Boşanma hukukunda tazminat alacaklarının tabi olduğu zamanaşımı süreleri değerlendirilirken ikili bir ayrım söz konusu olmaktadır;
Boşanma davası kesinleştikten sonra bağımsız bir dava ile talep edilen 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesi kapsamındaki maddi ve manevi tazminat talepleri,
Boşanma davası sırasında hüküm altına alınmış ve ilama bağlanmış tazminat alacakları.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 178. maddesinin güncel metni şöyledir: “Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar”
Henüz dava konusu edilmemiş fer’î tazminat hakları kural olarak boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıllık zamanaşımına tabidir. Buna karşılık, yargılama neticesinde mahkeme hükmüne (ilama) bağlanmış tazminat alacakları bakımından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 156. maddesinin ikinci fıkrası devreye girmekte ve ilam zamanaşımı süresi uygulanmaktadır. 6098 sayılı Kanun’un 156. maddesinin güncel metninde; “Zamanaşımının kesilmesiyle, yeni bir süre işlemeye başlar. Borç bir senetle ikrar edilmiş veya bir mahkeme ya da hakem kararına bağlanmış ise, yeni süre her zaman on yıldır.” hükmü yer almaktadır.
Ayrıca boşanma nedeniyle maddi ve manevi tazminatın hangi koşullarda talep edilebileceği ile zamanaşımı hesabı birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.
1. Boşanmadan Sonra Açılacak Tazminat Davasında Süre Nedir?
Boşanma davası içinde talep edilmemiş veya karara bağlanmamış olan ve boşanmanın eki (fer’îsi) niteliğini taşıyan maddi ve manevi tazminat istemleri boşanma hükmünün kesinleşmesinden sonra bağımsız bir dava ile ileri sürülebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (02.11.2021, E. 2017/3155, K. 2021/1307): Kurul, boşanma sonrasında açılacak davalar bakımından süreyi şu ifadelerle ortaya koymuştur: “boşanma kararı kesinleştikten sonra, boşanma sebebiyle açılacak olan maddi-manevi tazminat ile yoksulluk nafakasına ilişkin davalar, evliliğin boşanma sebebiyle son bulmasına ilişkin hükmün kesinleşmesinden itibaren bir yıllık zamanaşımı süresine tâbidir.”
Hukuk Genel Kurulu ayrıca zamanaşımının bir defi olduğunu, borçlu tarafından yasal süresi içinde ileri sürülmedikçe mahkeme hâkimi tarafından re’sen (kendiliğinden) gözetilemeyeceğini belirtmiştir. Somut dosyada boşanma hükmü 19.09.2013 tarihinde kesinleşmiş, tazminat davası 23.09.2014 tarihinde açılmış; davalının zamanaşımı defini süresinde ileri sürdüğü belirlenerek yerel mahkemenin direnme kararı bozulmuştur.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (27.05.2015, E. 2015/7837, K. 2015/10722): Daire, “Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TMK.md.178).” tespitini yapmış; kesinleşmeden itibaren bir yılı aşkın süre geçtikten sonra açılan davada zamanaşımı defi bulunduğu hâlde kabul kararı verilmesini hatalı bularak “davacının maddi tazminat isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.” gerekçesiyle yerel mahkeme hükmünü kısmen bozmuş, diğer kısımlarını onamıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (08.04.2010, E. 2009/5138, K. 2010/6914): “Türk Medeni Kanununun 178.maddesi evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava haklarının boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmesi ile zamanaşımına uğrayacağını hükme bağlamıştır.” değerlendirmesini yaparak tebligat usulsüzlüğünü incelemiş ve hükmü bozmuştur.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi (07.04.2014, E. 2013/10671, K. 2014/6278): Daire, “TMK’nun 174. maddesinden kaynaklanan tazminatlarda TMK’nun 178. maddesi gereğince boşanma hükmünün kesinleştiği tarihten itibaren kural olarak bir yıl içinde açılması gerekir.” kuralını hatırlatmış; yerel mahkemenin bu süreyi hak düşürücü süre kabul etmesini hatalı bularak “söz konusu sürenin hak düşürücü süre olmadığı” tespitini yapmıştır. Daire ayrıca davalının “Islahı kabul etmiyorum şeklindeki beyan zamanaşımı defini içermez.” gerekçesiyle usulüne uygun zamanaşımı defi bulunmadığından tazminat talebinin esastan incelenmesi gerektiğine hükmederek ret kararını bozmuştur.
Hukuk Genel Kurulu (18.02.2021, E. 2017/2669, K. 2021/109): Kurul, “Evliliğin boşanma sebebiyle son bulmasından doğan tazminat talepleri ve yoksulluk nafakasına yönelik dava hakları ‘boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar’ (TMK m. 178).” ilkesine yer vermiş ve davanın süresi içinde açıldığını teyit etmiştir.
Boşanmanın Fer’isi Olmayan Alacaklar ile Ayrım
4721 sayılı Kanun’un 178. maddesindeki bir yıllık süre, boşanmanın eki niteliğindeki maddi ve manevi tazminat taleplerine özgüdür.
Mal Rejimi Alacakları: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (21.04.2008, E. 2007/6331, K. 2008/5733) kararında, “Türk Medeni Kanununun 178.nci maddesinde yeralan bir yıllık zamanaşımı süresi, boşanmanın ferisi olan tazminat ve nafaka taleplerine ilişkindir.” denilerek, katkı ve katılma alacaklarında 6098 sayılı Kanun’un 146. maddesi (mülga BK m. 125) uyarınca on yıllık zamanaşımının uygulanacağı ve başlangıcın “Zamanaşımının başlangıcı da mal rejiminin sona erdiği tarihtir. (MK.m.225)” şeklinde esas alınacağı belirtilmiştir.
Eylemin Suç Teşkil Etmesi: Boşanma sonrasında açılan ancak eşin kasten yaralama eylemine dayanan manevi tazminat davasında TMK 178’deki bir yıllık sürenin değil, “uygulanacak zamanaşımı süresi uzamış ceza zamanaşımı süresidir” kuralı geçerlidir. “Olay tarihi ile dava tarihi arasında zamanaşımı süresi dolmadığından” yerel mahkemenin zamanaşımı nedeniyle verdiği ret kararını Yargıtay bozmuştur.
2. Mahkeme Kararıyla Hükmedilen Tazminatta Zamanaşımı Nasıl Belirlenir?
Boşanma davası sırasında veya sonrasında açılan davada mahkeme tarafından maddi veya manevi tazminata hükmedilmesi hâlinde, ortada artık dava hakkı değil, ilama bağlanmış bir alacak bulunmaktadır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (17.11.2025, E. 2023/12179, K. 2025/15359): Hükme bağlanmış tazminat alacağı yönünden, “Türk Borçlar Kanunu’nun 156/2. maddesi gereğince hüküm, verildiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra zamanaşımına uğrar.” tespitinde bulunmuş; on yıllık sürenin dolması ve zamanaşımını kesen sebeplerin kanıtlanamaması nedeniyle “ilamın temyiz eden davalı yönünden zamanaşımına uğradığı gözetilerek yeniden hüküm kurulması için kararın bozulması gerekmiştir.” kararı verilmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (19.12.2024, E. 2024/471, K. 2024/4513): Mahkeme kararına bağlanmış alacaklarda “hüküm, verildiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra zamanaşımını kesen sebeplerin varlığı kanıtlanamazsa alacağa ilişkin Mahkeme kararı zamanaşımına uğrar” değerlendirmesini yapmıştır. Kararda ayrıca mahkemenin re’sen kararını değiştiremeyeceği; “İlam zamanaşımına uğramış olsa bile temyiz edilip Yargıtay tarafından bozulmadıkça davayı tekrar ele alıp zamanaşımı nedeniyle reddedemez” kuralı vurgulanmış ve yerel mahkeme hükmü bozulmuştur.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi (30.05.2024, E. 2023/3216, K. 2024/3073) ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (04.10.2021, E. 2020/10134, K. 2021/9437): İlama bağlı alacaklarda “hüküm, verildiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra zamanaşımına uğrar” ilkesini benimsemiş ve ilam zamanaşımı itirazlarının incelenmesi amacıyla yerel mahkeme kararlarını bozmuştur.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (30.05.2022, E. 2022/2556, K. 2022/7877): Kararda aktarılan önceki Yargıtay bozma ilamında mülga BK m. 135/2 (TBK m. 156/2) uyarınca sürenin on yıl olduğu ve hüküm tarihinden başladığı ifade edilmiş; Dairece “Mahkemece bozmaya uyularak davanın ilam zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğrudur.” denilerek hüküm vekâlet ücreti yönünden düzeltilerek onanmıştır (“DÜZELTİLEREK ONANMASINA”).
İlk Derece Mahkemeleri Uygulaması: İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi (14.07.2026, E. 2026/326, K. 2026/464), “İlam, hükmün verilmesi (tefhimi) tarihinden itibaren on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar” gerekçesiyle “İlamın zaman aşımına uğramış olması nedeniyle davanın zaman aşımı nedeniyle reddine” karar vermiştir. İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi de (09.12.2021, E. 2021/742, K. 2021/993) “İcra ve İflas Yasası’nın 39/1. ve TBK’nın 156. (BK 135/2) maddelerine göre ilamlar kararın verildiği günden itibaren —- —” ifadesine yer vererek zamanaşımından ret kararı vermiştir.
3. Zamanaşımı Ne Zaman Başlar ve Hangi İşlemlerle Kesilir?
Boşanma Sonrası Açılacak Tazminat Davasında (TMK m. 178):- Başlangıç anı, boşanma hükmünün kesinleştiği tarihtir. Boşanma sonrasında tazminat talebinde bulunulacak sürenin belirlenmesinde boşanma kararının kesinleşme tarihi ve kanun yolu aşamaları önem taşır.

– Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (02.05.2013, E. 2012/13392, K. 2012/13392), “Medeni Kanununun 178. maddesi, evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakkının boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmesi ile zamanaşımına uğrayacağını hükme bağlamıştır.” tespitini yaparak, boşanmanın kesinleşme tarihinin doğru tespit edilmemesi gerekçesiyle yerel mahkeme kararını bozmuştur (“Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA”).
– Yargıtay 8. Hukuk Dairesi (14.07.2011, E. 2011/3345, K. 2011/4248) kararında sürenin “boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle” başlayacağı belirtilmiş; ilamdaki kesinleşme şerhine değil dosyadaki gerçek kesinleşme olgusuna itibar edilerek davanın süresinde açıldığı sonucuna varılmış ve önceki onama kararı kaldırılarak yerel mahkeme hükmü bozulmuştur.
– Yabancı mahkeme kararlarında ise Hukuk Genel Kurulu (10.05.2023, E. 2022/187, K. 2023/444), “Evliliğin boşanma sebebiyle son bulmasından doğan tazminat talepleri ve yoksulluk nafakasına yönelik dava hakları boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar” değerlendirmesinde bulunmuş ve “Yabancı ilâmın kesin hüküm veya kesin delil etkisi yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade eder.” tespitine yer vermiştir.
İlama Bağlanmış Tazminat Alacaklarında (TBK m. 156/2):
– Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (12.12.2022, E. 2022/7552, K. 2022/9354), hükmün verildiği tarih ile tebliğ tarihi arasında on yıldan fazla süre geçmesi durumunu ele almış ve “Bu sürede zamanaşımını kesen sebeplerin varlığı kanıtlanamazsa alacağa ilişkin mahkeme kararı zamanaşımına uğrar.” değerlendirmesini yapmıştır.
Zamanaşımını Kesen İşlemler
İncelenen Yargıtay kararlarında (Yargıtay 3. HD 2024/471 E., 2022/7552 E.; Yargıtay 4. HD 2023/12179 E., 2022/2556 E.; Yargıtay 7. HD 2023/3216 E.), ilam zamanaşımını kesen sebeplerin somut dosyalarda kanıtlanamamış olması tartışılmış; ancak kararların gerekçelerinde zamanaşımını kesen icra ve takip işlemlerinin neler olduğuna ilişkin soyut ve genel bir sayım veya liste yapılmamıştır.
4. Bölge Adliye Mahkemeleri ve Ankara Uygulaması
Ankara 6. Aile Mahkemesi ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi (Yargıtay 2. HD, 04.07.2024, E. 2023/4248, K. 2024/5364):
– Ankara 6. Aile Mahkemesi, “zamanaşımı süresinin boşanma davasının kesinleştiği tarihten itibaren on yıl olduğu” gerekçesiyle davayı zamanaşımından reddetmiştir.
– Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi süresinde yapılan zamanaşımı def’i ve on yıllık sürenin dolması sebebiyle istinaf başvurusunu esastan reddetmiş; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi de kararı onamıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi (HGK, 10.05.2023, E. 2022/187, K. 2023/444):
– Dava yabancı mahkeme kararıyla boşanma sonrasındaki kusur ve tazminat/nafaka değerlendirmesine ilişkindir.
– Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin direnme kararı, Hukuk Genel Kurulu tarafından “Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi gereğince BOZULMASINA,” denilerek bozulmuştur.
Sonuç olarak; Boşanma hukukunda tazminat alacaklarının zamanaşımı hesabı yapılmadan önce mutlaka hakkın hukuki niteliği tespit edilmelidir:
Talep boşanma davasında ileri sürülmemiş, bağımsız bir dava ile talep edilecek fer’î nitelikte bir dava hakkı ise TMK m. 178 uyarınca boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresine tabidir ve bu süre bir defidir.
2- Tazminat hakkı dava yoluyla mahkeme kararına bağlanmış bir ilam alacağı niteliğinde ise TBK m. 156/2 uyarınca hüküm tarihinden itibaren 10 yıllık ilam zamanaşımına tabidir.
Ankara Aile Hukuku Avukatı – Hukuki Bilgilendirme
Bu makalede yer alan açıklamalar, genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda olayların özellikleri, tarafların hukuki durumları, mevcut deliller ve yürürlükteki mevzuat farklılık gösterebileceğinden her somut olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Av. Akın Özbey, Ankara’da aile hukuku kapsamında boşanma, velayet, nafaka, mal rejiminin tasfiyesi, ziynet alacağı, soybağının reddi ve babalık davaları gibi konularda avukatlık faaliyetini yürütmektedir.
Hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin görüşme ve iletişim için 0537 932 50 50 numaralı telefondan hukuk büromuza ulaşabilirsiniz.
İlgili Hukuki Bilgilendirme Yazıları
Bu makalenin konusuyla bağlantılı diğer hukuki bilgilendirme yazılarına aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz:
Boşanma Davasında Maddi ve Manevi Tazminat






