliri olduğunu) savunarak bu hususları ispatla nafaka ödemekten kurtulabilecektir.

Tanık Listesi: Dava stratejisinde, sadece sayıca çok tanık bildirmek yerine, olayları bizzat gözlemlemiş “nitelikli tanıklar” seçilmelidir. Özellikle sadakatsizlik veya şiddet gibi iddialarda, olayın gerçekleştiği yer ve zamanda orada bulunan tanıkların beyanı davanın kaderini belirler.

Fiilen Birlikte Yaşayan Kişiye Nafaka Hususu

Nafaka alan eşin, bir başkasıyla evliymiş gibi fiilen yaşaması halinde, kusur durumuna bakılmaksızın nafakanın kaldırılmasına karar verilir. Bu hususu nafakanın kaldırılması davası açarak ispatlamak, nafakanın kaldırılması için şarttır. Özetle, başkasıyla yaşama durumu nafakayı kendiliğinden kaldırmaz, dava açarak kaldırma talep edilmelidir.

Sonuç olarak ; Boşanma davalarında yoksulluk nafakası, bir “ceza” değil, sosyal dayanışmanın bir devamıdır. Bu nedenle, nafaka yükümlüsünün kusursuz olması onu ödeme yükümlülüğünden kurtarmazken; nafaka alacaklısının “ağır” veya “tam” kusurlu olması hakkını tamamen ortadan kaldırır. Uygulamada avukatların, müvekkillerinin kusur derecesini minimize edecek somut vakıaları (tanık beyanları, mesaj kayıtları, darp raporları vb.) titizlikle sunması gerekir. Özellikle tanıkların “duyuma dayalı” konuşmaktan kaçınıp “gördüklerini” anlatmaları, mahkemenin kusur takdirinde en belirleyici unsurdur. Bugünün yargı pratiğinde, eşit kusurlu kadının yoksulluğa düşmesi halinde lehine nafakaya hükmedilmesi genel bir eğilimdir.

Boşanma Davasında Hangi Deliller Hukuka Aykırıdır?

Boşanma davalarında ispat araçları Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ve Anayasal güvenceler çerçevesinde yürütülmeli, usulüne uygun bir şekilde kullanılmalıdır. Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları ışığında, delillerin hukuka uygunluğu ve özel hayatın gizliliği arasındaki denge, aile mahkemeleri uygulamalarında sıklıkla deneyimlediğimiz şekliyle boşanma hukukunun en kritik alanlarından birini oluşturmaktadır.

Gizlice Alınan Ses Kayıtları Boşanma Davasında Kullanılabilir mi?

Yargıtay uygulamasında gizlice alınan ses kayıtlarının delil niteliği, kaydın alındığı mekana, olayın gelişimine ve tarafların rızasına göre değişkenlik göstermektedir.

Boşanma Davasında Kusurlu Eş Nafaka Alabilir mi?

Hukuka Aykırı Kabul Edilen Ses Kayıtları: Eşin haberi ve rızası olmaksızın, üçüncü kişilerle (anne, kardeş vb.) yaptığı telefon görüşmelerinin kaydedilmesi hukuka aykırı delil olarak kabul edilmektedir. Bu hususa yönelik Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 15.02.2016, 2015/12716 E., 2016/2538 K. sayılı kararı bulunmaktadır. Benzer şekilde, kayınpeder ile yapılan görüşmenin rıza dışı kaydedilmesi Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 01.04.2024, 2023/5840 E., 2024/2268 K. sayılı kararı ile ve ortam dinlemesi niteliğindeki kayıtlar hükme esas alınamayacağı da Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 18.09.2025, 2025/5186 E., 2025/7559 K. sayılı kararı ile açıkça belirtilmiştir.

Ortak Konuta Konulan Ses Kayıt Cihazı: Yargıtay geçmiş tarihli bir kararında, ortak konutu aile yaşamı alanı olarak tanımlamış, sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışları tespit etmek amacıyla ortak konuta yerleştirilen cihaz ile yapılan kayıtların özel hayatın gizliliğini ihlal etmeyeceğini belirtmiştir. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 20.10.2008, 2007/17220 E., 2008/13614 K.).

Kayıtlardan haberdar olunması: Eğer bir taraf çekim yapıldığını biliyor ve buna rağmen eylemine devam ediyorsa, bu kayıtların hukuka aykırı olduğundan söz edilemeyecek hukuka uygun kayıt olarak boşanma davasında kullanılabilecektir. (Hukuk Genel Kurulu, 02.11.2022, 2020/26 E., 2022/1434 K.).

Eşin Telefonunun Karıştırılması:

Telefonlar üzerindeki incelemeler, verilerin elde ediliş biçimine göre değişkenlik göstermektedir. Her olayın kendi içerisinde değerlendirilmesi gerekmektedir.

Casus yazılım/program yükleme: Hukuka Aykırıdır.

Silinmiş kayıtları geri getirme: Hukuka Aykırıdır.

Zorla el koyarak inceleme: Hukuka Aykırıdır.

Rıza ile teslim edilen telefonun incelenmesi: Hukuka Uygundur | Yargıtay 2. HD, 14.03.2022, 2022/584 E., 2022/2433 K. |

WhatsApp Web üzerinden gizli takip: Hukuka Aykırıdır. | Yargıtay 2. HD, 28.05.2024, 2023/8411 E., 2024/3919 K. |

Yargıtay, eşin telefonundaki iletişim uygulamaları (Skype vb.) üzerinden alınan cinsel içerikli yazışma ekran görüntülerinin, sırf delil oluşturma maksatlı ve rıza dışı olsa dahi her zaman hukuka aykırı sayılamayacağını, somut olayın özelliklerine göre hükme esas alınabileceğini belirtmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 23.02.2021, 2021/478 E., 2021/1604 K. sayılı kararı bu hususa yönelik oldukça önemli bir karar niteliğindedir.

Sosyal Medya Verileri ile Karşı Cinsle Olan Yazışmalar

Sosyal medya verilerinin delil olarak kabulünde yazımızda bahsetmiş olduğumuz verilerin ele geçiş biçimi yani hukuka uygun erişim temel kriterdir.

Haberleşmenin Gizliliği: Eşlerin birbirlerinin şifrelerini bilmesi, haberleşme içeriklerine sınırsız erişim hakkı vermez. Eşin sosyal medya hesabına girilerek özel yazışmaların ele geçirilmesi “haberleşmenin gizliliğini ihlal” suçunu oluşturacağı için boşanma davasında da hukuka aykırı delil olacaktır. Hükme esas alınmayacaktır.

İspat Gücü: Sosyal medya üzerinden bir fenomene gönderilen “emoji” tek başına güven sarsıcı davranış olarak kabul edilmemiştir Ayrıca, ekran görüntüsü şeklindeki yazışmaların kim tarafından yazıldığı belli değilse ve karşı tarafça kabul edilmiyorsa kusur tespitine esas alınamayacaktır. Bu nedenle ekran görüntüsü almak yerine hesabın kime ait olduğunu da açıkça gösterecek şekilde video kaydı almak daha doğru bir yöntemdir.

Özel Dedektif Raporları

Özel dedektif tutulması uygulamada sıklıkça karşılaşılan bir durumdur. Özel dedektifin elde ettiği verilen boşanma davasında hukuka uygun delil olarak kullanılabilmesi için yazımızda sıklıkla bahsetmiş olduğumuz ele geçiş biçimi oldukça önemlidir. Dedektifin, kamusal alanlarda çektiği fotoğraflar boşanmada delil olarak kullanılabilecektir. Hatta dedektifin bizzat tanık olarak dinletilmesi sağlanırsa elde edilen verilerin hukuka uygunluğu pekiştirilmiş olacaktır. Fakat özel dedektifin karşı tarafın rızası olmaksızın özel hayatı ihlal niteliğinde elde ettiği veriler hukuka aykırı olacak ve mahkeme hükme esas almayacağı gibi bu verileri sunan tarafa da kusur yükleyebilecektir. Oldukça hassas olan bu konuda en önemli husus dedektifin özel hayat sınırları içerisinde verileri elde etmesidir.

KVKK’nın Boşanma Davasına Etkisi

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) ve ilgili anayasal düzenlemeler, boşanma davalarında delil toplama sınırlarını belirleyen en önemli düzenlemelerdir.

Anayasal Güvence: Anayasa Mahkemesi, kişisel verilerin korunması hakkının özel hayata saygı hakkının bir parçası olduğunu ve eşlerin birbirlerine karşı “özel hayat alanlarının bulunmadığı” yönündeki yaklaşımların anayasal güvencelere aykırı olduğunu birçok kararında vurgulamaktadır. (AYM, 07.09.2021, 2018/12428).

Suç Teşkil Eden Eylemler: Kişinin kimliğini belirleyen her türlü bilgi (nüfus bilgisi, banka hesabı vb.) kişisel veridir. Bu verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi 5237 sayılı TCK’nın 136/1. maddesi kapsamında suçtur (Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 03.02.2026, 2023/4733 E., 2026/957 K.). Eşin telefonuna zorla el koyarak mesajları ele geçirmek bu kapsamda değerlendirilmekte ve kişi hem ceza davasıyla karşı karşıya kalmakta hem de boşanmada bu hususlar hukuka uygun delil olarak kabul edilmemektedir.

Boşanma Davasında Delillere Yönelik Yargıtay Uygulaması

Yargıtay’ın boşanma davalarındaki genel yaklaşımı şu ilkeler etrafında şekillenmektedir:

Hukuka Aykırı Delilin Dışlanması: HMK 189/2 uyarınca, hukuka aykırı elde edilen deliller ispatta dikkate alınamaz. Mahkeme bu durumu re’sen gözetmelidir. (Hukuk Genel Kurulu, 15.02.2012, 2011/703 E., 2012/70 K.).

Kurgu Delil Yasağı: Usulsüz elde edilen deliller bazen değerlendirilebilse de, delil oluşturmak amacıyla “kurgulanan” deliller hiçbir şekilde kabul edilmemelidir. (Hukuk Genel Kurulu, 15.02.2012, 2011/703 E., 2012/70 K.).

Diğer Delillerle İspat: Bir delilin hukuka aykırı bulunması davanın reddi anlamına gelmez. Mahkeme, hukuka aykırı delili dışlayarak tanık beyanları gibi hukuka uygun diğer delilleri kusur tespitinde hükme esas alabilmektedir. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 05.07.2023, 2023/5001 E., 2023/3763 K.).

HTS Kayıtları: Telefon görüşme detayları (HTS) tek başına sadakatsizliği ispatlamaz; bu kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak numaraların kime ait olduğu ve görüşme sıklığı tanık beyanlarıyla desteklenmelidir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 21.01.2025, 2024/3323 E., 2025/593 K.).

Meşru Müdafaa Benzeri Durumlar: Kişinin kendisine karşı işlenen bir suçun kanıtlarını (örneğin ani gelişen bir hakaret veya saldırı) başka türlü elde etme imkanı yoksa, bu amaçla alınan kayıtlar hukuka aykırı sayılmayabilir (Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 21.09.2022, 2021/8718 E., 2022/5859 K.).

Mahkeme Usul Esasları ve Avukatın Dava Stratejisine Etkileri

Hükme Esas Alınamama: Hukuka aykırı delil, davanın esasına yönelik kusur belirlemesinde kullanılamaz. Eğer davanın tek delili bu ise, dava ispatlanamadığı gerekçesiyle reddedilir.

Resen Gözetme: Hakim, sunulan delilin hukuka aykırı olduğunu taraflar ileri sürmese dahi resen dikkate almalıdır.

Tazminat Riski: Hukuka aykırı delil sunan taraf, karşı tarafın kişilik haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle manevi tazminat talebiyle karşılaşabilir.

Hukuka Aykırı Delil Hangi Suç Kapsamındadır?

Hukuka aykırı delil elde etme eylemi, sadece hukuk davasını etkilemekle kalmaz, Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında; Haberleşmenin gizliliğini ihlal (m. 132), Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması (m. 133), Özel hayatın gizliliğini ihlal (m. 134), Kişisel verilerin kaydedilmesi (m. 135) suçlarını oluşturabilecektir.

Yargıtay’ın delillere yönelik yaklaşımı zaman içinde evrilmiştir:

Eski Yaklaşıma göre zina ve sadakatsizlik gibi gizli kapalı kapılar ardında işlenen fiillerin başka türlü ispatı mümkün olmadığından, bazı hak ihlalleri hoş görülebilir mantığı hakimdi. Güncel Yaklaşıma göre ise Hukuka aykırı delil, maddi gerçeğe ulaşma amacından daha üstün bir değer olan hukuk devleti ilkesini zedeler görüşü benimsenmiştir. Yargıtay artık, delilin içeriği ne kadar “doğru” olursa olsun, elde ediliş biçimi hukuka aykırıysa (casus yazılım, dedektif vb.) o delili yok saymaktadır.

Delillere Yönelik Sorunlar, Belirsiz Durumlar

Şifre Paylaşımı: Eşlerin birbirlerine rızalarıyla verdikleri şifreler kullanılarak elde edilen verilerin “rıza” kapsamında kalıp kalmadığı hala tartışmalıdır. Rızanın her zaman geri alınabileceği ve belirli bir amaçla (örneğin sadece fatura ödemek için) verilen şifrenin sadakatsizlik araması için kullanılmasının rızayı aşacağı savunulan bir görüştür.

Üçüncü Kişilerin Tanıklığı: Hukuka aykırı delili bizzat gören üçüncü kişilerin (örneğin dedektifin yardımcısı veya gizli kaydı dinleyen komşu) tanıklığının “zehirli ağacın meyvesi” olup olmadığı hususu uygulamada gri bir alandır. Her olayı kendi içerisinde titizlikle değerlendirmek gerekmektedir.

Sonuç olarak; Boşanma davası hazırlığında olan hukukçular için en güvenli yol; dijital verilerin “tesadüfen” veya “zorlama olmaksızın” elde edildiği durumları (açık bırakılan bilgisayar, ortak konuttaki notlar) ön plana çıkarmaktır. Casus yazılım, gizli kamera veya dedektif gibi yöntemler, davayı kazanmak bir yana, müvekkilin ceza mahkemesinde sanık olmasına ve boşanma davasında “ağır kusurlu” sayılmasına sebebiyet verebilir. İspat yükü, hukuka uygun araçlarla (tanık beyanları, otel kayıtları, banka dökümleri, sosyal medyadaki kamuya açık paylaşımlar) yerine getirilmelidir.

Ankara Aile Hukuku Avukatı Desteği

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her aile hukuku uyuşmazlığının kendine özgü şartları bulunduğundan somut olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Av. Akın Özbey olarak uzun yıllardır Ankara ilinde avukat olarak hizmet vermekteyiz. Boşanma davası, mal paylaşımı davası, ziynet alacağı davası, velayet davası, nafaka davası, soybağının reddi davası ve babalık davası gibi Aile Hukuku kaynaklı konularda müvekkillerimize hukuki destek sağlamaktayız.

Ankara’da aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarınız uzman ve deneyimli kadromuz ile profesyonel destek alarak dava sürecinizi alanında uzman bir avukatla yürütmek için hukuk büromuzla 0537 932 50 50 numaralı hattımız üzerinden iletişime geçebilirsiniz.

Ayrıca Bakınız

Benzer Yazılar

WhatsApp Telefonla Ara
WhatsApp

Av. Akın ÖZBEY sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin