Eşin Aşırı Kıskançlığı ve Baskıcı Davranışları Boşanma Sebebi midir?

Evlilik birliğinde eşlerin birbirlerine karşı sadakat ve saygı yükümlülüğü bulunmakla birlikte, taraflardan birinin sergilediği aşırı kıskançlık ve kontrolcü yaklaşımlar, evlilik birliğinin sürdürülmesini imkânsız kılabilmektedir. Yargı kararlarında aşırı kıskançlık; sadece soyut bir duygu durumu olarak değil, eşin temel haklarını sınırlayan, sosyal çevresiyle bağını koparan ve psikolojik baskıya dönüşen somut eylemler bütünü olarak ele alınmaktadır.

Aşırı Kıskançlık Boşanma Sebebi Sayılır mı?

Evlilik birliğinde doğal karşılanabilecek duygusal tepkiler ile ortak hayatı çekilmez kılan kontrolcü tutumlar yargı uygulamasında kesin sınırlarla ayrılmaktadır. Kıskançlığın sürekli bir güvensizlik, şüphe ve tahakküme dönüşmesi, Türk Medeni Kanunu kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılması sonucunu doğurmaktadır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 17.01.2024 tarihli, 2023/3635 E. ve 2024/327 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere; “Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerin her birinin boşanma davası açabileceği” ilkesi esas alınmaktadır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.06.2020 tarihli, 2017/2295 E. ve 2020/436 K. sayılı kararında; “dinlenen tanık beyanlarına göre davalının aşırı kıskanç olması ve bu vakıaya bağlı olarak davacıya baskı yapması sebebiyle evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı, boşanmaya sebep olan olaylarda davalının kusurlu olduğu, davacıdan kaynaklı bir kusurun bulunmadığı aşikârdır” denilerek aşırı kıskançlığın ve buna bağlı baskının tek başına dahi boşanma sebebi oluşturabileceği hükme bağlanmıştır.

Hangi Kıskançlık ve Baskı Davranışları Kusur Sayılabilir?

Yargı kararlarına yansıyan somut olaylarda, aşağıdaki kontrolcü ve kısıtlayıcı eylemler doğrudan kusur olarak kabul edilmiştir:

Eşyaların ve Dolapların Denetlenmesi, Sürekli Hesap Sorma: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 07.03.2024 tarihli, 2023/4595 E. ve 2024/1562 K. sayılı kararında; erkeğin “aşırı derecede kıskanç, şüpheci ve takıntılı olduğu, dolapları sürekli kontrol ettiği, işe giderken 15 dakikayı bulan kapı kilitleme takıntısının olduğu, aşırı derecede cimri olup,” harcamalar konusunda “şeklinde eşinden hesap sorduğu” vakıaları ağır kusur kabul edilmiştir.

Cepleri Karıştırma ve Güvensizlik: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 19.03.2024 tarihli, 2022/10222 E. ve 2024/1866 K. sayılı kararında, kadının “aşırı kıskanç olduğu, erkeğin anne ve babasına saygı göstermediği, sürekli erkeğin ceplerini kurcalayıp eşine güvensizlik duyduğunu belli ettiği, aşırı baskıcı, otoriter, çatışmacı bir kişiliğe sahip olduğu” tespit edilmiş ve bu tutum kusur sayılmıştır.

Asılsız İthamlar ve Aile/Sosyal İlişkilerin Denetlenmesi: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 17.01.2024 tarihli, 2023/3635 E. ve 2024/327 K. sayılı kararında kadının “kadının aşırı kıskanç davrandığı”, “erkeğin eski eşini arayarak ‘Çocuk kimden’ şeklinde sorular sorduğu”, “erkeğin, yengesini yoldan alıp eve bırakmasını problem ettiği ve erkeğin yengesini sevdiğini söylediği” eylemleri kusur olarak yüklenmiştir.

Kılık-Kıyafete Müdahale: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 03.07.2024 tarihli, 2023/4900 E. ve 2024/5303 K. sayılı kararında eşin “baskıcı ve şüpheci” yaklaşımlarla kılık kıyafete karışarak “pantolonunu düzelt Hafize” demesi ve eşini kardeşinden kıskanarak “orada başka bir kız ile görüşmediğini nereden bileyim” şeklinde ithamlarda bulunması evlilik birliğini sarsan kusurlu eylemler olarak kabul edilmiştir.

İş ve Çalışma Hayatına Müdahale: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 04.07.2024 tarihli, 2024/4545 E. ve 2024/5427 K. sayılı kararında, “boşanmaya sebebiyet veren olaylarda eşinin iş yerine yalnız gitmesine ve sosyal ilişkilerine karışacak derecede kıskanç ve baskıcı davranışları bulunan erkeğin tam kusurlu olduğu” sonucuna varılmıştır. Benzer şekilde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 26.06.2024 tarihli, 2023/438 E. ve 2024/4880 K. sayılı kararında, “erkeğin aşırı kıskanç olduğu, kadının sosyal yaşantısını kısıtladığı, aldattığı yönünde kadına ithamlarda bulunduğu, evlilik süresince çalışmasını istemediği” gerekçesiyle erkek daha ağır kusurlu bulunmuştur.

Eşin Telefonunu ve Sosyal Medyasını Sürekli Kontrol Etmek

Eşin iletişim vasıtalarını denetim altına alma çabası, güven sarsıcı bir davranış olarak kabul edildiği gibi hukuka aykırı müdahaleleri de gündeme getirmektedir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 21.02.2023 tarihli, 2022/9933 E. ve 2023/659 K. sayılı kararında, kadının “aşırı kıskanç tavırlar sergilediği, erkeği yalancılıkla suçladığı” ve internet araştırmalarından şüphelenerek telefon kayıtlarını istemesi sonrasında “kadının bu telefon kayıtlarını eşine vermemek suretiyle erkeğin güvenini sarstığı” tespiti yer almaktadır.

Eşin telefonundaki verileri ele geçirme ve ifşa etme boyutu ise Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 30.09.2024 tarihli, 2023/10161 E. ve 2024/6616 K. sayılı kararında değerlendirilmiştir. Kararda, “davalı erkeğin davacı kadının mesajlaşma kayıtlarını telefon aracılığı ile birden fazla kişiye gönderdiği, verileri bu şekilde hukuka aykırı olarak yaydığı, davacı kadına karşı hakaret, tehdit ettiğinin anlaşıldığı” belirlenmiş ve bu eylemler boşanmaya sebep olan ağır kusurlar arasında değerlendirilmiştir.

Sosyal medya paylaşımlarının davayı nasıl etkileyeceğine yönelik makalemize buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Kıskançlık Nedeniyle Sosyal Hayatı Kısıtlamak Psikolojik Şiddet midir?

Yargıtay içtihatlarında, eşin sosyal çevresinden soyutlanması açıkça duygusal, sosyal ve psikolojik şiddet olarak vasıflandırılmaktadır:

Duygusal ve Sosyal Şiddet Niteliği: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 18.03.2024 tarihli, 2023/5836 E. ve 2024/1851 K. sayılı kararında, erkeğin “aşırı kıskançlık yaparak kadının arkadaşlarıyla görüşmesini kısıtladığı bu haliyle duygusal şiddet uyguladığı” ve “kadının kılık kıyafetine karışarak sosyal şiddet uyguladığı” açıkça tespit edilmiştir.

Sosyal İzolasyon ve Kısıtlama: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 15.06.2023 tarihli, 2023/478 E. ve 2023/3228 K. sayılı kararında erkeğin; “psikolojik baskı uyguladığı, aşırı kıskanç tavırlar sergilediği, davacıyı tek başına veya erkeklerin bulundukları bir yere göndermediği, eve misafir olarak erkeklerin girmesini istemediği, akraba ya da öğretmen erkeklerle görüştüğünde eşine kıskanç, şüpheci ve imalı davranışlarda bulunduğu” belirlenmiş ve bu tutum psikolojik baskı olarak değerlendirilmiştir.

Evden Çıkışın Engellenmesi: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 01.06.2023 tarihli, 2023/3162 E. ve 2023/2896 K. sayılı kararında, “davalı erkeğin aşırı kıskançlık göstererek eşine karşı baskıcı davranışlarda bulunduğu, kadının evden çıkmasına izin vermediği, böylece evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda davalı erkeğin tamamen kusurlu olduğu” belirtilmiştir.

Kök Aile ve Sosyal Çevreyle Görüşmenin Yasaklanması: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 06.06.2023 tarihli, 2022/6579 E. ve 2023/2959 K. sayılı kararında, erkeğin eşinin “her türlü ilişkisini yasakladığını, müvekkilinin kimseyle görüşmesini istemediğini, müvekkilinin ailesinin ziyarete gelmesini ve ailesi ile görüşmesine de karşı çıktığını”, eşini “Ruh Sağlığı Hastanesine habersiz olarak yatırmaya çalıştığı” ve “okul hayatını bitirmek ve rezil etmekle tehdit ettiği” vakıaları karşısında erkeğin tam kusurlu olduğu kabul edilmiştir. Benzer şekilde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 03.07.2024 tarihli, 2023/4900 E. ve 2024/5303 K. sayılı kararında kadının, “eşinin hastalık döneminde kök ailesi ile destek olup görüşmesini istemediği” ve “eşini canım demesinden dolayı kardeşinden kıskanarak aşırı kıskançlık gösterdiği” eylemleri kusur sayılmıştır.

Aşırı Kıskançlık Nasıl İspat Edilir?

Boşanma davalarında aşırı kıskançlık ve baskı vakıalarının ispatında tanık beyanları ve dosya kapsamındaki deliller belirleyicidir:

Tanık Beyanları: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.06.2020 tarihli, 2017/2295 E. ve 2020/436 K. sayılı kararında; “yapılan soruşturma ve toplanan delillerden davalı kocanın aşırı kıskanç olduğu, bu sebeple eşine baskı yaptığı anlaşılmaktadır” denilerek tanık anlatımlarının kusur ispatındaki rolü teyit edilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 21.10.2024 tarihli, 2023/1484 E. ve 2024/7569 K. sayılı kararında da “Dinlenen tanık beyanlarından ve toplanan delillerden, geçimsizliğe neden olan olaylarda eşine karşı aşırı kıskançlık yaptığı, eşini darp ettiği ve eşine ‘ sen eşeksin o yüzden yapamıyorsun’ diye hakaret ettiği anlaşılan davalı kocanın tam kusurlu olduğu, davacı kadına atfı kabil bir kusurun ispatlanamadığı” ifade edilmiştir.

Dilekçelerde İddia Edilme Zorunluluğu: Kıskançlık vakıasının tanıklarca dile getirilmesi tek başına yeterli değildir; usulüne uygun şekilde dilekçelere yansıtılması şarttır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 23.03.2023 tarihli, 2022/10620 E. ve 2023/1322 K. sayılı kararında, “tanıkların kadının kıskançlığından söz etmelerine karşılık bu yönde davalı tarafın dilekçelerinde herhangi bir kusur isnadının bulunmadığı” ve “bu sebeple davacı kadının ispatlanan herhangi bir kusurlu davranışının olmadığı” vurgulanmıştır.

Somut İspat Şartı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 11.05.2023 tarihli, 2023/3681 E. ve 2023/2392 K. sayılı kararında, kadının kıskanç olduğuna dair iddianın “dosya kapsamı itibariyle herhangi bir kusurlu davranışı ispatlanamamıştır” tespitiyle reddedildiği, soyut iddiaların dikkate alınamayacağı görülmektedir.

İspat noktasında mesajlar ile whatsapp konuşmalarının etkisine yönelik makalemize buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Aşırı Kıskançlığın Kusur ve Tazminata Etkisi

Aşırı kıskançlık tek başına tam kusur sebebi olabileceği gibi, diğer eşin eylemleriyle kıyaslanarak hafif, az, eşit veya ağır kusur şeklinde derecelendirilebilir. Davranışların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği durumlarda ise manevi tazminat sorumluluğu doğmaktadır:

Kişilik Haklarının İhlali ve Manevi Tazminat: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 18.03.2024 tarihli, 2023/5836 E. ve 2024/1851 K. sayılı ilamında, erkeğin kıskançlık ve kısıtlayıcı tutumları nedeniyle “boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin tam kusurlu olduğu” ve “bu kusurların aynı zamanda kadının kişilik haklarının ihlali olduğu” belirtilmiştir. Aynı Dairenin 04.07.2024 tarihli, 2024/4545 E. ve 2024/5427 K. sayılı kararında da “boşanma sebebiyet veren olaylar sebebiyle kişilik hakları saldırıya uğrayan kadın eş yararına manevî tazminata hükmedilmesi gerektiği” karara bağlanmıştır. Benzer biçimde 15.06.2023 tarihli, 2023/478 E. ve 2023/3228 K. sayılı kararda; “evlilik birliğinin taraflar açısından çekilmez hale gelmesinde davalı erkeğin tam kusurlu olduğu” kabul edilerek tazminat onanmıştır.

Kusur Derecelendirmesi ve Dengesi:

– Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 14.11.2023 tarihli, 2022/7873 E. ve 2023/5419 K. sayılı kararında, “kadının da birlikte yaşadıkları dönemde aşırı kıskanç davranışlar sergileyerek eşini sürekli kontrol edip üzerinde baskı kurduğu” kabul edilmekle birlikte diğer eşin ağır fiilleri karşısında “boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin ağır, kadının ise hafif kusurlu olduğu” belirlenmiştir.

– Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 17.01.2023 tarihli, 2022/9339 E. ve 2023/257 K. sayılı kararında kadının “davacı- karşı davalı kadının ise normalin üzerinde kıskanç olması nedeniyle az kusurlu olduğu”, erkeğin sevgisizlik beyanları nedeniyle “tarafların gerçekleşen kusurlu davranışlarına göre boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı- karşı davacı erkeğin davacıyı sevmediğini, istemediğini, ona karşı bir şey hissetmediğini söylemesi nedeniyle yine de ağır kusurlu olduğu” tespit edilmiştir.

– Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 18.09.2025 tarihli, 2025/5186 E. ve 2025/7559 K. sayılı kararında; “erkeğin kadına aşırı kıskançlıkla psikolojik baskı uyguladığı, kadınlık gururunu incitici sözler söylediği, çirkinsin diyerek beğenmediği ve aşağıladığı” somut olayda, “Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğunun kabulü gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu kadının ağır, erkeğin az kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamış ve hükmün bozulmasını gerektirmiştir” denilmiştir.

Yargıtay Uygulamasında Aşırı Kıskançlık Özeti

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi – 21.10.2024, 2023/1484 E. – 2024/7569 K.

Sürekli baskı, olmayan şeyleri varmış gibi gösterme, darp, hakaret

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi – 04.07.2024, 2024/4545 E. – 2024/5427 K.

İş yerine yalnız gitmesine ve sosyal ilişkilere karışma

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi – 18.03.2024, 2023/5836 E. – 2024/1851 K.

Arkadaş görüşmelerini kısıtlama, kılık kıyafete karışma (duygusal ve sosyal şiddet)

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi – 01.06.2023, 2023/3162 E. – 2023/2896 K.

Aşırı kıskançlık, baskı ve kadının evden çıkmasına izin vermeme

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi – 06.06.2023, 2022/6579 E. – 2023/2959 K.

Sosyal ve ailevi ilişkileri yasaklama, hastaneye yatırmaya çalışma, tehdit

Eşin Aşırı Kıskançlığı ve Baskıcı Davranışları Boşanma Sebebi midir?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi – 07.03.2024, 2023/4595 E. – 2024/1562 K.

Dolapları kontrol, aşırı şüphe, takıntı, hesap sorma

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi – 26.06.2024, 2023/438 E. – 2024/4880 K.

Sosyal yaşantıyı kısıtlama, aldatma ithamı, çalışmasını istememe

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi – 17.01.2024, 2023/3635 E. – 2024/327 K.

Akrabalardan kıskanma, eski eşi arama, küçük düşürücü sözler

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi – 19.03.2024, 2022/10222 E. – 2024/1866 K.

Cepleri kurcalama, güvensizlik gösterme, aşırı baskıcı ve otoriter tutum

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi – 30.09.2024, 2023/10161 E. – 2024/6616 K.

Mesajlaşma kayıtlarını birden fazla kişiye hukuka aykırı olarak yayma, tehdit, hakaret

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi – 17.12.2024, 2024/1459 E. – 2024/10120 K.

Kadının aşırı kıskançlığı, intihar teşebbüsü ve şiddeti; erkeğin şiddeti

Avukatın Gözünden Kontrolcü Eş Davranışları

Dosya kapsamları incelendiğinde, aşırı kıskançlık vakıalarının anlık veya münferit bir tartışmadan ibaret kalmadığı; zaman içinde sistematik hale gelen bir denetim mekanizmasına dönüştüğü anlaşılmaktadır. İlk Derece ve İstinaf (Bölge Adliye Mahkemesi) incelemelerinden ve uygulamada gördüğümüz üzere; kontrolcü eş davranışları başlangıçta kılık kıyafete müdahale veya telefonun denetlenmesi şeklinde ortaya çıkmakta, ilerleyen süreçte eşin ailesiyle ve arkadaşlarıyla bağını kesmeye, sokağa çıkışını engellemeye ve nihayetinde kişilik haklarını zedeleyen ağır psikolojik/sosyal baskıya evrilmektedir. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 21.10.2024 tarihli, 2023/1484 E. ve 2024/7569 K. sayılı kararında yerel mahkemenin şu tespiti öne çıkmaktadır: “davalıda aşırı kıskançlık olduğu, evlilik birliği süresince davacıya sürekli baskı uygulayıp kıskançlık gösterdiği, olmayan şeyleri varmış gibi gösterdiği, tarafların davalının bu tutum ve davranışları sebebiyle geçinemedikleri, davalının evine baktığı, maddî anlamda destek olduğu, boşanma davası açılana kadar davalının davacıya yönelik kıskançlığı ve psikolojik baskısının devam ettiği”. Dolayısıyla yargı mercileri, eylemlerin sürekliliğini ve eş üzerinde yarattığı tahribatı temel almaktadır.

Uygulamada En Sık Karşılaşılan Sorunlar

Aşırı Kıskançlığın Tıbbi veya Psikolojik Nedenlere Dayanması: Aşırı şüphe, dolap arama ve takıntılı davranışların bazen psikiyatrik rahatsızlıklardan kaynaklandığı görülmektedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 07.03.2024 tarihli, 2023/4595 E. ve 2024/1562 K. sayılı kararında, erkeğin psikotik bozukluk rahatsızlığı kapsamında sergilediği tutumlar dahi kusur belirlemesinde dikkate alınmış ve erkek ağır kusurlu kabul edilmiştir.

Kıskançlığa Diğer Ağır Kusurların Eşlik Etmesi: Kıskançlık gösteren taraf kusurlu bulunsa bile, diğer eşin aşağılama, fiziksel şiddet, güven sarsıcı hareket veya ilgisizlik gibi eylemleri kusur dengesini değiştirebilmektedir. Örneğin Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 25.01.2024 tarihli, 2023/3689 E. ve 2024/534 K. sayılı kararında, kadının “kadının eşine karşı hastalık boyutuna varan kıskançlıklar sergilediğini” tespit edilmiş olmasına rağmen, erkeğin “müvekkili aşağıladığı, fikrini sormadığı, müvekili bir eş olarak görmediği, eşi olan kadını hor görüp aşağıladığı” gerekçesiyle “yaşanan olaylarda erkeğin ağır kusurlu olduğu” sonucuna varılmıştır.

Verilerin Hukuka Aykırı Yayılması: Kıskançlık saikiyle eşin telefonundaki mesaj kayıtlarının elde edilip üçüncü kişilere gönderilmesi, boşanma davasında aleyhe ağır kusur oluşturmaktadır (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 30.09.2024 tarihli, 2023/10161 E. ve 2024/6616 K. sayılı kararı).

Hukuka aykırı delillere yönelik makalemize buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Dilekçeler Aşaması: Yargılama sırasında tanıklar aşırı kıskançlıktan söz etseler dahi, dava veya cevap dilekçelerinde bu husus usulüne uygun şekilde açıkça bir vakıa ve kusur olarak ileri sürülmemişse mahkemece kusur olarak yüklenemez (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 23.03.2023 tarihli, 2022/10620 E. ve 2023/1322 K. sayılı kararı).

Kusur Derecelendirmesinin Önemi: Kıskançlık tek başına davacı tarafı haklı kılsa bile, karşı tarafın sadakatsizlik, fiziksel şiddet veya aşağılama gibi eylemleri varsa kusur dağılımı hafif, az, eşit veya ağır kusur şeklinde şekillenmektedir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 07.06.2023 tarihli, 2023/379 E. ve 2023/2973 K. sayılı kararı; 15.02.2024 tarihli, 2023/4203 E. ve 2024/907 K. sayılı kararı; 10.10.2024 tarihli, 2023/9958 E. ve 2024/7215 K. sayılı kararı).

Sık Sorulan Sorular

Aşırı kıskanç eşten boşanılabilir mi?

Evet. Aşırı kıskançlık ve bu durumun eş üzerinde yarattığı baskı evlilik birliğini temelinden sarsan bir kusurdur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.06.2020 tarihli, 2017/2295 E. ve 2020/436 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, eşin aşırı kıskanç olması ve baskı yapması evlilik birliğini temelinden sarsmakta ve boşanma sebebi sayılmaktadır.

Eşimin telefonumu sürekli kontrol etmesi boşanma sebebi midir?

Sürekli cepleri karıştırmak, kontrol etmek ve mesajlaşma kayıtlarını ele geçirip yaymak güven sarsıcı ve kusurlu hareketlerdir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 30.09.2024 tarihli, 2023/10161 E. ve 2024/6616 K. sayılı kararında, eşin mesaj kayıtlarını başkalarına göndermesi ve yayması doğrudan kusur olarak kabul edilmiştir.

Eşim arkadaşlarımla görüşmemi yasaklayabilir mi?

Hayır. Eşin sosyal çevresini kısıtlaması, arkadaşlarıyla veya kök ailesiyle görüşmesini engellemesi sosyal ve duygusal şiddet teşkil eder. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 18.03.2024 tarihli, 2023/5836 E. ve 2024/1851 K. sayılı kararında arkadaş görüşmelerinin kısıtlanması duygusal şiddet, kılık kıyafete karışılması ise sosyal şiddet olarak tanımlanmıştır.

Kıskançlığı boşanma davasında nasıl ispatlarım?

Kıskançlık ve uygulanan baskı; tanık anlatımları, mesajlaşma kayıtları ve dosyadaki diğer delillerle ispatlanabilir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 21.10.2024 tarihli, 2023/1484 E. ve 2024/7569 K. sayılı kararı). Ancak bu vakıaların mutlaka süresinde verilen dava ve cevap dilekçelerinde iddia edilmiş olması gerekir.

Aşırı kıskançlık nedeniyle manevi tazminat alınabilir mi?

Evet. Aşırı kıskançlık ve kontrolcü tutumlar eşin kişilik haklarına saldırı niteliği taşıdığında manevi tazminata hükmedilmektedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 04.07.2024 tarihli, 2024/4545 E. ve 2024/5427 K. sayılı kararında, baskıcı ve kıskanç tutumlar sergileyen eş aleyhine manevi tazminat verilmesi gerektiği açıkça belirtilmiştir.

Sonuç olarak; Ankara Aile Mahkemeleri uygulamaları ile Yargıtay kararları doğrultusunda; evlilik birliğinde aşırı kıskançlık, cepleri ve eşyaları arama, kılık kıyafete karışma, iş ve sosyal hayatı kısıtlama gibi fiiller psikolojik ve sosyal şiddet kapsamında hukuki kusur sayılmaktadır. Bu davranışlar evlilik birliğini temelinden sarsmakta; söz konusu tutumları sergileyen eş, somut olayın özelliklerine ve diğer eşin fiillerine göre ağır veya tam kusurlu sayılarak aleyhine maddi ve manevi tazminata hükmedilmektedir.

Ankara Aile Hukuku Avukatı Desteği

Aile mahkemelerinde ve kanun yolu incelemelerinde aşırı kıskançlık iddialarının hukuki netice doğurabilmesi; ilgili vakıaların dava dilekçelerinde usulüne uygun şekilde ileri sürülmesine, somut delillerle ve tanık beyanlarıyla kanıtlanmasına bağlıdır. Bu süreçte hak kayıplarının önüne geçilmesi, kusur belirlemesinin doğru yapılması ve tazminat taleplerinin yasal çerçevede takibi için hukuki danışmanlık ve vekillik desteği önem taşımaktadır.

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her aile hukuku uyuşmazlığının kendine özgü şartları bulunduğundan somut olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Av. Akın Özbey olarak uzun yıllardır Ankara ilinde avukat olarak hizmet vermekteyiz. Boşanma davası, mal paylaşımı davası, ziynet alacağı davası, velayet davası, nafaka davası, soybağının reddi davası ve babalık davası gibi Aile Hukuku kaynaklı konularda müvekkillerimize hukuki destek sağlamaktayız.

Ankara’da aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarınız uzman ve deneyimli kadromuz ile profesyonel destek alarak dava sürecinizi alanında uzman bir avukatla yürütmek için hukuk büromuzla 0537 932 50 50 numaralı hattımız üzerinden iletişime geçebilirsiniz.

Ankara boşanma davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Ankara velayet davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Ankara Mal Rejiminin Tasfiyesi yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Ankara Nafaka Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Ankara Aile Hukuku yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Ankara Babalık Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Ankara Soybağının Reddi Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız

Benzer Yazılar

WhatsApp Telefonla Ara
WhatsApp

Av. Akın ÖZBEY sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin