Soybağının tespiti ve nüfus kayıtlarının düzeltilmesi davaları, bireylerin ailevi statülerini belirleyen ve kamu düzenini doğrudan ilgilendiren davalar olup hakimin resen araştırma yapmasının mümkün olduğu davalardandır. Bu davalarda maddi gerçeğin ortaya çıkarılması, sadece tarafların menfaatini değil, toplumun ve devletin doğru sicil oluşturma yükümlülüğünü de kapsamaktadır. Günümüz teknolojisinde soybağının tespiti noktasında en kesin ve güvenilir yöntem DNA incelemesidir. Ancak uygulamada, taraflardan birinin (genellikle davalı babanın veya mirasçılarının) DNA testi için örnek vermekten kaçındığı durumlarla sıklıkla karşılaşılmaktadır. Bu yazımızda, DNA testine gitmeyen tarafın hukuki durumunu, mahkemelerin bu direnç karşısında kullanabileceği yetkileri ve Yargıtay’ın bu konudaki güncel ve yerleşik içtihatlarını ele alacağız.
DNA TESTİNİN HUKUKİ DAYANAKLARI NELERDİR?
Soybağı davalarında delillerin toplanması ve tarafların yükümlülükleri iki temel kanun çerçevesinde şekillenmekte ve düzenlenmektedir.
Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 284’e göre, soybağına ilişkin davalarda hakim maddi olguları resen (kendiliğinden) araştırır ve kanıtları serbestçe takdir eder. Maddenin ikinci fıkrası, tarafların ve üçüncü kişilerin, soybağının belirlenmesi için zorunlu olan ve sağlıkları yönünden tehlike yaratmayan incelemelere rıza göstermekle yükümlü olduklarını belirtir. Davalının rıza göstermemesi halinde, hakimin bu durumu onun aleyhine yorumlayabileceği düzenlenmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 292’e göre ise daha özel ve usul ekonomisine yönelik bir düzenleme olan bu madde, uyuşmazlığın çözümü için zorunlu ve bilimsel verilere uygun olması kaydıyla, herkesin soybağının tespiti amacıyla vücudundan kan veya doku alınmasına katlanmak zorunda olduğunu hükme bağlar. En kritik nokta ise, haklı bir sebep olmaksızın bu zorunluluğa uyulmaması halinde, hakimin incelemenin zor kullanılarak yapılmasına karar vereceğidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (2022/33 E., 2023/377 K., 26.04.2023) kararında belirtildiği üzere, HMK 292. maddesi sonraki tarihli ve özel bir düzenleme olması sebebiyle “derhal uygulanma” ilkesi gereği önceliklidir. Bu durum, mahkemelerin sadece “aleyhe yorum yapma” yetkisiyle sınırlı kalmayıp, doğrudan zorlayıcı tedbirlere başvurması gerektiğini ortaya koymaktadır.
YARGITAY UYGULAMALARI VE ANKARA İLE MAHKEMELERİN YAKLAŞIMI
Yargıtay, soybağı davalarında “maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti” ilkesini her şeyin üzerinde tutmaktadır. Ankara Aile Mahkemeleri ile Yargıtay’ın uygulamalarında aşağıdaki hususlar ön plana çıkmaktadır.
A. Zor Kullanma Tedbirleri ve İhzar Yetkisi
Mahkemeler, DNA testinden kaçınan tarafı sadece ihtar etmekle yetinemez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (2024/1536 E., 2024/1830 K., 18.03.2024) kararında belirttiği üzere DNA örneği vermekten kaçınan davalı hakkında yakalama, ihzar (zorla getirme) ve gözlem altına alma gibi tedbirlerin uygulanması gerektiğini vurgulamıştır. Hatta bu zor kullanma görevini ihmal eden yetkililer hakkında suç duyurusunda bulunulması gerektiği belirtilerek sürecin ciddiyeti korunmaktadır.
B. Eksik İnceleme ve Bozma Sebepleri
Yargıtay, DNA testi yapılmadan sadece tanık beyanlarına veya tarafların ikrarına dayanarak hüküm kurulmasını “eksik inceleme” olarak değerlendirmektedir. Öyle ki Yargıtay 8. Hukuk Dairesi (2017/15929 E., 2017/15502 K., 16.11.2017) sadece tanık beyanları ile davanın kabul edilmesini hatalı bulmuş, biyolojik delillerin esas alınması gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca bir başka karar ile de mahkemenin sadece testten kaçınıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermesini hatalı bulmuş; testin mutlaka zor kullanılarak yaptırılması gerektiğini ihtar etmiştir.
C. Mezar Açılması (Fethi Kabir) ve Diğer Yöntemler
Eğer ilgili kişi vefat etmişse ve DNA örneği alınamıyorsa, mahkemenin araştırmayı sonlandırmaması gerekir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (2023/5481 E., 2023/3839 K., 12.09.2023) uyarınca, murisin mezarı açılarak örnek alınmalı, bu mümkün değilse yakın akrabalardan (kardeş, amca vb.) alınacak donelerle inceleme yapılmalıdır.
D. Uygulama Tablosu: DNA Testi Sürecinin Adımları
| 1. Adım | Taraflara meşruhatlı davetiye çıkarılarak testin zorunluluğu ve zor kullanma ihtarı yapılır. | Yargıtay 18. HD, 2015/3236 K. |
| 2. Adım | Taraf gelmezse; yakalama, ihzar ve gözlem altına alma kararı verilir. | Yargıtay 2. HD, 2024/1830 K. |
| 3. Adım | Kişi ölmüşse; mezar açılması (fethi kabir) yoluyla örnek toplanır. | Yargıtay 2. HD, 2023/3839 K. |
| 4. Adım | Örnek alınması imkansızsa; diğer yan deliller (arşiv, resmi belge) değerlendirilir. | Yargıtay 2. HD, 2024/5871 K. |
Dava Usulleri ile Avukat Stratejileri
İhtar Zorunluluğu: Mahkeme, DNA testine gitmeyen tarafa “testin yapılacağı gün ve saati”, “testin nerede yapılacağını” ve “gitmemesi halinde sonucun aleyhine doğmuş sayılacağını” açıkça ihtar etmelidir. Bu ihtar yapılmadan doğrudan aleyhe karar verilemez.
Giderlerin Karşılanması: DNA testi giderleri genellikle davacı tarafından karşılanır. Ancak davacı fakirlik belgesi sunarsa, adli yardım kapsamında devlet tarafından karşılanabilir. Davalının teste gitmemesi durumunda yapılan ek masraflar (zorla getirme giderleri vb.) yargılama gideri olarak haksız çıkan tarafa yükletilir.
Babalığın Hükmen Tesisi: Davalı baba adayı teste gitmez ve zorla getirme de sonuç vermezse, mahkeme babalığa hükmeder. Bu durum, davalının çocukla arasında mirasçılık bağının kurulması, nafaka yükümlülüğünün doğması ve velayet haklarının (kısıtlı da olsa) gündeme gelmesi sonucunu doğurur.
Tazminat Riski: Soybağının tespiti davası ile birlikte veya sonrasında, annenin doğum giderleri ve manevi tazminat talepleri de gündeme gelebilir. Testten kaçınmak, bu tazminat kalemlerinin kabulü için güçlü bir emare teşkil eder.

SIK SORULAN SORULAR
1. DNA testine gitmezsem dava doğrudan aleyhime sonuçlanır mı?
Hayır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (2021/9540 K.) uyarınca, mahkeme doğrudan aleyhe karar veremez. Öncelikle HMK 292 uyarınca zor kullanma usullerini işletmeli ve testi yaptırmalıdır. Ancak tüm zorlama tedbirlerine rağmen sonuç alınamazsa, TMK 284 uyarınca hakim durumu aleyhinize yorumlayabilir.
2. Özel bir laboratuvardan aldığım DNA raporu mahkemede geçerli olur mu?
Genellikle hayır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (2023/2378 K.) kararına göre, tarafların kendi imkanlarıyla aldığı raporlar yerine, mahkemece anne, çocuk ve babanın aynı anda sevk edilerek Adli Tıp Kurumu gibi resmi kurumlardan rapor alınması zorunludur.
3. DNA testi masraflarını kim öder?
Soybağı davaları kamu düzenine ilişkin olduğundan, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (2023/5228 K.) uyarınca, taraflar masrafı karşılamasa dahi mahkeme bu masrafı “suçüstü ödeneğinden” karşılayarak testi resen yaptırmalıdır.
4. Sağlık gerekçesiyle DNA testinden kaçınmak mümkün müdür?
Kanun (HMK 292), incelemenin “sağlık yönünden bir tehlike oluşturmamak şartıyla” zorunlu olduğunu belirtir. Basit bir kan veya doku örneği alınması genellikle sağlık riski taşımadığı için bu gerekçe Yargıtay tarafından “haklı sebep” olarak kabul edilmemektedir.
Davalı yurt dışındaysa ve teste gelmiyorsa ne olur?
İstinabe yoluyla bulunduğu ülkedeki yetkili makamlar aracılığıyla örnek alınması istenir. Eğer davalı yabancı makamlara da gitmezse, mahkeme TMK 284 uyarınca aleyhe karineyi işleterek babalığa karar verebilir.
Gizlice yaptırılan DNA testi mahkemede delil olur mu?
Literatürde ve Yargıtay kararlarında, kişinin rızası dışında (örneğin saç telinden, sakızından gizlice alınan örnekle) yapılan testler “hukuka aykırı delil” olarak kabul edilir ve hükme esas alınamaz. Ancak bu test, mahkemenin resmi bir test yapılması yönünde “ciddi şüphe” duymasını sağlayan bir başlangıç belgesi olabilir.
Mezarın açılmasına mirasçılar engel olabilir mi?
Hayır. Soybağının tespiti hakkı, mirasçıların mülkiyet veya huzur hakkından üstün tutulur. Mahkeme kararıyla fethi kabir işlemi zorla gerçekleştirilir.
Test sonucu %99,9 gelirse hâkim aksine karar verebilir mi?
Hayır. DNA raporu, diğer bilirkişi raporlarından farklı olarak “kesin delil” niteliğine yakındır. Bilimsel bir hata ispatlanmadığı sürece hâkimin takdir hakkı yoktur.
Sonuç olarak; Yargıtay’ın yerleşik içtihatları ışığında, DNA testine gitmeyen tarafın bu tutumu yargılamayı durdurmamaktadır. Aksine, 6100 sayılı HMK’nın 292. maddesi mahkemelere geniş bir zor kullanma yetkisi tanımıştır. Mahkemeler, kamu düzenini ilgilendiren bu davalarda maddi gerçeğe ulaşmak için Resen araştırma ilkesini işletmek, Zor kullanma tedbirlerine (ihzar, yakalama) başvurmak, Gerektiğinde mezar açılması veya akrabalar üzerinden inceleme yapmakla yükümlüdür.Özetle DNA testinden kaçınmak bir hak değil, hukuki bir yükümlülüğün ihlalidir ve mahkemeler bu direnci kırmak için yasal tüm araçları kullanmak zorundadır. Eksik inceleme ile (test yapılmadan) verilen kararlar, Yargıtay nezdinde mutlak bozma sebebi sayılmaktadır.
Ankara Aile Hukuku Avukatı Desteği
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her aile hukuku uyuşmazlığının kendine özgü şartları bulunduğundan somut olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Av. Akın Özbey olarak uzun yıllardır Ankara ilinde avukat olarak hizmet vermekteyiz. Boşanma davası, mal paylaşımı davası, ziynet alacağı davası, velayet davası, nafaka davası, soybağının reddi davası ve babalık davası gibi Aile Hukuku kaynaklı konularda müvekkillerimize hukuki destek sağlamaktayız.
Ankara’da aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarınız uzman ve deneyimli kadromuz ile profesyonel destek alarak dava sürecinizi alanında uzman bir avukatla yürütmek için hukuk büromuzla 0537 932 50 50 numaralı hattımız üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
Ayrıca Bakınız
- Ankara boşanma davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
- Ankara velayet davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
- Ankara Mal Rejiminin Tasfiyesi yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
- Ankara Nafaka Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
- Ankara Aile Hukuku yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
- Ankara Babalık Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
- Ankara Soybağının Reddi Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız






