Eşin Cinsel İlişkiden Kaçınması Boşanma Sebebi midir?

Evlilik birliğinde eşler arasında sosyal ve manevi bağların kurulmasının yanı sıra cinsel yaşam ve cinsel paylaşım da birliğin doğal bir unsuru olarak kabul edilmektedir. Eşlerden birinin haklı bir sebep bulunmaksızın cinsel birliktelikten kaçınması, evlilik birliğinin sürdürülmesini diğer eş açısından çekilmez hale getirebilmekte ve birliğin temelinden sarsılmasına sebebiyet verebilmektedir. Yargı kararlarında cinsel yaşamın yokluğu, tarafların bu konudaki iradi tutumları, tedaviye yaklaşımları ve ispat yükü ayrıntılı biçimde değerlendirilmektedir.

Cinsel İlişkiden Kaçınmak Boşanma Sebebi Sayılır mı?

Kuşkusuz evlenmenin diğer sosyal amaçları bulunsa da; cinsel yaşam, cinsel paylaşım evlilikte doğal bir beklentidir. Bunun içindir ki, makul sayılacak bir süre içinde cinsel ilişkinin gerçekleşmemesi öteden beri Yargıtay uygulamasında evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeni olarak kabul edilmektedir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 24.06.2010 tarihli, E. 2009/8257, K. 2010/12614 sayılı kararında ve 08.05.2012 tarihli, E. 2011/6539, K. 2012/12258 sayılı kararında; “Evlenmenin sosyal amacı yanında, cinsel arzuları tatmin etme gayesi de vardır” ilkesini vurgulamış, makul ve uzun bir süre cinsel birlikteliğin sağlanamamasının evlilik birliğini temelden sarstığını kabul etmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 19.10.2006 tarihli, E. 2006/6938, K. 2006/14290 sayılı kararında da belirtildiği üzere, cinsel yakınlaşmanın gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin belirsiz olduğu durumlarda eşi beklemeye zorlamak haksızlık teşkil etmekte ve bu durum 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma sonucunu doğurmaktadır.

Haklı Neden Olmaksızın ve Süreklilik Gösteren Kaçınma ile Geçici/Haklı Nedenlerin Ayrımı

Süreklilik Gösteren ve İradi Kaçınma: Eşin uzun süre boyunca cinsel birliktelik kurmaktan imtina etmesi, yatağını ayırması veya partnerini cezalandırma kastıyla yaklaşmaması boşanma ve kusur sebebi sayılmaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 30.10.2024 tarihli, E. 2023/9767, K. 2024/7980 sayılı kararında, tanık anlatımları ve delillerle “tarafların bir araya gelmesinden ayrı yaşamaya başladıkları 2020 yılının temmuz ayına kadar dinlenen tanık beyanları ve toplanan delillerden ispat edilen tek kusurun erkeğin uzun süredir kadınla birlikte olmaktan kaçınması olduğunu” belirterek erkeği tam kusurlu bulmuştur.

Geçici ve Haklı Sebepler ile Fedakarlık Halleri: Her cinsel başarısızlık veya ilişki kurulamaması durumu kaçınma veya kusur olarak kabul edilemez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 02.03.1983 tarihli, E. 1982/763, K. 1983/209 sayılı kararında, eşin cerrahi/tıbbi müdahaleye rıza göstermesini değerlendirirken; “Davalıkadın, gerçekten cinsel ilişkiden kaçınan kimse olsa idi, bikrinin izalesi için doktorun müdahalesine müsaade etmezdi.” tespitini yapmış, “Buna razı olması, davalının eşine ne kadar bağlı olduğunu göstermekte, bu davranışı, kocasının başarısızlığının sebebi, ister yapı hatasına, isterse psikolojik sebebe dayansın, onun kusurunu örtmek ve kendi üzerine almak gibi bir fedakarlık anlamına gelmektedir.” gerekçesiyle durumun kaçınma sayılamayacağını belirtmiştir. İlgili kararda ayrıca “Bunun mahkemece cinsel yaklaşımdan kaçınma şeklinde kabul olunması yanlıştır.” ifadesi kullanılmıştır.

Hangi Durumlarda Cinsel İlişkiden Kaçınmak Kusur Sayılabilir?

Cinsel birliktelikten kaçınmanın kusur sayılabilmesi için tarafların bu eylemi haklı bir tıbbi veya psikolojik mazeret olmaksızın iradi olarak sergilemeleri veya çözüme yanaşmamaları gerekmektedir:

Engel Durum Yokken Çaba Göstermemek: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 24.06.2024 tarihli, E. 2023/7182, K. 2024/4703 sayılı kararında, kusur belirlemesinde; “tarafların cinsel münasebetin gerçekleşmesine engel olacak bedensel ve psikolojik bir durum bulunmadığı halde cinsel münasebetin gerçekleştirilmesi konusunda gerekli çabayı göstermediği, Mahkemenin belirlediği testlerden kaçındığı” hususlarını dikkate almıştır.

Karı-Kocanın Fiziksel/Anatomik Engeli Bulunmadığı Haller: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 05.10.2023 tarihli, E. 2023/6315, K. 2023/4575 sayılı kararında ve 11.06.2024 tarihli, E. 2023/6698, K. 2024/4572 sayılı kararında; yerleşik uygulamaya göre karı ve kocanın cinsel ilişkiye girmelerinde anatomik ya da fiziksel bir engel bulunmaması ve kadının kaçındığına dair delil olmaması halinde cinsel birlikteliği gerçekleştirme yükümlülüğünün erkeğe ait kabul edildiği ve erkeğin kusurlu sayılacağı ifade edilmiştir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 21.10.2024 tarihli, E. 2023/2859, K. 2024/7606 sayılı kararı; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 02.07.2009 tarihli, E. 2008/10818, K. 2009/13095 sayılı kararı).

Psikolojik Baskı ve İradi Kaçınma: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 04.05.2023 tarihli, E. 2022/10957, K. 2023/2124 sayılı kararında, eşine karşı “seninle yatmayarak sana psikolojik baskı uyguluyorum, seni bu şekilde cezalandırıyorum” diyerek yatağını ayıran ve cinsel ilişkiden kaçınan erkek tam kusurlu bulunmuştur.

Psikolojik şiddete yönelik makalemize buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Cinsel Sorunlar ve Tedaviden Kaçınma Boşanmayı Nasıl Etkiler?

Tıbbi veya psikolojik rahatsızlıkların mevcudiyeti tek başına bir tarafı kusurlu kılmasa da, bu sorunun çözümü için belirlenen tedaviye yanaşmamak, ilaçları kullanmamak veya testlerden kaçınmak yargı kararlarında doğrudan kusur olarak kabul edilmektedir:

Tedaviye Yanaşmama: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 09.01.2024 tarihli, E. 2023/3373, K. 2024/32 sayılı kararında, “davacı erkeğin verilen ilaçları kullanmayarak tedaviye yanaşmadığı anlaşılmakla cinsel ilişkinin kurulamamasında davalı kadınının kusurundan bahsedilemeyeceği” sonucuna varmıştır.

Çaba Göstermemek: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 13.01.2016 tarihli, E. 2015/10977, K. 2016/434 sayılı kararında, “Toplanan delillerden davalı erkeğin cinsel birliktelikten kaçındığı, bu problemin giderilmesi amacıyla öngörülen tedaviye yanaşmadığı” tespit edilmiş ve bu tutumun erkeği ağır kusurlu hale getirdiği belirtilmiştir. Benzer şekilde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 28.05.2024 tarihli, E. 2023/5216, K. 2024/3967 sayılı kararında, kadının kaçındığı ispatlanamadığı ve erkeğin tedaviden kaçındığı tanık beyanlarıyla anlaşıldığından erkeğin kusurlu olduğu sonucuna varılmıştır.

Manevi Tazminat Boyutu: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 13.11.2017 tarihli, E. 2017/3107, K. 2017/12564 sayılı kararında, fiziksel veya ruhsal bir rahatsızlığı bulunmayan eşin sebepsiz yere cinsel birliktelikten kaçınması ve tedavi/çözüm için çaba sarf etmemesi diğer eşin kişilik haklarına saldırı olarak nitelendirilmiş ve manevi tazminata hükmedilmiştir.

Cinsel Birlikteliğin Olmadığı Nasıl İspat Edilir?

Cinsel uyuşmazlıklarda yatak odası mahremiyeti esastır; bu sebeple ispat süreci tıbbi raporlar, yazılı deliller ve tanık beyanlarıyla yürütülmektedir:

Hastanelerden Alınan Sağlık Raporları : Mahkemece tarafların fizyolojik ve psikolojik bir engellerinin bulunup bulunmadığı hastane ve Adli Tıp raporlarıyla belirlenmelidir. Eksik inceleme bozma nedenidir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 24.06.2024, E. 2023/7182, K. 2024/4703; 09.01.2024, E. 2023/3373, K. 2024/32). Kadının bekaret muayenesi/raporu da birlikteliğin kurulmadığının tespitinde değerlendirilmektedir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 28.05.2024, E. 2023/5216, K. 2024/3967).

Mesajlaşma Kayıtları: Taraflar arasındaki dijital yazışmalar kaçınma olgusunu ispatlayabilir. Mesajlaşma kayıtlarından erkeğin kadının yanına gelmediği, uzak durduğu ve birliktelikten kaçındığı tespit edilmiştir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 26.04.2023, E. 2022/10915, K. 2023/1953).

Taraf Beyanları : Sebepler tam kanıtlanamasa dahi tarafların ortak hayatlarında cinsel ilişkinin kurulamadığını ikrar eden kendi beyanları birlikteliğin yokluğunun ispatı olarak kabul edilmektedir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 04.07.2024, E. 2023/6834, K. 2024/5353).

Tanık Beyanları

Eşlerin ayrı odalarda/yataklarda yattığı, tedaviden kaçınıldığı tanık anlatımlarıyla doğrulanabilmektedir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 30.10.2024, E. 2023/9767, K. 2024/7980; 28.05.2024, E. 2023/5216, K. 2024/3967).

Ayrı Yatakta veya Ayrı Odada Yaşamak Boşanma Sebebi midir?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 04.05.2023 tarihli, E. 2022/10951, K. 2023/2125 sayılı kararında; “… süredir aynı yatağı paylaşmayan, birbirlerine karşı cinsel yönden sorumluluklarını yerine getirmeyen, birbirlerini … sarsıcı davranmakla suçlayarak güvensizliklerini bildiren tarafların bu aşamadan sonra ortak yaşamı yeniden kurmalarının mümkün olmadığını…” belirten ilk derece ve bölge adliye mahkemesi kararlarını onamıştır.

Aynı yatağı paylaşmamak tek başına boşanma sebebi olabilmekle birlikte, yatakların ayrılmasında hangi tarafın kusurlu olduğunun tespiti zorunludur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 20.06.2023 tarihli, E. 2023/713, K. 2023/3409 sayılı kararında, ilk derece mahkemesi “yatakların ayrılarak taraflar arasında ki cinsel hayatın sona ermesinin hangi tarafın kusurundan kaynaklandığını mevcut dosya kapsamı itibariyle tespit edilemediği ve bu nedenle kusur belirlemesinde dikkate alınamayacağı” değerlendirmesinde bulunmuş; ancak Bölge Adliye Mahkemesi erkeğin “ayrı odada yatmalarına rağmen cinsel gücü arttırıcı ilaçlar kullanarak eşinin güvenini sarstığı” tespitini yaparak erkeği kusurlu bulmuş ve Yargıtay bu kararı onamıştır.

Cinsel İlişkiye Zorlama ve Cinsel Şiddet

Evlilik birliğinde cinsel birlikteliğin doğal bir beklenti olması, eşin rızası dışında zorlanabileceği anlamına gelmez. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 15.10.2014 tarihli, E. 2013/1141, K. 2014/752 sayılı kararında; “Psikolojik nedenlerle de olsa, cinsel ilişkinin bir tarafın ya da tarafların kusuru ile başarılmamış olması halinde kusursuz tarafı birlikteliğe zorlamak doğru olmadığı gibi, evlenmenin doğal unsurlarından olan cinsel paylaşımın yokluğu durumunda ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenemez.” ifadeleriyle kusursuz tarafın zorlanamayacağını vurgulamıştır.

Öte yandan, cinsel ilişkiden kaçınmanın kendisi de belirli durumlarda duygusal veya cinsel şiddet boyutuyla değerlendirilebilmektedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 13.02.2024 tarihli, E. 2023/4223, K. 2024/817 sayılı kararında, kadın eşin “kendisini hazır hissetmediğini söyleyip cinsel ilişkiden kaçındığı, aralarında cinsel ilişki kurulamadığı” vakıasını “bu şekilde davalı erkek eşe cinsel şiddet uyguladığı” şeklinde nitelendirmiş ve tarafların eşit kusurlu olduğuna hükmetmiştir.

Yargıtay Uygulamasında Cinsel Birliktelikten Kaçınma

Yargıtay kararlarında cinsel birliktelikten kaçınma uyuşmazlıkları şu esaslara göre çözümlenmektedir:

İspatlanamayan Vakıa Kusur Sayılamaz: İddia eden taraf, eşinin kaçındığını ispatlamak zorundadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 07.04.2021 tarihli, E. 2021/262, K. 2021/2770 sayılı kararında; “mahkemece davacı-karşı davalı kadına kusur olarak yüklenen ‘Cinsel birliktelikten kaçındığı’ vakıasının ispat edilemediği, bu vakıanın davacı-karşı davalı kadına kusur olarak yüklenemeyeceği” hükme bağlanmıştır. Benzer şekilde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 09.11.2023 tarihli, E. 2023/7790, K. 2023/5363 sayılı kararında, ameliyat olan kadının ameliyat sonrası süreçte cinsel ilişkiden kaçındığının ispatlanamaması sebebiyle kadına kusur yüklenemeyeceğini belirtmiştir.

Kusurun Eşit Dağıtılması: Tarafların her ikisinin de tıbbi engeli bulunmadığı halde birlikteliğin kurulamadığı ve kimin kaçındığının kanıtlanamadığı karşılıklı suçlama hallerinde Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay, tarafların eşit kusurlu sayılması gerektiği yönünde değerlendirmeler yapabilmektedir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 05.10.2023, E. 2023/6315, K. 2023/4575; 13.02.2024, E. 2023/4223, K. 2024/817).

Eksik İnceleme Yasağı: Cinsel birlikteliğin kurulamadığı iddialarında mahkemenin tarafları tam teşekküllü devlet hastanesine sevk ederek rapor aldırması zorunludur; rapor alınmaması eksik inceleme teşkil eder (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 24.06.2024, E. 2023/7182, K. 2024/4703; 09.01.2024, E. 2023/3373, K. 2024/32).

Eşin Cinsel İlişkiden Kaçınması Boşanma Sebebi midir?

Avukatın Gözünden Cinsel Uyuşmazlıkların İspatı

Cinsel uyuşmazlıkların ispatında avukatlar delil toplama aşamasında şu yöntemleri izlemektedir:

Tıbbi Muayene ve Rapor Talepleri: Tarafların anatomik, fiziksel ve psikolojik bir engellerinin bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla mahkemeden resen ya da talep üzerine Adli Tıp veya tam teşekküllü hastane sevki istenmelidir.

Yazılı ve Elektronik Deliller: Eşlerin cinsel birliktelikten kaçındığını, uzak durduğunu veya ilişkiye girmeyerek cezalandırdığını gösteren mesajlaşma kayıtları dosyaya sunulmalıdır (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 26.04.2023, E. 2022/10915, K. 2023/1953).

Hukuka Uygunluk Sınırı: İspat vasıtalarının hukuka uygun elde edilmiş olması zorunludur; nitekim soyut suçlamalar delillendirilemediğinde iddia ispatlanmamış sayılmaktadır (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 04.07.2024, E. 2023/6834, K. 2024/5353). Bu konuda yazmış olduğumuz makalemize buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Uygulamada En Sık Karşılaşılan Sorunlar

İspat Güçlüğü: Cinsel birliktelikten kaçınma iddiasının somutlaştırılamaması ve tanıkların olayı doğrudan görme imkanının bulunmaması sebebiyle iddiaların havada kalması.

Kusur İsnadı ve Eşit Kusur Yanılgısı: Tıbbi engeli bulunmayan eşlerin karşılıklı iddialarını ispatlayamaması durumunda mahkemelerin kusuru belirlemekte güçlük çekmesi ve eşit kusura hükmetmesi (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 05.10.2023, E. 2023/6315, K. 2023/4575).

Önceki Davranışların Affedilmiş Sayılması: Cinsel sorunlar yaşanmasına rağmen eşlerin tüp bebek tedavisine birlikte gitmeleri, tatile çıkmaları veya ortak yaşama devam etmeleri durumunda Bölge Adliye Mahkemesince önceki eylemlerin “affedildiği ya da en azından hoşgörüyle karşılandığının kabulünün gerektiği” şeklinde yorumlanabilmesi (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 04.07.2024, E. 2023/6834, K. 2024/5353).

Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Rapor Alınmadan Karar Verilmemesi: Mahkemece kimden kaynaklandığının belirlenmesi için sağlık kurulu raporu alınmalıdır; “Mahkemece kimden kaynaklandığının tespiti için hastaneden rapor alınmayarak eksik inceleme yapıldığı” gerekçesiyle kararlar bozulmaktadır (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 24.06.2024, E. 2023/7182, K. 2024/4703).

Münferit Olaylar Boşanma Sebebi Yapılamaz: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 02.03.1983 tarihli, E. 1982/763, K. 1983/209 sayılı kararında vurgulandığı üzere, “Öte yandan piknikte bir kez uyuklamak, evde misafirlere yine bir defa ilgi göstermemek de başlı başına bir boşanma sebebi sayılamaz.” Cinsel ilişkiden kaçınmanın da sürekli ve birliği temelden sarsacak nitelikte olması aranır.

Tıbbi Testlerden Kaçınmanın Aleyhe Kusur Sayılması: Mahkemenin sevk ettiği testlere gitmeyen veya tedaviyi reddeden eş aleyhine kusur takdiri yapılmaktadır.

Sık Sorulan Sorular

Eşim benimle cinsel ilişkiye girmiyor, boşanabilir miyim?

Evet. Makul sayılacak bir süre içinde cinsel ilişkinin gerçekleşmemesi ve eşin kaçınması evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davası açılmasına imkan tanır. Yargıtay kararlarında; “Aile birliğinin temelinden sarsıldığı (TMK.md.166/1) kabul edilerek boşanmaya karar verilmesi gerekirken davanın yetersiz gerekçe ile reddedilmesi usul ve kanuna aykırıdır” denilmektedir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 24.06.2010, E. 2009/8257, K. 2010/12614; 08.05.2012, E. 2011/6539, K. 2012/12258).

Cinsel ilişkiden kaçınmak kusur sayılır mı?

Haklı bir fiziksel veya ruhsal sebep olmaksızın, iradi olarak cinsel ilişkiden kaçınmak ya da var olan sorunun çözümü için tedaviye yanaşmamak boşanma davasında ağır veya tam kusur olarak kabul edilir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 13.01.2016, E. 2015/10977, K. 2016/434; 09.10.2024, E. 2023/9306, K. 2024/7063).

Ayrı yataklarda yatmak boşanma sebebi midir?

Evet. Uzun süre aynı yatağı paylaşmamak, cinsel yükümlülükleri yerine getirmemek ve yatağı ayırmak evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına yol açan kusurlu bir davranış olarak değerlendirilmektedir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 04.05.2023, E. 2022/10951, K. 2023/2125; 04.05.2023, E. 2022/10957, K. 2023/2124).

Cinsel ilişkinin olmadığını mahkemede nasıl ispatlayabilirim?

Cinsel ilişkinin kurulamadığı veya kaçınıldığı hususu; tam teşekküllü devlet hastanelerinden ve Adli Tıp Kurumu’ndan alınacak raporlar, tarafların mesajlaşma kayıtları, tanık beyanları ve tarafların kendi ikrarları/beyanları ile ispatlanır (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 26.04.2023, E. 2022/10915, K. 2023/1953; 04.07.2024, E. 2023/6834, K. 2024/5353).

Cinsel sorun nedeniyle manevi tazminat istenebilir mi?

Evet. Geçerli bir fiziksel veya ruhsal sebebi olmaksızın cinsel birliktelikten kaçınmak, tedaviye yanaşmamak veya cinsel birlikteliği gerçekleştirememek diğer eşin kişilik haklarına saldırı teşkil ettiğinden manevi tazminata hükmedilmektedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 13.11.2017 tarihli, E. 2017/3107, K. 2017/12564 sayılı kararında; “Ruhsal ve fiziksel bir rahatsızlığı bulunmayan, davalı-karşı davacı erkeğin, geçerli bir sebebi olmaksızın davacı-karşı davalı kadınla cinsel ilişkiye girmekten kaçınması ve sorunun çözümü konusunda çaba göstermemesi kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olup, ilk derece mahkemesince kadın yararına manevi tazminata karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.” denilmiştir. Benzer şekilde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 16.01.2023 tarihli, E. 2022/9113, K. 2023/166 sayılı kararında da cinsel birliktelik kuramayan kusurlu eş aleyhine maddi ve manevi tazminata hükmedilmiştir.

Sonuç olarak ; Yargıtay ve derece mahkemelerinin yerleşik uygulamalarına göre, evlilik birliğinde cinsel paylaşım tarafların doğal bir beklentisidir. Haklı ve tıbbi bir sebep olmaksızın cinsel ilişkiden kaçınmak, yatağı ayırmak veya ortaya çıkan cinsel sorunların çözümü amacıyla öngörülen test ve tedavilerden kaçınmak evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına yol açmakta ve bunu gerçekleştiren tarafın ağır ya da tam kusurlu sayılmasına neden olmaktadır. Kusurlu bulunan eş aleyhine boşanma kararıyla birlikte maddi ve manevi tazminat yükümlülükleri doğmaktadır.

Ankara Aile Hukuku Avukatı Desteği

Eşin cinsel ilişkiden kaçınması olgusuna dayanan boşanma davaları, aile hukukunun en hassas ve ispatı en güç alanlarındandır. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk daireleri ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihat pratiği uyarınca; Cinsel ilişkinin gerçekleşmediği iddialarında mahkeme mutlaka tarafları hastaneye sevk etmeli ve cinsel birleşmeye elverişlilik raporu aldırmalıdır. Ankara yargı çevresindeki uygulamalarda, deliller toplanırken özel hayatın gizliliğinin ihlal edilmemesine azami özen gösterilmekte; telefonlara casus yazılım yüklenerek elde edilen kayıtlar dışlanarak hukuka uygun mesaj ve tanık delilleri esas alınmaktadır. Dava sürecinin sağlıklı yürütülmesi; cinsel özerklik ve mahremiyet sınırlarının çiğnenmeden, re’sen araştırma ilkesinin gerektirdiği sağlık kurulu raporlarının eksiksiz temin edilmesi ve hukuka uygun delil disiplininin baştan itibaren titizlikle kurgulanması ile mümkündür.

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her aile hukuku uyuşmazlığının kendine özgü şartları bulunduğundan somut olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Av. Akın Özbey olarak uzun yıllardır Ankara ilinde avukat olarak hizmet vermekteyiz. Boşanma davası, mal paylaşımı davası, ziynet alacağı davası, velayet davası, nafaka davası, soybağının reddi davası ve babalık davası gibi Aile Hukuku kaynaklı konularda müvekkillerimize hukuki destek sağlamaktayız.

Ankara’da aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarınız uzman ve deneyimli kadromuz ile profesyonel destek alarak dava sürecinizi alanında uzman bir avukatla yürütmek için hukuk büromuzla 0537 932 50 50 numaralı hattımız üzerinden iletişime geçebilirsiniz.

Ankara boşanma davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Ankara velayet davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Ankara Mal Rejiminin Tasfiyesi yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Ankara Nafaka Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Ankara Aile Hukuku yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Ankara Babalık Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Ankara Soybağının Reddi Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Benzer Yazılar

WhatsApp Telefonla Ara
WhatsApp

Av. Akın ÖZBEY sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin