Boşanma davalarında ispat vasıtası olarak sunulan dijital delillerin, özellikle kamera ve video kayıtlarının hukuki niteliği Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve kişilik haklarının korunması çerçevesinde değerlendirilmektedir. Güncel yargı pratiğinde, delilin elde ediliş biçimi, mahremiyet alanına müdahale teşkil edip etmediği ve dürüstlük kuralına uygunluğu temel kriterler olarak kabul edilmekte olup bu yazımızda bu hususları detaylıca ele alacağız.
Boşanma Davasında Kamera Görüntüsü Delil Olabilir mi?
Boşanma davalarında kamera görüntülerinin delil olarak kabul edilebilmesi için öncelikle hukuka uygun yollarla elde edilmiş olması şarttır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ‘İspat hakkı’ başlığını taşıyan 189. maddesinin 2. fıkrasında yer alan ‘Hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz’ hükmü ile açıkça hukuka aykırı olarak elde edilmiş delillerin ispat gücü olamayacağı kanunlar ile düzenlenmiştir.
Delilin uyuşmazlıkla ilgili olması: Sunulan görüntülerin boşanma davasına konu olan kusur vakıalarını (zina, güven sarsıcı davranış vb.) kanıtlamaya elverişli olması bir diğer ifadeyle şüpheye yer bırakmayacak derecede ispatlar nitelikte olmalıdır.
Görüntünün gerçek ve değiştirilmemiş olması: Dijital verilerin manipülasyona açık yapısı nedeniyle, kayıtların orijinalliği önem arz etmekte olup kayıtların gerçekliği bilirkişi vasıtasıyla tespit edilir.
Görüntünün hukuka uygun elde edilmesi: Yargıtay, “Uygulamada kişilik haklarının, özel yaşam alanı ve sır alanının ihlâli sonucu elde edilen kayıtların delil olarak değerlendirilemeyeceği kabul edilmektedir” ilkesini benimsemiştir. Ancak çekimden haberdar olunması durumu hukuka aykırılığı ortadan kaldıran bir nedendir. Örneğin; “kadının ‘ya bak beni çekip durma, beni çekme, sen niye sürekli çekiyorsun senin amacın ne, neden çekiyorsun anlayamıyorum, napacan mahkemede delil olarak mı kullanacan’ şeklindeki videi içindeki beyanlarından erkeğin ortak konut içerisinde çekim yaptığının kadın tarafından bilindiği; bir başka ifade ile erkeğin bu çekimleri gizli olarak yapmadığı anlaşılacağından, bu tür kayıtların “kadının bilgisi dışında hukuka aykırı yolla elde edildiğinden söz edilemeyeceği” sonucuna varılabilir.
Gizli Kamera Kaydı Hangi Durumlarda Hukuka Aykırıdır?
Gizli kamera kayıtları, bireyin rızası dışında ve mahrem alanlarda yapıldığında hukuka aykırı kabul edilmektedir.
Özel yaşam alanlarının kaydedilmesi: Yatak odası, banyo ve misafir yatak odası gibi alanlar mutlak mahremiyet alanı kabul edilir.
Sürekli ve sistematik gözetleme: Eşin her hareketinin gizlice izlenmesi, özel hayatın gizliliğinin ihlali olarak nitelendirilmektedir.
Ev İçindeki Kamera Görüntüleri Delil Olabilir mi?
Ev içindeki kayıtların meşruiyeti, kurulum amacına ve tarafların bilgisine göre değişmektedir.
| Çocuk Bakıcısı/Güvenlik Kamerası | Hukuka Uygun | “tarafların ortak ikametgahında çocukların yardımcı kadın vasıtasıyla bakılması nedeniyle güvenlik kamerası bulunduğu ve bu güvenlik kamerası yoluyla elde edilen ve cd ortamına aktarılan delillerin hukuka aykırı olduğu iddiasının yerinde olmadığı” (Yargıtay 2. HD-2023/5161-2024/1950) |
| Eşten Habersiz Gizli Kamera | Hukuka Aykırı | “kadının erkekten habersiz şekilde eve kamera yerleştirerek erkeğin görüntülerini kaydettiği, bu şekilde elde edilen görüntü kayıtlarının hukuka aykırı delil olduğunun anlaşıldığı” (Yargıtay 2. HD-2023/8252-2024/4452) |
| Ortak Yaşam Alanı (Eski Görüş) | Hukuka Uygun (İstisnai) | “eşinin sadakatinden kuşkulanan davacı-davalının, birlikte yaşadıkları her ikisinin de ortak mekanı olan konuta, eşinin bilgisi dışında ses kayıt cihazı yerleştirerek… davranışlarını tespit etmesinde özel hayatın gizliliğinin ihlalinden söz edilemez” (Yargıtay 2. HD-2007/17220-2008/13614) |
Not: Güncel kararlar (2023-2024), eşten habersiz yerleştirilen düzenekleri “hukuka aykırı delil” olarak niteleme eğilimindedir (Bkz. Yargıtay 2. HD-2023/7928-2024/6359).
İş Yeri ve Ortak Alan Kamera Görüntüleri
İş yeri, apartman veya otel gibi alanlardaki kayıtların mahkemeye sunulması belirli usullere tabidir.
Kamera kayıtlarının mahkemeden istenmesi: Mahkemeler, özel hayatın gizliliğini gözeterek bu talepleri reddedebilir. Bir olayda, “mahkemece getirtilmesi talep edilen kamera kayıtlarının özel hayatın gizliliğine müdahale olduğu kabul edilerek getirtilmediğini” belirtilmiştir. Fakat ileri sürülen vakıaları ispat olarak önemli olan kayıtlar ve özel hayatı ihlal niteliğinde olmayacağı aşikar olan kayıtlar mahkemece celp edilmektedir.
Otel Kayıtları: Mahkemeden eşin otel kayıtlarının celp edilmesi istenebilir. Mahkeme ilgili kurumlara müzekkere yazarak kişinin otel kayıtları ile kaldığı odalara giren kişilerin bilgilerinin celbini talep eder. Bu uygulamada en çok zinanın varlığını ispatlamak amaçlı kullanılmaktadır.
Telefonla Çekilen Video ve Ekran Kayıtları
Eşin Kendi Kaydettiği Videolar: Eğer bir eş, kendi telefonuna bir görüntü kaydetmişse ve diğer eş bu görüntüyü kopyalayarak mahkemeye sunmuşsa, bu durum “sırf delil oluşturmak maksatlı” bir hukuka aykırılık olarak görülmeyebilir. Yargıtay’ın tutumu da bu yöndedir.
Casus Yazılımlar: Eşin telefonuna casus yazılım yüklenerek elde edilen veriler hukuka aykırıdır. “davalı kocanın, eşinin görüşmelerini hukuka aykırı olarak kayıt altına aldığı, bu kayıtları başkalarına göndermekle tehdit ettiği” vakıaları erkeğin tam kusurlu sayılmasına neden olmuştur (Yargıtay 2. HD-2023/7056-2024/3695).
Hukuka Aykırı Görüntünün Boşanma Davasına Etkisi
Delilin Dışlanması: Hukuka aykırı kayıtlar kusur belirlemesinde dikkate alınmaz. “davalı-karşı davacının evine yerleştirilerek alınan kamera görüntüleri yasa dışı elde edilen görüntüler olduğu için delil değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı” (Yargıtay 2. HD-2022/9952-2024/2449).
İspat Yetersizliği: Özellikle zina davalarında, tek delil gizli kayıt ise dava reddedilebilir; zira “birleşen dava dilekçesinde münhasıran zina hukuki sebebine dayalı açılan davada zinanın usulüne uygun delillerle ispat edilemediği” durumlar oluşmaktadır (Yargıtay 2. HD-2023/7996-2024/5004).
Tazminat ve Ceza Riski: Hukuka aykırı kayıt sunan eş aleyhine manevi tazminata hükmedilebilir (Yargıtay 4. HD-2022/14870-2025/6465) veya “özel hayatın gizliliğini ihlal etme, özel hayata ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa etme suçundan” hapis cezası verilebilir (Yargıtay 2. HD-2023/5880-2024/5701).
Kamera Görüntüsünün Doğruluğu Nasıl İncelenir?

Görüntülerin sıhhati için bilirkişi incelemesi esastır. Yargıtay, “adli emanette kayıtlı flash bellek ve telefondaki cinsel içerikli görüntülerin tamamı, bilişim uzmanı olan üç kişilik bilirkişi heyetine inceletilip, görüntülerin katılanın bilgisi dahilinde kaydedilip kaydedilmediği hususlarını denetime olanak verecek şekilde açıklayan rapor düzenlettirilmesi” gerektiğini vurgulamıştır (Yargıtay 4. Ceza Dairesi-2019/2286-2021/26683).
Avukatın Gözünden Dijital Görüntü Delilleri
Müvekkiller ile yaptığımız görüşmelerde anlatılan vakıaları nasıl ispatlayacağımızı uzun uzun konuşuruz. İspat araçları genellikle görüntüye dayandığında öncelikle bu kayıtları nasıl aldığımız, ele geçirdiğimizi öğreniriz. Öyle ki hukuka aykırı şekilde ele geçirilen kayıtların, müvekkilin aleyhine olabileceği, müvekkilin bir ceza soruşturmasıyla karşı karşıya kalabileceğini bilerek, bu bilinçle müvekkilleri uyarırız. Dijital görüntüler hukuka aykırı olduğunda, dijital görüntüleri gören tanıkların olup olmadığı da bir diğer soru olarak müvekkile yönlendirilir. Öyle ki kayıtların hukuka aykırı olması durumunda bunu gören tanıkların varlığı, hukuka aykırı kayıtları sunmasak bile tanıklarla kayıt içerisindeki vakıaları ispatlamamıza yarayacaktır. Dijital görüntüler davada en sık başvurduğumuz ispat aracı olsa da en titiz yaklaştığımız ipsat aracıdır aynı zamanda. Lehe olduğu kadar aleyhe sonuçlar doğurması da muhtemeldir.
Uygulamada En Sık Karşılaşılan Sorunlar
Uygulamada boşanma kararı alan kişilerin, hukuka aykırı şekilde dinleme cihazı, takip cihazı veyahut gizli ses kaydı alması sıklıkla karşılaştığımız sorunların başında gelmektedir. Bu gibi durumlarda müvekkillerimize muhtemel senaryoları anlatır, kendilerini uyarırız. Kayıtların hukuka aykırı şekilde ele geçmesi, davada bu kayıtları kullanamayacak olmanın yanı sıra başkaca aleyhe durumlar yaratacağı için kişilerin bilmeksizin başvurduğu ve bu kayıtlarla mutlaka davayı kazanabileceklerini düşündüklerinden kayıtları kullanamayacak olmanın hayal kırıklığını da yaşatmaktadır. Uygulamada kayıtların mahkeme tarafından geç celp edilmesi veyahut hiç celp edilmemesi durumları da görülmektedir. Bu durumda avukatın, mahkemeye talep ile bu hususu bildirmesi ve kayıtların geç olmadan celp ettirmesi gerekir. Öyle ki özellikle özel kurumlardan getirtilecek kayıtlarda, ilgili yerlerin kayıtların belli süre sonra imha edildiğine yönelik cevaplar verdiği görülmektedir. O sebeple ki iyi bir avukat kayıtları bir an evvel dosya arasına almak için dosyayı takip etmeli, mahkemeyi bu yönde yönlendirmelidir.
Görüntü Delili Kullanılırken Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
Alınan görüntü kayıtlarının hukuka uygun bir şekilde alınması, alınan kayıtların 3. kişilerle paylaşılmaması gerekir. KVKK ve TCK kapsamında hukuka aykırı olacak cihazlardan kaçınmak şarttır. Boşanma davasında lehe kayıt elde etmek için aleyhe sonuçlar doğuracak hareketlerden uzak durmanızı öneririz.
Sık Sorulan Sorular
Eşimin davranışlarını ispatlamak için eve gizli kamera koyabilir miyim?
Hayır, güncel Yargıtay uygulamasına göre “kadından habersiz olarak ortak konuta ses kaydı ve kamera tertibatı kurduğu… vakıalarının erkeğe kusur olarak yüklenmesi gerektiği” kabul edilmektedir (Yargıtay 2. HD-2023/7928-2024/6359).
Gizli kamera görüntüsü boşanma davasında delil sayılır mı?
Genel kural olarak hayır. “erkeğin ortak konuta gizli kamera yerleştirdiği ve resim, video ve ses kayıtlarını USB içinde mahkemeye delil olarak sunduğu, mahkemece hukuka aykırı delil olması nedeniyle bu delilin hükme esas alınmamasında bir isabetsizlik bulunmadığı” belirtilmiştir (Yargıtay 2. HD-2023/7996-2024/5004).
Gizlice video çekmek suç oluşturur mu?
Evet, özel hayatın gizliliğini ihlal suçuna sebebiyet verebilir. Ancak “yetkili makamlara sunmak amacıyla özel hayata ilişkin ses ve görüntülerini dinleme, izleme ya da kaydetme eylemlerinin hukuka mugayir olduğunu kabul etmek mümkün olmadığı” durumlar (ani gelişen olaylarda kanıtın kaybolmasını engelleme amacı gibi) istisna teşkil edebilir (Yargıtay 12. Ceza Dairesi-2022/6514-2025/471).
Hukuka aykırı görüntü sunarsam dava olumsuz etkilenir mi?
Evet, bu durum sunan tarafın kusur hanesine yazılabilir. “erkeğin evinde görüldüğü belirtilen görüntülerin kadın tarafından hukuka aykırı yöntemler kullanılarak elde edildiği, bu sebeple görüntülerin hükme esas alınmamasında yasaya aykırılık bulunmadığı” gibi kararlar mevcuttur (Yargıtay 2. HD-2022/9952-2024/2449).
Sonuç olarak; Yargıtay’ın güncel yaklaşımı, boşanma davalarında “Hukuka aykırı delil, hükme esas alınamaz” ilkesi üzerine kuruludur. Eşlerin birbirlerinin özel yaşam alanlarına (yatak odası vb.) müdahale ederek veya gizli düzeneklerle elde ettikleri kayıtlar, kural olarak delil vasfı taşımamakta ve sunan tarafın tazminat veya ceza sorumluluğuna yol açabilmektedir. Ancak güvenlik amacıyla önceden kurulmuş ve taraflarca bilinen kamera kayıtları ile ani gelişen bir suçun ispatı için zorunluluk arz eden durumlar bu kuralın istisnasını oluşturabilmektedir. Boşanma davalarında dijital delillerin “hukuka uygunluk” süzgecinden geçmesi zorunludur. Ankara Aile Mahkemeleri ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (Bölge Adliye Mahkemesi) uygulamalarında, özellikle yatak odası gibi mahrem alanlarda yapılan kayıtların mutlak surette reddedildiği görülmektedir. Avukatların, müvekkillerinden gelen gizli kayıtları dosyaya sunmadan önce, bu kayıtların “sistematik bir takip” sonucu mu yoksa “tesadüfi/güvenlik amaçlı” mı elde edildiğini titizlikle analiz etmesi gerekir. Hukuka aykırı delil sunmak, davayı kazanmak bir yana, müvekkilin ceza yargılamasıyla karşı karşıya kalmasına neden olabilir.
Ankara Aile Hukuku Avukatı Desteği
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her aile hukuku uyuşmazlığının kendine özgü şartları bulunduğundan somut olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Av. Akın Özbey olarak uzun yıllardır Ankara ilinde avukat olarak hizmet vermekteyiz. Boşanma davası, mal paylaşımı davası, ziynet alacağı davası, velayet davası, nafaka davası, soybağının reddi davası ve babalık davası gibi Aile Hukuku kaynaklı konularda müvekkillerimize hukuki destek sağlamaktayız.
Ankara’da aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarınız uzman ve deneyimli kadromuz ile profesyonel destek alarak dava sürecinizi alanında uzman bir avukatla yürütmek için hukuk büromuzla 0537 932 50 50 numaralı hattımız üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
Ankara boşanma davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
Ankara velayet davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
Ankara Mal Rejiminin Tasfiyesi yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
Ankara Nafaka Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
Ankara Aile Hukuku yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
Ankara Babalık Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız
Ankara Soybağının Reddi Davası yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız






