Evlilik birliğinin boşanma davası yoluyla sonlandırılması sürecinde, taraflar arasındaki uyuşmazlığın en hassas ve öncelikli boyutunu ergin olmayan müşterek çocukların hukuki durumu ve fiilî bakımı oluşturmaktadır. Boşanma davasının açılmasıyla birlikte eşlerin birlikte yaşama yükümlülüğü fiilen ve hukuken kesintiye uğramakta; bu durum, çocuğun dava sonuçlanıncaya kadar hangi ebeveynin gözetimi ve fiilî bakımında kalacağı sorusunu gündeme getirmektedir. Türk Medeni Hukuku sisteminde velayet kamu düzenine ilişkin olup, yargılama sürecinde çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sekteye uğramaması adına geçici velayet tedbirine başvurulmaktadır.
Geçici Velayet Nedir?
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 336 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca: “evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velâyeti birlikte kullanırlar”
Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise: “Ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hâli gerçekleşmişse hâkim, velâyeti eşlerden birine verebilir.” hükmü düzenlenmiştir.
Boşanma veya ayrılık davası ikame edildiğinde hâkimin alması gereken geçici hukuki koruma önlemleri, Türk Medeni Kanunu’nun 169 uncu maddesinde şu şekilde emredici olarak kurala bağlanmıştır:
“Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re’sen alır.”
Bu kapsamda geçici velayet; boşanma davası kesin hükme bağlanıncaya kadar çocuğun bakım, gözetim ve barınma sorumluluğunun eşlerden birine tedbiren tevdi edilmesini ifade eden bir geçici önlemdir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 22.02.2016 tarihli, E. 2015/16299, K. 2016/3071 sayılı kararında açıkça belirtildiği üzere: “Velayet kamu düzenine ilişkindir. Yargılamanın her aşamasında re’sen göz önünde bulundurulur.” Dolayısıyla geçici velayet, tarafların sübjektif hak ve taleplerinden öte, çocuğun esenliğini güvence altına almayı hedefleyen bir kamu düzeni kurumudur. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 20.10.2015 tarihli, E. 2015/17643, K. 2015/18856 sayılı kararında; geçici velayet ve çocuklar lehine tedbir nafakası taleplerinde annenin ayrı yaşamakta haklı olduğunu ispatlama yükümlülüğü bulunmadığı vurgulanmış, “Bunun için davacı annenin ayrı yaşamakta haklılığının kanıtlanmasına gerek yoktur. O halde çocukların geçici velayetlerinin anneye verilmesi ve çocuklar lehine tedbir nafakasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm verilmesi bozmayı gerektirmiştir” sonucuna varılmıştır.
Mahkeme Geçici Velayeti Neye Göre Belirler?
Mahkemenin geçici velayete karar verirken hareket noktası, çocuğun üstün yararı ilkesidir. Anayasa Mahkemesi’nin 06.03.2024 tarihli ve B. No: 2021/28259 sayılı bireysel başvuru kararında, “Ebeveyn ve çocuk arasındaki aile yaşamının tesisinde dikkate alınması gereken temel unsur çocuğun üstün yararıdır.” denilerek bu prensibin önceliği teyit edilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 19.06.2013 tarihli, E. 2012/25487, K. 2013/17106 sayılı kararında da; “Geçici nitelikte bile olsa, çocuğun velayetinin düzenlenmesinde asıl olan çocuğun üstün yararıdır” tespiti yapılmış, anne veya babanın kişisel menfaatleri ile çocuğun menfaatinin çatışması durumunda çocuğun menfaatine üstünlük tanınması gerektiği ifade edilmiştir: “Ana ve baba ile çocuğun yararı çatıştığı takdirde; çocuğun yararına üstünlük tanınması gerekir”.
Mahkemelerce geçici velayet değerlendirmesinde esas alınan somut kriterler şunlardır:
Çocuğun Yaşı ve Bakım İhtiyacı: Küçük yaştaki çocukların anne bakım ve şefkatine muhtaç olduğu kabul edilmektedir. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 17.01.2024 tarihli, E. 2023/3676, K. 2024/329 sayılı ilamında; “ortak çocukların yaşı itibariyle anne bakım ve şefkatine ihtiyacı olduğu ve alınan sosyal inceleme raporu gözetildiğinde çocukların velâyetlerinin anneye verilmesinin çocukların üstün yararına olduğundan velâyet düzenlemesinde isabetsizlik bulunmadığı” hükme bağlanmıştır. Benzer şekilde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 14.06.2023 tarihli, E. 2023/842, K. 2023/3208 sayılı kararında, müşterek çocuklardan yaşı küçük olanın anne bakım ve şefkatine ihtiyaç duyması velayetin anneye verilmesinde belirleyici bulunmuştur.
Mevcut Fiilî Yaşam Düzeninin Korunması: Çocukların ayrılık sürecinde fiilen kimin yanında kaldığı ve alıştıkları çevrenin korunması mahkemelerce öncelikli olarak gözetilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 18.05.2023 tarihli, E. 2022/11490, K. 2023/2538 sayılı kararında; “çocukların ayrı yaşanılan süreçte anne yanında kalıyor oldukları, alıştıkları düzenin korunması gerektiği” hususu velayetin belirlenmesinde temel gerekçe yapılmıştır. Aynı dairenin 22.02.2024 tarihli, E. 2023/4232, K. 2024/1141 sayılı kararında ise; “ortak çocukların yaşı ve fiili durum gözetildiğinde velâyet ve kişisel ilişkiye dair yapılan düzenlemede” isabetsizlik bulunmadığı ve “çocukların anne yanında yaşıyor olması, yaşı ve uzmanlık raporları nedeniyle çocukların velâyetinin anneye verilmesinin çocuğun üstün yararına uygun olduğu” saptanmıştır.
Kardeşlerin Ayrılmaması İlkesi: Haklı bir sebep bulunmadıkça kardeşlerin birbirinden koparılmaması esastır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 21.06.2023 tarihli, E. 2023/3161, K. 2023/3525 sayılı kararında; annenin ilgisizliği ve şiddet eylemleri karşısında “kardeş bütünlüğünün sağlanması açısından ortak çocuk Hazal’ın da velayetinin babaya verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu” belirtilmiştir. Yine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 02.02.2026 tarihli, E. 2025/6482, K. 2026/860 sayılı kararında da haklı sebep bulunmadıkça kardeşlerin birbirinden ayrılmaması ilkesinin gözetilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Ebeveynlerin Sağlık, Sosyal ve Psikolojik Durumları: Ebeveynin çocuğun gelişimine zarar verebilecek bir rahatsızlığının ya da ihmal/istismarının bulunup bulunmadığı araştırılır (Yargıtay 2. HD, 18.11.2013, E. 2013/8114, K. 2013/26564; Yargıtay 2. HD, 19.12.2023, E. 2023/8718, K. 2023/6308).
Geçici Velayet Ne Zaman Talep Edilebilir?
Geçici velayet, boşanma davası açılırken dava veya cevap dilekçesiyle talep edilebileceği gibi, yargılamanın devamı sırasında ortaya çıkan yeni gelişmeler üzerine her aşamada ileri sürülebilir. Daha da önemlisi, velayet kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkeme bir talep olmasa dahi kendiliğinden harekete geçmek zorundadır.
Hukuk Genel Kurulu’nun 27.12.2023 tarihli, E. 2023/858, K. 2023/1399 sayılı kararında; hâkimin “talep olmaksızın gecikmeden re’sen” tedbir almakla yükümlü olduğu, “çocuğun esenliğinin ağır tehlike altında olduğunu fark ettiğinde delil veya belge aramaksızın önleyici ve koruyucu tedbir kararları vermek” mecburiyetinde bulunduğu kaydedilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 22.02.2016 tarihli, E. 2015/16299, K. 2016/3071 sayılı kararında ise geçici velayet talebi hakkında mahkemece olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi açık bir bozma sebebi sayılmıştır: “Türk Medeni Kanununun 197/son maddesi kapsamında bir önlem olarak, geçici velayet düzenlemesi yapılması gerekirken, bu talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.”
Geçici Velayet İçin Hangi Deliller Kullanılır?
Geçici velayet incelemesinde taraflarca sunulan delillerin yanı sıra resen araştırma ilkesi çerçevesinde mahkemece toplanan deliller belirleyicidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 18.11.2013 tarihli, E. 2013/8114, K. 2013/26564 sayılı ilamında; “Velayet davası kamu düzenini ilgilendirdiğinden; ‘kendiliğinden araştırma ilkesi’ geçerlidir. Hakim, gerekli gördüğü takdirde, tarafların gösterdiği deliller dışında; kendisi de araştırma yapma yetkisine sahiptir” denilmiştir.
Yargı kararlarında öne çıkan temel delil kaynakları şunlardır:
Sosyal İnceleme Raporları (SİR): 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 5 inci maddesinde aile mahkemelerinin uzman psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacılardan yararlanacağı hükme bağlanmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin 06.06.2024 tarihli ve B. No: 2022/57145 sayılı kararında derece mahkemesi kararlarının; “psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı gibi konusunda uzman bilirkişiler tarafından hazırlanmış yeterli açıklıktaki bilimsel görüş ve raporlar ile hâlen bulunduğu yerdeki yaşantısına ilişkin gerekli araştırma ve incelemeyle elde edilen somut, nesnel verilere dayanmalıdır” gerekliliği ifade edilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 13.12.2023 tarihli, E. 2023/2479, K. 2023/6172 sayılı kararında da uzman bilirkişi heyetinden tarafların, çocuğun ve yaşam alanındaki kişilerin dinlenmesi, yaşam alanlarında ve gerektiğinde okulda inceleme yapılması suretiyle rapor düzenlenmesi gerektiği vurgulanmıştır.
İdrak Çağındaki Çocuğun Beyanı: Uluslararası sözleşmeler ve iç hukuk gereğince, ayırt etme gücüne sahip çocuğun bizzat dinlenmesi esastır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 18.10.2018 tarihli, E. 2018/5795, K. 2018/11487 sayılı kararında; “Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12. ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 3 ve 6. maddeleri idrak çağındaki çocukların kendilerini ilgilendiren konularda görüşünün alınması ve görüşlerine gereken önemin verilmesini öngörmektedir” ilkesine işaret edilmiştir. Anayasa Mahkemesi de B. No: 2021/28259 ve B. No: 2022/57145 sayılı kararlarında: “Çocuğun dinlenebileceği uygun bir yaşa ve olgunluğa eriştiğinin anlaşılması hâlinde kişisel ilişki tesisi ve velayetle ilgili beyanları mahkeme tarafından mutlaka dikkate alınmalıdır” tespitinde bulunmuştur.
Sağlık, Tedavi Evrakları ve Okul Kayıtları: Ebeveynlerin ve çocuğun fiziksel ve psikolojik sağlık durumunu gösteren tedavi kayıtları ile çocuğun okul devam durumu somut veri olarak kabul edilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 19.12.2023 tarihli, E. 2023/8718, K. 2023/6308 sayılı kararında; “alınan tüm uzman raporları, kadının ve çocuğun tedavi evrakları, çocuğun beyanları ve tüm dosya kapsamı dikkate alınarak” değerlendirme yapılmıştır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 24.05.2018 tarihli, E. 2018/2778, K. 2018/6689 sayılı kararında ise çocuğun baba yanında okula devam etmesi nedeniyle geçici velayetinin babaya verildiği ara karar yer almaktadır.
Ceza Soruşturması ve Adli Raporlar: Ebeveyn hakkında açılan ceza davaları veya koruma kararları doğrudan incelenir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 22.04.2024 tarihli, E. 2023/7436, K. 2024/2736 sayılı ilamında “ilgili ceza dosyaları da getirtilerek sosyal inceleme raporu alınması ve çocuğun görüşü de dikkate alınarak” karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Geçici Velayet Kararı Sonradan Değiştirilebilir mi?
Geçici velayet kararları nihai hüküm niteliğinde olmayıp birer ara karardır; bu nedenle yargılama süreci devam ederken değişen şartlar ve yeni ortaya çıkan olgular çerçevesinde her zaman değiştirilebilir veya kaldırılabilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 183 üncü maddesinde: “Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim, re’sen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır” hükmü yer almaktadır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 03.11.2011 tarihli, E. 2011/4935, K. 2011/18097 sayılı kararında; geçici velayet henüz kesinleşmeden şiddet gibi yeni olguların belirmesi halinde hâkimin çocuğun menfaatini gözeterek düzenlemeye resen müdahale edebileceği, “gerektiğinde psikolog pedagog ve sosyal çalışma uzmanlarından yeniden görüş alınmak suretiyle geçici velayet düzenlemesi yapılması” gerektiği belirtilmiştir.
Ayrıca Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 14.05.2024 tarihli, E. 2024/3031, K. 2024/3390 sayılı kararında; başlangıçta geçici velayeti alan annenin, hastalığı ve şehir dışına gitmesi sebebiyle çocukla yeterince ilgilenemeyeceğini bildirmesi üzerine geçici velayetin babaya devredilmesi somut bir değişiklik örneği olarak onanmıştır.
Geçici velayetin el değiştirmesi, mali tedbirleri de doğrudan etkiler. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 24.05.2018 tarihli, E. 2018/2778, K. 2018/6689 sayılı kararında; “iştirak nafakasının ara kararla geçici velayetin babaya bırakıldığı 24.01.2017 tarihinden itibaren kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken hükmün kesinleşmesinden itibaren kaldırılmasına karar verilmesi doğru olmadığı” belirtilerek, geçici velayetin değiştiği tarihin tedbir nafakasının sona erdirilmesinde esas alınması gerektiği içtihat edilmiştir.
Geçici Velayetin Verilmesi Nihai Velayeti Belirler mi?
Geçici velayet kararı, davanın esasına ilişkin bağlayıcı bir kesin hüküm teşkil etmez. Dava sürecinde alınan geçici velayet bir tedbir kararı iken; boşanma hükmüyle birlikte verilen nihai velayet kararı, yargılama boyunca toplanan tüm delillerin, tahkikat aşamasındaki uzman değerlendirmelerinin ve çocuğun üstün yararının topluca değerlendirilmesi sonucu tesis edilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 13.12.2023 tarihli, E. 2023/2479, K. 2023/6172 ve 28.05.2024 tarihli, E. 2023/4909, K. 2024/3950 sayılı kararlarında vurgulandığı üzere, velayet davalarında “yargılama sırasında meydana gelen gelişmelerin bile göz önüne alınması gerektiği” ilkesi geçerlidir. Tahkikatın ilerleyen safhalarında ebeveynin bakım yükümlülüğünü ihmal etmesi, cezaevine girmesi (Yargıtay 2. HD, 08.10.2024, E. 2023/9862, K. 2024/6997) veya çocuğun idrak çağına gelip tercihini diğer ebeveynden yana kullanması durumunda, geçici velayeti elinde bulunduran tarafa nihai velayet verilmeyebilir.
Bununla birlikte, geçici velayeti üstlenen tarafın çocuğa sağlıklı, dengeli, eğitim ve gelişimine uygun bir ortam sağlaması ve çocuğun alıştığı bu düzeni korumasının üstün yararına olması halinde, mahkemeler fiilî durumu koruma eğilimindedir (Yargıtay 2. HD, 18.05.2023, E. 2022/11490, K. 2023/2538).
Yargıtay Uygulamasında Geçici Velayet
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ve Hukuk Genel Kurulu kararları irdelendiğinde geçici velayet uygulamasına dair öne çıkan temel ilkeler şunlardır:
Kamu Düzeni ve Resen Araştırma
Yargıtay 2. HD, E. 2023/2479, K. 2023/6172; Yargıtay 2. HD, E. 2015/16299, K. 2016/3071
Velayet kamu düzenindendir; mahkeme tarafların talepleriyle bağlı olmaksızın delilleri resen toplar ve yargılama sürecindeki gelişmeleri gözetir.
Gecikmeksizin Tedbir Alma Zorunluluğu
HGK, E. 2023/858, K. 2023/1399; Yargıtay 2. HD, E. 2023/3676, K. 2024/329
Boşanma davası açılınca hâkim talep olmaksızın çocuğun bakım ve korunmasına dair geçici önlemleri derhal almak zorundadır.
Uzman Bilirkişi Raporu Şartı
Yargıtay 2. HD, E. 2013/8114, K. 2013/26564; Yargıtay 2. HD, E. 2023/4909, K. 2024/3950
Mahkemece psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan rapor alınmadan, ebeveynlerin sosyo-ekonomik durumu incelenmeden karar verilemez.

İdrak Çağındaki Çocuğun Dinlenmesi
Yargıtay 2. HD, E. 2023/842, K. 2023/3208; Yargıtay 2. HD, E. 2023/7436, K. 2024/2736
Kendini ifade edebilecek yaştaki çocuğun bizzat görüşü alınmalı ve üstün yararına aykırı olmadıkça bu beyana itibar edilmelidir.
Geçici Kararların Temyiz Edilemezliği
Yargıtay 2. HD, E. 2023/149, K. 2023/2923
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen geçici hukuki koruma kararları (geçici velayet gibi) HMK m. 362/1-(f) gereğince temyize tabi değildir.
Geçici Velayet Verilmeyen Taraf ile Kişisel İlişki
Yargıtay 2. HD, E. 2022/10324, K. 2024/2100
Geçici velayet bir tarafa bırakılırken, çocuk ile diğer ebeveyn arasında kişisel ilişki kurulması zorunludur (üstün yarara aykırılık yoksa).
Avukatın Gözünden Boşanmanın İlk Aşamasında Velayet
Boşanma davalarında yargılamanın ilk safhası, çocuğun velayeti açısından stratejik ve fiilî bir zemin teşkil eder. Yargıtay uygulaması incelendiğinde; mahkemelerin karar verirken ortak çocukların fiilen kimin yanında kaldığına ve alıştıkları düzenin bozulup bozulmayacağına büyük önem atfettiği görülmektedir (Yargıtay 2. HD, 18.05.2023, E. 2022/11490, K. 2023/2538; Yargıtay 2. HD, 22.02.2024, E. 2023/4232, K. 2024/1141).
Davanın başında çocuğun güvenli, stabil bir ev ortamında bulunması, okuluna kesintisiz devam etmesi ve bakım ihtiyaçlarının eksiksiz karşılanması; sosyal inceleme uzmanının yapacağı ev ziyaretinde ve hazırlayacağı raporda doğrudan lehe tespitler yapılmasını sağlamaktadır. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 26.03.2024 tarihli, E. 2022/10324, K. 2024/2100 sayılı kararında belirtildiği üzere; “dosya kapsamına göre; ortak çocukların fiilen anne yanında yaşadıkları, alınan sosyal inceleme raporunda, ortak çocukların velâyetinin anneye verilmesinin uygun olduğunun belirtildiği ve ortak çocukların velâyetinin anneye verilmesine engel dosya kapsamına yansıyan olumsuz bir durumun mevcut olmadığı” anlaşıldığında geçici velayet bu fiilî durum doğrultusunda şekillenmektedir. Dolayısıyla boşanmanın başında kurulacak düzen, tahkikatın ilerleyen aşamalarında nihai velayet kararına giden sürecin temel taşını oluşturmaktadır.
Uygulamada En Sık Karşılaşılan Sorunlar
Çocuğun Kaçırılması veya Diğer Ebeveynden Kaçırılması/Gizlenmesi: Ebeveynlerden birinin ortak hayat sona erdiğinde çocuğu tek taraflı olarak yanına alıp diğer tarafla görüşmesini engellemesi durumunda fiilî bir durum yaratılmaya çalışılmaktadır. Ancak Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi içtihatları, tarafların sübjektif tutumlarından ziyade çocuğun üstün yararını ve uzman raporlarını esas almaktadır.
Kişisel İlişki Kurulmaması ya da Engellenmesi: Geçici velayeti alan ebeveynin, diğer tarafın çocukla kişisel ilişki kurmasını keyfi olarak engellemesi; çocuğun diğer ebeveyne yabancılaşmasına yol açmakta ve uzman raporlarına ebeveynlik ehliyetini zedeleyen bir kusur olarak yansıyabilmektedir.
Eksik İnceleme ile Karar Verilmesi: İlk derece mahkemelerinin uzman incelemesi yaptırmaksızın, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını araştırmaksızın veya idrak çağındaki çocuğu bizzat dinlemeksizin karar vermesi sıklıkla bozma ve kaldırma sebebi olmaktadır (Yargıtay 2. HD, 18.11.2013, E. 2013/8114, K. 2013/26564; Yargıtay 2. HD, 22.02.2024, E. 2023/4232, K. 2024/1141).
Talep Hakkında Karar Verilmemesi: Mahkemelerin dilekçelerde yer alan geçici velayet taleplerini değerlendirmeyip karara bağlamaması usul ve yasaya aykırılık oluşturmaktadır (Yargıtay 2. HD, 22.02.2016, E. 2015/16299, K. 2016/3071).
Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
Uzman Raporu Tanzimi: Aile Mahkemesi bünyesindeki psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacılardan oluşan bilirkişilerin ev ziyareti ve taraflarla görüşme süreçlerinde çocuğun barınma koşulları, hijyen durumu, odası, eğitim materyalleri açıkça ortaya konulmalıdır.
Çocuğun Yaşı ve İdrak Seviyesi: İdrak çağında olan çocukların mahkemece veya uzman eşliğinde dinlenilmesi talebi mutlaka dile getirilmeli; çocuğun serbest iradesini yansıtacak ortam hazırlanmalıdır.
Geçici Nafaka Entegrasyonu: Geçici velayet kararı verildiği takdirde, çocuğun bakım giderleri için derhal tedbir nafakası takdir edilmeli; velayetin el değiştirmesi halinde ise nafakaya ilişkin ara kararın revize edilmesi talep edilmelidir (Yargıtay 2. HD, 24.05.2018, E. 2018/2778, K. 2018/6689).
Kişisel İlişkinin Düzenlenmesi: Geçici velayet kime verilirse verilsin, kararda diğer ebeveynle çocuk arasında çocuğun gelişimine uygun şekilde kişisel ilişki kurulması zorunludur; ancak ebeveynin psikolojik veya davranışsal durumu çocuğa zarar veriyorsa kişisel ilişki sınırlandırılabilir veya kaldırılabilir (Yargıtay 2. HD, 19.12.2023, E. 2023/8718, K. 2023/6308).
Sık Sorulan Sorular
Boşanma davası açılır açılmaz çocuğun velayetini alabilir miyim?
Evet, dava açılır açılmaz hâkim Türk Medeni Kanunu’nun 169 uncu maddesi gereğince gecikmeksizin resen tedbir almakla yükümlüdür. Dava dilekçesinde geçici velayet talep edilmesi halinde mahkeme dosya durumuna ve mevcut delillere göre ara kararla geçici velayeti eşlerden birine verebilir (HGK, 27.12.2023, E. 2023/858, K. 2023/1399).
Geçici velayet kararı ne kadar sürede verilir?
Geçici velayet acil nitelikli bir koruma önlemi olduğundan, hâkimin çocuğun esenliğini tehlikede gördüğü an delil veya belge aramaksızın derhal önlem alma yetkisi vardır. Genellikle tensip zaptı ile veya uzman incelemesi tamamlandıktan hemen sonra ara karar tesis edilir.
Geçici velayet sonradan değiştirilebilir mi?
Evet. Türk Medeni Kanunu’nun 183 üncü maddesi ve Yargıtay yerleşik içtihatları doğrultusunda, dava süresince ebeveynlerin durumunda veya çocuğun üstün yararında meydana gelen değişiklikler halinde hâkim resen veya talep üzerine geçici velayeti değiştirebilir (Yargıtay 2. HD, 03.11.2011, E. 2011/4935, K. 2011/18097; Yargıtay 2. HD, 14.05.2024, E. 2024/3031, K. 2024/3390).
Geçici velayeti alan taraf kesin velayeti de alır mı?
Geçici velayetin bir tarafa verilmesi, nihai velayetin mutlaka o tarafta kalacağı anlamına gelmez. Hâkim tahkikat aşamasında toplanan tüm delillere, sosyal inceleme raporuna, çocuğun idrak çağındaki beyanına ve yargılama sürecindeki yeni gelişmelere göre nihai kararında velayeti diğer tarafa bırakabilir (Yargıtay 2. HD, 28.05.2024, E. 2023/4909, K. 2024/3950).
Mahkeme geçici velayet için çocuğu dinler mi?
Evet, çocuk idrak çağına gelmişse (kendisini ifade edebilecek olgunluktaysa), uluslararası sözleşmeler ve Yargıtay içtihatları gereğince görüşünün alınması zorunludur. Mahkeme çocuğun bu beyanını üstün yararı ile bağdaştığı ölçüde dikkate alır (Yargıtay 2. HD, 14.06.2023, E. 2023/842, K. 2023/3208; AYM, 06.06.2024, B. No: 2022/57145).
Sonuç olarak; Boşanma davalarında geçici velayet, müşterek çocukların yargılama süresince bedensel, ruhsal ve ahlaki gelişimlerinin kesintiye uğramasını önleyen en temel koruyucu tedbirdir. Velayet kamu düzenini ilgilendirdiğinden, hâkim tarafların talepleriyle bağlı olmaksızın resen araştırma ilkesini uygulamak ve gecikmeksizin çocuğun bakım ve korunmasına dair tedbirleri almak zorundadır. Yargıtay kararlarında açıkça belirtildiği üzere; çocuğun yaşı, fiilî yaşam düzeni, uzman sosyal inceleme raporları ve idrak çağındaki çocuğun bizzat beyanı geçici velayetin belirlenmesinde ve gerekirse değiştirilmesinde esaslı kriterlerdir.
Ankara Aile Hukuku Avukatı Desteği
Geçici velayet ve boşanma davaları, usul hukuku kuralları ile maddi hukuk ilkelerinin iç içe geçtiği, resen araştırma ilkesinin uygulandığı ve uzman raporlarının hayati rol oynadığı karmaşık süreçlerdir. Delillerin zamanında ve eksiksiz sunulması, sosyal inceleme raporlarına karşı usulüne uygun itirazların yapılması, çocuğun menfaatini koruyacak adımların atılması ve geçici önlemlerin takibi profesyonel bir hukuki temsil gerektirir. Bu kapsamda uyuşmazlığın yürütüldüğü yargı çevresinde deneyimli bir Ankara aile hukuku avukatından hukuki destek alınması, sürecin çocuk ve müvekkil açısından en sağlıklı şekilde neticelenmesini sağlamaktadır.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her aile hukuku uyuşmazlığının kendine özgü şartları bulunduğundan somut olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Av. Akın Özbey olarak uzun yıllardır Ankara ilinde avukat olarak hizmet vermekteyiz. Boşanma davası, mal paylaşımı davası, ziynet alacağı davası, velayet davası, nafaka davası, soybağının reddi davası ve babalık davası gibi Aile Hukuku kaynaklı konularda müvekkillerimize hukuki destek sağlamaktayız.
Ankara’da aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarınız uzman ve deneyimli kadromuz ile profesyonel destek alarak dava sürecinizi alanında uzman bir avukatla yürütmek için hukuk büromuzla 0537 932 50 50 numaralı hattımız üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
Ankara boşanma davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
Ankara velayet davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
Ankara Mal Rejiminin Tasfiyesi yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
Ankara Nafaka Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
Ankara Aile Hukuku yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
Ankara Babalık Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
Ankara Soybağının Reddi Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız






