Anlaşmalı boşanma protokolündeki yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde izlenecek hukuki yol, yükümlülüğün niteliğine ve mahkeme kararına nasıl yansıtıldığına bağlıdır. Protokolde yer alan düzenlemeler, taraflarca imzalanıp mahkemece onaylanmasıyla birlikte evliliğin sona ermesinin mali ve hukuki sonuçlarını belirler. Yargı kararlarında, protokolde düzenlenen edimlerin bir para alacağı, taşınmaz/araç devri veya yapma borcu niteliği taşımasına göre başvurulacak hukuki yolların farklılaştığı; aynı zamanda hüküm fıkrasına yansıtılma biçiminin uygulanabilirlik üzerinde belirleyici olduğu kabul edilmektedir.
1. Protokoldeki Para Ödeme Yükümlülüğü Yerine Getirilmezse Ne Olur?
Anlaşmalı boşanma protokolünde kararlaştırılan parasal edimlerin (tasfiye alacağı, cezai şart, taşınmaz satış bedelinden pay verilmesi vb.) yerine getirilmemesi durumunda, alacaklının genel hükümlere veya ilamlı/ilamsız icra yollarına başvurarak alacağını talep ettiği görülmektedir. Anlaşmalı boşanma protokolünde yer alan ödeme ve mal devri hükümlerinin değerlendirilmesinde anlaşmalı boşanma protokolünün sonradan değiştirilmesine ilişkin hukuki esaslar önemlidir
Alacak Davası ve İtirazın İptali: Boşanma protokolünün mahkemece onaylandığı ve bağlayıcı olduğu gerekçesiyle davalının ödeme yükümlülüğünü yerine getirmemesi davanın kabulü sebebi sayılmaktadır. Ayrıca protokolün “mahkeme tarafından onaylanmakla boşanma kararının eki olduğu ve hukuki sonuç doğuracak hale geldiği” belirtilerek davalıdan 500.000 TL tasfiye alacağı ile 100.000 TL cezai şartın tahsiline karar verildiği de görülmektedir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiş, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (2023/9267 E., 2024/4045 K., 30.05.2024) “karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine” dayanarak kararı onamıştır.
Yapma Borcu İddiası ve TBK m. 112 / m. 113 Ayrımı: Boşanma protokolünde ortak çocuklar adına taşınmaz alma taahhüdünün yerine getirilmemesi üzerine başlatılan icra takibine itirazın iptali davasında, İlk Derece Mahkemesi taahhüdü “bir yapma borcu” sayarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 113. maddesine dayalı edimin ifasına izin verilmesi davası açılması gerektiği gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Ancak İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, protokoldeki edimlerin boşanma hükmünün kesinleşmesiyle hükmün parçası haline geldiğini ve alacaklının 113. madde yoluna zorlanamayacağını, 6098 sayılı Kanun’un 112. maddesindeki düzenlemenin aksine alacaklıyı 113. maddeye göre hareket etmeye zorlamanın yasal olarak mümkün olmadığını belirterek itirazın iptaline ve icra inkâr tazminatına hükmetmiştir.
Taşınmaz Satış Bedelinin Paylaşımı ve İspat: Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi, protokolde taşınmazın satılarak satış bedelinin yarısının ödenmesinin kararlaştırıldığı ancak satışın yapılmadığı uyuşmazlıkta, “davalının da protokol hükümlerini yerine getirdiğini ispatlayamadığı” tespitiyle alacak talebinin kabulünü uygun bulmuş ve talep sınırına göre hüküm kurmuştur; karar Yargıtay 2. Hukuk Dairesince (2024/2611 E., 2024/8381 K., 06.11.2024) onanmıştır. Benzer şekilde Yargıtay 8. Hukuk Dairesi (2014/16757 E., 2015/4903 K., 24.02.2015), “apartman dairesinin hissesi” ifadesi üzerinden davalının ödeme savunmasının ispatı için imkân tanınması ve ödenmediğinin tespiti halinde “1/3 payın yarı bedelinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesi” gerektiğine işaret etmiştir.
Makul Süre ve Satıştan Kaçınma: Kesinleşmiş anlaşmalı boşanma kararında ortak konutun kredi taksitlerinin yarısı olarak 12.300 USD ödenmesi, ödemenin evin satışından itibaren 15 gün içinde yapılması kararlaştırılmış ancak satış için tarih öngörülmemiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (2024/2137 E., 2024/8380 K., 06.11.2024), “2011 yılında kesinleşen boşanma kararından dava tarihine kadar geçen süre dikkate alındığında taşınmazın satışı konusunda makul bir sürenin geçtiği, buna rağmen davalının satışa yanaşmamasının hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğu” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesinin ret kararını bozmuştur.
2. Ev veya Araç Devri Yapılmazsa Hangi Hukuki Yola Başvurulur?
Protokolde üstlenilen taşınmaz veya araç devirlerinin rızaen yerine getirilmemesi halinde taraflar tapu iptali ve tescil veya bedel tahsili davalarına başvurmaktadır. Taahhüt edilen taşınmaz veya araç devrinin mal rejimiyle ilişkili olması halinde anlaşmalı boşanmada mal paylaşımına ilişkin açıklamalarımız da dikkate alınmalıdır.
Tapu İptali ve Tescil / Araç Bedeli Talebi:
- Eskişehir 3. Aile Mahkemesi, onaylanan protokolde taşınmaz ve aracın yarı hisselerinin devrinin kararlaştırıldığı olayda, taşınmazın yarı hissesinin tesciline, üçüncü kişiye devredilen araç bakımından ise bedel ödenmesine karar vermiştir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiş; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (2023/2433 E., 2024/2082 K., 26.03.2024) bu kararı onamıştır.
Ankara Batı 6. Aile Mahkemesi, protokolde taşınmazların *”180.000,00 TL bedel karşılığında davacı adına devredileceğinin kararlaştırıldığı” ve bedel ödendiği halde “dava konusu taşınmazların davacı adına devrinin yapılmadığı” gerekçesiyle tapu iptali ve tescile karar vermiştir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesinin esastan ret kararı, Yargıtay 2. Hukuk Dairesince (2024/3690 E., 2024/7846 K., 24.10.2024) onanmıştır.
Benzer şekilde kredi borcunun bitimi şartına bağlı devir taahhütlerinde, borcun bittiğinin belirlenmesi halinde tapu iptal ve tescile karar verilmektedir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2023/2488 E., 2023/5587 K., 23.11.2023: *”kredi borcunun 10.05.2018 tarihinde bittiği” tespitiyle “taşınmazın davalı muris adına kayıtlı hissesinin 1/2’sinin iptali ile davacı adına tesciline” ve araç bedelinin tahsiline ilişkin karar onanmıştır; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi kabul kararı da Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/2867 E., 2024/7866 K. sayılı ilamıyla onanmıştır).
Taşınmazın Kötü Niyetle Üçüncü Kişiye Devredilmesi: Bursa Bölge Adliye Mahkemesi, duruşmada taşınmazları devretme beyanı bulunmasına rağmen taşınmazın eski eşin kardeşine devrini muvazaalı ve mal kaçırma amaçlı kabul ederek tapu iptali ve tescile hükmetmiş; “mahkeme kararının hüküm kısmındaki eksikliğin ve kötü niyetli davalı eski eşin taşınmazları davacı kadına devretmemesinin sorumluluğu davacı kadına yüklemenin dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceği” gerekçesini benimsemiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (2022/8262 E., 2023/5914 K., 05.12.2023) bu kararı onamıştır.
Hukuki Niteliğin Tespiti (İnançlı İşlem): Bir başka uyuşmazlıkta davalının taşınmazı kardeşine devretmesi üzerine açılan davada Bölge Adliye Mahkemesi protokol ve mahkeme beyanlarını bağlayıcı kabul ederek tescil kararını onamışsa da; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (2022/4617 E., 2023/2645 K., 24.05.2023), davanın hukuki sebebinin “inançlı işlem hukuki sebebine dayalı tapu iptal ve tescil davasıdır” tespitiyle eksik inceleme gerekçesiyle hükmü bozmuştur.
3. Protokolün Mahkeme Hükmüne Geçirilmesi Neden Önemlidir?
Yargıtay içtihadı, anlaşmalı boşanma protokolünün mahkeme hüküm fıkrasına infazda tereddüt uyandırmayacak açıklıkta yansıtılması gerektiğini vurgulamaktadır:
Hüküm Fıkrasında Açıkça Gösterilme Zorunluluğu: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (2011/8080 E., 2012/5362 K., 12.03.2012), “Medeni Kanunun 166/3. maddesi uyarınca boşanmaya karar verildiğinde tarafların anlaşmasına neden olan ve mahkeme hakimi tarafından da uygun görülen protokol hükümlerinin infazda tereddüt yaratmayacak şekilde kararın hüküm fıkrasında açıkça belirtilmesi gerekir (HUMK.md.388).” ilkesini vurgulamış ve protokol maddelerinin hükümde yer almamasını bozma sebebi saymıştır. Konya 1. Aile Mahkemesinin kararına ilişkin temyiz incelemesinde de Daire (2006/16394 E., 2007/5066 K., 28.03.2007), “protokol hükümlerinin infazda tereddüt yaratmayacak şekilde kararın hüküm fıkrasında açıkça belirtilmesi gerekir.” gerekçesiyle hükmü bozmuştur. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2014/9610 E., 2015/17601 K. sayılı kararındaki karşı oy yazısında da “Anlaşmalı boşanmada, tarafların yazılı anlaşmalarının hüküm fıkrasına geçirilmesi asıldır. Anlaşmadaki eda hükümlerinin hükme geçirilmesi aynı zamanda asıldır.” tespiti yer almaktadır.
Hükümde Yer Almamasının Devir Borcuna Etkisi: Hüküm fıkrasına yazılmama eksikliği ilamlı icrayı güçleştirse de, taraflar arasındaki borçlandırıcı işlemi tamamen hükümsüz kılmaz. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (2023/9915 E., 2024/1607 K., 07.03.2024), Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin istinafı ret kararını kaldırarak, “sadece hüküm kısmında protokolün onanmasına dair ibarenin yer almaması yönündeki eksikliğin sonuca etkili olmayacağı ve davalıyı anlaşmalı boşanmanın dayanağı protokolden kaynaklanan devir yükümlülüğünden kurtarmayacağı” sonucuna varmış ve davanın kabulü gerektiğine işaret ederek kararı bozmuştur.
Tavzih İmkanı (HMK m. 305): Protokolde kararlaştırılan iştirak nafakasının hüküm fıkrasına yazılmayıp sadece protokolün onaylanmasıyla yetinilmesi halinde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (2023/28 E., 2023/3252 K., 15.06.2023), “Protokolde taraflarca kararlaştırılan iştirak nafakasının hükümde açıkça yazılmaması, sadece protokolün onaylanmasına şeklinde hüküm kurulması kararın icrasında tereddüt uyandırmaktadır.” ve “Bu durumda 6100 sayılı Kanun`un 305 inci maddesine göre tavzih koşulları oluşmuştur.” gerekçesiyle tavzih talebinin kabulü gerektiğini belirtmiştir.
Avukatın Gözünden: Açık, Uygulanabilir ve Tereddüde Yer Bırakmayan Edim Hükümleri
Protokol metinleri hazırlanırken edimlerin net, şarta bağlıysa şartın somut ve denetlenebilir olması gereklidir:
Protokoldeki ifadenin belirsiz olması, yargılamada yorum ve ispat sorunlarına yol açar. Nitekim Yargıtay 8. Hukuk Dairesi (2014/16757 E., 2015/4903 K.), “apartman dairesinin hissesi” ifadesinin taşınmazın mülkiyet durumuna göre 1/3 pay olarak yorumlanması ve ödeme savunmasının delillerle tespiti gerektiğini belirtmiştir.

Taşınmaz devirlerinde harç ve masrafların kime ait olacağı hususunun açıkça düzenlenmesi ihtilafları önler. Ankara 6. Aile Mahkemesince onaylanan protokolde “tapu devrine ilişkin masrafın davalı erkeğe ait olacağının açıkça belirlendiği” tespitiyle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi istinafı reddetmiş, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi de kararı onamıştır (2024/1343 E., 2024/8709 K., 18.11.2024).
Mahkeme huzurunda bizzat beyan alınması şarttır; boşanma protokolünün hükümleri dikkate alınarak tarafların duruşmaya bizzat çağrılıp beyanlarının alınması zorunludur (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2024/4812 E., 2024/5546 K.; 2024/9363 E., 2024/9861 K.).
Uygulamada En Sık Karşılaşılan Sorunlar
Ön Şartların Gerçekleşmemesi ve Vadenin Belirsizliği: Protokolde devrin kredi borcunun bitimine bağlandığı hallerde, kredinin devam etmesi durumunda tescil veya alacak davası reddedilmektedir. Örneğin Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin onadığı kararda (2022/9841 E., 2023/4886 K., 19.10.2023), “dosya arasına alınan konut kredisi geri ödeme planına göre, kredi borcunun devam ettiği, devir için ön şartın gerçekleşmediği” gerekçesiyle katılma alacağı talebi reddedilmiştir.
Satış İçin Süre ve Asgari Bedel Belirlenmemesi: Taşınmazın satılarak bedelinin paylaşılacağı taahhütlerinde taban fiyat konulmaması ihtilaf doğurmaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (2023/4388 E., 2024/2969 K., 29.04.2024), “taşınmazın belli bir bedelin altında satılamayacağına ya da davacıya ödenmesi gereken miktarın belli bir miktardan az olamayacağına ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığı” gerekçesiyle piyasa değerine uygun satıştan sonra açılan ek bedel davasının reddini onamıştır.
Muğlak İfadeler ve Mal Rejiminin Tasfiyesi Tartışması: Hukuk Genel Kurulu (2019/335 E., 2022/850 K., 07.06.2022), mal rejiminin boşanmanın fer’îsi olmadığını ve açıkça tasfiye edilmediğinde genel ibarelerin davaya engel olmayacağını vurgulamıştır: “Anlaşmada ayrıca yer verilmemişse, tarafların sırf anlaşmalı olarak boşanmış olmaları aralarındaki mal rejimini de tasfiye ettikleri anlamında kabul edilemez.” ve “Soyut, muğlâk, her anlama gelebilen, farklı şekilde yorumlanmaya açık, müphem kelime ve cümleler kullanılan anlaşma metinleri sonradan açılan davanın görülmesine engel teşkil etmez.”
Sık Sorulan Sorular
Her protokol maddesi doğrudan icra edilebilir mi?
Hayır. Yargı kararlarına göre, protokol maddesinin ilamlı icraya konu edilebilmesi için mahkeme hüküm fıkrasında tereddüt uyandırmayacak açıklıkta bir eda hükmü olarak yer alması gerekir. Kararda yalnızca onaylama ile yetinilmişse icrada tereddüt doğmakta (HMK m. 305 tavzih gerekebilmekte) ya da ayrıca dava (alacak, itirazın iptali, tapu tescil) açılması gerekmektedir. Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında da tarafların “ancak protokol hükümlerine dayalı olarak varsa haklarını ileri sürebilecekleri” kabul edilmektedir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2022/9474 E., 2024/447 K.).
Tapu devri yapılmazsa dava açılabilir mi?
Evet. Boşanma protokolünde taşınmaz devri üstlenilmiş ancak devir gerçekleştirilmemişse, kesinleşen protokol ve boşanma ilamına dayanılarak tapu iptali ve tescil davası açılabilmektedir (Ankara Batı 6. Aile Mahkemesi ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi kararlarında olduğu gibi; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2024/3690 E., 2024/7846 K.). Malın üçüncü kişiye devredilmesi halinde ise bedel talep edilebilmektedir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2023/2433 E., 2024/2082 K.).
Protokol sonradan değiştirilebilir mi?
İncelenen yargı kararları çerçevesinde, mahkemece onaylanıp kesinleşen protokol hükümlerinin tek taraflı veya harici yazışmalarla değiştirilemeyeceği kabul edilmektedir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin, taraflar arasındaki sonradan yapılan yazışmaların protokolü değiştirmeyeceğine ilişkin kararı Yargıtay 2. Hukuk Dairesince onanmıştır (2023/4388 E., 2024/2969 K.). (Not: Bu araştırmanın tarama verilerinde protokolün sonradan değiştirilmesine ilişkin genel içtihat taraması sınırlı somut kararlardan ibarettir.)
Sonuç olarak; Hak arama yolunun belirlenmesinde protokol metni ile kesinleşmiş mahkeme hükmü birlikte incelenmelidir. Protokol hükümleri mahkeme ilamının hüküm fıkrasına açık ve infazda tereddüt yaratmayacak şekilde yansıtılmışsa ilamların icrası yolu işletilebilecekken; kararda sadece protokolün onaylanmasıyla yetinilmişse tavzih veya bağımsız dava (alacak, itirazın iptali, tapu iptali ve tescil) yoluna başvurulması gerekmektedir. Tarafların hak kaybına uğramaması adına devir ve ödeme şartlarının, vadelerin ve masraf yükümlülüklerinin tereddütsüz belirlenmesi esastır.
Ankara Aile Hukuku Avukatı – Hukuki Bilgilendirme
Bu makalede yer alan açıklamalar, genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda olayların özellikleri, tarafların hukuki durumları, mevcut deliller ve yürürlükteki mevzuat farklılık gösterebileceğinden her somut olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Av. Akın Özbey, Ankara’da aile hukuku kapsamında boşanma, velayet, nafaka, mal rejiminin tasfiyesi, ziynet alacağı, soybağının reddi ve babalık davaları gibi konularda avukatlık faaliyetini yürütmektedir.
Hukuki uyuşmazlığınıza ilişkin görüşme ve iletişim için 0537 932 50 50 numaralı telefondan hukuk büromuza ulaşabilirsiniz.
İlgili Hukuki Bilgilendirme Yazıları
Bu makalenin konusuyla bağlantılı diğer hukuki bilgilendirme yazılarına aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz:
Anlaşmalı Boşanma Protokolü Sonradan Değiştirilebilir mi?






