Konkordato mu, İflas mı? Hangisi Daha Avantajlı?

Konkordato ve iflas, İcra ve İflas Kanunu (İİK) kapsamında düzenlenen ancak amaç ve sonuçları bakımından temelden ayrılan iki kurumdur.

Konkordato: Mali durumu bozulmuş ancak dürüst olan borçlunun, borçlarını ödeme şekline ilişkin teklifinin alacaklılar tarafından kabulü ve mahkemece tasdiki ile işletmenin yaşatılmasını hedefleyen bir cebri icra müessesesidir (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi-2025/1335-2026/284-25.02.2026). Temel amacı, alacaklıların iflas senaryosuna kıyasla daha yüksek oranda alacaklarına kavuşmalarını sağlamaktır (Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi-2025/141-2025/288-14.05.2025).

İflas: Borçlunun malvarlığının tasfiyesi ve tüzel kişiliğin sona ermesi sürecidir. Konkordato projesinin başarıya ulaşamayacağının anlaşıldığı durumlarda, malvarlığının korunması amacıyla başvurulan kaçınılmaz bir sondur (İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi-2024/589-2025/254-07.04.2025).

Yönetimsel Farklar ve Tasarruf Yetkisi

Konkordato sürecinde borçlunun tasarruf yetkisi kısıtlanmakla birlikte devam ederken, iflas kararı ile bu yetki tamamen iflas idaresine geçer.

Konkordato Komiseri ve Denetim: Süreçte atanan komiser, borçlu ile alacaklılar arasında köprü kurar ve borçlunun faaliyetlerini denetler. Tasdik kararından sonra ise projenin yerine getirilmesini gözetmek üzere bir “denetim kayyımı” atanabilir (İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi-2024/648-2025/918-19.11.2025).

Yönetimsel Yetersizlik: Borçlunun komiser talimatlarına uymaması veya süreci alacaklılar aleyhine yönetmesi, konkordato talebinin reddi ve iflasın açılması için temel gerekçedir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi-2025/3752-2025/4463-24.12.2025).

Alacaklılar Üzerindeki Etkiler ve Takiplerin Durumu

Her iki süreç de alacaklıların hak arama yollarını farklı şekillerde etkilemektedir.

Hacizlerin Akıbeti: Konkordatonun tasdiki ile birlikte, İİK 308/ç maddesi uyarınca geçici mühlet kararından önce başlatılmış ve henüz paraya çevrilmemiş hacizler hükümden düşer (Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi-2018/1043-2020/853-15.12.2020).

Mühlet Sonrası Alacaklar: Geçici mühlet tarihinden sonra komiser onayı olmaksızın doğan alacaklar konkordato projesi kapsamında değildir ve bu alacaklar için takip yapılabilir (İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi-2024/648-2025/918-19.11.2025).

İflas Avantajı Kriteri: Mahkemeler, konkordato projesini tasdik etmek için alacaklıların eline geçecek miktarın, iflas tasfiyesi sonucunda ellerine geçecek tutardan daha fazla olmasını şart koşar (Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi-2022/181-2023/636-03.07.2023).

Şirket Faaliyetlerinin Devamlılığı ve Çalışanlar

Konkordato, işletmenin üretim ve satış kabiliyetini korumayı amaçlar. Ancak projenin üretim faaliyetini sonlandıracak (örneğin üretim binasını kiraya verme) nitelikte olması, kurumun amacına aykırı bulunur (İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi-2018/724-2018/1210-23.11.2018). Çalışanların ücret alacaklarının ödenmemesi, konkordatonun başarıya ulaşamayacağının bir göstergesi olarak kabul edilmektedir (Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi-2018/861-2019/1258-05.12.2019).

Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemelerinin Güncel Yaklaşımları

Yargı mercileri, konkordato taleplerinde “şeffaflık” ve “inandırıcılık” kriterlerini ön planda tutmaktadır.

Projenin İnandırıcılığı: Konkordato projesi sadece zaman kazanmaya yönelik olmamalı, sürekli ve kalıcı bir iyileşme olasılığını somut verilerle ortaya koymalıdır (Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi-2025/250-2025/573-16.06.2025).

Şeffaflık İlkesi: Mali verilerin denetime elverişli olmaması ve kaynakların soyut kalması durumunda projenin uygulanabilir olmadığı kabul edilir (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi-2025/776-2025/1335-26.11.2025).

Geçici Mühlet Aşaması: Mahkemenin geçici mühlet aşamasında projenin başarısını sorgulama yetkisi yoktur; sadece İİK 286’daki belgelerin eksiksiz sunulup sunulmadığını denetlemekle yükümlüdür (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi-2025/1622-2026/286-25.02.2026).

Ankara Ticaret Mahkemeleri Uygulaması: Ankara mahkemeleri, konkordato projelerinde “sektörel analizlere” ve “borçlunun geçmiş mali verileriyle projenin uyumuna” büyük önem vermektedir. Bilirkişi heyetlerinin (hukukçu, mali müşavir, sektörel uzman) raporları, tasdik kararının temelini oluşturur.

Konkordato mu, İflas mı? Hangisi Daha Avantajlı?

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi Kriterleri: Yargıtay, projenin sadece matematiksel olarak borçları karşılamasını yeterli görmemekte; borçlunun “dürüstlüğü” ve “kaynakların gerçekçiliği” (örneğin sermaye artırımı taahhüdünün yerine getirilip getirilmediği) üzerinde durmaktadır.

Konkordatodan İflasa Geçiş (İİK 292)

Konkordato süreci devam ederken aşağıdaki hallerde mahkeme kesin mühleti kaldırarak borçlunun iflasına resen karar verir (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi-2025/1343-2025/1697-18.12.2025):

Borçlunun malvarlığının korunması için iflasın açılmasının zorunlu olması.

Konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması.

Borçlunun komiser talimatlarına uymaması veya İİK 297’ye aykırı davranması.

Borca batıklığın artması ve faaliyetlerin durması.

Stratejik Değerlendirme ve Sonuç

Konkordato, borca batık olmayan veya mali durumu iyileşme ümidi taşıyan şirketler için bir “kurtuluş reçetesi” iken; nakit oluşturma kapasitesi bulunmayan, mali tabloları şeffaf olmayan ve projesi somut verilere dayanmayan şirketler için iflas kaçınılmaz bir sonuçtur (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi-2025/3752-2025/4463-24.12.2025). Mahkemeler, özellikle borçlunun dürüstlüğünü ve alacaklıların menfaatlerinin iflasa nazaran daha iyi korunup korunmadığını re’sen denetlemektedir (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi-2024/1902-2024/1855-30.12.2024). Şirket yöneticileri için en kritik unsur, sürecin bir “ucuz kredi temini” veya “zaman kazanma” aracı olarak görülmemesi, aksine gerçekçi ve uygulanabilir bir mali iyileşme planının sunulmasıdır.

Konkordato ve iflas süreçleri, mali darboğazdaki bir borçlu için birbirine zıt iki temel hukuki kaderi temsil eder. Konkordato, borçlunun mali durumunun düzeltilerek ticari hayatına devam etmesini amaçlayan bir “rehabilitasyon ve yapılandırma” müessesesi iken; iflas, borçlunun ticari kişiliğinin sona erdirilerek malvarlığının nakde çevrilmesi ve alacaklılara paylaştırılması esasına dayanan bir “tasfiye” sürecidir. 7101 sayılı Kanun ile iflasın ertelenmesinin kaldırılması, konkordatoyu şirket kurtarma operasyonlarında tek yasal yol haline getirmiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin güncel yaklaşımı, konkordatonun “ekonomik devamlılık ve istihdamın korunması” amacıyla, iflasa nazaran öncelikli olarak değerlendirilmesi yönündedir.

Maddi Hukuk Sonuçları ve Risk Alanları

Tasarruf Yetkisi: İflasta borçlu malvarlığı üzerinde hiçbir tasarrufta bulunamaz (mutlak butlan). Konkordatoda ise mahkeme aksine karar vermedikçe borçlu işlerine devam eder; ancak önemli tasarruflar (rehin tesisi, taşınmaz satışı) mahkeme iznine tabidir. İzin alınmadan yapılan işlemler “hükümsüzdür”.

Faizlerin Durumu: Konkordato mühleti içinde, rehinle temin edilmemiş alacaklara faiz işlemesi durur. İflasta ise faizler, masanın tasfiyesi aşamasında ancak anapara ödendikten sonra bakiye kalırsa dikkate alınır.

İşçi Alacakları: Konkordato mühleti işçi alacakları için imtiyazlı bir koruma sağlar. İİK m. 294/1 uyarınca işçi alacakları için takip yapılabilir. İflasta ise işçi alacakları birinci sıra alacak olarak masaya kaydedilir.

Maliyet Analizi: Konkordato; komiser ücretleri, ilan giderleri ve harçlar nedeniyle başlangıçta maliyetli bir süreçtir. Ancak iflasın getireceği “değer kaybı” (fire sale) ve “tüzel kişiliğin sona ermesi” maliyetiyle kıyaslandığında, yaşama şansı olan şirketler için konkordato stratejik olarak daha avantajlıdır.

Rehinli Alacaklılarla Müzakere: İİK m. 308/h uyarınca rehinli alacaklılarla yapılan müzakerelerin başarısız olması durumunda, projenin genelinin nasıl etkileneceği uygulamada hala gri bir alandır.

Mühlet İçinde Doğan Borçlar: Mühlet kararından sonra komiserin onayıyla akdedilen borçlar “masa borcu” sayılır ve konkordato şartlarına tabi olmaksızın tam ödenir. Bu durumun, eski alacaklılar aleyhine bir dengesizlik yaratıp yaratmadığı tartışmalıdır.

Konkordatonun Reddi ve Re’sen İflas: İİK m. 292 uyarınca, konkordato talebinin reddi durumunda borçlunun iflasa tabi olması ve iflas sebeplerinin bulunması halinde mahkemenin re’sen iflas kararı vermesi zorunluluğu, borçlu için en büyük risktir.

Sonuç olarak; Mali durumu bozulan ancak “nakit akışı yaratma potansiyeli” olan şirketler için Ankara Ticaret Mahkemeleri nezdinde titizlikle hazırlanmış bir konkordato projesi, iflasın yıkıcı etkilerinden korunmak için en etkili yoldur. Ancak projenin inandırıcı olmaması veya dürüstlük kuralına aykırı hareket edilmesi, sürecin doğrudan iflasla sonuçlanmasına yol açabileceği unutulmamalıdır. Yargıtay’ın güncel içtihatları, “şirketin kurtarılma ümidi” varsa sürecin desteklenmesi, aksi halde alacaklıların daha fazla zarara uğramaması için hızlıca tasfiyeye geçilmesi yönündedir.

Ayrıca Bakınız

Benzer Yazılar

WhatsApp Telefonla Ara
WhatsApp

Av. Akın ÖZBEY sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin