Düğünde Erkeğe Takılan Takılar Kime Aittir?

Düğün törenleri sırasında eşlere takılan ziynet eşyaları ve paraların mülkiyeti, boşanma davalarının en ihtilaflı konularından birini oluşturmaktadır. Uzun yıllar boyunca Yargıtay, “takı kime takılırsa takılsın kadına aittir” ilkesini benimsemiş olsa da, 2024 ve 2025 yıllarında verilen güncel kararlar ile bu uygulamada köklü bir değişikliğe gidilmiştir. Bu yazımızla erkeğe takılan takıların aidiyeti konusundaki eski ve yeni yaklaşımları, ispat kurallarını ve mahkemelerin güncel uygulama kriterlerini kapsamlı bir şekilde ele alacağız.

TAKILARIN HUKUKİ DAYANAKLARI NELERDİR?

Düğün takılarına ilişkin uyuşmazlıkların çözümünde Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) mülkiyet ve ispat yüküne dair hükümlerinden faydalanılmaktadır.

İspat Yükü: TMK uyarınca, bir hakkın varlığını iddia eden taraf, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ziynet eşyalarının iadesi taleplerinde de bu genel kural geçerlidir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi-2023/8751-2024/1231-27.02.2024).

Örf ve Adet: TMK’nın 1. maddesi uyarınca hakim, kanunda hüküm bulunmayan hallerde örf ve adete göre karar verir. Düğün takılarında yerel örf ve adetlerin varlığı, mülkiyetin belirlenmesinde birincil derecede öneme sahiptir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi-2013/20524-2014/5390-03.04.2014).

Bağışlama Niteliği: Geleneksel görüşte takılar “bağışlama” olarak nitelendirilmekteydi; ancak yeni içtihatlar bu nitelendirmeyi “takılan kişiye aidiyet” esasına kaydırmıştır.

YARGITAY UYGULAMALARI

3.1. Geleneksel Görüş: “Kadına Bağışlanmış Sayılma” İlkesi

Yargıtay’ın 2024 yılı öncesindeki yerleşik uygulamasına göre; düğünde takılan ziynet eşyaları ve paralar, kim tarafından hangi eşe takılırsa takılsın, aksine bir anlaşma veya örf-adet kuralı olmadıkça kadına bağışlanmış sayılmaktaydı (Hukuk Genel Kurulu-2017/1038-2021/458-13.04.2021). Bu dönemde erkeğe takılan çeyrek altınlar, paralar ve hatta kadına özgü olmayan takılar dahi kadının kişisel malı kabul ediliyordu (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi-2015/16567-2016/6101-20.04.2016).

3.2. Güncel Görüş: “Takılan Kişiye Aidiyet” ve “Cinsiyete Özgü Olma” Kriteri

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 04.04.2024 tarihli kararıyla (2023/5704-2024/2402) bu içtihadı değiştirmiştir. Yeni ilkesel yaklaşıma göre paylaşım hiyerarşisi şu şekildedir:

1. Anlaşma: Eşler arasında takıların paylaşımına dair bir sözleşme varsa bu esas alınır.

2. Örf ve Adet: Anlaşma yoksa, yerel örf ve adetin varlığı ispat edilirse buna göre karar verilir.

3. Genel Kural: Anlaşma veya örf-adet yoksa; takı kime takılmışsa ona aittir.

4. Özgü Olma: Takı karşı cinse özgü ise (örn: erkeğe takılan kadın kolyesi), o cinse ait sayılır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi-2023/10041-2025/3216-07.04.2025 sayılı kararında, erkeğe takılan 12 adet çeyrek altın ile 3 adet yarım cumhuriyet altınının “kadına özgü” olmadığına hükmederek, bunların erkeğe ait olduğunu kabul etmiş ve yerel mahkemenin bu takıları kadına veren kararını bozmuştur.

3.3. Takı Sandığı ve Torbasına Konulan Eşyalar

Yeni içtihatlar uyarınca, bir kişiye takılmayıp doğrudan takı sandığına veya torbasına konulan eşyaların aidiyeti şu şekilde belirlenir:

Eşya kadına veya erkeğe özgü ise o cinse verilmiş sayılır.

Eşya her iki cinse de özgü ise (örn: çeyrek altın, tam altın, para) ortak mal kabul edilir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi-2024/9259-2025/1648-18.02.2025).

3.4. İspat Vasıtaları ve Bilirkişi İncelemesi

Mahkemeler, takıların miktarını ve kime takıldığını belirlemek için şu delillere başvurmaktadır:

Düğün Videoları ve Fotoğrafları: En temel ispat aracıdır. CD ve fotoğraflar üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılarak takı listesi oluşturulur (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi-2023/6457-2024/4496-11.06.2024).

Tanık Beyanları: Takıların nerede saklandığı veya bozdurulup bozdurulmadığı hususunda kritiktir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi-2022/10120-2023/691-22.02.2023).

Bilirkişi Raporu: Takıların “kadına mı yoksa erkeğe mi özgü” olduğu konusunda çekişme varsa uzman bilirkişiden rapor alınması zorunludur (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi-2025/2115-2025/3346-08.04.2025).

Düğünde Erkeğe Takılan Takılar Kime Aittir?

4. Maddi Hukuk Sonuçları ve Risk Alanları

Kişisel Mal Niteliği: Düğün takıları TMK m. 220 uyarınca kişisel mal sayıldığından, boşanma sonrası mal rejiminin tasfiyesinde (artık değer katılma alacağı) hesaplamaya dahil edilmezler. Doğrudan iadesi veya bedelinin ödenmesi istenir.

Tüketilen Ziynetler: Evlilik birliği içinde düğün takıları bozdurularak evin ihtiyaçları, araba alımı veya borç ödemesi için kullanılmışsa; erkek, kadına ait olan bu takıları iade etmekle yükümlüdür. Yargıtay, kadının bu takıları “iade edilmemek üzere” verdiğini erkeğin ispatlaması gerektiğini şart koşar. “Evi beraber geçindirdik, o yüzden bozdurduk” savunması, takıların iadesi yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

Bağışlamadan Rücu (TBK m. 295): Teorik olarak düğün takıları bağışlama niteliğinde olduğundan, bağışlamanın geri alınması şartları (ağır sadakatsizlik, suç işleme vb.) oluşursa geri istenebilir. Ancak boşanma davasının açılmış olması tek başına bir rücu sebebi değildir.

5. Somut Davaya ve Olaya Uygulanabilecek Avukat Stratejileri

Bir avukatın müvekkiline sunacağı stratejik çıkarımlar şunlardır:

Erkek Müvekkil İçin: Üzerine takılan çeyrek, yarım, tam altınlar ve nakit paralar üzerinde mülkiyet hakkı iddia edilmelidir. Eğer bu takılar düğün sonrası kadın tarafından alınmışsa, bunların iadesi talep edilebilir.

Kadın Müvekkil İçin: Kendisine takılan her şeyin yanı sıra, erkeğe takılan “kadına özgü” (örn: erkeğe takılan bir bilezik veya ince bir altın kolye) eşyaların iadesi istenmelidir. Ayrıca, erkeğe takılan paraların kadına ait olduğuna dair yerel bir adet varsa bu mutlaka tanık ve uzman görüşüyle desteklenmelidir.

Ortak Harcamalar: Eğer takılar düğün masrafları veya balayı için harcanmışsa, rıza ile harcandığına dair yazılı bir belge veya mesaj kaydı yoksa, asıl malik (genellikle kadın) bu bedelleri geri isteyebilir.

SIK SORULAN SORULAR

Soru 1: Erkeğe takılan altınlar ev alımı için bozdurulursa erkek iade yükümlülüğünden kurtulur mu?

Hayır. Ziynet eşyalarının evlilik birliği ihtiyaçları için bozdurulmuş olması, kadının bunları “geri istememek üzere” verdiğini kanıtlamaz. Erkek, kadının bu takıları iade edilmemek üzere kendisine verdiğini ispatlayamazsa, bedelini ödemekle yükümlüdür (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi-2022/10989-2024/1262-27.02.2024).

Soru 2: Yerel örf ve adetin “erkeğe takılan erkeğindir” şeklinde olduğu nasıl ispatlanır?

Bu iddiayı ileri süren taraf ispatlamalıdır. Ancak Yargıtay, sadece tanık beyanıyla bu yönde bir örf ve adet ispatlanmış sayılmamakta, daha köklü ve yaygın bir adetin varlığını aramaktadır (Hukuk Genel Kurulu-2017/1038-2021/458-13.04.2021).

Soru 3: Takıların aynen iadesi mümkün değilse ne olur?

Dava öncelikle “aynen iade” talepli açılır. Eğer ziynetler mevcut değilse, dava tarihindeki değerleri üzerinden nakden tazminine karar verilir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi-2022/11458-2023/2847-01.06.2023).

Soru 4: Erkeğe takılan “kadın kolyesi” kime aittir?

Yeni içtihat uyarınca, takı kime takılırsa takılsın, eğer “karşı cinse özgü” bir eşya ise o cinse ait sayılır. Dolayısıyla erkeğe takılan kadın kolyesi kadına ait kabul edilir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi-2025/4787-2025/11126-11.12.2025).

Sonuç olarak; Yargıtay’ın 2024 yılı itibarıyla benimsediği yeni ilkesel görüş, düğün takıları konusundaki mülkiyet dengesini değiştirmiştir. Güncel Ankara Aile Mahkemelerinin uygulamalarında öncelikle taraflar arasındaki anlaşma veya yerel örf-adet dikkate alınmaktadır.Bunların yokluğunda, takılar kural olarak kime takılmışsa onun kişisel malı sayılmaktadır. Ancak takının niteliği (cinsiyete özgü olması) bu kuralın istisnasını oluşturmaktadır. Erkeğe takılan ve kadına özgü olmayan (çeyrek altın, yarım altın, tam altın, para vb.) takılar artık erkeğin kişisel malı olarak kabul edilmektedir.Bu yeni dönemde, düğün kayıtlarının (video/fotoğraf) ve bilirkişi incelemelerinin önemi artmış; “her şey kadına aittir” şeklindeki mutlak yaklaşım terk edilerek, somut olayın özelliklerine ve takılan kişinin kimliğine dayalı bir model benimsenmiştir.

Ankara Aile Hukuku Avukatı Desteği

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her aile hukuku uyuşmazlığının kendine özgü şartları bulunduğundan somut olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Av. Akın Özbey olarak uzun yıllardır Ankara ilinde avukat olarak hizmet vermekteyiz. Boşanma davası, mal paylaşımı davası, ziynet alacağı davası, velayet davası, nafaka davası, soybağının reddi davası ve babalık davası gibi Aile Hukuku kaynaklı konularda müvekkillerimize hukuki destek sağlamaktayız.

Ankara’da aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarınız uzman ve deneyimli kadromuz ile profesyonel destek alarak dava sürecinizi alanında uzman bir avukatla yürütmek için hukuk büromuzla 0537 932 50 50 numaralı hattımız üzerinden iletişime geçebilirsiniz.

Ayrıca Bakınız

Benzer Yazılar

WhatsApp Telefonla Ara
WhatsApp

Av. Akın ÖZBEY sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin