Velayet davalarında çocuğun görüşünün alınması, hem uluslararası sözleşmeler hem de iç hukukumuzda çocuğun haklarını koruyan temel bir usul kuralı olarak uygulanmaktadır. Yargıtay’ın kararlarında da belirttiği üzere; Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12. ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 3 ve 6. maddeleri idrak çağındaki çocukların kendilerini ilgilendiren konularda görüşünün alınması ve görüşlerine gereken önemin verilmesini öngörmektedir.
Velayet Kararında Çocuğun Üstün Yararı İlkesi
Velayet düzenlemelerinde esas alınması gereken en temel kriter çocukların üstün yararı ilkesidir. Bu ilke, çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin en iyi şekilde sağlanmasını hedefleyen oldukça önemli bir kriterdir.
Çocuğun fiziksel ve duygusal ihtiyaçları: Mahkeme, ebeveynlerin barınma, gelir ve sosyal durumlarını inceleyerek çocuğun sağlıklı gelişimi için bir engel olup olmadığını araştırmalıdır.
Kardeşlerin ayrılmaması ilkesi: Uygulamada kardeşlerin mümkün mertebe birbirinden ayrılmaması gerektiği vurgulanmaktadır. Örneğin, çocukların anne yanında kalmak istemeleri ve kardeşlerin bir arada bulunmasının yararlı olacağı durumlarda velayet bu doğrultuda şekillenmektedir.
Farazi Düşünce: Çocuğun üstün yararı belirlenirken “çocuğun farazi düşüncesi esas alınacaktır” ilkesi uygulanmaktadır. Bu, “Çocuğun bu konulardaki üstün yararını belirlerken çocuk yetişkin biri olsaydı, kendisini ilgilendiren bir olayda, kendi yararı için ne gibi bir karar verebilecekti ise, çocuk için karar verme makamındaki kişinin de aynı yönde karar vermesi gerekir” şeklinde tanımlanmaktadır.
Çocuğun Görüşü Velayet Davasında Neden Önemlidir?
Çocuğun kendi yaşamına dair tercihleri, ebeveynleriyle kurduğu duygusal bağ ve yaşadığı ortam hakkındaki değerlendirmeleri, velayet kararının isabetli olması için kritiktir. Yargıtay, velayetin doğrudan çocuğu ilgilendiren bir husus olması nedeniyle, “idrak çağında olması halinde, kendisini yakından ilgilendiren bu konuda ona danışılması ve görüşünün alınması gerekir” görüşünü savunmaktadır.
Çocuğun Görüşü İçin Kesin Bir Yaş Sınırı Var mı?
Hukuk sistemimizde kesin bir yaş sınırı yerine idrak çağı kavramı esas alınmaktadır.
İdrak Çağı: Çocuğun yeterli olgunluğa erişip erişmediği, olayları algılama ve ifade etme yeteneği üzerinden değerlendirilir.
Uygulamada İdrak Çağı Yaşı: Yargıtay kararlarında İnceleme tarihi itibariyle 8-9 yaşındaki çocukların idrak çağında oldukları kabul edilerek görüşlerine başvurulması gerektiği belirtilmektedir.
Çocuğun Görüşü Nasıl Alınır?
Çocuğun görüşünün alınması süreci uzman desteği ve yargısal denetimle yürütülür:
Uzman Görüşmesi: Psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzmanlar çocukla görüşerek rapor hazırlar.
Hâkim Tarafından Dinlenme: İdrak çağındaki çocuğun velayet konusunda mahkeme huzurunda dinlenilerek görüşünün alınması ve tüm delillerle birlikte değerlendirilerek sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekir.
Bilgilendirme: Çocuk, eğitim, kültür ve yaşam olanakları bakımından nerede yaşamak istediği konusunda bilgilendirilmelidir.
Çocuğun Beyanı Tek Başına Velayeti Belirler mi?
Çocuğun beyanı çok önemli bir delil olmakla birlikte mutlak bir bağlayıcılığı yoktur.
Üstün Yarar Önceliği: Çocukların üstün yararı gerektirdiği takdirde, görüşlerinin aksine karar verilmesi mümkündür.
Etki Altında Kalma: Çocukların yaşları gereği “kolaylıkla etki altında kalacak durumda oldukları ve yine yaşları gereği kendileri için mantıksal karar vermekten ziyade duygusal ve benmerkezci düşündükleri” göz önünde bulundurulmalıdır.
Sosyal İnceleme Raporunun (SİR) Velayet Kararına Etkisi
Mahkemece, aile mahkemesi bünyesinde bulunan psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzmanlardan, ebeveyn ve çocuklarla görüşmek suretiyle inceleme ve rapor istenip tarafların barınma, gelir, sosyal ve psikolojik durumlarına göre çocukların sağlıklı gelişimi için velâyeti üstlenmeye engel bir durumun bulunup bulunmadığının, yaşanılan ortamında da inceleme yapmak sureti ile araştırılma yaptırması gerekmektedir.
Yargıtay Yaklaşımı ve Uygulaması
| Görüş Alma Zorunluluğu | İdrak çağındaki çocuk için hukuki zorunluluktur.
| Uzman Raporu | 3 kişilik uzman heyetinden ayrıntılı rapor alınmalıdır.
| Çelişki Durumu | Çocuk beyanı ile rapor çelişirse, uzmanlarca somut gerekçeler ortaya konmalıdır.
| Resen Araştırma | Velayet kamu düzenine ilişkin olduğundan hâkim kendiliğinden araştırma yapar.
Uygulamada En Sık Karşılaşılan Sorunlar

Çocuğun Çelişkili Beyanları: Çocuğun uzmana farklı, hâkime farklı konuşması.
Uzman Yetersizliği: Bazı adliyelerde uzman sayısının azlığı nedeniyle raporların yüzeysel kalması.
Ebeveyn Baskısı: Çocuğun duruşma kapısında bekleyen ebeveynin korkusuyla beyanda bulunması.
Zaman Aşımı: Dava sürerken çocuğun yaşının büyümesi ve idrak çağına girmesi durumunda eski raporların geçerliliğini yitirmesi.
Avukatın Gözünden Çocuğun Dinlenmesi Süreci
Bu hususu uygulamada sıklıkla karşılaşdığımız sorunları belirterek ve uygulamanın yapılma şekline göre ele alalım. Velayet değişikliği davasında çocuk esasında anne veya babanın velayetinde kalmakta, diğer ebeveyn velayetin kendisine verilmesini istemektedir. Bunu isterken de mutlaka kendince geçerli nedenler ileri sürmektedir. Süreç başlangıcında çocuğa bu yönde sorular sorulmakta, dava açılması durumunda ne diyeceği öğrenilmektedir. Fakat sıklıkla karşılaştığımız sorun, çocuğun bu yönde bir baskıya maruz kalması ve sürekli olarak yıpratılmasıdır. Halbuki ebeveynlerin ortak görevi, çocuğun psikolojik durumunu düşünerek onun faydasına hareket etmek olmalıdır. Çocuk dinlenmeye başladığında onunla görüşen uzmanlar, baskı altında olup olmadığını kontrol etmek amaçlı bu yönde uygun sorular sormakta, baskı bulunuyorsa tespit etmektedir. Fakat uzmanların da zaman zaman çocuğun iradesini ve psikolojisini düşünmeden, maddi yönü güçlü olan tarafa velayetin verilmesi gerektiğine dair karar kurdukları gözlemlenmektedir. Oysa ki, çocuk kaldığı ebeveyninde gördüğü eksiklikler ve diğer ebeveynde gördüğü artıları dile getirmekte, bu nedenle velayetin değiştirilmesini istemektedir. Fakat uzman, çocuğun bu yönde yaşadığı olumsuz deneyimi göz ardı edebilmektedir. Dinlenme süreçlerinde çocuğun yaşadığı sorunların daha detaylı analiz etmek gerektiğinden bu yöndeki eksiklikler zaman zaman tarafımızın baktığı dosyalarda da olumsuz bir deneyim olarak yer almaktadır.
Dinlenme sürecinde uzman, anne ve baba ile ayrı ayrı görüştükten sonra çocukla da birebir görüşme gerçekleştirmektedir. Oluşturacağı raporu da bu görüşmeleri rapora yazarak yapmaktadır. Gerekçe kısmı oluşturarak görüşme neticesinde hangi ebeveynde velayetin kalması gerektiğini açıkça belirtmektedir.
Sık Sorulan Sorular
Çocuk kaç yaşından itibaren hangi ebeveynle kalacağını söyleyebilir?
Hukuken belirli bir yaş sınırı yoktur; çocuk yeterli idrake sahip olduğu kabul edilen yaştan itibaren görüşünü açıklayabilir. Yargıtay uygulamalarında 7-8 yaş ve üzeri çocuklar genellikle idrak çağında kabul edilmektedir.
Hâkim çocukla anne ve baba olmadan görüşür mü?
Evet, çocuğun serbest iradesini yansıtması için “velâyet hakkındaki tercihinin hakim tarafından kendisinden sorulması” ve bu sürecin uzmanlar eşliğinde yürütülmesi esastır.
Çocuk annesiyle veya babasıyla kalmak isterse hâkim buna uymak zorunda mı?
Hayır. “Çocuğun üstün yararı gerektirdiği takdirde, görüşlerinin aksine karar verilmesi mümkündür.” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi-2024/7439-2025/2682-13.03.2025).
Velayet davasında çocuğun görüşünün alınması zorunlu mudur?
İdrak çağındaki çocuklar için zorunludur. Görüş alınmaması veya eksik inceleme yapılması Yargıtay tarafından bozma sebebi sayılmaktadır.
Pedagog raporu bağlayıcı mıdır?
Takdiri delildir, ancak mahkemeler genellikle uzman görüşüne paralel karar verir.
Sonuç olarak; Yargıtay uygulamasına göre velayet davalarında çocuğun görüşü, “çocuğun yararı olduğu takdirde ve çocuğun menfaati bundan zarar görmediği sürece uygulanacak bir ilke” olarak kabul edilir. Mahkemeler, idrak çağındaki çocuğu bizzat dinlemeli, uzmanlardan sosyal inceleme raporu almalı ve tüm delilleri çocuğun üstün yararı çerçevesinde değerlendirerek karar vermelidir. Velayet davalarında çocuğun dinlenmesi, sadece bir usul kuralı değil, çocuğun bir birey olarak kabul edilmesinin sonucudur. Ankara Aile Mahkemeleri ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (Bölge Adliye Mahkemesi) uygulamalarında, özellikle 8 yaş üzerindeki çocukların AGO (Adli Görüşme Odası) sisteminde uzman eşliğinde dinlenmesine büyük önem verilmektedir. Avukatların, müvekkillerini çocuğun yönlendirilmemesi konusunda uyarması, davanın seyri ve çocuğun psikolojik sağlığı açısından kritiktir. Zira uzmanlar tarafından tespit edilen “yönlendirme” olgusu, velayetin o ebeveyne verilmemesi için en güçlü gerekçelerden biri haline gelmektedir.
Ankara Aile Hukuku Avukatı Desteği
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her aile hukuku uyuşmazlığının kendine özgü şartları bulunduğundan somut olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Av. Akın Özbey olarak uzun yıllardır Ankara ilinde avukat olarak hizmet vermekteyiz. Boşanma davası, mal paylaşımı davası, ziynet alacağı davası, velayet davası, nafaka davası, soybağının reddi davası ve babalık davası gibi Aile Hukuku kaynaklı konularda müvekkillerimize hukuki destek sağlamaktayız.
Ankara’da aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarınız uzman ve deneyimli kadromuz ile profesyonel destek alarak dava sürecinizi alanında uzman bir avukatla yürütmek için hukuk büromuzla 0537 932 50 50 numaralı hattımız üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
Ankara boşanma davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
Ankara velayet davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
Ankara Mal Rejiminin Tasfiyesi yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
Ankara Nafaka Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
Ankara Aile Hukuku yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
Ankara Babalık Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
Ankara Soybağının Reddi Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız






