Velayet Sahibi Ebeveyn Çocuğun Sağlık Tedavisini Engellerse Ne Yapılabilir?

Velayet hakkı, anne ve babaya çocuk üzerinde mutlak ve sınırsız bir tasarruf yetkisi vermemektedir. Velayet düzenlemesinde; çocukla ana ve baba yararının çatışması halinde, çocuğun yararına üstünlük tanınması gereklidir. Çocuğun bedensel, fikri, zihinsel, ruhsal ve ahlaki gelişiminin güvence altına alınması kamu düzenine ilişkin kabul edilmekte ve ebeveynlerin velayet kapsamındaki yetkileri çocuğun sağlık ve yaşam hakkı ile doğrudan sınırlandırılmaktadır.

Velayet Kapsamında Sağlık Kararları

Küçüğe yapılacak tıbbi müdahalelerde kural olarak yasal temsilcinin izni aranmaktadır. Yargıtay kararı ile küçüğe yapılacak tıbbi bir müdahalenin kural olarak ancak yasal temsilcisinin izniyle yapılabileceğinde duraksama yoktur tespitinde bulunulmuştur. Bununla birlikte, Anayasa Mahkemesi kararlarında da işaret edildiği üzere tıbbi müdahalede rızanın hukuka uygun sayılması için velinin müdahalenin amacı, niteliği, sonuçları ve alternatifleri hakkında tam olarak aydınlatılmış olması gerekmektedir.

Tedavinin Reddedilmesi ve Geciktirilmesi

Velayet sahibi ebeveynler müdahalenin amacı, niteliği ve yapılmaması durumundaki riskler konusunda aydınlatılmalarına rağmen haklı bir sebep sunmaksızın tıbbi müdahaleyi veya aşıyı reddederlerse, bu rızasızlık çocuğun üstün yararına açıkça aykırı görülmektedir. Yargıtay kararlarında, “ana ve babanın rıza göstermemeleri çocuğun üstün yararına açıkça aykırı ise rıza aranmaz” ilkesi benimsenmiş; ebeveynlerin aşı veya tedaviye karşı çıkışlarını haklı kılacak somut bir sebep sunamamaları durumunda sadece rıza yokluğuna dayanılarak müdahalenin engellenemeyeceği ve “salt ana ve babanın rıza göstermedikleri gerekçesine dayanılarak talebin reddi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur” denilerek ilk derece mahkemesi ret kararları bozulmuştur.

Acil Müdahalelerde Hukuki Durum

Anayasa Mahkemesi, devletin pozitif yükümlülükleri kapsamında “sağlık hizmetlerini kamu sağlık kurumları veya özel sağlık kuruluşları tarafından yerine getirildiğine bakmadan hastaların yaşamlarının korunmasına yönelik gerekli tedbirlerin alınabilmesini sağlayacak şekilde düzenlemek zorundadır” tespitini yapmıştır. Çocuğun hayati tehlikesinin bulunduğu acil durumlarda tıbbi gereklilik ön plandadır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi kararında, acil serviste hekim tarafından yatış önerilmesine rağmen ailenin yatışı kabul etmediği epikriz kayıtlarına yansıyan somut bir tazminat davasında, “tazminata hükmedilebilmesi için kusur, zarar ve illiyet bağının bir arada olması gerektiği” belirtilmiş ve nedensellik bağı incelenmiştir.

Sağlık İhmalinin İspatı

Sağlık ihmalinin varlığı; epikriz belgeleri, hastane kayıtları, uzman heyet raporları ve sosyal inceleme raporları ile somutlaştırılmalıdır. Anayasa Mahkemesi, velayete ilişkin uyuşmazlıklarda “çocukların psikolojik durumları gözetilerek beyanlarına itibar edilip edilemeyeceği ve velayete ilişkin verilecek kararın çocukların psikolojik tedavilerine dair etkilerinin tedavi evraklarıyla birlikte ilgili uzmanlardan alınacak raporlarla tam olarak ortaya konulduktan sonra bir sonuca ulaşılmasının çocuğun üstün yararı ilkesinin bir gereği olduğu açıktır.” değerlendirmesinde bulunmuştur. Benzer biçimde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, çocuğun kronik veya nörolojik rahatsızlıklarında “içinde çocuk hastalıkları ana bilim dalından doktorlarında yer aldığı üniversite yada eğitim araştırma hastanesinden konuya ilişkin heyet raporu alınmak sureti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekir” diyerek somut tıbbi değerlendirmelerin zorunluluğunu vurgulamıştır.

Koruma Tedbirleri ve Velayet Değişikliği

Ebeveynlerin çocuğun sağlık bakımını yerine getirmemesi veya tedaviyi savsaklaması durumunda 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında sağlık tedbiri ya da 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 348. maddesi uyarınca velayetin kaldırılması veya değiştirilmesi gündeme gelebilmektedir. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin incelediği bir olayda Bölge Adliye Mahkemesi, çölyak hastası çocuğun sağlık takibinin yapılmaması üzerine “babaannenin çocuğu sağlık kontrolüne götürmediği, sağlık durumunun gittikçe kötüleştiğinin uzman tarafından gözlemlendiği, babaannenin çocuğun hastalığına uygun beslenme programı oluşturmadığı” tespitleriyle velayetin kaldırılmasına karar vermiştir. Yargıtay 19. Ceza Dairesi kararında da topuk kanı ve aşı gibi koruyucu uygulamaların reddedilmesinin çocuğu tehlikeye düşürmesi hâlinde koruma tedbiri uygulanabileceği kabul edilmiştir (Yargıtay 19. CD, 05.11.2015, E. 2015/87, K. 2015/6676).

Yargıtay Uygulaması: Çocuğun Sağlığının Korunmasında Üstün Yarar İlkesi

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili dairelerinin yerleşik içtihadına göre, “Velayet kamu düzenine ilişkindir.Velayet düzenlemesinde aslolan çocuğun sağlık, eğitim ve ahlaki bakımdan yararıdır.” (Yargıtay 2. HD, 02.05.2013, E. 2012/25543, K. 2013/12235; Yargıtay 2. HD, 03.11.2011, E. 2011/4935, K. 2011/18097). Çocuğun menfaati söz konusu olduğunda hâkim re’sen araştırma ilkesi uyarınca tarafların talepleriyle bağlı olmaksızın gerekli sağlık ve uzman incelemelerini yaptırmakla yükümlüdür. Çocuğun sağlığına ilişkin kararların değerlendirilmesinde velayet hakkının kapsamı ve çocuğun üstün yararı birlikte ele alınır.

Avukatın Gözünden: Tedaviye İlişkin Ebeveyn Görüş Ayrılığı ile Gerçek Sağlık İhmalinin Ayrılması

Yargı ve uygulamada mahkeme kararları, ebeveynler arasındaki salt iletişim eksikliği ve basit görüş ayrılıkları ile çocuğun gelişimini tehlikeye sokan gerçek sağlık ihmalini titizlikle ayırmaktadır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi kararında aktarıldığı üzere, annenin çocuğun alerji iğnelerini okula teslim etmediği ve babaya bilgi vermediği iddiasında Bölge Adliye Mahkemesi “annenin velâyet görevini ihmal ettiğinin kanıtlanamadığı” gerekçesiyle velayetin değiştirilmesi talebini reddetmiştir (Yargıtay 2. HD, 26.04.2023, E. 2022/10404, K. 2023/1984).

Buna karşın, annenin çocuğun hastalığına uygun beslenmesine dikkat etmemesi sonucu “annenin bu davranışlarının çocuğu olumsuz etkilediği ve çocukta psikolojik rahatsızlıklar başladığı” tespit edildiğinde kişisel ilişkinin kaldırılması kararı onanmıştır (Yargıtay 2. HD, 19.12.2023, E. 2023/8718, K. 2023/6308).

Ceza hukuku boyutunda ise Yargıtay 8. Ceza Dairesi, “5237 sayılı TCK’nın 233/3. maddesinde düzenlenen ”Aile Hukukundan Kaynaklanan Yükümlülüğün İhlali” suçunun oluşabilmesi için, sanığın itiyadî sarhoşluk sonucu maddî ve manevî özen noksanlığı nedeniyle çocuklarının ahlâk, güvenlik ve sağlığını ağır şekilde tehlikeye sokması gerektiği” gerekçesiyle tedavisi bitmeden hastaneden çıkarılan çocuğa ilişkin olayda kovuşturmaya yer olmadığı kararını yerinde bulmuştur (Yargıtay 8. CD, 09.11.2021, E. 2020/4112, K. 2021/20533).

Uygulamada En Sık Karşılaşılan Sorunlar ve Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Uzman Görüşleri ve Sağlık Raporları: İhmal iddiasının sübuta ermesi için tek taraflı iddialar yeterli olmayıp yetkili sağlık kuruluşlarından heyet raporu ve uzman pedagog/psikolog/sosyal çalışmacı raporlarının alınması şarttır.

Tıbbi Gerekliliğin Belgelenmesi: Çocuğun durumunun aciliyeti ve müdahalenin tıbben zorunlu olduğu epikrizler, testler ve doktor mütalaaları ile mahkemeye sunulmalıdır.

Velayet Sahibi Ebeveyn Çocuğun Sağlık Tedavisini Engellerse Ne Yapılabilir?

Sık Sorulan Sorular

Anne çocuğun tedavisini reddedebilir mi?

Anne veya baba kural olarak yasal temsilcidir; ancak aydınlatıldıkları hâlde haklı bir gerekçe sunmaksızın tıbbi müdahaleye veya aşıya karşı çıkarlarsa, Yargıtay içtihatları gereğince çocuğun üstün yararı esas alınır ve “ana ve babanın rıza göstermemeleri çocuğun üstün yararına açıkça aykırı ise rıza aranmaz” kuralı işletilir (Yargıtay 2. HD, 01.06.2015, E. 2015/9985, K. 2015/11141).

Baba hastane kayıtlarını isteyebilir mi?

İncelenen yargı kararlarında velayet kendisinde olmayan ebeveynin hastaneden kayıt talep etmesine ilişkin idari prosedür hakkında doğrudan bir tespit bulunmamakla birlikte; yargılama aşamasında tedavi evraklarının ve epikrizlerin mahkemece celbedilerek uzman raporlarına dayanak yapılması gerektiği hükme bağlanmıştır (AYM, B. No: 2022/57145, 06.06.2024).

Tedaviyi engellemek velayeti etkiler mi?

Evet, çocuğun sağlık bakımının ağır biçimde savsaklanması, hastalığına uygun takibin yapılmaması velayetin değiştirilmesine veya kaldırılmasına gerekçe oluşturabilir. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, velayet görevini savsaklayan ebeveynler yönünden “anne yönünden TMK’nın 348. madde koşullarının oluşup oluşmadığı hususları” ve uzman heyet raporu çerçevesinde değerlendirme yapılmasını aramaktadır (Yargıtay 2. HD, 15.02.2021, E. 2021/21, K. 2021/1296).

Acil durumda kim karar verir?

Devlet, sağlık kuruluşları aracılığıyla yaşam hakkını ve acil sağlık müdahalelerini güvence altına almakla yükümlüdür (AYM, B. No: 2019/31440, 05.06.2024). Tıbbi zorunluluk bulunan acil tablolarda gecikme can kaybına veya ağır hasara yol açacaksa hekim müdahalesi önceliklidir; ebeveynin haksız direnci üstün yarar karşısında korunmaz.

Mahkemeden koruma tedbiri istenebilir mi?

Evet; çocuğun bedensel ve ruhsal gelişiminin tehlikeye düşmesi hâlinde 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu uyarınca sağlık tedbiri veya TMK hükümleri uyarınca geçici velayet/koruma tedbiri talep edilebilir (Yargıtay 19. CD, 05.11.2015, E. 2015/87, K. 2015/6676; Yargıtay 2. HD, 03.11.2011, E. 2011/4935, K. 2011/18097).

Sonuç olarak Çocuğun Sağlık Hakkının Önceliği bulunmaktadır. Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararlarında açıkça ifade edildiği üzere, aile hukuku uyuşmazlıklarında anne ve babanın hakları ile çocuğun menfaatleri çatıştığında öncelik çocuğun üstün yararına ve sağlık hakkına aittir. Velayet hakkı, çocuğun tıbben zorunlu olan tedavisini engelleme yetkisi vermez; aksine bu hakkın kötüye kullanılması veya çocuğun sağlığının tehlikeye atılması hâlinde yargı organları müdahaleye izin verilmesine, sağlık tedbiri uygulanmasına veya velayetin el değiştirmesine karar vermektedir.

Ankara Aile Hukuku Avukatı Desteği

Velayet hakkının kötüye kullanılması, tıbbi ihmal ve tedavi engellemeleri iddialarında sürecin somut sağlık belgeleri (epikrizler, heyet raporları, tedavi geçmişi) ile desteklenmesi ve aile mahkemesinden ivedilikle koruma/sağlık tedbiri talep edilmesi gerekmektedir. Ankara yargı çevresinde açılacak velayetin değiştirilmesi, sağlık tedbiri veya kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi davalarında usul kurallarına ve delillerin tam olarak toplanmasına dikkat edilmesi davanın seyri açısından önem taşımaktadır.

Ankara Aile Hukuku Avukatı – Hukuki Bilgilendirme

Bu makalede yer alan açıklamalar, genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda olayların özellikleri, tarafların hukuki durumları, mevcut deliller ve yürürlükteki mevzuat farklılık gösterebileceğinden her somut olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Av. Akın Özbey, Ankara’da aile hukuku kapsamında boşanma, velayet, nafaka, mal rejiminin tasfiyesi, ziynet alacağı, soybağının reddi ve babalık davaları gibi konularda avukatlık faaliyetini yürütmektedir.

Hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin görüşme ve iletişim için 0537 932 50 50 numaralı telefondan hukuk büromuza ulaşabilirsiniz.

İlgili Hukuki Bilgilendirme Yazıları

Bu makalenin konusuyla bağlantılı diğer hukuki bilgilendirme yazılarına aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz:

Velayet Davaları · Aile Hukuku

Benzer Yazılar

WhatsApp Telefonla Ara
WhatsApp

Av. Akın ÖZBEY sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin