Konkordatonun Hukuki Niteliği ve Temel Amacı
Konkordato, borçlarını vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya ödeyememe tehlikesi altında bulunan dürüst borçluların, mali durumlarını iyileştirmek ve muhtemel bir iflastan kurtulmak amacıyla başvurdukları kolektif bir icra hukuku kurumudur
Konkordato Mühletinin İcra Takipleri ve Amme Alacakları Üzerindeki Etkisi
Geçici mühlet kararı, kesin mühletin sonuçlarını doğurmakta olup borçlu üzerinde ciddi bir hukuki koruma kalkanı oluşturur
Ticari Faaliyetlerin Sürdürülmesi ve Komiser Denetimi
Konkordato mühleti boyunca borçlunun tasarruf yetkisi, sürecin başarıya ulaşması hedefiyle sınırlandırılır. Borçlu, faaliyetlerini konkordato komiserinin nezareti ve izni altında yürütmek zorundadır.
Yeni Sözleşmeler ve Borçlar: Mühlet içerisinde komiserin izniyle akdedilen borçlar, adi konkordato şartlarına tabi değildir. Bu borçların alacaklıları, temerrüt hâlinde mühlet sırasında dahi icra takibi yapabilirler.
Kamu İhaleleri: Geçici mühlet kararı ve ilanı, borçlunun tasarruf yetkisini kısıtladığından, bu durumdaki isteklilerin Kamu İhale Kanunu uyarınca ihalelere katılımı engellenebilir.
Finansal Yükümlülükler ve Faiz İşleyişi
Konkordato mühleti içerisinde, rehinli alacaklılar müstesna olmak üzere, kural olarak faiz işlemesi durmaktadır. Ancak mühlet içerisinde komiser izniyle yapılan işlemlerden doğan alacaklar bu kısıtlamaların dışındadır (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. HD-2021/314-2021/619). SGK prim alacakları gibi bazı amme alacaklarının konkordato hükümlerinden etkilenmediği yönünde kararlar mevcuttur.
Taşınmaz ve Rehinli Malların Durumu
Rehinli taşınmazların muhafaza altına alınması veya satışı, ancak bu taşınmazların işletmenin faaliyetleri için zorunlu olması hâlinde ertelenebilir (Trabzon ATM-2019/438-2021/748). Borçlunun mahkeme izni dışında rehin tesis etmesi, taşınmaz devretmesi veya işletmenin devamlı tesisatını takyit etmesi yasaktır; aksi durum iflas sebebidir.
Konkordato Projesinin Başarı Şansı ve İflas Riski
Mahkemeler, konkordato talebini sadece zaman kazanmaya yönelik bir girişim olarak görmemekte; projenin somut, uygulanabilir ve inandırıcı olmasını şart koşmaktadır.
Başarısızlık Göstergeleri: Ciro hedeflerinin çok düşük oranda gerçekleşmesi (%7 gibi), borca batıklık, komiser talimatlarına uyulmaması ve mali tablolardaki tutarsızlıklar projenin reddine yol açar.
Resen İflas: Kesin mühlet içerisinde konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılırsa, mahkeme komiserin raporu üzerine mühleti kaldırarak borçlunun iflasına resen karar verebilir
Yargı Mercilerinin Spesifik Yaklaşımları

A. Ankara Ticaret Mahkemeleri ve Bölge Adliye Mahkemesi Yaklaşımı
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, konkordato tasdik kararlarına karşı istinaf hakkını sadece olumsuz oy kullanan ve itirazlarını bildiren alacaklılara tanımaktadır. Ayrıca, borca batık olmayan borçluların tenzilat konkordatosu tekliflerinin, borçlunun kaynakları ile orantılı olması gerektiğini vurgulamaktadır (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. HD-2021/1183-2021/1581). Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi, taahhüt edilen iş sözleşmelerinin imzalanamamasını ve beklenen kârlılığın yakalanamamasını projenin başarısızlığı için yeterli görmektedir .
B. Yargıtay ve Danıştay Perspektifi
Yargıtay, konkordato sürelerinin (geçici/kesin mühlet) birbirini matematiksel bir kesinlikle takip etmemesinin süreci usulden sona erdirmeyeceğini, mahkemenin mühletin devamına ilişkin iradesinin esas olduğunu belirtmektedir (Hukuk Genel Kurulu-2023/150-2023/119). Danıştay ise konkordato sürecini bir bütün olarak ele alarak, geçici mühlet aşamasındaki şirketlerin dahi ticari güvenilirlik ve tasarruf kısıtlaması nedeniyle ihale dışı bırakılmasını hukuka uygun bulmaktadır (Danıştay 13. D-2019/2872-2022/4413).
Usuli İşlemler, Sık Sorulan Sorular, Merak Edilenler ve Dava Stratejisine Etkileri
İcra Takiplerinin Durması: İİK m. 294 uyarınca, mühlet kararı ile birlikte borçlu aleyhine hiçbir takip yapılamaz. Ankara Ticaret Mahkemeleri, bu kuralın istisnasız uygulanması konusunda titiz davranmakta ve mühlet kararı ile birlikte icra müdürlüklerine bildirim yapılmasını sağlamaktadır.
Amme Alacakları: 6183 sayılı Kanun kapsamındaki alacaklar için de takip yapılamaz. Bu durum, vergi daireleri ve SGK’nın haciz işlemlerini durdurmasını zorunlu kılar.
Dava Stratejisi: Alacaklılar bakımından mühlet süresince “alacak kaydı” yaptırmak hayati önem taşır. Borçlu bakımından ise, mühletin sağladığı korumayı kötüye kullanmamak ve komiser denetimine tam uyum sağlamak, kesin mühletin alınması ve tasdik aşaması için kritiktir.
Faiz İşleyişinin Durması: Rehinle temin edilmemiş alacaklar için mühlet kararından itibaren faiz işlemesi durur. Bu, borç yükünün sabitlenmesi açısından borçlu lehine en önemli maddi hukuk sonucudur.
Sözleşmelerin Akıbeti: İİK m. 296 uyarınca, borçlunun taraf olduğu ve işletmenin devamı için zorunlu olan sözleşmeler, karşı tarafça “konkordato ilanı” gerekçe gösterilerek feshedilemez. Borçlu, komiserin uygun görüşü ve mahkemenin izniyle, sürekli borç ilişkilerini (örneğin kira veya hizmet sözleşmeleri) feshetme yetkisine sahiptir.
Tasarruf Yetkisinin Sınırlandırılması: Borçlu, mahkemenin izni olmaksızın taşınmazlarını devredemez, rehin edemez ve işletmenin devamlılığı dışındaki önemli tasarruflarda bulunamaz. Bu yasağa aykırı işlemler hükümsüzdür (İİK m. 297).
Rehinli Alacaklıların Durumu: Rehinli alacaklılar takip başlatabilir veya başlamış takibe devam edebilirler; ancak mühlet süresince rehinli malın satışı yapılamaz. Bu durum, rehinli alacaklıların alacağına kavuşmasını geciktirmekte ve “makul süre” tartışmalarına yol açmaktadır.
İşçi Alacaklarının Önceliği: İİK m. 206, birinci sıradaki alacaklar (işçi ücretleri, kıdem ve ihbar tazminatları) mühletten etkilenmez. Bu alacaklılar takip yapabilir ve muhafaza tedbiri uygulayabilirler. Ancak uygulamada, borçlunun tüm hesaplarına işçi alacağı için haciz konulması işletmeyi kilitleyebileceği için mahkemeler bu konuda “dengeleyici” kararlar vermeye çalışmaktadır.
Mühletin Kefillere Etkisi: Konkordato mühleti kural olarak borçlunun kefillerini ve müşterek borçlularını korumaz. Alacaklılar, asıl borçlu mühlet altında olsa dahi kefillere karşı takip başlatabilirler.
Sonuç olarak; Konkordato süreci, borçluya icra takiplerine karşı koruma sağlarken, bu korumayı borçlunun dürüstlüğü ve komiser denetimine tam uyumu şartına bağlamaktadır. Projenin gerçekçi olmaması veya borçlunun kötüniyetli davranışları, sürecin iflasla sonuçlanmasına neden olmaktadır. Alacaklılar ise iflas durumuna kıyasla daha yüksek tahsilat imkânı buldukları ölçüde sürecin bir parçası haline getirilmektedir (Trabzon ATM-2019/438-2021/748; Antalya 2. ATM-2025/993-2026/69). Konkordato mühleti, borçluya nefes aldıran ancak sıkı denetim gerektiren bir “hukuki rehabilitasyon” sürecidir. Yargıtay ve Ankara Ticaret Mahkemelerinin yerleşik uygulaması, mühletin bir “borç ödememe aracı” olarak kullanılmasını engellemeye yöneliktir. Başarılı bir konkordato süreci için: Banka blokelerinin kaldırılması için ivedilikle mahkemeden ara karar talep edilmelidir. Komiser nezaretinde şeffaf bir yönetim sergilenerek alacaklıların güveni kazanılmalıdır. Mühlet sonrası doğan borçların (işçi maaşları, güncel hammadde alımları, vergiler) aksatılmadan ödenmesi, projenin inandırıcılığı için esastır.Taşınmaz satışları gibi radikal kararlarda mutlaka mahkeme izni ve komiser raporu mekanizması işletilmelidir.






