Babalık Davasında DNA Testinden Kaçınılırsa Ne Olur?

Babalık davaları, çocuk ile biyolojik baba arasındaki soybağının hukuken kurulmasını amaçlayan, kamu düzenini doğrudan ilgilendiren ve doğru sicil oluşturma zorunluluğunun bulunduğu davalardır. Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay özel daireleri kararlarında açıkça ifade edildiği üzere, soybağının tespiti hem kamu düzeniyle yakından ilişkili hem de çocuğun temel haklarındandır. Yargılamada maddi gerçeğin hiçbir tereddüde yer bırakmaksızın ortaya çıkarılması hedeflenmekte; bu kapsamda genetik incelemeler ve DNA testleri birincil ispat vasıtası olarak kabul edilmektedir.

Babalık Davasında DNA Testinin Önemi

DNA incelemesi, soybağının belirlenmesine yönelik davalarda önemli bir delil niteliği taşımaktadır. Bu konuda babalık davasının şartları ve ispat sürecine ilişkin açıklamalarımızı inceleyebilirsiniz.

Biyolojik babalığın belirlenmesinde bilimsel incelemenin rolü:

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 05.02.2009 tarihli, E. 2007/16236, K. 2009/1545 sayılı kararında vurgulandığı üzere; “Babalık davası; irs ve soybağı ilişkisinin, kuşkuya yer bırakmayacak nispette açığa çıkarılması halinde kabul edilebilir.Bu konuda tekniğin ve tıbbın tüm imkanlarından yararlanılmalıdır.” Aynı kararda “DNA analiz ve tiplemeleri yaptırılarak, genetik inceleme sonucu davalının baba olup olmadığı tıbben belirlenmeli, bu konuda adli Tıptan rapor alınmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuç uyarınca karar verilmelidir.” tespiti yapılmıştır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 22.09.2022 tarihli (E. 2022/6783, K. 2022/7325) ve 27.12.2022 tarihli (E. 2022/10009, K. 2022/10923) kararlarında, “mahkemelerin hiç bir kuşku ve duraksamaya neden olmaksızın doğru sicil oluşturmak zorunluluğu bulunduğu” belirtilerek, salt taraf ve tanık beyanlarıyla soybağının tescil edilemeyeceği, taraflardan ve çocuktan örnek alınmak suretiyle DNA testi yaptırılmasının zorunlu olduğu ortaya konulmuştur. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi de 15.09.2014 tarihli (E. 2014/4977, K. 2014/12668) kararında “Mahkemece, davanın kamu düzenini ilgilendirmesi bakımından kuşku ve duraksamaya neden olmaksızın soybağının doğru olarak tespit edilmesi zorunludur.” ifadesiyle aynı ilkeye işaret etmiştir.

Baba Olduğu İddia Edilen Kişi DNA Testi Vermeyi Reddederse Ne Olur?

HMK kapsamında incelemeye katlanma yükümlülüğü ve usul sonuçları:

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 292. maddesinin birinci fıkrası uyarınca: “(1) Uyuşmazlığın çözümü bakımından zorunlu ve bilimsel verilere uygun olmak, ayrıca sağlık yönünden bir tehlike oluşturmamak şartıyla, herkes, soybağının tespiti amacıyla vücudundan kan veya doku alınmasına katlanmak zorundadır. Haklı bir sebep olmaksızın bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde, hâkim incelemenin zor kullanılarak yapılmasına karar verir.”

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 284. maddesinde ise soybağı davalarında hâkimin maddi olguları resen araştıracağı, tarafların ve üçüncü kişilerin zorunlu ve sağlıkları bakımından tehlike yaratmayan incelemelere rıza göstermekle yükümlü olduğu ifade edilmektedir. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin 13.10.2014 tarihli (E. 2014/6038, K. 2014/13961) ve 30.10.2013 tarihli (E. 2013/9842, K. 2013/14122) kararlarında aktarılan kanun hükmüne göre: “Davalı, hakimin öngördüğü araştırma ve incelemeye rıza göstermezse, hakim, durum ve koşullara göre bundan beklenen sonucu, onun aleyhine doğmuş sayabilir.”

Ancak Yargıtay içtihatlarında, davalının doğrudan rıza göstermemesi halinde hemen aleyhe sonuç çıkarılması kabul edilmemekte; HMK 292 uyarınca incelemenin zorla yaptırılması usulünün işletilmesi gerekmektedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 16.12.2021 tarihli kararında (E. 2021/8477, K. 2021/9689), “yasa hükmü uygulanmak suretiyle baba olduğu iddia edilen … ile çocuk … arasındaki soybağının tespiti amacıyla DNA incelemesine esas örneklerin aldırılması” ve “DNA araştırması yaptırılıp alınacak rapor da gözetilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken” davalının sadece testten kaçınmış olmasına dayanılarak davanın kabul edilmesi bozma nedeni sayılmıştır.

DNA Testi Zorla Yaptırılabilir mi?

Kanuni şartlar, mahkeme kararı ve ölçülülük ilkesi:

HMK m. 292/1 hükmü gereğince, uyuşmazlığın çözümü için zorunlu ve bilimsel verilere uygun olması ve kişinin sağlığı yönünden tehlike teşkil etmemesi koşuluyla, haklı bir mazeret olmaksızın test vermeyen kişi hakkında incelemenin zor kullanılarak yapılmasına karar verilir.

Hukuk Genel Kurulu 26.04.2023 tarihli kararında (E. 2022/33, K. 2023/377), “Çocuk ile baba arasındaki soybağı bir temel hak olduğu gibi kamu düzeni ile de ilgilidir.” tespitini tekrarlamış ve davalıdan DNA örneği alınabilmesi amacıyla “gerektiğinde yakalama, ihzar, gözlem altına alma da dâhil olmak üzere tüm zor kullanma tedbirlerinin uygulanması” gerektiğini içtihat etmiştir.

Benzer şekilde Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 10.10.2022 tarihli kararında (E. 2022/8520, K. 2022/7918), davalıya meşruhatlı davetiye çıkarılarak kan ve doku örneği vermemesi durumunda zor kullanılacağının ihtarı gerektiği, buna rağmen gelinmezse incelemenin zor kullanılarak icra ettirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. İlk derece mahkemesinin “Mahkememizce zor kullanılma ara kararı kurulmuş ise de davalının kendi beyanından anlaşılacağı üzere kan örneği vermemek için sürekli yer değiştirdiğinden davalının kan örneği elde edilemediği” şeklindeki gerekçesi Yargıtay tarafından yetersiz bulunmuş ve “eksik incelemeyle davanın kabulü doğru görülmemiştir.” gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.

DNA Testinden Kaçınmak Babalığın Kabul Edildiği Anlamına Gelir mi?

İspat değerlendirmesi ve otomatik sonuç çıkarılmaması:

DNA testinden kaçınmak, otomatik ve mutlak bir şekilde babalığın kabul edildiği (veya davanın doğrudan kabul edileceği) anlamına gelmemektedir.

Hukuk Genel Kurulunun 18.10.2018 tarihli kararında (E. 2017/1927, K. 2018/1471), soybağı davalarında “Hâkim maddi olguları resen araştırır ve kanıtları serbestçe takdir eder.” ilkesi ve “Çocuk ile baba arasındaki soybağı bir temel hak olduğu gibi kamu düzeni ile de ilgilidir.” saptaması hatırlatılarak; “Haklı bir sebep olmaksızın bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde, hâkim incelemenin zor kullanılarak yapılmasına karar verir.” düzenlemesine işaret edilmiştir. Kurul, Ankara 6. Aile Mahkemesinin davalının testten kaçınmasını tek başına aleyhe yorumlayarak davayı kabul etmesini kanuna uygun bulmamış ve direnme kararını bozmuştur.

Aynı doğrultuda Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 11.05.2023 tarihli kararında (E. 2023/1487, K. 2023/2373) aktarılan bozma ilamında; “uyuşmazlığın çözümü bakımından zorunlu ve bilimsel verilere uygun olmak ve ayrıca sağlık yönünden bir tehlike oluşturmamak şartıyla, herkesin soybağının tespiti amacıyla vücudundan kan veya doku alınmasına katlanmak zorunda olduğu” ve “haklı bir sebep olmaksızın bu zorunluluğa uyulmaması halinde hâkimin incelemenin zor kullanılarak yapılmasına karar vereceği” belirtilmiş; ilk derece mahkemesince bozmaya uyulup zor kullanma usulü işletilerek alınan Adli Tıp Kurumu raporunda biyolojik babalık ihtimali %99,99 olarak tespit edildikten sonra hüküm kurulabilmiştir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, ilk derece mahkemesi hükmünü düzelterek onamıştır). Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin E. 2014/6038, K. 2014/13961 sayılı ilamında da TMK m. 284 uyarınca kaçınmanın sonucunun “durum ve koşullara göre” değerlendirilebileceği, ancak HMK 292 uyarınca zorla alma usulü işletilmeden davanın doğrudan kabul edilemeyeceği açıklanmıştır.

Baba Olduğu İddia Edilen Kişi Ölmüşse DNA İncelemesi Yapılabilir mi?

Diğer biyolojik örnekler, yakın akrabalar ve gerektiğinde mezar açılması ihtimali:

Biyolojik baba olduğu ileri sürülen kişinin vefat etmiş olması hâlinde DNA incelemesinin nasıl yürütüleceği Yargıtay kararlarında ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir:

Fethi Kabir (Mezar Açılması): Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 05.02.2020 tarihli kararında (E. 2018/16042, K. 2020/928), “kuşku ve duraksamaya neden olmaksızın soybağının doğru olarak tespit edilmesi zorunludur” diyerek şu inceleme sırasını belirtmiştir: “Öncelikle baba olduğu iddia edilen …’ın mezarının tespit edilip fethi kabir yapılarak DNA incelemesine esas doku ve kemik örnekleri alınması, bu imkanın kullanılamaması halinde nüfus kaydına göre baba olduğu iddia edilen … ile babalık bağı bulunan davalı … ve davacı … arasında baba yönünden kardeşlik bağının olduğunu (aynı soydan geldiklerini) kanıtlar nitelikte DNA incelemesi yaptırılması”. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 18.04.2024 tarihli kararında da (E. 2023/8406, K. 2024/2620), ilk derece mahkemesince ölenin “mezarı açılarak DNA testine örnek olacak kemik örneğinin alındığı, bu kemik örneği ile davacının kan örneğinin adli tıp kurumu tarafından test edilerek değerlendirildiği” ve “% 99.99 ihtimalle” babalık bağı belirlendiği için verilen kabul kararı onanmıştır.

Akrabalar Üzerinden İnceleme: Mezar yerinin tespit edilememesi ya da örnek alınamaması hâlinde murisin diğer çocukları veya yakın akrabaları üzerinden inceleme yapılır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 23.05.2023 tarihli kararında (E. 2023/2540, K. 2023/2607), ilk derece mahkemesinin “murise ait DNA örnekleri tespit edilemediği” gerekçesiyle davayı reddetmesi hatalı bulunmuş; “müteveffa …’ın kızı olduğunu iddia eden davacı … ile müteveffa …’ın nüfusta kayden kızı olan davalı … arasında, müteveffa …’ın oğlu olduğunu iddia eden birleşen davacı … ile müteveffa …’ın nüfusta kayden oğlu olan davalı … arasında aynı baba soyundan gelip gelmediklerinin tespiti için DNA testi yaptırılarak karar verilmesi gerekirken” hüküm kurulması eksik inceleme sayılarak bozulmuştur. Benzer şekilde Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 10.02.2025 tarihli kararında (E. 2025/484, K. 2025/1160), mezar yerinin tespit edilememesi hâlinde “müteveffa …’in çocukları ile davacı arasında DNA testi yapılması” gerektiği ifade edilmiştir.

Ankara Aile Mahkemesi Uygulaması Örneği: Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20.02.2024 tarihli kararında (E. 2023/7511, K. 2024/1010) yer alan olayda, babanın mezarının bulunamaması üzerine Ankara 17. Aile Mahkemesince amcanın fethi kabri yapılarak alınan örnekler karşılaştırılmış; Adli Tıp Kurumu raporundaki “davacı ile …’e ait DNA profillerinin aynı olması sebebiyle şahısların baba tarafından aynı soyağacına dahil erkek bireyler olabileceği” tespiti ve tanık beyanları değerlendirilerek babalık tespit edilmiş ve bu karar Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi denetiminden geçerek Yargıtay tarafından onanmıştır.

DNA Testi Dışında Hangi Deliller Kullanılabilir?

Yazışmalar, tanıklar ve diğer destekleyici deliller:

Yargıtay uygulamasında tanık beyanları, taraf ikrarları, kolluk araştırmaları ve belgeler davanın aydınlatılmasında yardımcı delil niteliğindedir. Ancak kamu düzeni ve doğru sicil oluşturma zorunluluğu karşısında bu deliller tek başına yeterli kabul edilmemektedir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E. 2022/6783, K. 2022/7325 sayılı kararında açıklandığı üzere; “somut olayda Mahkemece salt taraflar ve tanık beyanları ile yetinilmeyip bu iddia ile ilgili olarak küçük Dicle ile baba olduğu iddia edilen … arasında, davacı anneden de örnek alınmak suretiyle DNA testi yaptırılıp alınacak rapor da gözetilerek karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmemiştir.”

Babalık Davasında DNA Testinden Kaçınılırsa Ne Olur?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 03.03.2022 tarihli kararında da (E. 2021/9444, K. 2022/2019), “salt taraf beyanları, tanık anlatımları, ceza mahkemesi dosyası ile yetinilmeyip” DNA incelemesi yaptırılması gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E. 2014/4977, K. 2014/12668 sayılı kararında; “salt taraf beyanları ile yetinilmeyip, dava ile ilgili yerel kolluk araştırması yaptırılıp iddia ile ilgili olarak 01.11.2002 tarihinde öldüğü belirtilen Derda Ö…’dan doku örnekleri alınarak DNA testi yaptırılması, alınacak rapor da gözetilerek tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuç doğrultusunda bir karar verilmesi gerekir” diyerek ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararını bozmuştur.

Dolayısıyla yazışmalar ve tanık anlatımları ancak bilimsel DNA testi ile desteklendiğinde ve birlikte değerlendirildiğinde hükme esas alınabilmektedir (Körfez Aile Mahkemesinin Adli Tıp raporu ile taraf/tanık beyanlarını birlikte değerlendirdiği karar: Yargıtay 2. HD, 20.02.2024, E. 2023/7504, K. 2024/1008).

Uygulamada En Sık Karşılaşılan Sorunlar:

Davalının İncelemeden Kaçması ve Tebligat Güçlükleri: Davalıların kan/doku örneği vermemek için adres değiştirmesi veya Adli Tıp randevularına icabet etmemesi yargılamayı uzatmaktadır (Yargıtay 2. HD, E. 2022/8520, K. 2022/7918).

İncelemenin Zorla İcrası Sürecindeki Aksaklıklar: Mahkemelerin kolluk marifetiyle zorla getirme (ihzar) tedbirlerini eksik işletmesi ve doğrudan tanık deliliyle yetinerek karar kurması bozma riskine yol açmaktadır.

Babanın Vefat Etmiş Olması Halinde Mezar Tespiti Zorlukları: Murisin mezar yerinin bulunamaması veya kabir açılmasına yönelik dirençler; bu gibi durumlarda diğer mirasçılar ve akrabalar üzerinden soybağı araştırması yapılmasının gerekmesi (Yargıtay 2. HD, E. 2023/2540, K. 2023/2607; Yargıtay 8. HD, E. 2018/16042, K. 2020/928).

Delil İtirazları: Tarafların DNA örneklerinin saklanma koşullarına, süresine veya kan donörü olunması/organ nakli gibi biyolojik durumlara dayanarak raporlara itiraz etmesi (Yargıtay 2. HD, E. 2024/3295, K. 2024/6273; Yargıtay 2. HD, E. 2023/9027, K. 2024/2624).

Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar:

Mahkemeden meşruhatlı ihtarlı davetiye çıkarılması ve HMK m. 292 uyarınca zor kullanma (ihzar, yakalama) ara kararlarının eksiksiz kurulması talep edilmelidir.

Testten kaçınmanın doğrudan kabul sebebi yapılmasının Yargıtay’da bozma ile karşılandığı bilinmeli, Adli Tıp raporu temin edilene kadar usuli süreç ısrarla takip edilmelidir.

Muris söz konusu ise öncelikle mezar yeri araştırması ve fethi kabir talep edilmeli; bu imkânsız ise yasal çocukların ve akrabaların DNA profillerinin karşılaştırılması talep edilmelidir.

Sık Sorulan Sorular

Baba DNA testi yaptırmak istemezse ne olur?

Baba olduğu iddia edilen kişi testi haklı mazereti olmaksızın reddederse, mahkeme HMK’nın 292. maddesi gereğince incelemenin zor kullanılarak yapılmasına karar verir.

Mahkeme zorla DNA testi yaptırabilir mi?

Evet. Uyuşmazlığın çözümü bakımından zorunlu olması, bilimsel verilere dayanması ve kişinin sağlığı için tehlike yaratmaması şartıyla mahkeme; yakalama, ihzar ve gözlem altına alma dâhil zorlama tedbirlerini uygulayarak doku/kan örneği aldırabilir (HGK, E. 2022/33, K. 2023/377).

DNA testinden kaçınmak babalığın kabulü sayılır mı?

Hayır. Soybağı davaları kamu düzenine ilişkin olduğundan ve doğru sicil oluşturma zorunluluğu bulunduğundan, Yargıtay içtihatlarına göre kaçınma tek başına babalığın kabulü olarak değerlendirilemez; mahkemenin zor kullanma prosedürünü işleterek bilimsel rapor alması zorunludur.

Baba öldükten sonra babalık davası açılabilir mi?

Evet. Baba ölmüşse mirasçılarına karşı dava açılabilir. Biyolojik bağın tespiti için öncelikle mezar açılarak (fethi kabir) kemik/doku örneği alınır; mezarın bulunamaması halinde ise murisin diğer çocukları veya yakın akrabalarıyla DNA karşılaştırması yapılır.

DNA testi olmadan babalık ispatlanabilir mi?

Yargıtay yerleşik içtihatlarına göre soybağının tespiti kamu düzeniyle ilgili olduğundan, salt taraf ikrarları, tanık anlatımları veya yazışmalar gibi takdiri delillerle babalığın ispatı yeterli görülmemekte, mutlaka bilimsel DNA araştırması yapılması aranmaktadır.

Sonuç olarak; Babalık davalarında DNA incelemesi, hâkimin resen araştırma yükümlülüğünün ve doğru sicil oluşturma amacının en temel unsurudur. İddia edilen babanın DNA testinden kaçınması, davacı lehine davanın otomatik kabulü neticesini doğurmaz. Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Yargıtay dairelerinin yerleşik içtihatları gereğince mahkeme, HMK m. 292 uyarınca davalı aleyhine zor kullanma (ihzar, yakalama) tedbirlerini eksiksiz şekilde uygulayarak genetik raporu temin etmek ve kararını bu rapora dayandırmak zorundadır.

Ankara Aile Hukuku Avukatı – Hukuki Bilgilendirme

Bu makalede yer alan açıklamalar, genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda olayların özellikleri, tarafların hukuki durumları, mevcut deliller ve yürürlükteki mevzuat farklılık gösterebileceğinden her somut olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Av. Akın Özbey, Ankara’da aile hukuku kapsamında boşanma, velayet, nafaka, mal rejiminin tasfiyesi, ziynet alacağı, soybağının reddi ve babalık davaları gibi konularda avukatlık faaliyetini yürütmektedir.

Hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin görüşme ve iletişim için 0537 932 50 50 numaralı telefondan hukuk büromuza ulaşabilirsiniz.

İlgili Hukuki Bilgilendirme Yazıları

Bu makalenin konusuyla bağlantılı diğer hukuki bilgilendirme yazılarına aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz:

Ankara Boşanma Avukatı

Benzer Yazılar

WhatsApp Telefonla Ara
WhatsApp

Av. Akın ÖZBEY sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin