Boşanma Davasında Maddi ve Manevi Tazminat Taksitle Ödenebilir mi?

Boşanma tazminatının taksitle ödenmesi hususu, mahkemece kurulan hükmün yasal çerçevesi, içeriği ve taraflar arasındaki serbest iradeye dayalı anlaşmalar bakımından ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Yargılama ve icra hukuku ilkeleri uyarınca, borçlunun salt ekonomik olarak ödeme güçlüğü yaşaması mahkemeden re’sen taksitlendirme talep etme hakkı veya kendiliğinden bir taksitlendirme hakkı doğurmaz. Boşanmanın eki niteliğindeki maddi ve manevi tazminat taleplerinin hüküm altına alınmasında ve ifasında yasanın emredici sınırları ile tarafların sözleşme serbestisi belirleyici rol oynamaktadır. Boşanma nedeniyle maddi ve manevi tazminatın hukuki dayanağı hakkında boşanma davalarına ilişkin açıklamalarımızı inceleyebilirsiniz.

1. Boşanma Tazminatı Taksitle Ödenebilir mi?

Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesinin güncel metnine göre: “Maddî tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir.Manevî tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez. İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır.

Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.Hâkim, istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.”

Bu kanuni düzenleme çerçevesinde Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 19.11.2012 tarihli, E. 2012/8413 ve K. 2012/27463 sayılı ilamında açıklandığı üzere; boşanmanın eki niteliğindeki tazminatların ödeme biçimi Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesinde düzenlenmiş olup manevi tazminat bakımından Dairece: “Bu madde uyarınca manevi tazminatın sadece toptan olarak ödenmesine karar verilebilir (TMK md. 176/2).” tespiti yapılmıştır. Daire, alt mahkemenin manevi tazminatı “5 eşit taksit şeklinde ödenmesine karar verilmesi” uygulamasını yasada öngörülen ödeme biçimlerinin dışına çıkılması olarak değerlendirmiş ve hükmü bu sebeple bozmuştur.

Maddi tazminat yönünden ise hâkim durumun gereklerine göre toptan veya irat biçiminde ödemeye karar verebilmektedir. Genel hukuk yargılaması ilkeleri bakımından da mahkemenin re’sen borcu taksitlendirme yetkisi bulunmamaktadır. Nitekim Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 06.04.2015 tarihli, E. 2014/8191 ve K. 2015/4192 sayılı kararında haksız eyleme dayalı tazminat uyuşmazlığında ifade edildiği üzere, hukuk yargılamasında ilke olarak: “Hukuk yargılamasında, davacının açık muvafakati dışında taksit imkanı bulunmamaktadır.” Daire, yerel mahkemenin hüküm fıkrasındaki “…dönemsel olarak her ay ödenmek üzere 48 eşit taksit ile…” ibaresini çıkartarak kararı düzelterek onamıştır.

2. Taraflar Taksitli Ödeme Konusunda Anlaşabilir mi?

Boşanma sürecinde tarafların anlaşmalı boşanma protokolü düzenleyerek ya da hükümden sonra icra aşamasında bir araya gelerek borcun taksitle ödenmesi hususunda anlaşmaları mümkündür. Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesi gereğince anlaşmalı boşanmaya karar verilebilmesi için tarafların mali sonuçlar üzerinde uzlaşmaları ve hâkimin bu düzenlemeyi uygun bulması gerekir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 03.11.2014 tarihli, E. 2014/11169 ve K. 2014/21491 sayılı ilamında, anlaşmalı boşanmada: “boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır.” vurgusu yapılmış; dosyada tarafların maddi ve manevi tazminat hakları hakkında bir düzenleme içermeyen protokolün varlığı karşısında Daire: “Bu haliyle protokol, Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi çerçevesinde boşanma kararı verilmesine elverişli değildir.” gerekçesiyle yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA karar vermiştir.

Ayrıca ilam icraya konulduktan sonra da borcun taksitlendirilmesi mümkündür. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 111. maddesinin güncel metnine göre:

“Borçlu alacaklının satış talebinden evvel borcunu muntazam taksitlerle ödemeği taahüt eder ve birinci taksiti de derhal verirse icra muamelesi durur. Şu kadar ki borçlunun kafi miktar malı haczedilmiş bulunması ve her taksitin borcun dörtte biri miktarından aşağı olmaması ve nihayet aydan aya verilmesi ve müddetin üç aydan fazla olmaması şarttır.

Borçlu ile alacaklının borcun taksitlendirilmesi için icra dairesinde yapacakları sözleşme veya sözleşmelerin devamı süresince 106 ve 150/e maddelerindeki süreler işlemez. Ancak bu sözleşme veya sözleşmelerin toplam süresinin on yılı aşması hâlinde, aştığı tarihten itibaren süreler kaldığı yerden işlemeye başlar. Taksitlerden biri zamanında verilmezse icra muamelesi ve süreler kaldığı yerden devam eder. Borçlunun borcunu muntazam taksitlerle ödemeyi taahhüdü veya alacaklı ile borçlunun hacizden önce ya da hacizden sonra borcun taksitlendirilmesi için yapacakları sözleşme nedeniyle icra dairesinde düzenlenecek tutanak veya kâğıt, damga vergisinden istisnadır.”

Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.03.2021 tarihli, E. 2017/1912 ve K. 2021/320 sayılı kararında: “Taksitle ödeme, alacaklı ile borçlunun anlaşması veya alacaklının rızası olmasa bile belli şartların gerçeklemesi hâlinde mümkündür.” tespitinde bulunulmuştur. İcra ve İflas Kanunu’nun 111. maddesi kapsamındaki kanuni taksitte (satış talebinden önce, kafi miktar haciz bulunması, borcun dörtte birinin peşin ödenmesi ve kalanının en fazla üç ay içinde aylık taksitlerle ödenmesi durumunda) alacaklının rızası aranmaz.

3. Taksitler Ödenmezse Hangi Hukuki Sonuçlar Doğar?

Taksitli ödeme taahhüdüne veya taksit sözleşmesine uyulmaması durumunda taksitlendirme anlaşmasının tanıdığı koruma ortadan kalkar. İcra İşlemlerinin Kaldığı Yerden Devamı: İİK m. 111 hükmü gereğince taksitlerden biri zamanında yatırılmazsa icra takibi ve muameleleri kaldığı yerden devam eder. Bu ilke; Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 11.11.2013 tarihli, E. 2013/27070 ve K. 2013/35437 sayılı kararında aktarıldığı üzere “Taksitlerden biri zamanında verilmezse icra muamelesi ve süreler kaldığı yerden devam eder” kuralına dayanır; Daire borçlunun ödemeleri süresinde yapması halinde “O halde; mahkemece borçluların şikayetlerinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddi isabetsizdir.” gerekçesiyle yerel mahkeme kararını bozmuştur.

Anlaşmanın Geçersiz Hale Gelmesi ve Borcun Ferileriyle Hesabı: Taksit şartlarının ihlali durumunda, borçluya taksit anlaşmasıyla sağlanan imtiyazlar sona erer. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 23.05.2013 tarihli, E. 2013/4043 ve K. 2013/7815 sayılı ilamında; ilamdan doğan borcun taksitlendirilmesi sonrasında borçlunun ödeme planına uymaması değerlendirilmiş ve şu sonuca varılmıştır:

“Taraflar arasında, borçlunun alacaklı tarafa 11.08.2003 tarihli başvurusu üzerine, ilamdan doğan borç ve ferilerinin tamamı bakımından taksitlendirme yapıldığı ve borcun ödeme şekli konusunda bir anlaşmanın bulunduğu ihtilaf konusu değildir.”

“Bu durumda, taraflar arasında ilamdan kaynaklanan borcun tamamı bakımından belirlenen ödeme şekli konusundaki anlaşmanın hükümleri borçlu tarafça yerine getirilmemiştir. Bu durumda, taraflar arasındaki anlaşmanın (ilk ödemenin ana paraya sayılacağı ve bu ödemeden sonra ana para borcu bakımından faiz işlemesinin duracağı) geçersiz hale geldiğinin kabulü gerekir” Daire bu gerekçeyle icra mahkemesi kararının “BOZULMASINA” karar vermiştir.

Genel Haciz ve Sözleşme Örnekleri (İkincil Kaynak Değerlendirmesi): Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 29.12.2022 tarihli, E. 2020/704 ve K. 2022/1916 sayılı ilamında faturaya dayalı ticari takipte incelenen protokolde “davalının bu borcu 9 taksit halinde 06/01/2017-03/03/2017 tarihleri arasında belirlenen tarihlerde 10.000,00 TL ve son ödeme 12.179,00 TL olmak üzere ödeyeceğinin, süresinde ödemelerin yapılmaması halinde borç tutar ve vadelerinin geçersiz olduğu hususlarının kararlaştırıldığı görülmüştür.” düzenlemesi karşısında istinaf başvurusunun “Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE” karar verilmiştir.

Avukatın Gözünden: Ödeme Takviminin, Vadelerin ve Temerrüt Koşullarının Açık Yazılmasının Önemi

Boşanma Davasında Maddi ve Manevi Tazminat Taksitle Ödenebilir mi?

Tazminat alacaklarının taksitle ödenmesi hususunda düzenlenecek protokollerde veya icra taahhütlerinde vadelerin, taksit miktarlarının ve temerrüt koşullarının hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde açıkça yazılması gerekir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 23.09.2025 tarihli, E. 2025/4089 ve K. 2025/7681 sayılı ilamında; anlaşmalı boşanma protokolündeki düzenli aylık ödemenin niteliğinde ve hükmün icrasında yaşanan belirsizlik üzerine Dairece: “Mahkemece, onaylanmasına karar verilen anlaşmalı boşanma protokolündeki (ı) bendinin değerlendirilerek somutlaştırılması ve hükmün icrasındaki tereddütün giderilmesi gerekmektedir.” denilerek tavzih talebinin reddine dair ilk derece kararı hakkında “Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,” hükmü kurulmuştur.

Bu doğrultuda ödeme takvimi hazırlanırken taksit vadeleri gün/ay/yıl olarak netleştirilmeli, taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi halinde kalan tüm borcun muaccel hale gelip gelmeyeceği açıkça hüküm altına alınmalıdır.

Uygulamada En Sık Karşılaşılan Sorunlar

Belirsiz Taksit Tarihleri ve Ödeme Kayıtları: Taksit tarihlerinin takvime bağlanmaması veya borcun ödenip ödenmediğine ilişkin çelişkili ifadeler hükmün infazını engellemektedir. Örneğin Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 18.11.2013 tarihli, E. 2013/12860 ve K. 2013/26713 sayılı ilamında; protokolde 45.000 TL maddi tazminatın ödeneceği yazılıyken kararın bir bendinde ödendiğinin yazılması ve davacının “… ödenmiştir. Ödeyecektir” şeklindeki çelişkili beyanları karşısında mahkemece açıklama alınmadan karar verilmesi isabetsiz görülerek karar “BOZULMASINA” şeklinde bozulmuştur.

Protokol ile Hüküm Arasındaki Farklılıklar: Tarafların protokolde belirlediği şartların mahkeme kararının hüküm fıkrasına tam ve açık yansıtılmaması icra aşamasında uyuşmazlıklara yol açmaktadır.

Geciken Ödemelerin Takibi: Taksitin vadesinde ödenmemesi durumunda faizin ve dosya borcunun nasıl hesaplanacağı icra takiplerinde en önemli ihtilaflardan birini oluşturmaktadır

Sık Sorulan Sorular

Mahkeme taksitlendirmeye karar verebilir mi?

Hayır. Çekişmeli boşanma davasında mahkeme manevi tazminatı taksitle ödenmek üzere hüküm altına alamaz; TMK m. 176/2 gereğince manevi tazminat sadece toptan ödenebilir (Yargıtay 2. HD, 19.11.2012, E. 2012/8413, K. 2012/27463). Maddi tazminat ise kanun gereği toptan veya durumun gereklerine göre irat şeklinde kararlaştırılabilir; davacının rızası olmadan taksitlendirme yapılamaz (Yargıtay 4. HD, 06.04.2015, E. 2014/8191, K. 2015/4192).

Protokole taksit yazılabilir mi?

Evet. Anlaşmalı boşanmada taraflar maddi ve manevi tazminatın taksitle ödenmesini protokolde kararlaştırabilirler. Ancak TMK m. 166/3 gereği bu düzenlemenin hâkim tarafından uygun bulunması ve onaylanması şarttır (Yargıtay 2. HD, 03.11.2014, E. 2014/11169, K. 2014/21491).

Taksit ödenmezse icra takibi yapılabilir mi?

Evet. Borçlu taksit şartına uymazsa alacaklı ilamlı icra takibi başlatabilir veya başlamış olan takipteki işlemler kaldığı yerden devam eder (İİK m. 111; HGK, 23.03.2021, E. 2017/1912, K. 2021/320).

Sonuç olarak; Boşanma davalarında manevi tazminatın mahkemece taksitle ödenmesine karar verilmesi TMK m. 176/2 hükmüne açıkça aykırıdır; maddi tazminat ise kanunen toptan veya irat şeklinde belirlenebilir. Taraflar anlaşmalı boşanma protokolünde veya icra aşamasında borcun taksitle ifası hususunda serbestçe anlaşabilirler. Ancak taksitlerden birinin aksaması halinde, kanuni veya akdi taksitlendirme şartları geçersizleşir ve icra takip muameleleri kaldığı yerden devam eder.

Ankara Aile Hukuku Avukatı – Hukuki Bilgilendirme

Bu makalede yer alan açıklamalar, genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda olayların özellikleri, tarafların hukuki durumları, mevcut deliller ve yürürlükteki mevzuat farklılık gösterebileceğinden her somut olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Av. Akın Özbey, Ankara’da aile hukuku kapsamında boşanma, velayet, nafaka, mal rejiminin tasfiyesi, ziynet alacağı, soybağının reddi ve babalık davaları gibi konularda avukatlık faaliyetini yürütmektedir.

Hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin görüşme ve iletişim için 0537 932 50 50 numaralı telefondan hukuk büromuza ulaşabilirsiniz.

İlgili Hukuki Bilgilendirme Yazıları

Bu makalenin konusuyla bağlantılı diğer hukuki bilgilendirme yazılarına aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz:

Boşanma Davaları · Boşanma Kararına Karşı İstinaf

Benzer Yazılar

WhatsApp Telefonla Ara
WhatsApp

Av. Akın ÖZBEY sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin