Çocuk Hakkında Koruyucu ve Destekleyici Tedbir Kararı Nasıl Alınır?

Koruyucu ve destekleyici tedbirler; 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında, korunma ihtiyacı olan veya esenliği tehlikede bulunan çocukların haklarının ve gelişimlerinin güvence altına alınması amacıyla öngörülen hukuki koruma mekanizmalarıdır. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay içtihatlarında da vurgulandığı üzere, “Koruyucu ve destekleyici tedbirler, çocuğun öncelikle kendi aile ortamında korunmasını sağlamaya yönelik danışmanlık, eğitim, bakım, sağlık ve barınma konularında alınacak tedbirlerdir.” (Hukuk Genel Kurulu-2023/858-2023/1399-27.12.2023; Anayasa Mahkemesi-B. No: 2013/6382-9/3/2016). Türk Medenî Kanunu sistematiğinde de “Çocuğun menfaati ve gelişmesi tehlikeye düştüğü takdirde, ana ve baba duruma çare bulamaz veya buna güçleri yetmezse hâkim, çocuğun korunması için uygun önlemleri alır.”

Koruyucu ve Destekleyici Tedbirlerin Türleri

5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu`nun 5 inci maddesinde koruyucu ve destekleyici tedbirler sayılmıştır. Buna göre bu tedbirler; danışmanlık tedbiri, eğitim tedbiri, bakım tedbiri, sağlık tedbiri ve barınma tedbiridir. Çocuğun korunmasıyla ilgili tedbirlerin yanında velayet hukukundan kaynaklanan hak ve yükümlülükler de değerlendirilmelidir.

Eğitim, Sağlık, Bakım ve Danışmanlık Tedbirleri

Mevzuat ve yargı kararlarında tanımlanan tedbir türleri şu şekildedir:

Danışmanlık Tedbiri: Danışmanlık tedbiri, çocuğun bakımından sorumlu olan kimselere çocuk yetiştirme konusunda; çocuklara da eğitim ve gelişimleri ile ilgili sorunlarının çözümünde yol göstermeye” yöneliktir.Anayasa Mahkemesi, danışmanlık tedbirinin “yaptırım niteliği taşımamakta, çocuğun aile yanından alınarak kurum bakımına verilmesi gibi ağır bir sonucu da içermemektedir” tespitinde bulunmuştur.

Eğitim Tedbiri: Çocuğun bir eğitim kurumuna gündüzlü veya yatılı devamına, meslek veya sanat edinme kursuna gitmesine yahut işyerine/ustanın yanına yerleştirilmesine yöneliktir (5395 sayılı Kanun m. 5/1-b).

Sağlık Tedbiri: Yargıtay kararlarında aktarılan haliyle, “çocuğun fiziksel ve ruhsal sağlığının korunması ve tedavisi için gerekli geçici veya sürekli tıbbî bakım ve rehabilitasyonuna, bağımlılık yapan maddeleri kullananların tedavilerinin yapılmasına,” yönelik tedbirdir.

Bakım Tedbiri: Çocuğun bakımından sorumlu olan kimsenin görevini yerine getirememesi hâlinde resmî veya özel bakım yurdu ya da koruyucu aile hizmetlerinden yararlandırılması veya kurumlara yerleştirilmesidir (5395 sayılı Kanun m. 5/1-c).

Barınma Tedbiri: Barınma yeri olmayan çocuklu kimselere veya hayatı tehlikede olan hamile kadınlara uygun barınma yeri sağlamaya yöneliktir (5395 sayılı Kanun m. 5/1-e).

Tedbir Kararını Kimler Talep Edebilir?

Hukuk Genel Kurulu ve Anayasa Mahkemesi kararlarında aktarıldığı üzere koruyucu ve destekleyici tedbir kararları; “çocuğun anası, babası, vasisi, bakım ve gözetiminden sorumlu kimse, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu ve Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re’sen çocuk hâkimi tarafından alınabilir.”

Mahkemenin Değerlendirdiği Riskler

Yüksek mahkeme içtihatlarında, çocuğa uygulanacak tedbir belirlenirken bireysel özelliklerin, çevrenin ve risklerin bilimsel ve objektif yöntemlerle ortaya konulması gerektiği vurgulanmaktadır:

Çocuğun Üstün Yararı ve Özellikleri: Anayasa Mahkemesi, “çocuğun içinde bulunduğu koşullar, çocuğun kişilik yapısı ve özellikleri gözetilmek suretiyle çocuğun yüksek yararına olanın tespit edilmesi gerektiği” ilkesini vurgulamıştır (Anayasa Mahkemesi-B. No: 2017/32942-8/6/2021).

Kişisel İlişki ve Güvenlik: Hukuk Genel Kurulu, “her çocuk ana ve babası ile kişisel ve doğrudan ilişki kurma hakkına sahip ise de bu hak çocuğun yüksek yararı ile sınırlıdır” tespitini yaparak esenliğin tehlikede olduğu durumlarda mahkemenin önlem almasının zorunlu olduğunu belirtmiştir (Hukuk Genel Kurulu-2023/858-2023/1399-27.12.2023).

Tedbirin Değiştirilmesi, Kaldırılması ve Sona Ermesi

Tedbir kararları verildikten sonra süreç statik kalmamakta; mahkeme denetimi düzenli aralıklarla devam etmektedir:

Üçer Aylık İnceleme ve Takip Yetkisi: 5395 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca Yargıtay 5. Hukuk Dairesi kararlarında şu kural yinelenmiştir: “Tedbir kararlarının uygulanması, kararı veren hâkim veya mahkemece en geç üçer aylık sürelerle incelettirilir. Hâkim veya mahkeme; denetim memurları, çocuğun velisi, vasisi, bakım ve gözetimini üstlenen kimselerin, tedbir kararını yerine getiren kişi ve kuruluşun temsilcisi ile Cumhuriyet savcısının talebi üzerine veya re’sen çocuğa uygulanan tedbirin sonuçlarını inceleyerek kaldırabilir, süresini uzatabilir veya değiştirebilir.”

Yetkili Mahkeme: Tedbir kararlarını takip etme, süresini uzatma, değiştirme veya kaldırma görevinin kural olarak tedbiri karara bağlayan mahkemeye aittir. “Koruyucu ve destekleyici tedbir kararlarının hangi hakim ya da mahkeme tarafından alınmış ise uygulamasını takip, uygulanan tedbirin sonuçlarını inceleyerek kaldırma, süresini uzatma veya değiştirme görevinin kararı veren hakim veya mahkemeye ait olacağından” (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi-2025/7612-2025/11992-29.09.2025; Yargıtay 5. Hukuk Dairesi-2023/3224-2023/5401-29.05.2023; Yargıtay 5. Hukuk Dairesi-2023/9888-2024/737-22.01.2024).

Tedbirin Sona Ermesi ve Alternatif Tedbirlere Dönüş: Anayasa Mahkemesi, “Bir çocuğun koruma altına alınması normal şartlar altında geçici bir tedbir niteliğinde olup şartlar değişir değişmez sona erdirilmesi geremektedir.” tespitinde bulunmuştur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ise, korunma kararının tamamen kaldırılması talep edildiğinde, şartlar doğrudan tedbirsiz kalmayı gerektirmiyorsa diğer koruma tedbirlerine dönüştürülüp dönüştürülemeyeceğinin tartışılması gerektiğini içtihat etmiştir: “Bölge Adliye Mahkemesine … hakkında verilen korunma kararının tümüyle kaldırılması yerine 5395 sayılı Kanun`un 5 inci maddesinde sayılan diğer tedbirlere çevrilip çevrilemeyeceği hususunun düşünülmesi ve çocuğun üstün menfaati dikkate alınarak karar verilmesi gerekir.

Avukatın Gözünden: Velayet Uyuşmazlığı ile Korunma İhtiyacının Ayrılması

Velayet ve kişisel ilişki uyuşmazlıkları ile koruyucu ve destekleyici tedbir mekanizmaları birbiriyle bağlantılı olmakla birlikte farklı hukuki değerlendirmelere tabidir:

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, velayet uyuşmazlıklarında yalnızca ebeveynlerin çatışmasına odaklanılmayıp ortamların uzmanlarca taranmasını ve “5395 sayılı Kanunda yazılı diğer koruma tedbirlerinin de çocuğun üstün yararına uygun olup olmayacağı tartışılarak” hüküm kurulmasını aramıştır (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi-2025/402-2025/7328-16.09.2025; Bölge Adliye Mahkemesi kararının velâyet düzenlemesi yönünden bozulmasına, diğer bölümlerinin ise 6100 sayılı Kanun’un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca onanmasına karar verilmiştir).

Anayasa Mahkemesi kararlarında aktarıldığı üzere, velayet davası sırasında aile mahkemelerince tedbiren danışmanlık veya sağlık tedbirlerine hükmedilebilmektedir (Anayasa Mahkemesi-B. No: 2022/60016-30/4/2024). Mahkeme, velayet değerlendirmesinde “çocuğun fiziksel ve ruhsal gelişimine en uygun çözümün tercih edilmesi ve bunun çocuğun yararına olduğunun yeterli gerekçeyle açıklanması gerekmektedir” ilkesini belirtmiştir.

Uygulamada Karşılaşılan Hususlar: Acil Koruma, Koordinasyon ve Uzman Raporları

Çocuk Hakkında Koruyucu ve Destekleyici Tedbir Kararı Nasıl Alınır?

Acil Koruma Tedbiri: 5395 sayılı Kanun m. 9 hükmüne göre derhâl korunma altına alınması gereken hallerde çocuk Kurum tarafından bakım ve gözetim altına alındıktan sonra en geç beş gün içinde çocuk hâkimine müracaat edilir; hâkim tarafından talep hakkında karar verilir (Anayasa Mahkemesi-B. No: 2013/6382-9/3/2016).

Uzman Raporlarının Zorunluluğu: Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay içtihatlarında, koruyucu tedbir kararı verilirken ya da kaldırılırken sosyal çalışma görevlilerinin hazırlayacağı sosyal inceleme raporunun hayati önemi vurgulanmaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, “Kişisel ilişki konusunda idrak çağında bulunan ortak çocuğun görüşünün sorulması ile kişisel ilişki kurulması konusunda uzman bilirkişiye inceleme yaptırılarak (4787 sayılı Kanun m.5) anne ve babanın barınma ve yaşama koşullarını da değerlendirir içerikte sosyal inceleme raporu alınması” ve önceki danışmanlık tedbiri dosyalarının celbedilerek değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmiştir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi-2020/6776-2021/87-12.01.2021).

Alternatif Tedbirlerin Denenmesi: Anayasa Mahkemesi, çocuğun aile ortamından koparılmasını gerektiren bakım tedbirlerinin “çocuğun üstün yararının korunması gayesini şüpheye yer vermeyecek şekilde destekleyen uzman raporlarına dayandırılması ve mümkün olduğunca alternatif yöntemlerin denenmesi gerekir” değerlendirmesinde bulunmuştur (Anayasa Mahkemesi-B. No: 2019/13246-2/3/2023).

Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar: Tedbirlerin Aileden Ayrılma Anlamına Gelmemesi

Koruyucu ve destekleyici tedbirlerin temel felsefesi, çocuğu aile ortamından koparmak değil, aileyi güçlendirerek çocuğu kendi ortamında desteklemektir.

Anayasa Mahkemesi kararlarında, “kurumda bakım ve kurumda tutmanın son çare olarak görülmesi” gerektiği (Anayasa Mahkemesi-B. No: 2017/32942-8/6/2021) ve özellikle küçük yaştaki çocukların kuruma yerleştirilmesinin “çok büyük travma olabileceği” yönündeki uzman tespitlerine dikkat çekilmiştir (Anayasa Mahkemesi-B. No: 2018/27095-4/7/2022).

Kanun koyucu, 5395 sayılı Kanun’un 5. maddesinin üçüncü fıkrasında tehlikenin veli/vasinin desteklenmesi suretiyle bertaraf edileceğinin anlaşılması hâlinde çocuğun bu kişilere teslim edilerek danışmanlık, sağlık veya eğitim gibi destekleyici tedbirlere karar verilebileceğini açıkça düzenlemiştir (Anayasa Mahkemesi-B. No: 2013/3181-3/2/2016).

Sık Sorulan Sorular

Çocuk hangi durumlarda koruma altına alınır?

Bedensel, zihinsel, ahlaki, sosyal ve duygusal gelişimi ile kişisel güvenliği tehlikede olan, ihmal veya istismar edilen ya da suç mağduru olan korunma ihtiyacı olan çocuklar hakkında tedbir kararı verilir (5395 sayılı Kanun m. 3/1-a, m. 5).

Aile mahkemesi koruma kararı verebilir mi?

Evet. Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin belirttiği üzere, Çocuk Koruma Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca tedbir kararları çocuk mahkemesince verilir; çocuk mahkemesi bulunmayan yerlerde ise bu kararları verme görevi aile mahkemesine, aile mahkemesi de yoksa asliye hukuk mahkemesine aittir (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi-2022/9498-2022/13594-10.10.2022). Ayrıca 4787 sayılı Kanun’un 6. maddesi uyarınca aile mahkemesi, “Bedensel ve zihinsel gelişmesi tehlikede bulunan veya manen terk edilmiş halde kalan küçüğü, ana ve babadan alarak bir aile yanına veya resmî ya da özel sağlık kurumuna veya eğitimi güç çocuklara mahsus kuruma yerleştirmeye” karar verebilir (Anayasa Mahkemesi-B. No: 2018/27095-4/7/2022).

Çocuk her tedbirde ailesinden alınır mı?

Hayır. Danışmanlık, sağlık ve eğitim tedbirleri çocuğu ailesinden ayırmadan uygulanır. Kurum bakımı ancak diğer desteklerin yetersiz kaldığı hallerde son çare olarak uygulanır.

Tedbir kararına itiraz edilir mi?

Koruyucu ve destekleyici tedbir kararlarına ve bunların reddine karşı kanun yollarına ve itiraz usulüne başvurulabilmektedir. Yargı kararlarında bu yolların işletildiği ve denetime tabi tutulduğu görülmektedir (Anayasa Mahkemesi-B. No: 2019/13246-2/3/2023; Anayasa Mahkemesi-B. No: 2020/36079-14/12/2023).

Çocuk ailesine geri dönebilir mi?

Evet. Koruma altına alma geçici niteliktedir. Koşulların değiştiği, ailenin desteklendiği ve riskin kalktığı sosyal inceleme raporlarıyla sabit olduğunda bakım tedbiri kaldırılarak çocuk ailesine teslim edilebilir ve gerektiğinde danışmanlık/eğitim tedbirine dönüştürülebilir (Anayasa Mahkemesi-B. No: 2013/6382-9/3/2016; Anayasa Mahkemesi-B. No: 2019/13246-2/3/2023).

–

Sonuç: Çocuğun İhtiyacına Uygun Koruma Mekanizması sağlanmalıdır. Koruyucu ve destekleyici tedbirlerin temel hedefi; “çocukların menfaatlerinin üstün bir öneme sahip” olması gereği, çocuğun gelişimsel ve bedensel bütünlüğünü korumaktır. Yargıtay uygulamasında, tedbir kararının kaldırılması taleplerinde doğrudan tedbirin tamamen kaldırılması yerine alternatif tedbirlere çevrilme olanağının tartışılması ve hüküm fıkrasında “Korunma kararının kaldırılmasına yönelik kararın hangi tedbire ilişkin olduğu açıkça hükümde açıklanmalı ve çocuğun üstün menfaati dikkate alınarak hüküm kurulmalıdır.” kuralına uyulması zorunludur.

Ankara Aile Hukuku Avukatı – Hukuki Bilgilendirme

Bu makalede yer alan açıklamalar, genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda olayların özellikleri, tarafların hukuki durumları, mevcut deliller ve yürürlükteki mevzuat farklılık gösterebileceğinden her somut olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Av. Akın Özbey, Ankara’da aile hukuku kapsamında boşanma, velayet, nafaka, mal rejiminin tasfiyesi, ziynet alacağı, soybağının reddi ve babalık davaları gibi konularda avukatlık faaliyetini yürütmektedir.

Hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin görüşme ve iletişim için 0537 932 50 50 numaralı telefondan hukuk büromuza ulaşabilirsiniz.

İlgili Hukuki Bilgilendirme Yazıları

Bu makalenin konusuyla bağlantılı diğer hukuki bilgilendirme yazılarına aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz:

Aile Hukuku · Velayet Davaları

Benzer Yazılar

WhatsApp Telefonla Ara
WhatsApp

Av. Akın ÖZBEY sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin