Çocuk Teslimi Kararına Uyulmazsa Hangi Hukuki Yollara Başvurulabilir?

Mahkemelerce kurulan çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki tesisine dair ilam ya da tedbir kararlarının borçlusu/yükümlüsü tarafından rızaen ifa edilmemesi, aile hukuku uygulamasında en sık karşılaşılan uyuşmazlıklar arasındadır. Mahkeme kararlarının uygulanamaması veya tarafların engellemeleri, hem çocuğun yüksek yararını hem de ebeveynlerin Anayasa ile korunan haklarını zedelemektedir.

Çocuk Teslimi ve Kişisel İlişki Kararlarının Uygulanması

Çocuk teslimi ve kişisel ilişki kararlarının icrası, 7343 sayılı Kanun ile yapılan köklü mevzuat değişikliklerine tabidir. İlam veya tedbir kararının yükümlüsü tarafından yerine getirilmemesi durumunda hak sahibi, kararın uygulanması için müdürlüğe başvurabilmektedir. Müdürlükçe yükümlü ile iletişim kurulması, çocuğun belirlenen yere getirilmesinin bildirilmesi ve aksi hâlde teslim emri tebliğ edilerek kolluk refakatinde teslimin sağlanması usulünü öngören yönetmelik hükümlerini üst norma uygun bulunmaktadır. Çocuk teslimi ve kişisel ilişki kararlarının uygulanmasına ilişkin ayrıntılar için ilgili hukuki bilgilendirme yazımızı inceleyebilirsiniz.

Danıştay 8. Dairesinin 05.04.2022 tarihli ve E. 2018/453, K. 2022/2416 sayılı kararında da ifade edildiği üzere, “Önceden çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilamların icrası, icra müdürlükleri aracılığıyla yerine getirilmekte iken” yapılan yasal düzenleme ile “bu husustaki ilam veya tedbir kararlarının, çocuğun üstün yararı esas alınarak, Adalet Bakanlığınca kurulan adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerince yerine getirileceği” hükme bağlanmıştır.

Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Birimlerine Başvuru

Yeni uygulama modelinde çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulması işlemleri doğrudan Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri nezdinde yürütülmektedir. Çocuk teslimine dair ilam veya tedbir kararları, yükümlüsü tarafından rızasıyla yerine getirilmediği takdirde hak sahibi, ilam veya tedbir kararının yerine getirilmesi için müdürlüğe başvurabilir.

Müdürlük görevlileri yükümlü ebeveynle irtibat kurar; yükümlüyle iletişim kurulamaması, çocuğun getirilmeyeceğinin bildirilmesi veya belirlenen yere getirilmemesi durumunda teslim emri tebliğ edilir. 5395 sayılı Kanun’un Geçici 2. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca, bu iş ve işlemler için yapılacak tüm masraflar, avukatlık ücreti hariç olmak üzere, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanmakta olup harçtan istisnadır.

Kararın Yerine Getirilmemesi Hâlinde Yaptırımlar

Teslim emrinin gereğini yerine getirmeyen veya çocuğun teslimini fiilen engelleyen yükümlü hakkında cezai yaptırımlar öngörülmüştür:

Disiplin Hapsi: 5395 sayılı Kanun’un 41/F maddesi gereğince, kişisel ilişki kararının yerine getirilmesine dair teslim emrine aykırı davranılması veya emrin yerine getirilmesinin engellenmesi hâlinde, bir ay içinde yapılacak şikâyet üzerine üç günden on güne kadar disiplin hapsi uygulanabilmektedir.

Eski Dönem Tazyik Hapsi Uygulaması: İcra ve İflas Kanunu dönemindeki ihlaller bakımından tazyik hapsi uygulanmakta idi. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 13.01.2014 tarihli ve E. 2013/13646, K. 2014/157 sayılı kararında, babanın tazyik hapis cezasıyla cezalandırılmasından sonra kişisel ilişkinin sağlanabildiği tespit edilmiştir.

Ceza Soruşturması ve Davaları: Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 21.02.2017 tarihli ve E. 2016/24830, K. 2017/1760 sayılı kararında, annenin şikâyetleri neticesinde teslimi engelleyen baba hakkında “icra emrine muhalefet ve çocuk kaçırma ve alıkoyma iddiaları ile ilgili ceza davaları açılmış” olduğu aktarılmıştır.

Çocuğun Teslim Sırasında Korunması

Çocuk teslimi ve kişisel ilişki tesisinde temel öncelik çocuğun üstün yararı ve esenliğidir.

Anayasa Mahkemesinin 04.07.2022 tarihli ve B. No: 2018/27095 sayılı kararında vurgulandığı üzere; “çocuğun üstün yararı gözetilmek suretiyle devletin yasal bir alt yapı kurma yükümlülüğü bulunduğunu ve çocuğun gelişimini olumsuz yönde etkileyebilecek hususları en aza indiren yöntemlerle kişisel ilişki sağlanması yönünde tedbirler alınması gerektiğini belirtmek gerekir.”

Anayasa Mahkemesinin 05.11.2015 tarihli ve B. No: 2013/2910 sayılı kararında ise zor kullanımının sınırlarına işaret edilerek şu tespite yer verilmiştir: “Çocuğa karşı zorlayıcı tedbirler alınması bu hassas alan açısından kabul edilebilir olmamakla birlikte çocuğu açıkça hukuka aykırı şekilde uhdesinde bulunduran ebeveyne karşı müeyyideler uygulanması yükümlülüğü gözden uzak tutulmamalıdır”

Hukuk Genel Kurulunun 27.12.2023 tarihli ve E. 2023/858, K. 2023/1399 sayılı kararında, “hâkim çocukları koruyucu önlemeleri derhal almak,çocuğun esenliğinin ağır tehlike altında olduğunu fark ettiğinde delil veya belge aramaksızın önleyici ve koruyucu tedbir kararları vermek” ile yükümlü kılınmıştır.

Sürekli Engellemenin Velayet Üzerindeki Etkisi

Velayet hakkını elinde bulunduran ebeveynin diğer ebeveynle kişisel ilişki kurulmasını keyfi veya sürekli olarak engellemesi, velayet görevinin kötüye kullanılması niteliğindedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 324. maddesinin güncel metni şöyledir: “Ana ve babadan her biri, diğerinin çocuk ile kişisel ilişkisini zedelemekten, çocuğun eğitilmesi ve yetiştirilmesini engellemekten kaçınmakla yükümlüdür. Kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzuru tehlikeye girer veya ana ve baba bu haklarını birinci fıkrada öngörülen yükümlülüklerine aykırı olarak kullanırlar veya çocuk ile ciddî olarak ilgilenmezler ya da diğer önemli sebepler varsa, kişisel ilişki kurma hakkı reddedilebilir veya kendilerinden alınabilir. Velayet kendisine bırakılan ana veya baba, kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmezse çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayet değiştirilebilir. Bu husus kişisel ilişki kurulmasına dair kararda taraflara ihtar edilir.”

Yargı içtihatlarında bu kural kararlılıkla uygulanmaktadır. Örneğin;

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (01.04.2015, E. 2013/1926, K. 2015/1139): TMK m. 324 hükmünü anarak “velayetin belirlenmesi ve düzenlenmesinde öncelikle çocuğun yararı göz önünde tutulmalıdır” ilkesi çerçevesinde, kişisel ilişkinin sürekli engellenmesi nedeniyle velayetin babaya verilmesi gerektiğine işaret etmiş ve yerel mahkemenin direnme kararını bozmuştur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (05.10.2015, E. 2015/16216, K. 2015/17230): Annenin “icra marifeti ile dahi kişisel ilişki kuramadığı” somut olayda, “Kişisel ilişkinin zedelenmesi velayetin değiştirilmesi nedenidir.” tespitinde bulunarak davanın reddine ilişkin kararı bozmuştur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (08.09.2014, E. 2014/6931, K. 2014/16774): Annenin kişisel ilişkiyi engellemesini ve çocuğu ortamdan uzaklaştırmasını “Annenin bu tutumu, çocuğun menfaatine aykırıdır.” şeklinde nitelemiş ve “Gerçekleşen bu durum karşısında velayetin anneden alınıp babaya verilmesi gerekirken, yetersiz gerekçe ile karşı davanın reddi doğru bulunmamıştır.” gerekçesiyle Ankara 3. Aile Mahkemesinin kararını bozmuştur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (09.04.2012, E. 2011/15511, K. 2012/8921): Ankara 6. Aile Mahkemesinin davanın reddi kararını incelerken; annenin kişisel ilişkiyi sürekli engellediği ve hakkında çocuk teslimine muhalefetten yaptırım uygulandığı gerekçesiyle velayetin babaya verilmesi gerektiğine hükmederek kararı bozmuştur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (13.01.2014, E. 2013/13646, K. 2014/157): Velayetin değiştirilmesinde “re’sen araştırma ilkesi geçerlidir” kuralını vurgulamış; babanın “anne ve çocuk arasındaki kişisel ilişkiyi engelleyerek velayet görevini kötüye kullandığı” sonucuna varmıştır.

Yargıtay Uygulaması: Kişisel İlişki Kararlarının Uygulanması ve Çocuğun Yararı

Yargıtay kararlarında kişisel ilişki takviminin infazda tereddüt yaratmayacak netlikte olması aranmaktadır:

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi ve Yargıtay Onaması (11.09.2024, E. 2024/2714, K. 2024/5657): Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi, hafta içi görüşmelerin tarafların uygunluğuna bırakılmasını infazda duraksama yaratacağı gerekçesiyle kaldırmış ve “Anne doğrudan kişisel ilişki günlerinde çocuğu bu ilişkiyi sağlamak üzere hazır etmesi dışında başka bir yükümlülük altına sokulamaz.” tespitinde bulunmuştur. Bu karar, Yargıtay 2. Hukuk Dairesince 6100 sayılı Kanun’un 370. maddesi uyarınca onanmıştır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (09.03.2020, E. 2020/1311, K. 2020/1954): İlk derece mahkemesince annenin çocukları göstermediği, “icra işlemleri sırasında olay çıkardığı ve kendini yakmakla tehdit ettiği ve çocukları teslim etmediği” kabul edilmişse de Yargıtay, “çocukların babaları ile vakit geçirmeye henüz alışkın olmamaları hususu tek başına kişisel ilişkinin daraltılmasını gerektirir bir sebep değildir” gerekçesiyle kişisel ilişkinin daraltılması kararını bozmuştur.

Çocuk Teslimi Kararına Uyulmazsa Hangi Hukuki Yollara Başvurulabilir?

Hukuk Genel Kurulu (27.12.2023, E. 2023/858, K. 2023/1399): “her çocuk ana ve babası ile kişisel ve doğrudan ilişki kurma hakkına sahip ise de bu hak çocuğun yüksek yararı ile sınırlıdır.” ilkesini belirtmiş; çocuğun güvenliği tehlikedeyse “çocuk ile kişisel ilişki kurma talebi reddedilebilir, kişisel ilişki anne veya babadan alınabilir.” değerlendirmesinde bulunmuştur.

Avukatın Gözünden: Eski İcra Uygulamasıyla Güncel Çocuk Teslim Sisteminin Ayrılması ve Uygulamada En Sık Karşılaşılan Sorunlar: Teslim Yerine Gelmeme, Çocuğun Direnmesi, Tekrarlanan İhlaller

Teslim Yerinde Hazır Bulunmama / Adresin Kapalı Olması: Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 11.09.2024 tarihli ve E. 2024/4419, K. 2024/5655 sayılı kararında aktarılan tutanaklarda “davacının ve çocuğun mahalde hazır bulunmamaları sebebiyle kişisel ilişki tesis edilemediğinin” ve “adresin kapalı olması sebebiyle kişisel ilişki tesis edilmediği” kayıt altına alınmıştır.

Çocuğun Direnmesi ve Görüşmek İstememesi: Anayasa Mahkemesinin 30.04.2024 tarihli (B. No: 2022/57445) kararında çocuğun babası ile görüşmek istememesi nedeniyle teslimin yapılamadığı aktarılmıştır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 12.10.2023 tarihli ve E. 2023/7163, K. 2023/4732 sayılı kararında aktarılan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde ise çocuğun görüşmek istemediği durumlarda “kişisel ilişki düzenlemesinde esas olan çocukların üstün yararı olduğu” gözetilerek uzman eşliğinde görüşme tesisi uygun bulunmuş ve bu hüküm onanmıştır.

Tekrarlanan ve Kasıtlı İhlaller: Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 07.02.2017 tarihli ve E. 2016/7741, K. 2017/1217 sayılı kararında; “Anne ya da babanın çocukların diğer ebeveynle kişisel ilişki hakkını sürekli olarak engellemesi halinde Türk Medeni Kaııunu’nun 324. maddesinde yer alan yükümlülüğe aykırı davrandığı kabul edilmelidir.” denilmiş, bu hususun tespiti için icra tutanakları, tanıklar ve idrak çağındaki çocukların dinlenmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar: Çocuğun İradesi ve Psikolojik Durumu

Çocuk teslimi süreçlerinde zorlayıcı tedbirlerin uygulanma sınırını çocuğun psikolojik durumu ve üstün yararı çizer. Anayasa Mahkemesinin 02.10.2024 tarihli (B. No: 2022/21079) kararında belirtildiği üzere;

“Kamusal makamlar söz konusu aile ilişkilerinin sürdürülebilirliği ve olayın tarafları arasında iş birliğinin tesisi noktasında kendilerinden beklenen en üstün gayreti göstermek zorunda olmakla birlikte bu alanda zorlayıcı tedbirlere başvurma yükümlülüğü tüm tarafların menfaati, özellikle de çocuğun üstün yararı karşısında sınırlı olmak durumundadır”

Aynı kararda kamusal makamların “çocuğun gelişimini olumsuz yönde etkileyebilecek hususları en aza indiren yöntemlerle kişisel ilişki sağlanması yönünde tedbirler” alması gerektiği kaydedilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20.11.2024 tarihli ve E. 2024/7109, K. 2024/8846 sayılı kararında ise ilk derece mahkemesinin; “çocuğun baba ile herhangi bir ilişkisinin olmaması, velâyetin babaya verilmesi halinde küçüğün sosyal ve ekonomik olarak hayatının değişecek olmasının yanı sıra, babasını tanımıyor olması nedeniyle babasıyla 3,5 yıl sonra sürekli olarak yaşamaya başlamasının psikolojik olarak yol açacağı travmalar ve çocuğun biyolojik babasıyla kişisel ilişki tesis edilmesinin çocukla babanın menfaatine olduğu” tespiti değerlendirilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesi kararı onanmıştır.

Sık Sorulan Sorular

Eski eşim çocuğu teslim etmiyorsa ne yapmalıyım?

Elinizdeki mahkeme ilamı veya ara kararı ile birlikte yetkili Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğüne başvurarak teslim emri düzenlenmesini ve çocuğun uzmanlar refakatinde teslim alınmasını talep edebilirsiniz.

Çocuk teslimi için icra dairesine mi gidilir?

Hayır. Güncel sistemde çocuk teslimi ve kişisel ilişki işlemleri icra müdürlüklerinden alınarak Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüklerine devredilmiştir. Bu işlemler harçtan istisnadır ve giderleri Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır.

Karara uymamanın yaptırımı nedir?

Teslim emrine haksız olarak aykırı davranan, çocuğu gizleyen veya teslimi engelleyen ebeveyn hakkında 5395 sayılı Kanun m. 41/F uyarınca bir ay içinde şikâyet üzerine üç günden on güne kadar disiplin hapsi uygulanabilir.

Çocuk gitmek istemezse ne olur?

Zorlayıcı tedbirler çocuğun şahsına karşı uygulanamaz. Teslim sürecinde yer alan uzmanlar (psikolog/pedagog) çocuğun direnme sebeplerini ve psikolojik durumunu değerlendirir; gerekirse uzman eşliğinde kişisel ilişki kurulması ya da danışmanlık tedbirleri devreye sokulur. Ancak ebeveynin çocuğu kışkırttığı veya kasıtlı engellediği saptanırsa ebeveyne yaptırım uygulanır.

Velayet değişikliği istenebilir mi?

Evet. TMK m. 324/3 uyarınca, velayet kendisine bırakılan ebeveyn kişisel ilişki kararının gereklerini yerine getirmez ve diğer ebeveynle ilişkiyi sürekli engellerse, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilmesi davası açılabilir.

Sonuç olarak; Çocuk Tesliminin Hukuka Uygun ve Güvenli Yürütülmesi Gerekmektedir.

Çocuk teslimi ve kişisel ilişki süreçleri, ebeveynlerin hak çekişmelerinden arındırılarak bütünüyle çocuğun ruhsal ve bedensel bütünlüğünü koruyacak mekanizmalarla yürütülmelidir. 5395 sayılı Kanun çerçevesinde oluşturulan uzman destekli sistem, çocuğun örselenmesini önlemeyi hedeflerken; teslim emrine uymayan tarafa karşı disiplin hapsi ve velayetin değiştirilmesi gibi etkili hukuki müeyyideler öngörmektedir. Çocuk teslimi ve kişisel ilişki kararlarının yerine getirilmesi sürecinde Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri nezdindeki başvuruların eksiksiz yapılması, teslim engellerinin tutanakla tespiti, disiplin hapsi şikâyetlerinin süresinde ileri sürülmesi ve gerektiğinde TMK m. 324 uyarınca velayetin değiştirilmesi davasının ikame edilmesi uzmanlık gerektirir.

Ankara Aile Hukuku Avukatı – Hukuki Bilgilendirme

Bu makalede yer alan açıklamalar, genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda olayların özellikleri, tarafların hukuki durumları, mevcut deliller ve yürürlükteki mevzuat farklılık gösterebileceğinden her somut olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Av. Akın Özbey, Ankara’da aile hukuku kapsamında boşanma, velayet, nafaka, mal rejiminin tasfiyesi, ziynet alacağı, soybağının reddi ve babalık davaları gibi konularda avukatlık faaliyetini yürütmektedir.

Hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin görüşme ve iletişim için 0537 932 50 50 numaralı telefondan hukuk büromuza ulaşabilirsiniz.

İlgili Hukuki Bilgilendirme Yazıları

Bu makalenin konusuyla bağlantılı diğer hukuki bilgilendirme yazılarına aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz:

Kişisel İlişki Kararlarının Uygulanması · Velayet Davaları

Benzer Yazılar

WhatsApp Telefonla Ara
WhatsApp

Av. Akın ÖZBEY sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin