Eşler arasında evlilik birliği süresince edinilen malların tasfiyesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu kapsamında düzenlenen mal rejimleri çerçevesinde yürütülmektedir. Uygulamada en sık karşılaşılan uyuşmazlıkların başında, evlilik birliği devam ederken eşlerden birinin ailesi (anne, baba veya diğer hısımlar) tarafından sağlanan nakit para, taşınmaz veya araç gibi malvarlığı değerlerinin boşanma sonrasındaki mal paylaşımında nasıl değerlendirileceği gelmektedir. Edinilmiş mallara katılma rejiminde temel kural, eşlerin evlilik süresince karşılığını vererek elde ettikleri kazanımların paylaşıma tabi olmasıdır. Ancak aileden gelen karşılıksız kazandırmaların bağış mı, borç mu yoksa her iki eşe birden mi yapıldığı hususu, mal rejiminin tasfiyesinde alacak türlerinin ve oranlarının belirlenmesinde kritik bir rol oynamaktadır.
Eşin Ailesinden Gelen Mallar Mal Paylaşımına Girer mi?
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 220 nci maddesinin ikinci bendi uyarınca: “Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri” kanun gereğince kişisel maldır.
Ailenin yaptığı mal veya para yardımları karşılıksız kazandırma (bağışlama) niteliğinde olduğu takdirde, bu değerler doğrudan ilgili eşin kişisel mal grubuna dahil olur. Kişisel mallar ise artık değere katılmaz ve diğer eş bu mallar üzerinde katılma alacağı talep edemez (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 11.03.2025, E. 2024/5298, K. 2025/4112).
Burada malın hangi eşe ve hangi amaçla verildiği hayati bir öneme sahiptir:
Mal veya para yalnızca bir eşe tahsis edilmek veya ona bağışlanmak amacıyla verilmişse, bu değer tamamen o eşin kişisel malı sayılır. Eğer üçüncü kişi/aile bu kazandırmayı her iki eşe ortaklaşa yapmışsa veya doğrudan aile birliğinin ortak kazanımı niteliğindeyse paylaşım dinamikleri değişmektedir.
Nitekim Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 11.03.2025 tarihli, 2024/5298 E. ve 2025/4112 K. sayılı ilamında; “Kısaca söz konusu para davalı üçüncü kişiye karşılıksız olarak verilmesi halinde taşınmaz üçüncü kişinin kişisel malı sayılacak ve borçlunun bir hak talebi söz konusu olmayacak aksi halde edinilmiş mal olarak kabul edilip, borçlunun talep hakkı varlığı ortaya konulacaktır” denilerek kazandırmanın karşılıksız olup olmadığının mal paylaşımındaki sonucu doğrudan tayin ettiği ortaya konulmuştur.
Anne veya Babanın Ev Almak İçin Verdiği Para Kime Aittir?
Eşlerden birinin anne veya babasının konut alımı için ödediği para kural olarak, aksine açık bir irade veya delil bulunmadığı takdirde, kendi çocuğuna yapılmış bir karşılıksız kazandırma (bağış) sayılır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 12.03.2024 tarihli, 2023/5096 E. ve 2024/1652 K. sayılı kararında açıkça belirtildiği üzere “babadan oğula yapılan bu işlemin karşılıksız kazandırma ve bağış niteliğinde olduğu” kabul edilmektedir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 08.02.2024 tarihli, 2022/9740 E. ve 2024/698 K. sayılı kararında da benzer şekilde, taşınmaz alımında kullanılan paranın anne tarafından karşılandığı ispatlandığında, bu tutarın “davalının annesi tarafından kendisine karşılıksız olarak verilmiş, bağışlama mahiyetinde olduğu ve bu nedenle, bu paranın davalının karşılığını vererek elde ettiği mal varlığı olmadığı ve kişisel mal olduğu” sonucuna varılmıştır.
Ancak banka kayıtlarının içeriği, paranın hangi eşin hesabına aktarıldığı ve paranın kullanım amacı önem taşır:
Paranın kendi çocuğunun hesabına gönderilmesi ve konut alımında kullanılması halinde, para çocuğun kişisel malı; taşınmazda bu paraya tekabül eden oran da kişisel mal niteliğindedir.
Karşı taraf parayı aldığını ve evlilik birliğinde harcadığını kabul ederse (ikrar), iade yükümlülüğü doğabilmektedir. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (12.03.2024, E. 2023/5096, K. 2024/1652), davalı erkeğin cevap dilekçesinde parayı alıp çocuğun tedavisinde kullandığını ikrar etmesi karşısında kişisel mal alacağının reddedilmesini hatalı bulmuştur (“davalı erkek cevap dilekçesinde, bu parayı aldığını ve kızının tedavisinde kullandığını kabul ettiğinden kişisel alacağın reddine karar verilmesinin isabetli olmadığı”).
Ailenin Aldığı Ev veya Araba Boşanmada Paylaşılır mı?
Ailenin bizzat bedelini ödeyerek eşlerden biri adına tescil ettirdiği ev veya araba uyuşmazlıklarında mülkiyet kaydı ile mal rejimi alacağı birbirinden kesin olarak ayrılmalıdır:
Mülkiyet Hakkı: Tapuda veya trafik tescilinde araç ya da ev kimin adına kayıtlı ise, mülkiyet o eşe aittir. Boşanma veya mal rejimi davasında hâkim mülkiyeti diğer eşe devretmez; yalnızca alacak hesabı (katılma veya değer artış payı alacağı) yapar.
Mal Rejimi Alacağı: Satın alınan aracın veya evin bedelinin tamamı eşin ailesi tarafından ödenmişse, malvarlığı karşılıksız kazanma yoluyla edinildiğinden o eşin kişisel malı sayılır ve diğer eş bu taşınmaz veya araçtan artık değere katılma alacağı talep edemez.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 03.10.2024 tarihli, 2024/3687 E. ve 2024/6800 K. sayılı kararında, kardeşi tarafından araç bedelinin gönderildiği somut olayda “araç bedelinin tamamının davalının kardeşi tarafından ödenmesi sebebi ile aracın davalının kişisel malı olacağı” kabul edilmiş ve tasfiyeye tabi tutulmamıştır. Aynı şekilde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 02.11.2023 tarihli, 2022/7075 E. ve 2023/5165 K. sayılı kararında, babanın araç satışı ve bankadan çektiği parayla karşılanan taşınmazın “karşılıksız kazanma yoluyla elde edildiği, bu nedenle kişisel mal olduğu” tespit edilmiş ve diğer eşin katılma alacağı talebi reddedilmiştir.
Para Her İki Eşe Birlikte Verilmişse Ne Olur?
Ailenin parasal yardımı her iki eşe birlikte yapması ya da eşlerin ortak mülkiyet kurması durumunda hukuki nitelendirme farklılaşır:
Bağışın Kime Yapıldığı: Aile tarafından para her iki eş adına açılan ortak hesaba yatırılmışsa veya üçüncü kişi açıkça her iki eşe bağışta bulunmuşsa, yapılan kazandırma her iki eşe yapılmış bağış niteliğindedir. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 07.02.2024 tarihli, 2023/556 E. ve 2024/609 K. sayılı kararında “mal ayrılığı döneminde alınan bu taşınmazın, parası ne şekilde ödenmiş olursa olsun tarafların kişisel malı olduğu, bu nedenle tarafların 1/2 oranında hakları olduğu, parasının üçüncü kişi tarafından ödenmiş olması ihtimalinde de parayı ödeyen yönünden bağış yapılmış sayılacağı” belirtilmiştir.
Eşlerin İradeleriyle Paylaşım Yapması: Evlilik sürerken aileden veya bir tasfiyeden gelen toplu bir para eşler arasında rızaen paylaştırılmışsa, paylaşılan her pay o eşin kişisel malı haline gelir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 20.12.2023 tarihli, 2022/11153 E. ve 2023/6318 K. sayılı kararında, “evlilik birliği devam ederken tarafların serbest iradeleriyle paylı olarak adlarına tescil suretiyle mal edinmeleri durumunda, gerçekleştirdikleri bu paylaşımla, her bir payın o eşin kişisel mal grubuna terk edildiğinin kabul edilmesi gerektiği” vurgulanmıştır (Benzer tespit: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 07.02.2024, E. 2023/6000, K. 2024/639).
Bağış İradesinin İspatı ve Ölçütü: Eşlerden birinin diğerine para intikal ettirmesi veya adına tescil yapması tek başına bağış sayılmaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (07.12.2021, E. 2018/657, K. 2021/1617) ve Yargıtay 8. Hukuk Dairesi (20.05.2013, E. 2013/3578, K. 2013/7411), eşlerin evlilik birliğinin ömür boyu süreceği inancıyla yatırım yapmalarının bağış olmadığını kabul etmekte; “devredene ağır yükümlülük getiren kazandırmanın bağış olarak değerlendirilmesi için, bağış amacını taşıyan davranış ve iradenin duraksamaya yer vermeyecek şekilde olması gerekir” ilkesini uygulamaktadır (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 25.05.2023, E. 2022/10993, K. 2023/2709).
Aileden Gelen Parayla Ortak Ev Alınmışsa Nasıl Hesaplama Yapılır?
Aileden gelen paranın, taşınmazın veya aracın bedelinin yalnızca bir kısmını karşıladığı; bakiye kısmın ise evlilik içi birikimle (edinilmiş mal) veya krediyle ödendiği durumlarda kişisel mal, edinilmiş mal ve denkleştirme/değer artış payı hesaplaması devreye girer.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 220 nci maddesinin dördüncü bendi uyarınca “Kişisel mallar yerine geçen değerler” de kişisel maldır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 03.11.2014 tarihli, 2014/17630 E. ve 2014/19709 K. sayılı kararına göre, aileden gelen katkı TMK m. 220/4 kapsamında kişisel mal kabul edildikten sonra taşınmazın alım tarihindeki piyasa sürüm değerinden bu miktar düşülmeli ve bakiye bölümün edinilmiş mala oranı belirlenmelidir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 03.10.2024 tarihli, 2024/3687 E. ve 2024/6800 K. sayılı kararında yer alan somut hesaplama yöntemi şöyledir: Toplam taşınmaz alım bedelinin 200.000,00 TL’lik kısmı davalının ailesi (kardeşi) tarafından gönderilmiş (kişisel mal), 300.000,00 TL’lik kısmı ise edinilmiş mallardan karşılanmıştır. Kişisel mal katkısının toplam alım bedeline oranı: 200.000 / 500.000 = %40’tır. Bu oran davalının denkleştirme oranıdır.
Taşınmazın tasfiye tarihindeki (karara en yakın tarihteki rayiç) değeri 4.750.000,00 TL olarak belirlenmiştir (TMK tasfiyesinde sürüm değeri esas alınır: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 09.02.2023, E. 2022/4299, K. 2023/521).
Davalının denkleştirme alacağı: 4.750.000 TL x %40 = 1.900.000,00 TL’dir.
Taşınmazın güncel değerinden bu kişisel mal payı düşüldüğünde bakiye artık değer: 4.750.000 – 1.900.000 = 2.850.000,00 TL kalır.
Davacının katılma alacağı ise bakiye artık değerin yarısıdır: 2.850.000 / 2 = 1.425.000,00 TL.
Aynı ilke Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 16.06.2015 tarihli, 2014/10054 E. ve 2015/13292 K. sayılı kararında da uygulanmış; babanın ve kardeşin gönderdiği 122.606 TL’nin 195.000 TL alım değerine oranlanarak kişisel mal sayılması ve güncel değer üzerinden artık değerin bulunması gerektiği hükme bağlanmıştır.
Ayrıca taşınmazın iyileştirilmesine ailenin yaptığı katkılar da kişisel mal niteliğindedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (02.05.2024, E. 2023/9473, K. 2024/3050), babanın çektiği 25.000 TL kredinin evin iyileştirilmesinde kullanılmasını “25.000,00 TL’lik iyileştirmede kullanılan kısmın erkeğin kişisel malı sayılması” gerektiği şeklinde değerlendirmiştir.
Aileden Gelen Para Nasıl İspat Edilir?
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 222 nci maddesinin güncel metni şöyledir: “Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir.”
Yargıtay kararlarında ispat hususunda şu katı kriterler aranmaktadır:
Yasal Karine: Evlilik içinde alınan her mal kural olarak edinilmiş maldır. Malın kişisel mal olduğunu veya bedelinin aileden geldiğini iddia eden eş bunu somut delillerle ispatlamak zorundadır (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 18.04.2024, E. 2023/9646, K. 2024/2585; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 22.10.2025, E. 2024/618, K. 2025/646).
Banka Hareketleri ve Dekontlar: Paranın ailenin hesabından çıktığı ve doğrudan satıcıya ödendiği veya eşin hesabına aktarılarak mal alımında kullanıldığı banka kayıtlarıyla doğrulanmalıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 03.10.2024 tarihli, 2023/7390 E. ve 2024/6796 K. sayılı kararında, ablasının hesabından para çekildiği iddia edilmesine rağmen kesin sürede banka kayıtları bildirilmediğinden ve davalı şirket havalelerini ispatlayamadığından dava reddedilmiştir.
Paranın İzinin Sürülmesi (İlliyet Bağı): Yalnızca aileden para gelmiş olması yetmez; gelen paranın dava konusu malın alımında kullanıldığının ispatlanması gerekir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (09.07.2024, E. 2023/3779, K. 2024/5474), Şekerbank hesabındaki paranın aileden geldiğinin ve dava konusu malın bu parayla alındığının somut delillerle ispatlanamaması sebebiyle kişisel mal savunmasını reddetmiştir.
Zaman ve Miktar Uyumu: Ailenin malvarlığı satışı ile yeni malın alım tarihi ve tutarları uyumlu olmalıdır. Örneğin Yargıtay 8. Hukuk Dairesi (21.06.2021, E. 2020/1194, K. 2021/5271), aileye ait parsel satış bedelinin alınan meskenin değerini karşılayıp karşılamadığının netleştirilmesini aramıştır.
Tanık Beyanlarının Yetersizliği: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (07.02.2024, E. 2023/556, K. 2024/609), inşaatın ince işçilik ve araç parasının baba tarafından gönderildiğinin şüpheye yer vermeyecek somut delillerle ispatlanamadığı durumlarda salt soyut iddiaları yeterli görmemiştir.

Yargıtay Uygulamasında Aile Tarafından Verilen Para ve Mallar
Yargıtay içtihatlarında aile katkısına dair yerleşik eğilimler özetle şöyledir:
Hayatın Olağan Akışı: İddia edilen aile yardımının ailenin ekonomik gücüyle orantılı olması gerekir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 09.05.2024 tarihli, 2024/2919 E. ve 2024/3330 K. sayılı kararında, “emekli polis olan davalının babasının maaşından arttırdığı para ile Mart ayında kızına ev, altı ay sonra da kızına araba alıp hediye etmesinin hayatın olağan akışına uygun düşmediği” gerekçesiyle savunma reddedilmiş, alımın eşlerin kendi birikimleriyle yapıldığı tespit edilmiştir.
Toplu Para Katkısının Varlığı: Hukuk Genel Kurulu’nun 07.12.2021 tarihli, 2018/657 E. ve 2021/1617 K. sayılı kararında belirtildiği üzere; “toplu para ile katkıda bulunduğu iddiasında olan eş, o dönemde iddia ettiği miktarda katkıda bulunabilecek ekonomik gücünün olduğunu ve tasfiyeye konu malın edinilmesinde, iyileştirilmesinde veya korunmasında kullandığını usule uygun delillerle ispatlamalıdır”.
Hakkaniyet İlkesi ile Ayırma: Aile desteği ile eşin çalışmasından elde ettiği gelirin birbirine karıştığı ve tam ayrıştırılamadığı durumlarda hâkim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 50 nci maddesi ve hakkaniyet uyarınca takdir yetkisini kullanabilir. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (12.03.2024, E. 2023/5192, K. 2024/1651), araç borcunun ne kadarının davalının gelirinden ne kadarının babasının gelirinden ödendiği belirlenemediğinde hakkaniyet ilkesi gereği yarı yarıya ödeme yapıldığını kabul etmiştir.
Avukatın Gözünden Aile Katkısıyla Alınan Mallar
Mal rejimi tasfiyesi davalarında avukatların stratejik olarak üzerinde durması gereken hususlar:
İspat Külfetinin Tespiti: TMK m. 222 gereği ispat yükü kişisel mal olduğunu ileri süren eştedir. Bölge Adliye Mahkemesi veya yerel mahkemelerin ispat külfetini diğer eşe yüklemesi bozma sebebidir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 18.04.2024, E. 2023/9646, K. 2024/2585).
Kişisel Mal Savunmasının Zamanında İleri Sürülmesi: Cevap dilekçesinde paranın kaynağının aileden geldiği, emekli ikramiyesi veya önceki mal satışı olduğu açıkça savunulmalı ve mahkemenin bu yönde inceleme yapması talep edilmelidir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 09.02.2023, E. 2022/4299, K. 2023/521).
Mali İz Takibi: Banka hareketleri, dekont açıklama kısımları, tapu harç makbuzları ve satış sözleşmeleri tarihsel sıra gözetilerek dosyaya kazandırılmalıdır.
Uygulamada En Sık Karşılaşılan Sorunlar
Elden Nakit Ödemeler: Ailelerin parayı bankadan çekip çocuklarına elden vermesi veya satıcıya elden ödemesi durumunda, paranın kaynağının ve illiyet bağının ispatlanamaması. Yargıtay (8. Hukuk Dairesi, 03.11.2014, E. 2014/17630, K. 2014/19709), paranın uzun süre evde nakit tutulmasını da hayatın olağan akışına aykırı bulabilmektedir (“nakit olarak elde tutulmuş olması, hayatın olağan akışına aykırıdır”).
Dekont Açıklamalarının Boş Bırakılması: Havale/EFT açıklamalarında paranın borç mu, bağış mı yoksa konut alımı için mi gönderildiğinin yazılmaması sebebiyle çıkan niteleme uyuşmazlıkları.
Eşlerin Ortak Yaşam İnancıyla Hareket Etmesi: Aile katkısıyla alınan taşınmazın diğer eş adına tescil ettirilmesi durumunda, bunun bağış mı yoksa aile birliği güveniyle yapılan bir tescil mi olduğu tartışması (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 07.12.2021, E. 2018/657, K. 2021/1617).
Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
Banka Yoluyla İntikal: Aileden alınacak nakit destekler mutlaka banka kanalıyla ve “ev/araba alımı için hibe/bağış” açıklamasıyla gönderilmelidir.
Tarihsel Yakınlık: Aileye ait önceki bir malın satışından elde edilen para kullanılacaksa, satış tarihi ile yeni malın alım tarihi arasında mantıklı bir illiyet ve zaman bağı bulunmalıdır.
Kredi Ödemelerine Dikkat: Ailenin peşinatı vermesi tek başına evin tamamını kişisel mal yapmaz; evlilik sürecinde ödenen konut kredisi taksitleri edinilmiş mal grubuna dahil olup katılma alacağı doğurur (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 08.02.2024, E. 2022/9740, K. 2024/698).
Sık Sorulan Sorular
Babamın bana verdiği para boşanmada paylaşılır mı?
Hayır. TMK m. 220/2 uyarınca karşılıksız kazanma yoluyla elde edilen değerler kişisel maldır. Babanızın doğrudan size karşılıksız verdiği para kişisel malınız olduğundan boşanmada mal rejiminin tasfiyesine ve artık değere dahil edilmez; eşiniz bu para üzerinde hak iddia edemez (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 12.03.2024, E. 2023/5096, K. 2024/1652).
Kayınpederin aldığı ev eşler arasında yarı yarıya mı bölünür?
Hayır. Mülkiyet kimin adına kayıtlı ise onda kalır. Bedelin tamamı kayınpeder tarafından karşılıksız olarak ödenmişse, ev adına tescil edilen eşin kişisel malı sayılır ve diğer eş katılma alacağı talep edemez (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 02.11.2023, E. 2022/7075, K. 2023/5165). Ancak bedelin bir kısmı eşlerin evlilik içi gelirinden veya kredisinden karşılanmışsa, yalnızca bu kısım oranında alacak hakkı doğar.
Ailemden gelen parayla alınan evde eşimin hakkı var mı?
Evin alım bedelinin tamamı ailenizin verdiği paradan karşılanmış ve bu durum banka kayıtlarıyla ispatlanmışsa eşinizin hiçbir hakkı yoktur (TMK m. 220/4). Eğer ailenizin parası peşinat olarak kullanılmış ve geri kalan kısmı evlilik birliği içinde çalışılarak veya krediyle ödenmişse, eşiniz sadece edinilmiş mallarla ödenen kısım üzerinden katılma alacağı talep edebilir; ailenizin parasına isabet eden oransal değer artışı sizin kişisel malınız olarak düşülür (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 03.10.2024, E. 2024/3687, K. 2024/6800).
Aileden gelen paranın bana ait olduğunu nasıl ispatlarım?
Banka hesap özetleri, dekontlar, ailenin o tarihte sahip olduğu ekonomik gücü gösteren tapu/araç devir belgeleri ve tanık anlatımlarıyla ispatlanır. TMK m. 222 gereği ispat yükü sizdedir; paranın çekiliş tarihi ile malın alım tarihi ve tutarlarının örtüşmesi şarttır.
Düğünden sonra ailelerin verdiği para kişisel mal mıdır?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 06.05.2026 tarihli, 2025/10276 E. ve 2026/5181 K. sayılı güncel içtihadına göre; taraflar arasında anlaşma veya yerel örf-adet ispatlanamadığı takdirde kural olarak “erkeğe ve kadına takılan/verilen ve ekonomik değer taşıyan her şey kural olarak kendilerine aittir.” Karşı cinse özgü olmayan paraların kime verildiği/takıldığı esas alınır; ortak takı torbasına atılan ve cinsiyete özgü olmayan değerler ise ortak kabul edilir. Kişiye özgü veya doğrudan eşlerden birine bağışlanan nakit para o eşin kişisel malıdır.
Sonuç olarak; Boşanmada eşlerden birinin ailesi tarafından sağlanan maddi katkıların mal paylaşımına etkisi; katkının bağış niteliğinde olup olmamasına, paranın doğrudan hangi eşe intikal ettiğine ve edinilen malın ne kadarlık kısmını karşıladığına bağlıdır. TMK m. 220 ve yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca, aileden gelen karşılıksız kazandırmalar kişisel maldır ve tasfiye dışı tutulur. Ancak TMK m. 222’deki yasal karine gereği, evlilik birliği içerisinde edinilen her mal aksi kanıtlanana kadar edinilmiş mal sayıldığından, aile katkısının varlığı ve dava konusu mala yönlendirildiği somut banka kayıtları ve finansal belgelerle duraksamaya yer vermeyecek şekilde ispatlanmalıdır.
Ankara Aile Hukuku Avukatı Desteği
Mal rejiminin tasfiyesi davalarında ailenin sağladığı maddi katkıların kişisel mal sayılması, denkleştirme oranlarının matematiksel ve hukuki olarak doğru kurulması ve ispat külfetinin usul kurallarına uygun yerine getirilmesi teknik bilgi gerektirmektedir. Özellikle banka kayıtlarının celbi, bilirkişi raporlarındaki katılma ve denkleştirme alacaklarının denetimi ile hak kaybına uğranmaması adına alanında yetkin bir aile hukuku avukatından hukuki destek alınması önem arz etmektedir.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her aile hukuku uyuşmazlığının kendine özgü şartları bulunduğundan somut olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Av. Akın Özbey olarak uzun yıllardır Ankara ilinde avukat olarak hizmet vermekteyiz. Boşanma davası, mal paylaşımı davası, ziynet alacağı davası, velayet davası, nafaka davası, soybağının reddi davası ve babalık davası gibi Aile Hukuku kaynaklı konularda müvekkillerimize hukuki destek sağlamaktayız.
Ankara’da aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarınız uzman ve deneyimli kadromuz ile profesyonel destek alarak dava sürecinizi alanında uzman bir avukatla yürütmek için hukuk büromuzla 0537 932 50 50 numaralı hattımız üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
Ankara boşanma davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
Ankara velayet davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
Ankara Mal Rejiminin Tasfiyesi yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
Ankara Nafaka Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
Ankara Aile Hukuku yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
Ankara Babalık Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
Ankara Soybağının Reddi Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız






